• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224

    "Zayıf Benlik Algısı Bağımlılığa Yol Açıyor"

    "Zayıf Benlik Algısı Bağımlılığa Yol Açıyor"
    17.07.2016 13:48
    Uzman Psikolog Naciye Tokaç, zayıf benlik algısının bağımlılığa yol açtığını söyledi.

    Uzman Psikolog Naciye Tokaç, zayıf benlik algısının bağımlılığa yol açtığını söyledi.

    Bağımlılığın kullanılan psikoaktif maddenin kişiye zarar verici sonuçlar doğurmasına karşın, ısrarcı bir şekilde maddeyi arama ve sürekli kullanma ile karşımıza çıkan, tekrarlayan bir bozukluk olduğunu belirten Psikoterapist/Aile, Çift Ve Evlilik Terapisti Psikolog Naciye Tokaç, "Bağımlılık Nörobiyopsikososyal bir bozukluktur. Buradan anlaşılmaktadır ki; bağımlılığa sadece nörolojik bir sorun olarak bakılamamakta; aynı zamanda psikoaktif madde kullanımının biyolojik işleyişi etkilerinden de bahsetmekteyiz. Psikoaktif maddeleri kullanmaya başlamak ve sürdürmekle ilgili psikolojik faktörler çok önemlidir. Bağımlı kişinin; sadece kendisi durumdan etkilenmekle kalmaz, aynı zamanda sosyal çevresi de olumsuz etkilenmektedir. Kişiyi bağımlılığa iten sebeplere baktığımızda ise; oldukça fazla etkenin rol oynadığını söyleyebiliriz. Bağımlılığın özellikle genç yaşlarda başlandığı durumlarda gencin ilgisinin akran gruplarına yönelik olduğu ve kabul edilme, beğenilme dürtüsünün yoğunluğu etkilidir. Özellikle sigara ve uyuşturucu / uyarıcı madde kullanımının bu etkenlerden beslendiğini söyleyebiliriz" diye konuştu.

    "Sevgisizlik ve ilgisizlik"

    Psikoaktif madde kullanımını etkileyen en önemli etkenin kişilik özellikleri olduğunu dile getiren Psikolog Naciye Tokaç, "Çoğunlukla kullanılan "zayıf kişilikli" tabiri bu kişileri yeterli tanımlamaya uymayan ve oldukça inciten bir tabirdir. Bu kişiler; yaşadıkları hazzı ertelemek istemeyen, anında ve çocuksu hazlar deneyimleyerek böylece yetişkinliğin sorumluluk ve mücadelesinden bilinçdışı kaçmak isteyen kişilerdir. Bu kişilerde doğal hayatın getirdiği olumsuzluklarla baş etme mekanizmasında yetersizlik düşünülmektedir. Psikoaktif madde kullanımına kişiyi yönelten bir diğer etken ise özellikle çocukluk yıllarından itibaren devam eden ve artan şiddetli aile içi çatışmalar ile sosyal çevrenin kişiyi destekleyici olmaktan uzak olmasıdır. Aile içerisinde ebeveynleri başta olmak üzere yeterli sevgi ve ilgiyi göremeyen bireyler, ilgi arayışını dış dünyada yapmaktadır. Bu kişilerin daha çok içe dönük, duygularını kolaylıkla ifade edemeyen, sevgiyi gösteren değil, sevginin gösterilmesini bekleyen, sosyal uyumlu, hayır deme becerisinde yetersizlik olan bireyler olduğu düşünüldüğünde; psikoaktif madde kötüye kullanımına yönlendirilmeleri kolay olacaktır. Psikoaktif madde kullanımının en kötü durumu ise kişinin korku ve merak duygusuyla başladığı maddeye bağımlılık kazandığını geç fark etmesidir. Psikoaktif madde kullanımı bir kısırdöngü halinde devam eder. Kişi "bir kereden bir şey olmaz" diyerek başladığı maddeyi kullanmaya "bir daha asla" diyerek devam etmek istemese de, kendisinin bağımlı olmayacağına, istediğinde bırakabileceğine dair yanlış inançları nedeniyle devam eder. Ve bu kısır döngü daima böyle devam eder" diye konuştu.

    "Tedavi olmayı istemelidir"

    Bağımlılığın çok yönlü bir bozukluk ise tedavisinin de aynı şekilde sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Psikolog Naciye Tokaç, "Öncelikle psikoaktif madde kullanan kişinin kullandığı maddenin kendisini kötü etkilediğini kabul etmesi ve tedavi olmak için gönüllü olması gerekmektedir. Buradaki gönüllüden kasıt; kesinlikle tedaviyi kendisinin onaylaması ve bu yönde istekli olmasıdır. Ardından bağımlılık tedavisi konusunda uzman Nörolog, Psikiyatrist ve Psikoloğun bir takım olarak çalışması ve bağımlı ile sosyal çevresinin de bu tedaviye katılımı, bozukluğun tedavisi için çok önemlidir. Son yıllarda bağımlılık bozukluğunun tedavisi konusunda oldukça fazla yol katedilmesiyle birlikte; bu tedavinin sadece bağımlı kişiyi ilgilendirmemeli; ailesi, sosyal çevresi, okul - iş yaşamı ve arkadaşlarının da tedavide destekleyici rol oynaması gereklidir. Tedavideki en önemli nokta ise psikoterapi ile kişinin zayıf benlik algısının ve yetersizlik hislerinin çalışılarak, kişinin değerlilik algısının yükseltilmesidir" şeklinde konuştu.

    Kaynak: Haber Kaynağı

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • 6 Ayda 85 Kilo Verdi23 Temmuz 2017 Pazar 11:08
  • ’Yemek Ye’ Baskısı İştah Kapatıyor22 Temmuz 2017 Cumartesi 13:03
  • Maydanozun 10 Önemli Faydası22 Temmuz 2017 Cumartesi 12:58
  • Erkekleri En Sık Tehdit Eden Hastalık: Prostat22 Temmuz 2017 Cumartesi 11:48
  • Yaz Aylarında Cilt Problemlerine Dikkat20 Temmuz 2017 Perşembe 13:03
  • Bebeklerde Gözyaşı Kanal Tıkanıklığına Dikkat20 Temmuz 2017 Perşembe 11:18
  • Şeker Hastalığı Diğer Birçok Hastalığın Habercisi Olabilir19 Temmuz 2017 Çarşamba 14:18
  • Fibromiyalji Hayatınızı Esir Almasın17 Temmuz 2017 Pazartesi 11:23
  • Çölyak Hastalığını Ciddiye Alın15 Temmuz 2017 Cumartesi 10:43
  • Şok Diyetlerle Verilen Kilolar Kısa Sürede Geri Geliyor14 Temmuz 2017 Cuma 11:03
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim