• BIST 108.489
  • Altın 151,356
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3266

    Zalimler Hakkaniyet Terazisinden Kurtulamayacaktır

    05.09.2015 12:11
    Kenan Kuru / köşe yazarı

    Kenan Kuru / köşe yazarı

    Biz kendimizi aramakta değil, kendimizi bulmak ümidini yitirmekten yahut aramak çabasını bırakmaktan korkmalıyız.
    Dünyanın önüne vakur görüntüsüyle gelen, temiz ve güzel çocuğun resimdeki ifadesi; “İnsanlık kendini aramakta olduğudur.” Müslümanlar ve çocukları dünyanın her yerinde, Ortadoğu’da, Asya’da, Doğu Türkistan’da tertemiz kalplerini dünyaya açamadan vahşi anlayışların hedefi durumundadır. Dünyada basınında da yer alan güzel çocuk deniz dalgalarıyla karaya gelmiştir. Çocuğun bu vahşetine neden olan anlayışın son olmayacağı görülmektedir. Kilisenin etkisinde olan batının çocuklar için ortada olan Evrensel beyanname akıllarına bile gelmemektedir. Dün başka bir vahşetle, bu günde denizin dalgaları arasında görülen özellikle Müslümanlara karşı insanlık suçu işleyenlere tepki duymayan Hristiyan dünyası insanlık tarihi önünde İkiyüzlü yaklaşımlarını izah edemeyecektir.
    Türk askerinin ise, deniz kenarındaki çocuğu kucağına alarak ebedi istirahate getirip bedeninin güzelliğinin toprakla bütünleşmesi rahatlığı olmuştur. Ancak, Anasından, babasından habersizliği ile ayrı bir hüznünü ve gözyaşını insanlığa yüklemiştir. Allah’tan rahmet diliyorum.
    Ey Dünyaya nizam verme çabasıyla ortada olanlar, neredesiniz?
    Allah’ı arayan düzenden söz eden, inanan zavallılar nerede?
    Bu masum tertemiz güzel çocuğun Allah’ın rahmetine kavuşmasına kararmış kalplerinizle engel olamadınız, vakur görüntüsü bile sizi rahatsız etmekte değil midir?
    Güzel çocuğun şahadetiyle tezahür eden varlık âlemi, denizin kenarında yalnız ama milyonlarca insanlığın dualarıyla mutlak bir hakikatin peşindedir.
    Dünya ile hesabı olanların deney ve gözlem oyunlarında oltalarına takılan Müslüman ve Türk varlığını yalnızca maddenin içinde görmelerine son vermek gerekmiyor mu?
    Yoksa kendi hesabi içinde maddenin getirdiklerinden geri durmayan batı, AB, BM, vb. İnsan haklarından dem vuranlar kendi düşüncelerinin oltasına takılanlara, renk diyor, şekil diyor, hareket diyor, netice diyor. Bu gün batının Madde dünyası ve bütün ortada olan nedenlerinin çarkları arasında insanlık öğütülüp teslimiyete zorlanılmaktadır. Zaman içinde toplumlar kendi arzu ve isteklerini, kendi anlayışlarına göre “var” kabul etmekte ve geçerli görmektedir. Gerçek Var’ı tanıdığını, sevdiğini saydığını hatırlatmak, Müslüman olduğu için çocukların bile baskı, zulüm ve yaşama hakkının alınmasında sakınca görmeyen zalimlere öncellikle Müslümanlar dur demelidir.
    Özellikle Asya’da, Ortadoğu’da Müslümanlar objektif manada ve bu gün bilinen şekli ile maddenin getirdikleri adına aklın kanunları olarak değerlendirilmekte değil midir?
    Dünya nizamini elinde bulunduran Osmanlı-Türk varlığı ile1299-1453 arasında devlet, 1453’ten sonra bir imparatorluk, 1923’ten sonra ise Türkiye Cumhuriyetidir. Yönetim döneminin hiç birinde baskı ve zulüm etmemiştir, adaleti şiar edinmiş olduğuna tarih şahittir. Geçmişin hatırlanmasıyla bu günü değerlendirmek çok daha gerçekçi bir yaklaşımdır. Zalimlerin hakkaniyet terazisinden kurtulamayacakları insanlığa bildirildiği halde, Müslüman dünyası neden sessiz kalmaktadır.
    Ölüm haberi gelmeden,
    Ecel yakamız almadan,
    Azrail hamle kılmadan,
    Gel dosta gidelim gönül.
    Diye Yunus’un ifade ettiği “ölümden önce ölmedir.”
    Mutlak varlık olan Allah’tır. Vakur görünümü olan güzel çocuk mutlak varlığa gitmenin özlemi içindedir.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim