• BIST 108.489
  • Altın 151,356
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3266

    “Yoksulluk” CHP ve

    14.03.2011 14:36
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    “Anafor Akıntılar”

    Anlaşılan o ki, önümüzdeki seçimlerde de, bazı siyasi kadroların, “yoksulluk” üzerinden popülist söylem ve yöntemlerle, oy alma ve seçim kazanma yoluna başvuracakları görülmektedir.

       Aslında, bu tür siyaset anlayışının malzemesi olarak görülen yoksulluk gibi halkın yaşam şartlarını zorlaştıran sorunların, bu kesimler tarafından bir kere daha kullanılmak maksadıyla, her zaman muhafaza edildikleri gerçeği, artık geniş  halk kitleleri tarafından gün geçtikçe daha iyi anlaşılmakta ve işin özü kavranılmaktadır.

       Aslında, işin özü, bu tür yöntemlerle halkın oyunu alarak seçilenlerin, seçenlere vaat ettikleri, sorunlarını çözme ve yaşam şartlarını kolaylaştırma yerine, kendi-kişisel sorunlarını çözmüş  ve yaşam şartlarını kolaylaştırmışlardır.

       Maalesef, ülkemizdeki mevcut politik süreç, uzun yıllar ağırlıklı olarak böyle işlediğini hep beraber gördük ve yaşadık.

       Hiçbir zaman, toplumsal olayların ve sorunların, dinamik süreçlerine inilmemiştir.

       Toplumsal sorunların iktisadi, politik ve özellikle psiko-sosyal analizleri yapılmamış, evrensel çapta ve kalibrede yetişmiş kadrolarca yönetilen kurumlar oluşturulmamış ve yeterince kaynak üretilememiştir.

       Bunun yerine, günü kurtarma ve popülist politikalarla varabildiğimiz yer, yaşam kalitesi acısından dünya sıralamasında,  istatistiki raporlara göre yanlış hatırlamıyorsam  seksen altıncı sırada.

       Yine, dünyada en mutlu ve refah içinde yaşayan insanların yaşadığı kent sıralamasında, Kopenhag birinci, Paris yedinci ve İstanbul ise doksan dördüncü sırada.

       Kabul edelim etmeyelim, bunun anlamı, koskoca bir yüzyılı bir fiyaskoyla ıskaladığımızı gösterir şühhesiz.

       Ve gelelim yoksulluk üzerinden siyasal paye toplama gayretlerine.

       Birkaç gün önce SkyTürk TV ekranlarında, Yeni Şafak gazetesinden adını hatırlayamadığım bir gazeteciyle CHP’nin PM üyesi, genç isim Sn.Enver aysever ile seçim üzerine yapılan bir söyleşiyi ilgiyle izledim.

       Konu, ekranın alt kısmında yazılıydı.  “seçim, yoksulluk üzerine odaklanıyor

       Partisine taze kan katacağı öne sürülen ve medyada kendini göstermiş, donanımlı ve birikimli bir kadro transferi gözüyle bakılan , gazeteci ve TV yapımcılığı sayesinde ekranın pozitif  avantajlarını da kullanarak partisine oy katacağı düşünülmüştür, mutlaka.

       Ama gel gör ki,yine o eski tip politik kadroların propaganda yöntemleriyle  yoksulluk üzerinden yaptığı hamasi söylemlerle kitleleri etkilemeye çalışması, en azından kendi kuşağına yakışan bir duruş değildi.

       Üstelik bir yazar yönü de olan bu zat-ı muhteremin, yoksulluk gibi iktisadı ve sosyal yönüyle oldukça girift bir yapı arz eden ve tarihsel gelişim sürecini hiç irdelemeden, yoksulluk gibi önemli bir kavramı, salt Turgut Özal’ın ve Kemal Derviş’in-kendi deyimiyle- ekonomide uygulanan  neo-liberal politikalara indirgemesi ve bu politikaların uygulanması  sonucunda, daha da bozulan ekonomik yapının bir ürünü olduğunu izah etmeye çalışması üzücü ve düşündürücüydü.

       Oysa ki, yoksulluk kavramı, o düzeyde bir yaklaşımla izah edilecek basit bir konu değildi.

       Sn. Ayseven;

       Yoksulluğun iktisadi ve toplumsal analizleri 16. ve 17. yüzyıllarda yapılmaya başlanmıştı.

       Speenhmland’dan - Thomas More’a ,Quakerler’den - John M’Farlane’a, Townsend’den - Mathaus’e,   David Ricardo’dan - Keynes’e,  Adam Smith’ten - Max Weber’e  kadar uzanan  ve yüzyıllar boyu modern toplumun oluşumuna katkıda bulunan daha nice bilim emekçilerinin temkinli ve özverili uğraşları sonucu elde edilen  uygarlık birikimlerine saygı duymak için, hem gerçekçi hem de ahlaklı olmamız gerekmez mi?

       Sn. Ayseven,

    Bendenizden, za’ti alinize bir öneride bulunmam, ne haddime.

    Ama, konu ile ilgili bir başyapıt olan Karl Polanyi’nin “Büyük Dönüşüm” adlı eserinin “Sefalet ve Ütopya” başlığına(sayfa :158) bir göz atsaydınız ya,

        Umarım o zaman anlardınız,  günümüzde modern iktisadi kuramlarda, yoksulluk sorununun merkezinde birbiriyle yakından ilintili iki konu olan sefalet ve politik iktisat kavramlarının, modern bilinç üzerindeki etkilerinin keşfedildiği ve bu ve benzeri gelişmeler sonucu yoksulluğun ve diğer toplumsal sorunların şifrelerinin  çözüldüğü ve nihayetinde bilgi toplumuna ulaşıldığını.

    Sn. Ayseven, bildiğim, okuduğum ve öğrendiğim kadarıyla herkesçe de kabullenen bir  “ana yasa” var.

    “Evrenin ekonomik alanını yöneten yasalar, diğer alanları yöneten yasalarla da uyum içindedir.”

     Bu doğal yasaya bir itirazınız olur mu?

    Bilemem.

    Ama, eğer yoksa, ekonominin ilkeleri  de tıpkı diğer bilim dallarının , örneğin; fizik, kimya, tıp ve hatta hukuk gibi evrensel olduğu, bu ilkelerin, ülkeden ülkeye, partiden partiye, kişiden kişiye göre değişmediği, değişemeyeceği gerçeğini de kabullenmeniz gerekmez mi.?

    Ve Sn. Ayseven,

    Bu “doğal anayasalar” ile “oligark”lar tarafından hazırlanan “darbe anayasaları”nın uyumlu olduğu  ve uyumlu çalıştığı  dünyanın neresinde görülmüştür.

    Buna da bir itirazınız yoksa, uluslararası çapta tecrübe birikim ve donanıma,üstelik yukarıda değinmeye çalıştığımız ekonominin evrensel kurallarını uygulayan bir meslek formasyonuna sahip olduğu genel kabul gören Kemal Derviş’i, önce IMF” nin görevlendirdiği icra memuru ilan edip, sonra partiye kabul edip, hatta genel başkan adaylığını gündeme taşıyıp, sonra da partiden ihraç etmenin, şimdi de ülkedeki yoksulluğun ve sefaletin faturasını ağırlıklı olarak bu kişinin uyguladığı iktisadi politikalara  çıkarmanın mantığı, doğal olan insan aklındaki ilkelerle uyumlu buluyormusunuz?  Ne dersiniz?

       Takdir kamuoyunundur.

       Lakin, görünen odur ki, (bilmeden ya da farkında olmadan  da olsa) hala o mel’un ve kanlı “oligarşi” bataklığında, ortaçağ akıntılarına kapılıp kürek çeken ve ara sıra da ters yüz olan “anafor”lar, yeni dünya oluşumlarına ve dönüşümlerine karşı nereye kadar direnebilirler ki.?

       Velhasıl, umarız bu sefer tutmaz.

       Yoksulluk ve sefalet edebiyatı yapıp, sorun ya da sorunlar için sunulan çözüm önerileri, aklı ve mantığı ölçü almayıp, hamasi nutuklarla popülizm yapanlara  bu sefer oy yok.

       Her ne kadar ülkemizde hala büyük bir çoğunluğun hiçbir şey okumadığı ve yoksulluklarını  talihsizliğe bağladıkları bir ülkede yaşasak bile…

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim