• BIST 107.791
  • Altın 151,401
  • Dolar 3,6652
  • Euro 4,3268

    YGS SONUÇLARI TRABZON’U ÜZÜYOR!

    04.04.2013 10:25
    Hasan Suiçmez / yazar

    Hasan Suiçmez / yazar

    Hepimiz sorumluyuz ve peşinen suçluyuz. Çünkü Trabzon’umuzu eğitimde hak ettiği başarı seviyesine ulaştıramadık. Bilindik metotları tekrar etmekten başka, acaba hangi il bu yıl ilk ona girecek merakımızı gidermekten öte, çok da fazla bir şey yaptığımız söylenemez.

    Okullar, eğitimciler, anne babalar bir koşuşturma içinde, ancak yeterli değil. Çünkü plan ve program pragmatik, pedagojik ve pratik değil! Her yıl ilk 10’a giren illerin çalışma programlarını yeterince inceleyip kazanımlarından yararlanma becerimiz eksik. Bu iller neden başarılı oluyor incelemesine bile yıllarca ihtiyaç duymadık. Yıllarcafarklı mekânlarda ve eğitim ortamlarında yaptığımız değerlendirmeleryeterince dikkate alınmadı.

    Bir İl eğitim komisyonu kurup başarılı illerin başarı metotlarını yerinde inceleyip kendi ilimizin durumu ile irdeledikten sonra kendi çalışma haritamızı çıkaralım temennilerimiz yıllarca uygulama imkânı bulamadı. Esasında Üniversitemiz bu iş ile hiç ilgilenmiyor gibi görünüyor. Üniversitemizde, bir doktora öğrencisine bile böyle bir görev verilip bilimsel bir çalışma yaptırılabilir.Başarısızlığımızın sebebi olarak; ilimizdeki meslek liselerinin öğrenci sayıları fazlaymışta, bunların imtihan heyecanları ve istekleri yokmuşta” açıklamaları ile geçiştirildi.

    Hâlbuki bu doğru değildi. Her yıl ilk 10’a giren illerin meslek lisesi öğrencileri de kendi nüfuslarına göre bizden geri değildi. Her yıl birinci ya da ikinci olan veya ilk 10’a giren şu küçücük Burdur İl’ine bakarmısınız! Kırşehir, Antakya, Isparta, Aydın, daha dün Konya’nın ilçesi olan Karaman, Denizli, yine daha dün Zonguldak’ın ilçesi olan Karabük! Allah aşkına söyler misiniz bu illerin Trabzon’dan neyi fazla! Hatta bu iller Trabzon’un imkânlarını kaç yıl daha yatırım alırlarsa elde edebilirler!

    Eksiğimiz yok, fazlamız çok, ama başarı yok: Neden?

    Bilimsel olarak Trabzon’un başarısızlığının temel sebebi şudur:

    Her seviyedeki öğrencimiz dinlemeyi bilmiyor, dinlemiyor. Kanaatime göre temel sorunumuz budur! Bu konuda bölgemizde bilimsel bir çalışmanın yapılması ve bunun sebebinin ortaya çıkarılması çok mühimdir. Dinlemiyoruz ve dinlemeyi bilmiyoruz! Kimse bunun aksini iddia edemez! Doğal olarak da öğretmenini dinlemeyen öğrenci anlamıyor, anlayamadığını tekrar gidip dershaneden öğrenebileceğini zannediyor, orada da dinlemiyor ve başarılı olamıyor. Esas sıkıntı yapılan çalışmaların yetersizliği değil, biraz da, eksikliğin ne olduğunun tespit edilip, bu tespitin toplum tarafından kabul görmemesidir! Öncelikle bunu aklımızda tutalım. 34 yıllık meslek hayatımda bölgemiz için söylüyorum; karşısındakinin sözünü bitirene kadar dinleyen bir insan tipine ben rastlamadım!

    Öğrenciler ne diyor?

    Genelde sistem değişikliklerinin adeta beyinlerini döndürdüğünü, eğitime odaklanacak uzun soluklu bir süreci hiç yaşamadıkların dile getiriyorlar. “Sınavların isminin ÖSS, ÖYS, YGS, LYS isimleri altında sürekli değişmesi gibi, okulların isimlerinin bile yerinde durmaması. Şu okuldan mezun oldum deme imkânımız bile elimizden alınmış, bu psikolojik operasyon ortamında başarı nasıl gelsin? Biz öğrenciler olarak elbette ki çok hatalıyız!

    Ancak okullarımızda Eğitim, öğretim ortamının dengeli olmasını istiyoruz. Ne eğitim ağır basmalı ve ne de öğretim ağır basmalıdır. Velilerimizin çocukları üzerindeki her dediğini yapma arzusu biz öğrencilerde rahatlık oluşturuyor. Marka merakı bizi yedi bitirdi. İyi giy, lüks yerde otur,  gerisi masal anlayışı bizi karaya oturttu. Birçok öğretmenin emeklilik yaşlarının dolmasına rağmen, sırf emeklilik maaşı ile geçinemeyeceği korkusuyla, istemeyerek mesleğine devam etmesi verimliği düşürmektedir. Ayrıca okuma yeteneğinin dışında yazma konusu da Türkiye de tamamen rafa kaldırılmış. Çoğumuz duygu ve düşüncelerimizi düzgün cümlelerle yazarak aktarma becerisinden çok çok uzaktayız. İnternet bizim yazma becerilerimizi öldürdü!”Öğrencilerimiz çokda haksız görülmüyor!

    Biz ne yapmalıyız?

    Bilmemiz gereken başka bir şey, yapmamız gereken çok şey olduğunu bu acı tecrübelere rağmen hala anlamak istemiyorsak bunun bir sebebi olmalıdır! Bilmemiz gereken; Trabzon olarak YGS ve devamındaki LYS de yuvarlak olarak Türkiye sıralamasında 35-40. sıralarda olduğumuz gerçeğidir. Yapmamız gereken ise; konuları geçiştirmeden, yeterli ve gerekli iradeyi ortaya koyarak konuyu değişik sosyal kesimlerin de katılımı ile masaya yatırmak, tartışmak, teklifler üzerinde görüşmeler yapıp bir sonuç elde etmek ve gelecek yılın ciddi bir planlamasını yapmaktır.

    Bunun için başarılı illerin mutlaka başarı durumları incelenmelidir. Kurulacak bir komisyonun çalışmaları ile önce bu illerin başarı haritaları incelenecek, sonra ilçelerimize kadar çalışmalar detaylandırılacak, en sonunda da il değerlendirilmesi yapılarak, eğitim fakültelerimizin ve K.T.Ü ilgili birimlerinin de görüşleri alınıp bir çalışma takvimi çıkarılıp tavizsiz uygulanmalıdır. Bunun dışında başarı aramak ancak hayalcilik olur ki, zaten biz onu yıllarca en iyi şekilde yapıyoruz!

    Şurası da unutulmamalıdır ki; eğitimde başarılı olmak sadece okulların ve öğretmenlerin çalışmalarıyla olmaz. Burada toplumun bütün katmanlarına önemli görevler düşmektedir. Aile ise bu işin temelidir. Okunmayan kitapları okullara dağıtmak ile YGS de bütün sorular yorum ağırlıklıdır, okuyun çocuklar; açıklamalarıyla başarı gelmez. Türkiye de her zaman yapılacak çalışmaların bir ölçeği gibi görülen Trabzon’un YGS ve LYS sınavlarında beklenen başarıyı elde edememesi kaderi olmamalıdır ve de değildir? Her türlü imkânlarla donandırılan okullarımızdan tutunda, silsile yoluyla bütün çalışanlarımızın bu sonuçlar üzerinde ciddiyetle düşünmeleri gerekir.

    Vatandaşlarımızın her türlü sorunlarıyla ilgilenmeleri gereken siyasetçilerimizin de bu işe el atmaları, ilgili birimleri harekete geçirmek için inisiyatif kullanmaları, toplumun bütün katmanlarına eşit olarak katkı sağlamak isteniyorsa; bunun yolunun eğitimdeki başarıdan geçeceğinin şuurunda topluca hareket edilmesi gereğinin bilinmesi en önemli beklentilerimiz arasındadır. Trabzon için artık bir Rönesans’a ihtiyacımızın olduğu kararlılıkla ortaya konulmalıdır.

    Şurası da bilinmelidir ki; YGS ve LYS sınavı lise son sınıfta kazanılamaz. Bu imtihan ilkokulun birinci sınıfında başlayıp, Liselerin 12. sınıfında biten bir süreçtir. Her seviyedeki kurum yetkilileri bunu böyle bilip kendi üzerine düşeni yaparsa, sonuç beklentilerimizin üzerinde olacaktır. Bu sürecin ayrıca rehberlik açısından sürekli denetlenmesi de olmazsa olmazlardandır. İlkokul 3.sınıftan itibaren çocuklarımıza mutlaka okuma sevgisi kazandırılıp, ortaokuldan itibaren denetimli olarak günlük bir ders saatinin mutlaka kitap okumaya ayrılması çok önemlidir. Türkiye de bugün inanılmaz bir okuma tembelliği yaşanıyor. Nüfus oranına göre bir kişi on yılda bir kitap okuyorsa acil olarak tedbirler almamız gerekmektedir.

    En önemlisi ise, eğitimin temel dinamiği olan öğretmenlerimizin yeniden heyecanlandırılıp mesleğe ruh olarak döndürülmeleridir. Kim ne söylerse, neyi söylerse söylesin, öğretmene bu heyecanı kazandıramadıktan sonra, hiçbir teknolojik imkân tek başına yeterli olmayacaktır. Öğretmene heyecan vermek, sadece onun aldığı maaşı, bazı ülkelerin öğretmenlerinin maaşları ile karşılaştırıp; onlardan fazla maaş aldığını söylemek ile olmaz. Bu heyecan köy enstitülerinde, Öğretmen okullarında ve Anadolu Öğretmen Liselerinde nasıl verilmiş ise bu örnek alınarak daha da geliştirilebilir.

    Ekonomik yönden öğretmenlerimizin ihtiyaçlarının karşılanması ve kendilerinin toplumun en değerli çalışanlarının olduğunun söylem ile değil eylem ile ortaya konması çok önemlidir. Koruyucu hekimlik olduğu gibi koruyucu öğretmenlik neden olmasın! Yaşadığı köyden 100-150 km mesafeye taşınan, köy ve köylü ile ilçe halkı ile kaynaşamayan, öğrencisinin sosyal yapısını ve aile ortamını bilemeyen, öğretmenler nasıl öğrencisini başarılı kılabilir ki;

    Bu yazıyı daha uzatmamak ama konuyu gerektiğinde çok uzatıp irdelemek için şunu da söylemek isterim: Allah aşkına İl olarak bu konuya eğilelim. Her yıl hangi ildeki hangi okulların birinci çıkaracağını takip edip, ilan edilen sonuca “Vay anasına” demekten yorulduk.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Emin Bülent Türkoğlu
    10 Nisan 2013 Çarşamba 09:38
    Böyle olacağı belliydi!
    Ne bekliyordunuz ki.Eğitime partizanlığı sokarsanız oradan başarı kaçar. Fen Lisesi ile at başı giden bir başarının mimarı Araklı Anadolu Öğretmen Lisesinin müdürünü köy ilkokuluna sürerseniz böyle olur!
    78.186.3.138
    Selim
    04 Nisan 2013 Perşembe 10:51
    Ah bi dinleyebilsek !
    Dinleyebilmek büyük beceridir, kolay değil Hocam. Hep şartlanmalar, değer yargılarıyla hareket ediyoruz, durup dinleyip düşünerek hareket etmiyoruz, şak diye cevabı yapıştırıyoruz, çünkü belli bir yaşa kadar ne öğrenmişsek artık davranış kalıplarımız o öğrendiklerimizin dışına çıkmıyor. Dinleme ihtiyacı duymuyoruz artık, herşey otomatikleşiyor. Karşımızdaki konuşmaya başlayınca biz aklımızdan vereceğimiz cevabı hazırlamakla meşgul oluyoruz. Böyle yetişincede öğrencilerde hocalarını dinlermi...
    95.9.224.15
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim