• BIST 104.001
  • Altın 145,505
  • Dolar 3,5061
  • Euro 4,1839

    Yds’ye Girecek Olanlar Dikkat!

    Yds’ye Girecek Olanlar Dikkat!
    04.04.2015 15:43
    Mustafa Özay, binlerce kişinin katılımıyla 5 Nisan’da uygulanacak olan Yabancı Dil Sınavı’nda dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. Özay ayrıca, sınava girecek olanlara süreyi dikkatli kull...

    Mustafa Özay, binlerce kişinin katılımıyla 5 Nisan’da uygulanacak olan Yabancı Dil Sınavı’nda dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. Özay ayrıca, sınava girecek olanlara süreyi dikkatli kullanmaları uyarısında bulundu.

    Yılda iki kez uygulanan ve 12-25 Şubat tarihleri arasında başvuruları yapılan Yabancı Dil Sınavı’nın (YDS) İlkbahar Dönemi, 5 Nisan tarihinde ÖSYM tarafından Türkiye genelinde gerçekleştirilecek. Binlerce kişinin ter dökeceği sınav, yarın saat 09.30’da başlayacak ve 150 dakika sürecek. Türkiye Çevirmenler Derneği çevirmenlerinden ve www.ingilizcebitmistir.com’un sahibi Mustafa Özay, YDS ile ilgili önemli bilgiler verdi. Son yıllarda uygulanan dil sınavlarındaki soruların oldukça zor olduğunu ve Türkiye’de bu sınava uygun dil eğitimi verilmediği belirten Mustafa Özay, “Maalesef bu sınav Türkiye’de verilmeyen İngilizcenin sınavıdır. Çünkü Türkiye’de bu sınava uygun bir eğitim yok. YDS’de her soru dikkatlice okunmalı, analiz edilmeli ve çözülmeli” diye konuştu.

    “DİL SORULARINDA TAKTİK OLMAZ”

    Dil sınavlarında taktikler geliştirmenin olumlu sonuçlar vermeyeceğini belirten Mustafa Özay, “Sınava girecek olanlar, bazı kısa yollarla veya pratik yöntemlerle soru çözmek gibi aldatmacalara itibar ediyor. Oysaki dil sorularında kesinlikle taktik olmaz. ‘Şunu görürsen bunu işaretle’ tarzındaki yaklaşımlar büyük bir saçmalıktır. Zaten insanlar, taktiklere kafa yorarken sınav süresini tüketiyorlar. Matematik ve Geometri gibi alanlarda taktik ve teknik gibi yöntemlerle soru çözülebilir ancak yöntemler bile bir alt yapı gerektirir. YDS’deki tek taktik, her soruya düşen saniyeye hesaplamaktır. Çözümü kısa süren sorulardan kalan saniyeleri de uzun süren sorulara aktarmak gerekir” dedi.

    “HER BRANŞTAN GÜNCEL METİNLER OKUNMALI”

    YDS’ye hazırlanan kişilerin her türlü branşla ilgili güncel metinler okumak zorunda olduğunu ifade eden Mustafa Özay, “Her branştan gelen sorular YDS’yi çok daha zorlu bir hale getiriyor. Bu nedenle YDS’ye hazırlananlar, her türlü branşla ilgili güncel metinler okumalıdır. Ancak bu şekilde karşılarına çıkan cümleleri daha kolay anlayabilirler” dedi.

    Mustafa Özay, YDS’ye hazırlanan adayların bilmesi ve sınavdan önce incelemesi gerekenler hakkında ise şu bilgileri sıraladı:

    "In the mean time: Bu arada

    Soon after: Hemen sonra

    The minute: -ir...mez...maz (the moment that)

    Sooner or later: Er ya da geç

    Lack: -e sahip olmamak, yoksunluk, eksiklik

    Sooner/would sooner..than: -dense..yi tercih

    More and more: Giderek daha çok

    Speaking generally: Genel olarak

    In the long run: Sonunda

    Straight away: Derhal, hemen

    More often than not: Çoğu kez

    Strange as it may seem: Tuhaf ama

    At last: Sonunda

    Strangely enough: Tuhaf ama

    Much as: Her ne kadar... -sede -sada

    Strictly speaking: Kesin olarak söylemek gerekirse

    In the light of: Işığında

    Subject to: Maruz kalmak

    Much less: Şöyle dursun

    Subsequent: İzleyen

    At long last: En sonunda

    Subsequent to: -ı takiben, -den sonra

    Much rather: -dense...iyi yeğlemek

    Successive: Birbiri ardına

    In the hope that: Ümidiyle

    Such...as: gibi, kadar

    Much the same: Hemen hemen aynısı

    Such as it is: Kusurlarına karşın

    Last but not least: Sonuncusu ama önemsizi olmamak

    Such/as such: Belirtildiği şekilde

    Much to one’s noun..much to my surprise, she was ready.

    Such as to: -ecek şekilde

    In the hands of: ellerinde, denetiminde

    Such/(no)such thing as: diye bir şey (yok)

    Such that: Öyle ki

    Much too: Çok fazla

    Suppose: Diyelim ki

    Last of all: Son olarak

    Supposed to, be: -meli-malı

    Must: Zorunluluk, mantıksal çıkarsama, gereklilik, insani zorunluluk, serzeniş

    Supposedly: Olduğu varsayılan

    In the guise of: Kılığında

    Supposing that: Diyelim ki

    Must have: Geçmişe ilişkin tahmin, zorunluk

    Sure enough: Beklendiği gibi

    Late: Geç, son zamanlarda, merhum

    Surprisingly: Şaşırtıcı biçimde

    Namely: Yani, isim vermek gerekirse

    Take: Sürmek, gerektirmek

    In the form of: Şeklinde

    Thanks to: Yüzünden, nedeniyle, sayesinde

    Naturally: doğal olarak, kuşkusuz

    That: Şu, adı geçen, bu

    Of late: son günlerde

    That is: Yani

    Near: Yakın...at or to or within a short distance, no great distance from

    That is to say: Yani

    In the first place: İlkin

    Nearby: Yakın, close at hand, adjacent, neighboring, not far away

    Later on: Daha sonra

    That is why: İşte bu yüzden, bunun için

    Nearly: Hemen hemen

    The fact of the matter: İşin gerçeği

    In the face of: Yüzünden

    The few: Küçük bir gurup

    Necessarily: ille de, zorunlu olarak

    The first/last but one: Bir önceki

    Latter: Sözü edilen iki şeyden ikincisi

    The late: Merhum

    Needless to say: Söylemeye hiç gerek yok ki

    The long and the short of it: Kısaca

    In the event that: Eğer, şayet, şartıyla

    The minute: -ir..mez

    Needn’t: Zorunda olmamak

    The number of: Sayı

    At least: En azından, hiç olmazsa

    The other way round: Tam tersine

    Needn’t have: Geçmişte yapmak zorunda olmadığımız ama yaptığımız şeyler

    The others: Diğerleri

    In the event of: Takdirde

    The present: Günümüz, şu anda

    Neither..nor: Ne....ne de..

    The same as: İle aynı

    Not in the least: Hiç

    Then: O zaman, ondan sonra, o halde, o zaman ki

    Never mind: Boşver, aldırma

    Then again: Diğer taraftan

    In the end: sonunda, zaman, süreç olarak (sübjektif at kullanımı değil)

    Then and there: Hemen ve orada

    Nevertheless: Fakat, ama, yine de

    Thence: Oradan, bu nedenle

    Least of all: En az

    Thenceforward: Ondan, o zamandan sonra

    Next but one: Önümüzdeki, bir sonraki

    There again: Ek bilgi verilirken kullanılır

    In the dead of the light: Gecenin koyusunda

    There and back: Gidiş dönüş mesafesi

    Next to: Bitişik, yakın

    Therefore: Bu yüzden, bu nedenle, dolayısıyla

    Less and less: Giderek daha az

    Therein: orada, o şekilde

    Next to impossible: Hemen hemen imkansız

    Thereof: Oradan, onunla ilgili

    In the course of: Zamanla, zaman içinde

    Thereupon: Bunun sonucu olarak, ondan hemen sonra, bunun üzerine

    Next to nothing: Çok az, hemen hemen hiç

    Therewith: Bununla birlikte, buna ek olarak

    No less than: -den az değil

    Think better of it: Yeniden düşünmek, fikrini değiştirmek

    Nil: Sıfır, hiç

    This and that: Şu ya da bu, ıvır zıvır şeyler

    In that case: Bu durumda

    This is why: Bu nedenle

    No doubt: Hiç kuşkusuz

    Thoroughly: Tamamen bütünüyle

    Lesser: Daha az önemli

    Though: -e rağmen

    No less a(person etc.) than: Hiç de daha az, önemsiz

    Thrice: Üç kez, üç kere, üç defa

    In that: Açısından

    Through: Bir uçtan öbür uca, baştan sona, içinden

    No longer: Artık

    Through and through: Her tarafı, her yönden

    Let alone: Şöyle dursun

    Throughout: Baştan başa, her tarafında, boyunca

    No matter: Nereye, kim, ne kadar, nasıl olursa olsun

    Thus: Bu nedenle, böylelikle, bu yüzden

    In terms of: Şekliyle, yoluyla

    Thus far: Şu ana kadar

    No more/less..than: -den daha fazla/az

    Till: -e kadar

    Liable: eğilimli, sorumlu olmak

    Yet again: Bir kez daha

    No other than: -den başka (değil)

    Year in year out: Yıllarca

    In support of: Destekleyerek

    Year by year: Yıldan yıla

    No soooner.....than: -ir..mez, henüz...dı ki

    Year after year: Yıllarca

    Likelihood: Olasılık

    Wrongly: Yanlışlıkla

    No use: Yararsız, faydasız

    Would sooner..than: -dense

    In succession: Birbiri ardına

    Would rather: -ı yeğlemek

    No way: Asla

    At worst: En kötüsü

    Likely to/be: Eğiliminde

    Worse stil: Daha da kötüsü

    No wonder: Şaşılacak bir şey yok

    Without so much as: -sızın

    In spite of the fact that: -e rağmen, karşın

    Without regard to: -i dikkate almaksızın

    Seldom: Nadiren, nadir olarak

    Without question: Hiç kuşkusuz

    Little by little: Yavaş yavaş, parça parça

    Without doubt: Hiç kuşkusuz

    Self: Kendisi

    Without: -siz, sız, meksizin, maksızın, meden, madan

    In spite of: -e rağmen, karşın

    Within: İçinde

    Shall: Öneri, gelecek zaman endikatörü, söz, buyruk, kesinlik

    With this in mind: Aklında olarak

    Little different: hemen hemen aynı

    With this: Bununla, bunu belirterek

    Shall have (perfect modal): Gelecekte belirli bir anda tamamlanacak olan eylemler

    With the exception of: Hariç, dışında

    In short: Kısaca, söylemek gerekirse

    With respect to: Hakkında

    To be at a loss: Şaşkın, ne yapacağını bilememek

    With regard to: İle ilgili olarak

    Shortly: Hemen

    With reference to: İle ilgili olarak

    In return: Karşılığında

    With an eye to something: Niyetiyle

    Shortly after: Kısa bir zaman sonra

    With a view to: Niyetiyle

    Made up of: -den oluşmak

    Why ever…why: Soru sözcüğünü vurgulama şekli

    Should: -meli, malı, ivedi, gerekli, devrik koşul cümlelerinde, resmi dilde, beklenti

    Whole-as a whole: Bütün, tam, tüm, bir bütün olarak

    In response to: Cevap olarak, karşılığında

    Whither: Nereye

    Should have: Gerçeğe aykırı geçmiş, çıkarsama, duygu

    Whilst: While ile aynı anlamda resmi kullanım

    Many a: Pek çok

    While-for a while: Kısa bir süre için

    Similar to: -e benzer

    Wherein: Orada

    In reason: Akla uygun

    Whereby: Yoluyla

    Since: -den beri

    Whereas: -iken, rağmen

    No matter: Kim, ne, ne kadar olursa olsun

    Where: Nerede, şimdi ki, orada

    So: Bu nedenle, bu kadar, öyle ki

    Whatsoever: Her ne

    In question: Söz konusu, tartışma konusu

    Whatever: Her ne anlama geliyorsa

    So-as long as: -ı sürece, müddetçe

    What’s more: Dahası, üstelik

    May/might as well: Bari, en iyisi

    What of it: Neden önemli olsun ki

    So..as to: -ecek kadar

    What..like: Nasıl

    In quest of: Arayarak

    So as to: -mek için - sın diye

    May have to: Geleceğe yönelik olasılık

    So-called: denilen

    In proportion to: oranla

    So far: Şimdiye kadar,şu ana kadar

    May well be: Geleceğe yönelik olasılık

    So far as: Kadarıyla

    In principle: Temel olarak

    So far from: Şöyle dursun

    Meanwhile: Bu arada

    So long (ago) that: Öyle uzun zaman önce ki

    In place of: yerine

    So much so that: O kadar ki, öyle ki

    Mere: Sadece, tek, sırf

    So that: -ması için, amacıyla, -mısın diye

    In person: Bizzat, şahsen

    So to speak: Bir benzetme yapılırsa

    Might: May’den daha az olasılık

    Somewhat: Biraz, oldukça

    In part: Kısmen

    Somewhere: bir yer, bir yerde

    Might have: Geçmişe ilişkin olasılık".

    Kaynak: Haber Kaynağı

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim