• BIST 107.284
  • Altın 151,606
  • Dolar 3,6790
  • Euro 4,3207

    Yavuz'un küpeleri !

    30.11.2012 19:34
    Hasan Suiçmez / yazar

    Hasan Suiçmez / yazar

     

    Dönem fırtınalı dönemdi. XV. y.y sonları XVI y.y başlarıydı. Anadolu da Osmanlı’nın kılıcının keskin olduğu yıllardı. “.Beyazıt Amasya’dayken Yavuz dünya ya gelmişti. 
     
    Çocukluğu dedesi Fatihin yanı başında onun dizlerinde büyüyerek geçmişti. Ondan çok şey öğrenip, onun genişlettiği kudretli imparatorluğu adeta can vermişti. 1481 yılında Trabzon’a sancak beyi olarak atanıp tam 29 yıl burada görev yaparak; kısa süren hükümdarlık dönemine büyük başarıları sığdıracak kazanımları Trabzon Sancak beyliği döneminde kazanmıştı.
     
    Gözü pek, kararlı, yiğit ve sırcı bir hükümdardı. Tıpkı dedesi Fatihin” sırrımı sakalımın bir teli bilse onu keser atarım” dediği gibi yapacakları hakkında önceden kimsenin tahmin de bulunması mümkün olmazdı. Gençliği hareketliliği ve gözü pekliği onun doğuda Gürcülerle ve Safevi devleti ile gelecekte yapacağı mücadelelerin çetin geçeceğini gösteriyordu. 
     
    Trabzon sancakbeyliği süresinde Gürcüler ile birçok gazalar yapıp Anadolu gençliğinin ganimetlerle ihya olmasını sağlamış ve kendisine olan güvenin artmasına sebep olmuştu. Bir taraftan da Şah İsmail’in elde ettiği başarılarla şımarıklığının sebep olduğu gelişmeleri yakından takip etmek, hükümdar olduğu zaman ona vuracağı kesin darbeyi test etmek için uğraşıp, zaman zaman da tedbili kıyafetlerle İran’a gidip Şah İsmail’in durumunu öğrenmeye çalışıyordu.
    Gelenek olarak İran Şahları satranç oyununa çok meraklı insanlardı. Bu konuda maharetleri de yüksekti. Bunu bilen Yavuz; gittiği İran’da Şahın sarayının yakınlarında bir handa konaklar. Kısa sürede satrançtaki ustalığı Şahın kulağına kadar ulaşır. Şah “yağ tüccarı” kılığında buraya gelen Yavuz’u sarayına davet eder. 
     
    Hemen satrançlar getirilir ve oyuna başlanır. Yavuz gençliğinin ve de acemiliğinin verdiği heyecanla Şah İsmail’i kısa sürede ve etkili hamlelerle kendi sarayında ve devlet erkânının yanında mat eder, yani yener. 
     
    Buna çok içerlenen Şah İsmail tüccar kılığındaki Yavuza okkalı bir tokat indirerek onu huzurundan çıkartır. Yavuz şaşkındır ama pişmesi de gerektiğini anlar ve yanında getirdiği fedailerine dönerek şunu söyler: “Tiz kulağımı delin ve kulağıma küpe takın ki; bir insana kendi çöplüğünde horozluk edilmeyeceğini” bir daha unutmayayım. Buradan hepimizin alacağı dersler olduğuna inanıyorum.
     
    Trabzon’daki  “Sancak Beyliği” dönemi kemale ermesi için kendisine bulunmaz fırsatlar sunan Yavuz artık hükümdar olma zamanının geldiğine inanarak son hamlesini yapar ve yumuşak huyluluğu ile anılan babası Bayezid’i tahtan indirerek onun yerine dedesinin kurduğu kudretli imparatorluğun başına geçer. O artık bir sultandır.
     
     Kabına sığmayan heyecanların bütününü Trabzon’dayken yaşamış ve görmüş olmasının da avantajıyla işe koyulur. İlk olarak yediği tokatın acısını unutamadığı Şah İsmail’in işini Çaldıran meydan savaşıyla bitirir. Şah İsmail attığı tokadın acısını çok ağır ödemiş, tacı ve tahtını bırakarak canını zor kurtarıp savaş alanından çekip gitmiştir.
     
     Yavuz artık daha da celallenerek güneye yönlenmiş Mısırdaki Mumlukların varlığını kendisinin “dünya bir hükümdara çok, iki hükümdara azdır” inancı için tehlikeli bulduğundan bu devletideortadan kaldırmak ister.
     
    İlk olarak 1516 yılında Mercidabık ta Memluk hükümdarı Kansu Gavri yi yenerek Mısır yolunu kendisine tamamen açar. Öncü birliklerin başarılarıyla Mısır’a kadar olan sahil kesimleri bu günkü Gazze dâhil Osmanlıların eline geçer. Asıl hedef Mısır Memluklu devleti dir. Hükümdar Tomanbay hazırlıklıdır.
     
     Venediklerden aldığı güçlü topları Yavuzun geleceği güzergâha yerleştirir ve sabitleştirir. Kendi görüşüne göre Yavuz’un bu hattı aşması imkânsızdır. Durumu istihbar eden Yavuz sabit topların olduğu güzergâhtan geçişi iptal eder. Sina çölüne açılan El-Mukaddem dağının arkasından Sina dolaşarak Sına çölünü aşıp Mısır’a ulaşmak ister. 
     
    Tarihte kendisinden önce; Pers hükümdarı Kambiz ve Büyük Makedonya kralı İskender’in aşmayı başardığı Sina (Tih) çölünü aşmak çok zor bir işti. Ordu bu zorluğu göze alır ve Sina çölüne girilir. Çok zorluklar çekilir. Ordu susuzluk tehlikesi çeker. 
     
    Zaman zaman Memluk öncü birliklerinden alınan esirler Yavuz’un huzuruna getirilir. Bu esirlerin birçoğunun kulaklarında geniş halkalar şeklinde küpeler vardır. Bunu gören Yavuz meraklanır ve sorar; “ kimdir bunlar ve bu küpeleri neden takıyorlar” İlgililerin verdiği cevap ise şudur: Efendim bunlar Habeşli kölelerdir. Köle oldukları anlaşılsın diye kulaklarına bu küpeler takılır, burada adet böyleymiş. Bu cevabı alan Yavuz yanındakilere hemen emreder; “tiz benimde kulaklarımı delin ve hemen o küpelerden takın, benimde Allah’ın kölesi olduğum belli olsun” der.
     
    Bu gün entel görülmek isteyenlerin ve şımarık salon sanatçılarının kulaklarına taktıkları küpeleri neden taktıklarını sizin gibi bende merak ediyorum. Onlara kızmıyorum ama ecdatlarının hayatlarını incelemelerini ve onlardan ders almalarını temenni ediyorum. 
    Bu yazımızın esas amacı da budur
     
     

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    sacide aydın
    14 Aralık 2012 Cuma 16:59
    ilginç
    Yaşar hocam kusura bakma ama acaba neye inandırılabilirsin diye merak etmeden duramıyorum.Senin için inandırıcı olan şey nedir keşke paylaşsan da bizde bu ortamda senin bilgilerinden faydalansak çok iyi olur çünkü ben sizden küçük bir arkadaşınız olarak sizin fikrinizi de merak ediyorum işin aslı....
    78.186.105.91
    sacide aydın
    06 Aralık 2012 Perşembe 01:06
    Müdürüm
    Sayın müdürüm yazılarınızı okumaya ancak vakıf olabildim,geç de olsa bu şerefi yaşamaktayım.fikirlerinizi her anlamda beğendiğimi ve sonuna kadar desteklediğimi zaten anlamış olmalısınız buradan da belirtmek istedim..sonuna kadar yazılarınızı takip etmek niyetindeyim.kaleminize ve yüreğinize sağlık.saygılar....
    78.169.235.75
    yaşar DURMUŞ
    05 Aralık 2012 Çarşamba 20:44
    Masal böyle başlamış
    Tiz kulağım deline ve küpe takıla. Bu tarih hikayelerine ( Basit bir küpe için bile üç dört uyduruk hikaye var ) inanmamayı hiç unutmayayım diye
    92.45.181.54
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim