• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515

    “Ulusal Güvenlik Analiz Merkezi” Acilen Kurulmalı…

    25.07.2016 15:00
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Pekâlâ, anlaşılmıştır ki Erdoğan ’sız bir Türkiye’nin çok hızla kaotik ortamlara, hatta kolaylıkla bir iç savaşa sürüklenmesi mümkün.

    O halde Cumhurbaşkanı’nın darbe girişiminden sağ-selim kurtulması, emniyet güçlerinin de darbeye karşı direnmesi sonucunda, TSK’nın “meşru-milli” kanadının insiyatifi ele alması dışındaki bütün olasılıklar “iç savaş”la neticelenecekti.

    ***

    O zaman kendilerinde sabit fikir haline gelen farklı düşünceye sahip katmanları, hatta düşmanları bile bir araya getiren “Erdoğan nefreti”, artık bundan böyle iyiden iyiye sorgulanmalı, bu sabit fikrin maliyetinin Türkiye’ye neye mal olduğunun fotoğrafı çekilip özellikle muhalefet parti liderlerinin ve de milletvekillerinin boyunlarına silgi tasması gibi asılmalı. Asılmalı ki bu nefretin sonunda bir darbeye geçit verdiği kokusunu her daim burunlarında hissetsin.

    Hatta ne yazık ki ve üzülerek belirtmek gerekir ki Ak Parti kadroları içinde, azınlıkta olsalar bile, var olan cemaat yanlısı olanlarınkine de.

    Özellikle kapatılan ya da kapanan irili ufaklı parti mensuplarından oluşan “devşirme” kadroların, öncelerinde Ak Parti ile ilgili hakarete varan içerikte söylenmedik laf ve davranış gösteren “ezik ego” sahipleri, özellikle sakal bırakma ve benzeri “İslami” ritüelleri de kullanarak Ak Parti teşkilatlarına sızdıkları gerçeği de herkesçe bilinmektedir.

    Unutulmamalıdır ki Ak Parti, hedefine ulaşmak için elindeki “özgürlük meşalesi”ni, bu gibilerin sakalını yakmadan meydanlarda dolaştırmadıkça mümkün olamayacaktır.

    Görülmüştür ki bu anaforlar, 15 Temmuz gecesi ve sonrası hiçbir alanda veyahut meydanda esamelerine rastlanılmamış, parti teşkilatında görevli olanlar bile evlerine kapanmış, olayları sadece izlemekle yetinmişlerdir.

    ***

    Evet, esas konumuza dönecek olursak, artık bu günden tezi yok; Türkiye’de kaotik ortamlara, darbelere ve ulusal güvenliği tehdit eden her türlü oluşumlara zemin hazırlayan dinamikleri bulup su yüzüne çıkaran, bu tür girişimlere karşı ulusal güvenliği koruma altına alan stratejileri belirleyip hayata geçirecek “Ulusal Güvenlik Analiz Merkezi” acilen kurulmalıdır.

    Dünya tarihinde farklı ülkelerde gerçekleşen darbe girişimlerinin, başarılı ya da başarısız oldukları durumları örnekleriyle dikkatlice izlendiğinde, sonuçları itibarıyla her iki durumda da var olan ya da olması muhtemel tehlikelerin tespiti, ancak bu tür analiz merkezlerinin işi olmalı.

    İşte size tarihten bir örnek; başarısız bir darbe girişimin düşündürdükleri:

    ***

    1812’de Paris’te, Fransız General Claude François de Malet, Napolyon’un Rusya seferinde öldüğünü söyleyerek, bir hükümet darbesi yapmaya kalkmış, ancak başaramamış ve yakalanmıştı.

    Yargıç, General Malet’ye soruyor;

    Yandaşlarınız kimlerdir, açıklayın?

    Generalden yanıt:

    Bütün Fransa, hatta siz sayın yargıç, şayet ‘BAŞARILI OLSAYDIM.’”

    ***

    Bu örnek, darbenin başarılı olması halinde olasılığı yüksek olan tehlikeleri çağrıştırıyor. O durumda, TSK’nın darbeyi önlemeye çalışan kişisel kahramanları dışında kalan kadrolar ki sayıları azımsanmayacak çoğunlukta olan ve sistem dışında kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklarını düşünenlerdir, anlaşılan bu kişiler sadece olayları izledi ve sonucu beklemekle yetindi. Belli ki bu sessiz kadro, darbenin başarılı olması halinde yeni yönetime destek verecek, beklentileri olan “kariyer”ya da “ego” kaynaklı tatminsizliklerini telafi edecek ve böylelikle kitlelere birlik-beraberlik mesajları verilecek.

    ***

    Aynı durum sivil siyaset alanında da geçerlidir. Özellikle Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun-benzer bir tavırla-son ana kadar konuşmaması dikkatlerden kaçamazdı; ilk verdiği demeçte yüzünün kaçmış feri ve kuruyan dudaklarıyla konuşmada epey zorlandı. Söylediği ilginçti; “Darbeyi demokratik parlamenter sistem önledi.”

    Aslında bu tespite kahkahalarla gülecek kadar bir nükteyi çağrıştırıyor; aklı sıra bir mantık oyunundan, bir yargı saptırılmasından yararlanmak istiyor Sayın Kılıçdaroğlu.

    Saptırma, Türkiye’nin zaten sorunu olan parlamenter sistemiyle, darbelerin önlenmesi yönünde aslında var olmayan bir ilişkiyi, bir yargı ilişkisini kuruyor.

    Ama yine de kendisini ciddiye alıp da şu ortamda gülemeyiz elbette.

    Sonuç olarak geniş halk kitlelerin ezici büyük çoğunluğu dışında, siyasi kulvarda top yekûn “darbeye karşı olma” bilinci oluşamadı ne yazık ki; özellikle de siyasi alanın muhalefet kanadında çöreklenmiş yerleşik eski kurumsal kalıntılar nezdinde.

    ***

    Bu sefer tersi durumda, başarılı bir darbenin getirdiği hüsran ve yıkımlara değişik bir örnek verelim:

    George Jacgues Danton ile Maximilien Robespierre (1758-1794) iki yoldaş arkadaş; Fransız devriminin önde gelen en mühim şahsiyetlerinden. İkisi de hukukçu ve politikacı, birlikte Fransa Kralının idamına karar vermişlerdi. Sonra ters düşmüşler ve Robespierre kendi diktatörlüğünü kurmak için kendi safında yer almayanları idam etmekten ve ülkeyi kan gölüne dönüştüren terör eylemlerinden hiç geri kalmamış.

    Sonunda; “Bu kadar terör artık yeter!” diyen arkadaşı Danton’la bile yollarını ayırmıştı.

    Daha birkaç yıl önce “ Şu an ben, sizin kendinizim” diyecek kadar kendisiyle özdeşleştirdiği Danton için Robespirre artık şöyle konuşuyordu:

    Danton, vatan düşmanlarının en alçağı değilse de, en tehlikelisidir”.

    Bu sözler Danton’un da sonunun geldiğini gösteriyordu; vatana ihanet suçlaması ile tutuklandı. Giyotinle idam edilmeden önce söylediği şu söz ihtilallerin mantığını göstermesi bakımından tarihe geçiyordu:

    İhtilal evlatlarını yiyor!”

    ***

    Birinci örnekteki olası tehlikelerin gerçekleştiğini gösteriyor bu ikinci örnek. Ve her halükarda şüphesiz darbeler kadar olmasa da, darbe girişimleri de var olan yapısal sorunları daha da kronikleştiriyor, şimdiye dek yapılan reformlar üzerine de kolayca silinmeyecek hasarlar bırakabiliyor.

    ***

    Evet, güvenlik tehditleri, çatışma alanları, hassasiyetler ve risklerin algılanması gibi ulusal güvenliğin kapsam alnına giren konuları tetkik, takip ve analiz eden “Ulusal Güvenlik Analiz Merkezi” acilen kurulmalı dedik. Bir kere bu iş güvenlik birimlerinin işi değildir. Hem güvenliği sağlayıp, hem de güvenliği tehdit eden unsurları bulup ortaya çıkarmayı bir kuruma yükleyen mantık, “devlet” denen organizasyon bilincinden bi’haberdardır demektir.

    MİT, istihbaradi bilgi toplar. Ki bu kurumun başına milli anlamda ilk kez “M” harfi konulmasına rağmen yine de “zaafiyet” oluşabilmektedir. Emniyet-kolluk güçleri iç güvenliği, ordu ise ülke sınırlarını dış tehditten koruma amaçlı dizayn edilir. Şimdi ise esas olarak yapılması gereken şey, bu kurumların dışında, bu kurumsal yapıyı besleyen ulusal güvenlikle ilgili “bilgi-şiddet” kaynaklı analizlerin yapıldığı bir merkezin kurulmasıdır. Ve gerekliliği tartışılmayacak derecede elzemdir.

    ***

    Tarihinde İbn-i Haldun gibi dünya bilim tarihinde “tarih felsefesi” ve “devlet” kuramında eşsiz ve tek olarak kabul edilen bir bilim adamını bünyesinde barındıran nesil, nasıl böyle bir asabiyete ya da sistematiği bozulmuş bir devlet yapılanmasına dönüşür?

    Hiç bir toplum asabiyetini-ki bu kelimeyi İbn-i Haldun “kitle enerjisi” anlamında kullanmıştır-oluşturmadan devlet kuramaz, hatta yaşamını bile sürdüremez. Asabiyeti oluşmayan, yani kitle enerjisini kaybeden, zaafa uğratan toplumlar en ufak bir zorlama karşısında dağılmaya mahkûmdurlar. Devletin sürekliliği de bu asabiyete bağlıdır.

    ***

    Bu yaşıma geldim, sağcı-solcu, ortacı-merkezci hiçbir politikacıdan İbn-i Haldun’un adını ya da esamisini duymuş değilim; Şehrimiz Milletvekili Hukukçu Salih Cora dışında.

    7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimleri arifesinde yaptığı başarılı seçim çalışmalarında, Hamamizade Kültür Merkezi’nde yapmış olduğu adaylık sunum bildirgesinde; “İbn-i Haldun’un devlet ve kurumlarını örnek alacağımıza…” şeklindeki hitabından çok etkilendiğimi ifade etmeliyim.

    Çünkü irili-ufaklı beş askeri darbe yaşamış ve görmüş bir vatandaş olarak inancım odur ki alışılagelmiş kavram ve kalıpları ortadan kaldıracak bir devlet yapılanması ancak bu şekilde hayata geçirilebilirdi. Bu başarısından dolayıdır ki Ak Parti’nin, hatta Erdoğan’ın hazır oylarıyla değil, kişisel uğraşıyla “son vagon”u da partisi lehine doldurmuş, sıralamadaki yerini eminim ki beşincilikten “tecihli” konuma, üst sıralara taşımıştır.

    Amacım hemşerimi övmek, propagandasını yapmak değildir; en azından şu ortamda. Zaten kendisinin de benzer iltifatlara ihtiyacı yoktur kanısındayım.

    ***

    Şimdi ise âcizane bir önerimdir üyesi bulunduğum Ak Parti Teşkilatına ve istemek hakkımdır bu onurun şehrimin örgütüne nasip olmasına.

    Trabzon Milletvekilleri olarak, yukarıda sadece ana işlevinin ne olmasını belirtmeye çalıştığım ve acil olarak kurulması gereken “Ulusal Güvenlik Analiz Merkezi”nin hayata geçirilmesi için, Trabzon Milletvekilleri sıfatıyla TBMM Başkanlığı’na müracaat etmeleri ve kurulacak bu merkezin parlamento ile koordinasyonunu sağlama görevi Salih Cora’ya verilmeli. Nedeni de hem mesleki formasyonu, hem de üretime dönük bir donanıma sahip oluşudur.

    O ki İbn-i Haldun’un devlet kuramını kendisine ve partisine bir “şiar” kabul edip, böyle bir siyasi bilinç sergilemişse ve bu bilinci ilk kez kitlelerle paylaşma ihtiyacını duymuşsa, bu sorumluluğun da kendisine yüklenmesinden daha doğal ne olabilir ki?

    Denilmesin ki küçük bir medya sayfasında, küçük bir memur emeklisinin satırlarına neden önem verilsin ki? Zaten şimdiye kadar yaşanan sıkıntıların kahir ekseriyeti, “küçük insanları” ve “küçük ayrıntı” gibi görülen, ancak arka planda sorunların gizli dinamiklerini oluşturan süreçleri ihmal edişimizden kaynaklanmaktadır.

    ***

    Son olarak değerli vekillerimizden istirhamımdır; Asla ve asla anlamsızdırlar demiyorum. Ancak bırakalım lütfen, şu; “cumanız mübarek olsun” ya da “iyi kandiller” veyahut benzeri mesajları. Zaten çoğu okunmadan siliniyor. Çok elzem olmadıkça, hasta ya da cenaze veyahut da düğün-dernek ziyaretleri gibi zamanı ve mekânı işgal eden katılımlardan da kaçınmak gerekir. Malumlarınız üzere, “zihinsel” ve “bedensel” enerjinizi harcayacak makro planda yeterince alan mevcuttur. Bu da demektir ki kendinize ve ailenize ayıracak zaman makası oldukça dar bir acıya sahiptir.

    İyi bilinmektedir ki siyaset biliminde “yasama” görevini ifa eden kadrolar, “evrensel” çaplı kadrolardır. Yerelin sorunlarını parlamentoda, ülkemiz ile dış dünyanın “küresel” çaplı olası sorunları ise “evrensel pazarlar”da çözümü yoluna gidilmekle zaman ve mekân kavramları şimdiye dek kullana gelinmiştir.

    ***

    Görülmüştür ki son günlerde yaşadığımız tehlikenin, küresel çapta planlanmış ve yerli işbirliklerince hayata geçirilmek istenen, böylelikle “meşru devletİ” ele geçirme ve bunun sonucunda ülkeyi “işgal etme” şeklinde tertiplenen operasyon ile ilgili yapılan açıklamalar, sadece kukla olarak kullanılan ve ülkesini “adi” manada emelleri için satan aşağılık bir yaratığa bağlanmakta, “küresel oligarşizm”in arka plan stratejilerinin analizinin esamesi bile okunamamakta; cumhurbaşkanı ve çok az istisnaları dışında.

    Sorumlu bir birey olma uğraşında olan bendenizin önemle belirtmeye çalıştığım husus, esas olarak dikkatlerin “derin yapılara”, veyahut da daha geniş perspektiflere çekilmesi.

    Sürçü lisan etmişsek af ola!  

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    ATA BEY
    26 Temmuz 2016 Salı 11:04
    11:04
    Sayın YAZAR Trabzon MV den Sayın SOYLU hariç diğerlerinin ülke meselelerine vakıf olmalarını beklemek iyimserlik olur.
    Onlar dediğiniz gibi kandil mesajları ile ülke meselelerin çözüleceğinin kanaatindeler ki bu kadar kandil ve diğer mesajları atmakla meşgul olduklarını belirtmektesiniz.
    Sayın yazar Bu necip Millete ALLAH (CC) ERDOĞAN ı vermiştir. Diğerlerine çok fazla ihtiyaç yok birileri oralarda olacak tabiii ….!
    212.156.86.190
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim