• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526

    Trabzonspor ve “değişim”

    02.03.2012 14:55
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

     

    Futbol parasal getirisi çok yüksek bir etkinlik, dolayısıyla futbolun asıl unsurları, “futbol dışı” yaşamsal etkinliklere zaman ayırmak zorunda değiller. Hayatlarını idame ettirmek gibi bir başka türden “efor” gerektiren bir tehdit ve tehlike söz konusu olmamalı.

    Ayrıca, gerek idari-yönetsel ve teknik yapının, gerek oyuncu kadrosunun sınırlı ve sorumlu oldukları özgürlük alanlarının “içe dönük-enformel” kurgulanmalarla daha da daraltılmaması gibi…

    Bu itibarla yapılacak tek şey, tüm yapının tek odakta konsantrasyonunu sağlamak ve hazırlanmak için geniş imkânlar yaratmak.

    Eğer bu durum sağlanabiliyorsa, geriye sabit bir akış ya da başarı için onu temsil ve tarif edecek bir kurgusal düzeni örgütlemek ya da “işlevsel bir örgüt” yaratmak kalıyor.

    Eğer bu işlevsel örgüt yaratılamıyorsa, “geleneksel” yönetim anlayışının sorgulanması gerekmez mi?  Yoksa bu başarısızlıkları açığa vuran hastalık semptomlarını kavrayabilir akabinde de tedavi yapabilir miyiz?

    Gidişata bakıldığında pek mümkün görülmüyor.

    Yaşananların geçici başarısızlıklar olduğuna inanıyorsak, bu geçici başarısızlıkların içine dalar ve geçici kabul ettiğimiz sorunların çözümünü de o sorunların içinde ararız.

    Ama bu gün yaşanan başarısızlıklar, aslında başka ve daha derin bir bozulmanın işaretiyse, sorunun çözümünü bu başarısızlıkların içinde bulamayız.

    Hasbelkader bir iktisatçı olarak şimdiye kadar açıklamaya çalıştığım tüm özel ve tüzel kurum, kuruluş ve organizasyonların yapısal ve yönetim alanlarıyla ilgili genel kabul gören kurallardır.

    Bu gerçeklerden yola çıkarak asıl konuya girecek olursak, Trabzonspor’un başarı kronolojisine bakıldığında mantıksal olarak kendi “tarihsel kökenleri” hakkında bir dizi açıklama yapma zorunluluğu doğuyor ister istemez. Elde edeceğimiz ve içinde en elle tutulur öneme sahip bulgu, Trabzonspor’un varlığını ancak “kendi üretim güçleri”nin sürekli gelişimiyle ilgili dinamik yapısını görürüz.

    Trabzonspor, özü itibarıyla en önemli dinamiği bir altyapı takımı oluşudur. Ve süreklilik arz eden önemli başarılarını, bahsimize konu olan bu dinamik yapısından ya da bünyesinden ürettiği kadroya, dışarıdan yani ülke içi ve dışından isabetli transferlerle takviye ederek kazanmıştır.

    Efendim, Trabzon küçük bir Anadolu şehri, sosyal hayat imkânları kısıtlı, dışarıdan kaliteli futbolcu gelmiyor gibi bu ve buna benzer mazeretler pek geçerli değil. Trabzon şehri düzeyinde bile olmayan hatta daha da az gelişmiş Anadolu takımlarında oynayan, Avrupa ya da dünyanın birçok yerinden transfer edilen futbolculardan azami ölçüde yararlanılıyor.

    Peki, Trabzonspor neden bunu bir türlü başaramıyor da astronomik fiyatlarda transfer ettiği tüm yabancı futbolcuları yedek kulübesinde oturtuyor, oynattığından da verim alamıyor. Öte yandan futbol otoriterlerine göre ve bence de Şenol Güneş’ten sonra kalesine gelmiş geçmiş en iyi kaleci olan Onur’la (duyumlarım yanlış değilse) sözleşme yapmak için üç kuruşun pazarlığını yapıyor. İş zora gittiği anlaşıldığında da ara transferle gelen Olcan, sezon başında ve daha önceki sezondan gelenlerden daha verimli oluyorsa, demek ki sorun, uyum sorunu da değil. Buradan da Trabzonspor’un transfer politikası oldukça problemli olduğu sonucuna varılır.

    Sonuç olarak ne alt yapıdan oyuncu yetişiyor ne de doğru dürüst isabetli transferler yapılabiliyor. O halde başarısızlık pek şaşırtıcı olmasa gerek ve sorunun/sorunların sadece yeşil sahanın içinde ve kenarında- teknik adam sorunu-olmadığı anlaşılmaktadır.

    Üstelik ülkesine dünya üçüncülüğü kazandıran ve “bilen aklı”yla futbolda ilk kez reformcu bir çizgiyi, anlayışı başlatan bir teknik direktörünüz varsa.  

    Ama benim asıl üzerinde durmak istediğim konu, mevcut “potansiyel güç”ün harekete geçirilmesiyle ilgilidir. Hemen belirtmeliyim ki, bu potansiyel güç, yeni kuşaktır.

    Hatırlayabildiğim kadarıyla en son şampiyonluk 1984 yılında yaşandı.

    Yani yaşları itibarıyla hiç şampiyonluk görmeyen, bu duyguyu hiç yaşamayan, üstelik de başarısızlıkları yaşaya yaşaya, başarıya ulaşmak için de üzerine düşenin ne olduğunu, bu konuda ne yapılması gerektiğini düşüne düşüne bu günlere gelen ve bu takımın çileli taraftarlığını yapan bu yeni kuşak göğüslemeli, yeniden oluşturulacak verimli ya da açıklamaya çalıştığımız bu “formel” yapıyı.

    Trabzon’da meslekleri ve uğraşları gereği yerel ve evrensel çapta hiçbir vizyonu olmayan, konuya uzak belli isimlerin etrafında dönüp duran ve işlevselliğini yavaş yavaş yitiren mevcut idari- yönetsel yapı; birkaç dil bilen, vizyon sahibi, dünyayı tanıyan, akıllı ve verimli politikalar uygulayabilecek, iktisadi yönden örgütün mevcut kaynakları ile ilgili fayda/maliyet analizleri yapabilen ve yeni bir dünya kulübü yaratacak bu yeni kuşağa teslim edilmeli, kanısındayım.

    Sonuçta, kazanılan maçlarda da kötü futbol oynanıyorsa, geri planda-öznel ya da nesnel- bazı baskı ve “feedback” denilen geri besleme mekanizmaları devrededir demektir.

    Ve bu mekanizmalar devamlı devrede olduğu müddetçe, futbol takımımızın her an başarısına bağımlıysak devamlı üzülür ve acı çekeriz. Yok, eğer başarılı olma yolunda, bağımlılıklarımızı tercih seviyesine çıkarırsak, o zaman devreye akıl girer ve çarelerini arar buluruz.

    Ve bu “akli-insani ve teknik altyapı”nın Trabzon’da mevcut olduğu kanaatindeyim.

    Başarı dileklerimle.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    tevfik yıldız
    14 Mart 2012 Çarşamba 23:31
    tebrikler
    mrb.hayri bey.yazılarınız takip etmeye çalışıyorum ve tespitlerinizede kısmen katılıyorum,trabzonsporda maalesef alt yapıdan futbolcu yetişmiyormu veya yetişiyorda değerlendirilmiyormu biraz muamma ,tabiki yapılan tranferlerin nokta transferler olmadığı kesin,örneğin ben merak ediyorum yıllardır trabzonsporta pijot santrofor yok,daha doğrusu santrofor yok inanın neden alınmadığını çok merak ediyorum;selam ve saygılarımla
    81.215.124.165
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim