• BIST 96.628
  • Altın 144,690
  • Dolar 3,5709
  • Euro 4,0165

    Tarafsız Ve Demokrat "Kurbağalar"

    17.06.2015 13:38
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Seçimden sonraki hafta içinde, Ülke TV’de, Yeni Şafak Gazetesinde yazar Ali Bayramoğlu ile yeni seçilen İstanbul Milletvekili Özlem Zengin arasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özellikle tarafsız davranmadığı ile ilgili bir tartışma yaşandı. Bir ara Sayın Bayramoğlu’nun “alıngan” bir tavır sergilemesi ve stüdyoyu terk etmek istemesi, seçim sonrası analizler için dikkate alınması gereken bir ipucuydu.

    ***

    Yapılan eleştirileri bütün benliğimize değil de, o anki davranışa, performansa yönelik yorumlar olarak değerlendirirsek rahat olur zor anlar yaşamayız.

    Veyahut da “konu” değil de, “benlik” değerlendirildiğinde yaşanan duygular da “başa çıkması zor duygular” olacaktır. Bu zor an da, stüdyoyu terk etme gibi “normal dışı” bir tepkiye neden olacaktır.

    Bir bilim adamının bu alıngan tavrı, siyasal tercihlerin psiko-sosyolojisi acısından dikkate alınması gereken bir veriydi.

    ***

    Birkaç kez değinmeme rağmen, konunun hala normal dışı savunma mekanizmalar üzerine oturtularak değerlendirilmesi, konuya bir kez daha açıklık getirmenin gerekliliği kaçınılmaz oldu.

    Bir kere konu çok basit, ancak “algı kavramsallığı” ve teknik yönüyle oldukça derin anlamlı bir konu; "Tarafsız Cumhurbaşkanı"
    Fonksiyonel-içracı” olmayan, suya-sabuna dokunmayan, kendi deyimleriyle; “nötr-tarafsız” bir cumhurbaşkanı nasıl olunur, ya da bu hal "BİLİMSEL ANLAMDA" mümkün mü?
    Öncelikle kısa ve öz bir yanıt verelim: Siyasetçiler de dahil olmak üzere her insan; yaşamı sürdüğü müddetçe “nötr-denklik”, yani tarafsız olma gibi bir hale/duruma giremez,
    ***
    Konuya felsefi açıdan bakıldığında, yeryüzündeki her şey birbiri ile ilişkili olduğundan ve bizim de insan olarak yaşama karşı sorumluluğumuz bulunduğundan, tarafsız kalmak da sonuçta bir seçim ya da karardır. O yüzden gerçek anlamda tarafsız kalmak mümkün değildir.
    Ya sosyolojik açıdan ise tarafsızlık mümkün mü?

    Elbette ki hayır, çünkü bu yönüyle de insanlar ve toplumlar; çoğunluğun fikrine, davranışına, etkinliğine rıza göstermek, aykırı olmamak, normların içinde kalacak tarzda düşünmek ve davranmak olarak değerlendirildiğinden, tarafsız kalmaya çalışarak kendi doğallığında işleyen toplumsal/sosyolojik çarkları tersine çeviremez.
    ***
    Doğal hayat, yani fizik yasalarına göre de konu daha da nettir.

    İnsanlar ve makineler, ya da diğer bir tanımla açık sistemler “tarafsızlık” gibi bir konumda bulunamazlar.

    Peki, neden?

    Kesin olan bir nokta, canlı varlıkların muhteşem bir düzen sergilediğidir.

    Her şey bir sistemdir, ancak zaman içinde sistemde düzensizliklerin oluşması, matematiksel olarak da belirli bir zaman içinde ilk haline dönüşmesi kaçınılmazdır.

    ***

    Ve her canlı varlık yaşamını, çevresinden sürekli enerji (negatif entropi) emerek ve tüketerek sürdürür.

    Entropi; var olan sistemdeki düzensizliğin ölçüsüdür ve her zaman 1(bir)’den küçüktür, yani negatiftir.

    İşte insanlar da dâhil tüm canlı varlıklar, yaşamlarını sürdürebilmeleri için evrende var olan enerjiden tüketerek “genel entropi” sürecine aykırı hareket edebilir ve toplam enerjide bir eksilme söz konusu olacağından bunu negatife çevirebilir.

    ***

    Daha önce de aynı konuda benzer örnekler vermiştim. Şöyle ki; Bir insanı bir yıl beslemek için üç yüz alabalık gerekir. Alabalık, bin ton ot tüketerek yaşayan 27 milyon çekirge tüketen 90 bin kurbağa yer.

    Böylece insanın “düzenli” bir varlık olarak hayatiyetini sürdürebilmesi için 27 milyon çekirge veya binlerce ton otta depolanan enerji kullanılmalıdır. Öyleyse her canlının kendi düzenini tüm çevrede daha büyük bir düzensizlik-veya enerji israfı-pahasına sürdürebildiğinden şüphe var mıdır?

    İşte her canlı sistem boyunca, enerji, sisteme yüksek bir seviyede girip sistemi daha da bozulmuş bir halde bırakarak akar.

    Şimdi işin önem arz eden tarafı şu; Canlı varlıklar ve en başta insanlar, çevrelerinden negatif enerji biriktirebilme yetenekleri oranında yaşamlarını sürdürürler. Varoluş mücadelesi, her canlının elde edilebilir enerji kapmak için ne kadar iyi donatıldığına dayanmaktadır.

    ***

    İşte şifre çözücü cümle; "Öyleyse canlı varlıklar, insanlar, toplumlar, devletler, adını ne koyarsak koyalım; çevrelerinden sürekli enerji emerek/tüketerek olası ‘denklik-ölüm’ halinden korunurlar."

    Bu korunma halinin seviye ve kalitesi ise, insanoğlunun ne kadar enerji biriktirebilme yeteneğine ve ne kadar iyi donatıldığına bağlı.

    Bu da demektir ki, madde ve enerji canlı bir varlıkta akışını keserse "süre-durum" söz konusudur ve organizma denklik haline, yani ölüme gider.

    O halde insan yaşadığı müddetçe “tarafsız” olamaz.

    Olmaya çalışması, kendi kendini ölüme terk etmesidir.
    ***

    Peki, neden ısrar ediliyor, bu duruma?
    Türkiye’yi eski “durağan-stabil” konuma getirmek.
    Bu nasıl gerçekleşir?

    Erdoğan’ın tasfiyesiyle ya da etkisizleştirerek, oligarşinin hizmetinde olan üç parti ile CHP-MHP-HDP koalisyonlu bir hükümet kurmak. Şayet bu mümkün olamıyorsa, “teknokrat” bir hükümetle yola devam etmek ve bir “panteon-tapınak” olan eski Köşk’e evrilmek suretiyle teknokrat bir cumhurbaşkanının atanmasının da yolunu açmak.

    Bunun anlamını hala algılayamayan ve çekirge yemeden yaşamak isteyen tarafsız-demokrat “kurbağalar” için ne ifade ediyor bu durum?

    Türkiye, suya sabuna dokunmayan, sevecen, babacan, fraklı, fötr şapkalı, “nötr-tarafsız” bir insanı, ya da bir “hiç-ölü”yü seçsin, biz de yönetelim.

    Tıpkı eskisi gibi…

    Ve böylelikle Türkiye, uluslararası kıta ’sal blokların enerji tekellerini kıran projeleriyle geniş çaplı vizyonundan vazgeçip, kıçının üzerine oturmasını sağlamak.

    ***

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Bakü’de Putin, Aliyev ve Türkmenistan Devlet başkanı Berdimuhammedov ile görüştü ve yurda döndü. Erdoğan hariç diğerlerinin “başkanlık sistemi” ile yönetilen ülkelerin devlet başkanları sıfatıyla, Bakü’de kurbağa bacağı kavurması ile batı menşeli bordo şarabı içmek için bir araya gelen ve ülkelerine tarafsız bir cumhurbaşkanı olarak dönen liderler değillerdi kuşkusuz.

    Temel buluşma noktaları enerji ve enerji yatırımları olduğu kadar, Önasya ve Kafkasya coğrafyasının, ilk kez batı ipotekli ve dayatması dışında bu kadar kapsamlı olarak kendi yolunu belirleme sürecinin başlangıcı olma özelliğini de taşımasıydı.

    Elbette bunda batının içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi krizin payı var, ancak Türkiye’nin ekonomik ve siyasi alanda batıdan tamamen bağımsız davranması ve Rusya’nın bölgeyi konsolide etmede, batının yerine Türkiye’yi tercih etmesinin payı daha fazladır.

    Örneğin; Rusya’nın, henüz 21.yüzyılın en büyük enerji projesi olan, Azeri petrol ve doğalgazını Türkiye üzerinden batı Avrupa’ya taşıyacak ve Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan ortak yapımı olan ve geçtiğimiz sonbaharda üç ülkenin cumhurbaşkanlarınca Kars İlimizde yapılan temel atma töreniyle inşasına başlanan TANAP projesi kapsamında Türk Mavi Akımda ısrarı buna örnektir.

    ***

    Türkiye, yılda 95 milyar dolar civarında enerji emiyor, ya da tüketiyor. Bunun sadece 30 milyar dolarlık kısmını kendi kaynaklarından karşılıyor. Yılda 65 milyar dolar enerji açığı var.

    Bu açığı kapamada, sadece ve sadece Erdoğan’ın liderliğinde ve kişisel gayretleriyle gerçekleşen TANAP, Türk Akımı ve Kuzey Irak petrolünün Ceyhan üzerinden dünyalaşması/ticarileşmesi, Türkiye’yi bir “enerji habı” konumuna getirdi.

    Bu enerji kaynaklarını yüzyıllardır emen “küresel oligarşizm”, ya da vahşi kapitalizm için Erdoğan’dan daha iyi bir düşman olabilir mi?

    Ve elbette ki, seçim öncesi belki de bu güne kadar görülmemiş bir ittifak kuran Dünya Basını, PKK, DHKP-C ve “Erdoğan’sız bir Türkiye” şeklinde kırmızıçizgileri olan CHP-MHP-HDP muhalefet bloğu olan yerli işbirlikçileri için de…

    ***

    Sadece Selahattin Demirtaş’ın; “Türkiye’de elindeki bombayı patlatmak için emir bekleyen yüzlerce Işid militanı var” şeklindeki ifadesi, dış kaynaklı tuzağın boyutunun ne denli tehlikeli olduğunu gösteriyor. Hedef, Türkiye ve tüm Ortadoğu’nun barışı niteliği taşıyan “Barış Süreci” ve de tabii ki mimarı Erdoğan.

    Bu tuzağın yerli olmadığı açık, ancak ya işbirlikçilerine ne demeli?

    Paralel devlet dedikleri; “F.G. Cemaat Çetesi”, Adana, Mersin ve en son Diyarbakır’da patlayan bombaların açtığı yolda ilerleyen Demirtaş ve HDP.

    Ve bu “şeytan değirmeni”ne su taşıyan CHP ve MHP.

    Bombanın pimini çeken dış el ya da akıl ile onu içerde pazarlayan uzaktan kumandalı el’in muhteşem “hücresel örgütlenmesi”ni görebiliyor musunuz?

    Şimdi de bu İttifak’ın aydın geçinen zevatı, “olağanüstü hal” ilanı için kampanya başlatmaları ayrı bir rezalet.

    Halkın seçtiği cumhurbaşkanı bunlara mı tarafsız kalacak?
    ***

    Toplum mühendisleri, bir büyü sonucu kurbağaya dönüşen tarafsız ve demokrat yaratıklardan çok hoşlanırlar. Onları sevip okşayıp ceplerinde taşırlar.

    Otlar da, balıklar da kendilerine kalır çünkü.

    Olan da çekirgeye olur; bir sıçrar, iki sıçrar, sonunda güçü kalmaz, doğal denge de bozulduğundan, sonunda “negatif enerji”ye dönüşürler ve doğmadan ölürler.

     

     

     

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    vatandaş
    26 Haziran 2015 Cuma 10:20
    10:20
    7 HAZİRANDA VATANDAŞ SÖYLEDİ SÖYLEYECEĞİNİ ANLAYANA...!
    212.156.86.190
    Sofistike gurbetçi
    23 Haziran 2015 Salı 13:27
    13:27
    Dandini dandini dastana, danalar girdi bostana... Gerisini "vatandaş" tamamlar.
    88.245.155.191
    vatandaş
    19 Haziran 2015 Cuma 15:19
    15:19
    BARIŞ
    hangi barış biz herhalde başka bir ülkede yaşıyoruz yazar bey aç gözünü bak ve lütfen iyi bak İRAN ; IRAK :SURİYE ; MISIR ;İSRAİL LİBYA AVRUPANI tümü ve dahası ....! etrafımızda kımlen barış içindeyiz lütfen yaz ki görelim ...! komlpo teorileri üreterek fantastik yazı yazmakla olmuyor.
    Tarafsızlık : hukukukn tarafı olursun adaletin tarafı olursun demokrasinin tarafı olursun doğrunun tarafı olursun HAKKIN TARAFI olursun vs yollara düşüp elinde kitap oy istemazsin....!
    212.156.86.190
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim