• BIST 106.764
  • Altın 142,206
  • Dolar 3,5340
  • Euro 4,1188

    Sürmene'yi Turizm Ve Üniversite Kalkındıracak

    Sürmene'yi Turizm Ve Üniversite Kalkındıracak
    01.07.2016 10:08
    Sürmene’de ticaretle uğraşan bir aileye mensup olan Hüseyin Azizoğlu, mühendis olarak atıldığı iş hayatında ilçesine hizmet için siyasete de ‘evet’ dedi

    Sürmene’de ticaretle uğraşan bir ailenin üç çocuğundan birisi olarak dünyaya gelen Hüseyin Azizoğlu, ilk, orta ve lise öğrenimini Sürmene’de tamamladıktan sonra içindeki araba sevdası nedeniyle üniversitede makine bölümünü tercih etti. Yıldız Teknik Üniversitesinden mezun olan Azizoğlu, babasının üniversitedeki meslek tercihinde diğer kardeşlerinde olduğu gibi kendisine de etkisi olduğunu ifade ederken, kız kardeşinin sosyal bölümü tercih etmesine karşın mühendis ağırlıklı öğrenim gören bir aileleri olduğunu dile getirdi.

    Babası Sürmene’de siyaset yapan ve kendisi de 2000’li yıllarda Anavatan Partisi Gençlik Kolları ile siyasete merhaba diyen Hüseyin Azizoğlu, iki yıl da ilçe başkanlığı yaptı. Babasıyla aynı dönem siyaset yapma durumu olunca istifa eden Azizoğlu, 2014’e kadar siyasete ara verdi ve 2014 yılında mevut Belediye Başkanı Rahmi Üstün’ün davetiyle AK Parti’ye katılarak meclis üyeliğine seçildi.

    Sürmene’nin geleceğine dair en önemli amaçlarının turizmi geliştirmek olduğunu söyleyen Azizoğlu, ilçede arazinin engebeli ve dar olmasının da her anlamda ellerini kollarını âdeta bağladığını dile getirdi.

    Azizoğlu’nun bu anlamda çözüm önerisi de “Bununla alakalı dolguyla veya güneye açılmayla, doğu ve batıya doğru imar yaparak, imarda mücavir alanlarını oluşturmak istiyoruz. Ama yetmiyor işte. Sürmene’nin geleceği sanayi ile olmayacak bu belli. Turizm veya üniversite öğrencisini Sürmene’ye kazandırarak olacak.” şeklinde dile getirdi.

    Sayın Hüseyin Azizoğlu, hem Trabzon Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi hem de Sürmene Belediyesi Meclis Üyesi. Önce Hüseyin Bey’i tanıyalım. Hüseyin Azizoğlu kimdir? Nerede doğdu, çocukluğu nasıl geçti, kaç kardeş?

    1975 yılında Sürmene’de doğdum. İlköğretim, ortaokul ve lise öğrenimimi Sürmene’de tamamladım. 1996 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Sonrasında ticarete orada başladım. 99 yılında tekrar Sürmene’ye döndüm. Sürmene’ye döndüğümde hem mühendislik dalında, asansör ve inşaat konusuyla alakalı ofis açtım hem de rahmetli babamın akaryakıt işlerini devraldım. 99’dan bu yana da Sürmene’de ticaret yapmaktayım.

    Önce çocukluğunuza geri dönelim. Sizi çocukluk yıllarınıza geri götürelim. İlkokulu Sürmene’de okudunuz, kaç kardeştiniz, nasıl geçti okul yıllarınız? Ailenin ekonomik durumu nasıldı? Sıkıntı yaşadınız mı? Okurlarımızın o yılları gelecekte daha iyi anlamaları bakımından bize anlatabilir misiniz?

    İlkokulu Sürmene Merkez İlköğretim Okulunda (Şu anki Ayşe Kırali İlköğretim Okulu) okudum. 3 erkek, 1 kız kardeşiz. Benden bir yaş küçük ikiz erkek kardeşlerim var. Üçümüz de aynı okula beraber gidip dönerdik. İkiz kardeşlerim benden bir sınıf arkadaydı zaten. Gayet de düzgün bir ilköğretim hayatımız oldu. Üçümüz de başarılıydık. Hattâ sınıf birinciliklerimiz, okul birinciliklerimiz vardı. Aile durumumuz da babamın akaryakıt istasyonu olduğu için rahat ve iyiydi. Hiçbir sıkıntı yaşamadan büyüdük.

    O dönemde okullar kalabalık mıydı? O yıllara geri dönüp baktığınızda, artık yok olmaya yüz tutmuş değerlerden bahsedebilir misiniz?

    O dönem biz 50 kişilik sınıflardaydık. Ancak şöyle de bir şey var: Benim dönemimde ilkokuldaki sınıfımda bulunan arkadaşlarımdan hepsi üniversite mezunu. Hepsi güzel yerdeler. O dönemlerde 50 kişilik sınıflar olarak cesur değildik. Bazı anlamadığımız konularda öğretmenimize soru sormaya çekinirdik. Mesela bu konularda bu sıkıntıyı yaşamasınlar diye çocuklarımı 20 kişilik sınıflarda okutmaya çalıştım. Yani 20, en fazla 22 kişilik sınıflar. Bunun önemini anladım. Şimdi olsa belki yapmazdım ama o zamanlarda bir konuyu anlayamadığımızda hocamıza sormaya utanırdık veya çekinirdik, sebebini bilemiyorum. Şimdi anlamasak tekrar tekrar, sınıftan sonra da veya sınıf içerisinde hocama söyleyebilirim. O dönemde bunun çekincesini yaşıyorduk. Şimdi bakıyorum çocuğuma; ilköğretimden bu yıl mezun oldu, ona soruyorum. Çocukların özgüvenleri yerinde, cesurlar. Belki eğitim sisteminden kaynaklanıyor veya yeni nesil çocuklar daha mı cesur oluyorlar, bizden daha mı iyi anlıyorlar bilmiyorum ama özgüvenleri daha yerinde. Biz bildiğimizi de söyleyemezdik, çekinirdik. Bilmediğimizi de anlatması için hocamıza soramazdık.

    Ekonomik olarak iyi halli bir aile çocuğu olarak okudunuz. Sürmene’nin sokaklarını a’dan z’ye biliyorsunuz. Yoğun bir göç yaşadı Sürmene. Şöyle bir baktığınız zaman ne kadar arkadaş, eş-dost kaybettiniz? Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

    Tabii ben Sürmene’ye üniversiteden sonra 1999-2000 yıllarında döndüm. Ancak şöyle bir şey var. Bundan 15-20 yıl önce Sürmene’nin nüfusu 25 bindi. Şu anda da 25 bin. Sürmene coğrafi olarak çok geniş bir alan değil. Nüfusun çoğunluğu engebeli olan köylerde. Şimdi nüfus önce köyden ilçeye geliyor. Ama ilçede yeterli imkânı bulamadığı zaman Sürmene veya Trabzon dışına göç etmek zorunda kalıyor. Bu coğrafyanın bizim için çok büyük bir önemi var aslında. Eskiden Araklı Sürmene’ye bağlı bir mahalle olduğu zamanlar Konakönü Araklı’daydı. Yani Sürmene’nin merkezi Araklı Konakönü’ndeydi. Ben dedelerimden, babalarımdan duyuyorum; kömür taşımacılığı, gemi işleri vardı. Sürmene İskelesi’nden gemilerin her türlü ticaret alışverişi yaptığı eski resimler bende bulunuyor. Ticaretin yapıldığı bir yerdi. Ancak sonrasında Araklı Sürmene’den ayrıldı, Köprübaşı ayrıldı. Sürmene’nin düz alanı olarak kalan coğrafyası azaldı. Sanayiye uygun bir coğrafyamız yok. Bugün artık burada yapılabilecek en uygun iş turizm. Turizmde de her imkân istediğin zamanda ve istediğin şekilde olmuyor. Bu nedenle de göç etmek zorunda kalıyor. Bir tarafta yaş doldukça vefat edenler, bir tarafta doğanlar ama bu doğanların anaları, babaları da göç ettikten sonra bizim nüfusumuza katkısı olmuyor. Biz bunları elimizde tutabilmek için bir şeyler yapmalıyız. Eski döneme baktığınızda mesela sahilde Araklı’dan tutun da Of’a kadar diğer ilçelerde insanlar rahat yürüyebilmek ve gezebilmek için Sürmene sahilini tercih ederdi.  Şimdi artık Sürmene’de o çok az. Hem yolun oradan geçmesi hem de diğer ilçelerde yeni sahillerin oluşması biraz bunu etkiledi. Ama dediğim gibi coğrafyamız bizim için bu konuda biraz dezavantaj.

    Sürmene’nin coğrafyası gelişimini ciddi biçimde etkiliyor diyorsunuz!

    Konutta sıkıntı yaşıyorsun. Daire fiyatları pahalı. Sürmene’de çalışan memurlar da kiralar yüksek olduğu için komşu ilçelerde barınıyor. Bu da bizim hem ekonomimizi hem de nüfusumuzu etkiliyor. Olumlu bir tablo olduğu söylenemez.

    Sayın Azizoğlu, liseyi de Sürmene’de okudunuz ve makine mühendisliğini bitirdiniz. Neden makine mühendisliği, nereden aklınıza geldi?

    Rahmetli babam benim doktor olmamı isterdi. Ancak ben otomobilleri çok severdim. Her erkek çocukta vardır ya araba hastalığı; ben de otomotiv, makine mühendisliğinde olduğu için makine mühendisliğini tercih ettim. Dolayısıyla Yıldız Teknik Üniversitesi Enerji ve Otomotiv Bölümü’nden mezun oldum. Bu biraz da benim araba sevdalığımdan kaynaklandı herhalde. Babam özellikle de biz tercih yaparken hepimizde aynı meslek olmasın diye hepimize ayrı ayrı mühendislikleri seçtirdi. Benden sonra diğer ikiz kardeşlerimden biri inşaat mühendisi, biri de mimar oldu. Ben de makine mühendisi oldum. Hepimiz mühendisliğin bir dalında yetişmiş olduk. Belki bir erkek kardeşimiz daha olsa o da elektrik-elektronik mühendisi olurdu artık bilmiyorum. Kız kardeşim mühendis olmadı. O sosyal bölümlerden mezun oldu. İktisat mezunudur.

    Aile ve kardeşler arasındaki ilişki bağınız nasıl?

    Güzel... İkiz kardeşlerim İstanbul’daydı. Orada iş yapıyorlardı. Şu an yeni inşaat mühendisi olan kardeşim burada. Diğeri SİMPAŞ’ta mimarlık yapıyor. Gayet birbirimize bağlı bir aileyiz. Sıkı ilişkilerimiz var. Sonuçta babam vefat ettikten sonra evin büyüğü benim. O yüzden birbirimize çok bağlı bir aileyiz.

    Son kararı siz mi verirsiniz yoksa tamamen birbirinizden bağımsız mısınız?

    Kararı hep birlikte veririz. Ama en son söz benim olur herhalde.

    Gelelim siyasete. Makine mühendisi oldunuz. Ticari bir geleneğiniz var. İlçede Belli bir yeriniz, konumunuz var. Siyaseti ne zaman ve neden düşündünüz?

    Siyasete 2000’li yıllarda başladım. Anavatan Partisinde gençlik kolları başkanlığı ve ilçe başkanlığı yaptım. Yani siyasi hayata ANAP’la başladım.

    Kaç yıl ilçe başkanlığı yaptınız? AK Parti’ye ne zaman geçtiniz?

    2006’ya kadar Anavatan Partisinde ilçe başkanlığı yaptım. Yani 6 yıl kadar. Gençlik kolları başkanlığıyla başladım. İbrahim Çebi Bey gençlik kollarına beni davet etmişti. Sonrasında 2 seneden sonra ilçe başkanlığı yaptım. Rahmetli babam 2007 senesinde Cemalettin Aksoy Bey’den sonra belediye başkanı seçilince ben de partiden istifa ettim. Daha doğrusu, olmadan 6 ay önce istifa ettim. Babam da siyasette olduğu için 2014’e kadar siyaset yapmadım. Sonra 2014’te Rahmi Üstün Bey’in daveti ile meclis üyeliği için başvurduk ve AK Parti’deyim. Şimdi beraber siyaset yapıyoruz.

    Belediyeciliğe uzak değilsiniz o zaman. Geçmişten de bunun örneği var önünüzde. Şimdiki süreçte de doğrudan içindesiniz. Sürmene’de geçmişten bugüne belediyecilik olayını anlatır mısınız? Neredeydi, nereye geldi, ne olabilir?

    Şimdi ben Yemişli Mahallesi’nde yaşıyorum. İş yerim de Yemişli Mahallesi’nde. Sürmene’de eskiden mücavir alan çok dardı. Büyük bir alana belediye hükmetmiyordu. Sadece Zarha ile Humurgan arasındaki belli bir alanda belediyecilik vardı. Oradaki belediyecilik de mahalle muhtarlığı kadar yapılabilirdi. Ama 1996’dan sonra mücavir alanlarımız genişledi. Yemişli Mahallesi ve Soğuksu Mahallesi’nden Balıklı’ya kadar büyüdü alanlarımız. Bir de coğrafyamızın düz olmaması, engebeli bir arazimizin olması nedeniyle maddi külfeti de peşinden getirdi. Öncesinde Sürmene’mizde belediyede şöyle bir şey vardı: Nüfus belli bir seviyedeydi. Diğer komşu ilçelerden bizim ilçemize gelen yerli turist anlamındaki insanların sahilimizde gezmesi bize bir şey bırakabiliyordu. Şimdi bu diğer ilçelerde olduğu için bizde böyle bir şans biraz azaldı. Nüfus olarak azalmaya ve göç vermeye başladık. Ancak belediyedeki bazı çalışmalarımız ve vaatlerimiz var; kitapçıklar çıkarttık. Sürmene’mizde düz alan olmadığı için sanayiyle bu işin olmayacağının farkındayız. Bizim turizmden başka çaremiz yok ki. Turizmle alakalı da proje yapıyoruz ama bunlar hem zamana dayalı hem de bürokrasideki engellere dayalı sıkıntılar çıkartıyor. Şimdi bizim Sürmene’de turizm yapabileceğimiz en uygun yer olarak Zarha Dağı var. Bir de henüz imara ve inşaata açılmamış yerlerimiz var. Buralarda otelcilik anlamında yeni satışlarımız başlayacak. Belediyenin arazilerini otel kurulması için satıyoruz. Hem Uzungöl’e hem havaalanına hem de Trabzon’a yakın olması nedeniyle güzel bir konumda Sürmene. Bunları başlatırsak belki bir işimize yarayabilir. Ancak şöyle bir sıkıntımız var. Dediğim gibi hem bunlar maddiyata dayalı hem de coğrafyamızda sıkıntı var. Şimdi Sürmene’nin merkezinde çay fabrikamız var. Bu çay fabrikasını biz buradan kaldırıp sanayi alanından taşımayı düşünüyoruz ki biz buradaki alanı imarda üniversite olarak gösterdik. Üniversite burada kurulduğu zaman üniversitedeki gençleri de buraya alabiliriz. Yaklaşık 5 bin kişilik üniversite öğrencisini bu sektörde Sürmene’ye taşımayı düşünüyoruz.

    Şu anda zaten üniversite öğrencisinden en fazla yararlanan ilçe Sürmene…

    Ancak Sürmene’nin dışında. Sorunumuz bu. Yeniay, Çamburnu bölgesinde üniversitemiz olduğu için sıkıntılı. Oradaki yurtta öğrenciler kalmıyor. Bizim gördüğümüz otostopla veya otobüsle Trabzon’a gidip geliyorlar. Yukarıda Soğuksu Mahallesi’nde gemi kaptanlık bölümümüz var. Oradaki öğrencilerle konuşuyorum. Hattâ dün bana geldiler. Ben onlara staj yeri ayarlamıştım. Mezun olmuşlar şimdi beni ziyaret ettiler. Dediler ki ‘5 sene geçti. İnanın 5 senede 1 gün Sürmene’de kalmadık.” “Niye kalmadınız?” dedim. “Trabzon’da kalıyoruz.” dediler. Kiralarımızın pahalılığından şikâyet ettiler. Bir de şöyle bir durum var: Sürmene diğer ilçelere göre üniversite öğrencisine aşina. İnsan olarak da daha nezihtir. Ancak öğrenciye yetmiyor bu. Yani daha böyle sosyal alanı olan bir yer istiyorlar. Trabzon daha yoğun bu konuda. Dedim ya en büyük dezavantajımız coğrafya olduğu için böyle alanlar oluşturmak çok zor. Hâlbuki Sürmene halkı buna olumlu yaklaşıyor. Sürmene halkından diğer ilçelere göre sorun olmuyor. Ama coğrafyamız sıkıntılı olduğu için hem üniversite öğrencisini tutamıyoruz hem de sosyal alan oluşturamıyoruz. Bununla alakalı dolguyla veya güneye açılmayla, doğu ve batıya doğru imar yaparak, imarda mücavir alanlarını oluşturmak istiyoruz. Ama yetmiyor işte. Sürmene’nin geleceği sanayi ile olmayacak bu belli. Turizm veya üniversite öğrencisini Sürmene’ye kazandırarak olacak.

    Sayın Azizoğlu, Tonya’da Kalınçam ve Kadıralak diye iki önemli yeni Uzungöl Projesi var ve bu, aktif biçimde işlerlik kazandı. Sizin daha önce turizmde deneyiminiz de oldu ve elinizde Zarha gibi bir bölge var. Sürmene tamamen turizme endeksli kalkınamaz mı? Pansiyonculuk buna ilave edilemez mi? Yani eski baba evlerini terk etmiş gitmişler. Bunların onarılması suretiyle örnek pansiyonculuk gerçekleştirilemez mi?

    Bununla alakalı bir çalışmamız var. Sürmene’de Dirlik Mahallemiz var. Eski Sürmene evlerinin çok yoğun olduğu bir mahalle. Biz bununla alakalı DOKAP ile bir proje hazırladık. Şu anda imzalanma aşamasında zaten. Burada biz yürüyüş alanları oluşturarak Rumlardan kalan eski kiliseleri de turizme kazandırmak istiyoruz. Böylelikle hem Yunanistan’dan hem de diğer yurt dışından gelen turistlere burada yılda bir kez de olsa ibadetlerini yaptırabilmek ve o eski Sürmene evlerinin mimarisini o turistlere kazandırmak amacındayız. Bunanla alakalı “Patika Yol” projemiz de başladı. Hem orada yürüyerek gitmelerini istiyoruz. Araba yolu ayrı, yürüyüş yolu ayrı olacak. Bir de orayla alakalı Zarha Dağı’na bağlantı olarak teleferik projemiz var. Ama dediğim gibi biz bu Dirlik’in turizme kazandırılması ile alakalı projeyi imzalama aşamasına getirdik. Ancak teleferik projesi çok pahalı olduğu için henüz ona bir kaynak bulunamadı. Bulma peşindeyiz. Onu da hallettiğimiz zaman hem Zarha Dağı hem Dirlik bir arada Sürmene içerisinde bir bağlantı kurduğumuz zaman turizme iyi bir yer kazandırmış olacağız. Şu anda Zarha Dağı’ndaki mevcut otelimiz işliyor. Ama dediğim gibi büyük tur otobüslerinin çıkabileceği arazi yapımız çok kötü. Yol virajlı olduğu için büyük otobüsler çıkamıyor. Bu nedenle biz ya burada Sürmene içerisinde otobüsleri bırakıp servis araçları ile yolcuları yukarıya çıkartıyoruz ya da yolları yeniden düzenleyerek bunu yapacağız ki o zaman da kamulaştırma çok büyük bir külfet getirecek. Ya da biz bunu teleferikle halledeceğiz. Başka çaremiz yok. Çünkü 20 senedir benim gördüğüm, oraya küçük servis araçları ile gidiliyor ve yolcular bundan rahatsız oluyor. Otobüsten iniyorlar, küçük servis araçları ile gruplar hâlinde yukarı çıkıyorlar. Bunu teleferikle çözmek zorundayız. Bunu Yolları büyüterek, genişleterek yapalım desek de bu bizim için hem zaman alacak hem de kamulaştırma çok büyük maliyet olacak. O maliyeti teleferiğe yapsak daha doğrudur ve çok ilgi çeker diye düşünüyorum.

    Son olarak Büyükşehir ile Sürmene Belediyesi ilişkileri… Büyükşehir ne getirdi, ne götürdü?  Ne görüyorsunuz?

    Şimdi şöyle bir şey var. Büyükşehir Belediyesi olmadan önce özel idareler vardı. Encümenlik yapan, şu anki belediye başkanımız da encümen, meclis üyesi arkadaşlarımız da daha önce encümenlik yaptı. Belde belediye başkanlarımız da yaptı. Onlardan gördüğümüz şu: Eskiden bir mahallemize, köyümüze bugünkü para ile 50 TL’lik 200 metrelik bir yol aldığımızda ve muhtarlarımızı, oradaki vatandaşa götürdüğümüzde çok mutlu oluyorlardı.  O zamanı şu anki zamanla kıyasladığımda şu an bizim daha çok götürdüğümüzü görüyorum. Bizim bir mahalleye bırakın 200 metreyi, 2 bin ile 5 bin metre arasında beton yol getiriyoruz, asfalt da yapıyoruz. Ama yine de Karadeniz Bölgesi’nin, Sürmene’nin coğrafyasının kötü olmasından dolayı hem yetmiyor hem de kırsalda yapılaşmanın, konutların ayrı ayrı yerlerde olması işimizi zorlaştırıyor. Geçen ay Konya’da bulunduk. Konya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri konuşunca bütçesinin 1 milyar 400 milyon lira olduğunu söyledi. Türkiye’nin en büyük şehri olduğunu söyledi ama onun yol ağı Trabzon’un yarısı kadar. Bizim bütçemiz ise 450 milyon TL civarında. Onların yaklaşık olarak üçte biri kadar. Hem bütçemiz kısıtlı hem de yol ağımız sıkıntılı. Bu konuda vatandaşımızdan biraz anlayış ve zaman bekliyoruz. Fakat inanın ki özel idare zamanında bulunmadım ama özel idarenin zamanında yapılan beton ve asfalt çalışmasının şu an en az 5 katı çalışma yapıyor Büyükşehir. İstatistikler öyle.

    Geleceğe daha olumlu bakıyorsunuz… Büyükşehir doğru ve yerinde diyorsunuz…

    Bence daha olumlu. Şimdi şöyle bir şey var. Büyükşehir belediyesi olduktan sonra şu 5 senelik ilk dönemi geçiş dönemi olarak saymamız gerekiyor. Ondan sonra daha rahat geçeceğine inanıyorum. Bu 5 yıllık geçiş döneminde de Büyükşehir Belediyesi de Sürmene Belediyesi de gayet uyumlu ve başarılı çalışır. Bazı aksaklıklar olacaktır ama bu ilk 5 yılı geçiş dönemi olarak değerlendirmemiz lazım ki buna rağmen özel idareler zamanından daha fazla beton ve asfalt yapıldı.

    Hüseyin Bey teşekkür ediyorum. Son olarak çocuklardan bahsetseniz?

    1 oğlum, bir de kızım var. Kızım ilköğretimi yeni bitirdi. Oğlum da 3 yaşında. Eşim matematik öğretmeni…

    Başarılar diliyorum.

    Teşekkür ediyorum, sağ olun.

    RÖPORTAJ: GÜNEBAKIŞ

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim