• BIST 106.711
  • Altın 143,580
  • Dolar 3,5587
  • Euro 4,1404

    Şöhret Olmak İsteyen, Mini Etek Giysin!

    09.05.2013 20:26
    Murat Aydın / Yazar

    Murat Aydın / Yazar

     

    “Fermuarının ritmik cızırtısını koru ki muhterem, beynine kan pompalayan organın sıkıntıya düşmesin.”

     

     

    Zihni şeytanla mesaiye kalmış muhafazakâr (!) kadınların, reklam jeneriği kokan salvoları, yine spot ışıklar altından, gözümüzün içine sokuluyor.

    Ben bilmem, beyim bilir” felsefesi ile,fikir fukarası olduğunu dile getiren kadının, “Eşime, arkadaşımı önerdim” demesi, kendi cinsiyetini alenen sömürmesi ile pek ala bağdaşabilir.

    Şöyle ki muhterem, ayetleri kafalarına göre septik süzgeçlerden geçiren ve onları kendi çaplarına göre yorumlayan beyinlerin, beylere tav olması, asla şaşırılacak bir durum değildir.

    ***

    Kadın olmak, şerefini salı pazarında görücüye çıkartıp, “Beyime bir eş daha arıyorum. Yok mu talipli yahu” demek değildir.

    Kadın olmak, Bayat onur cesediyle programlara katılıp, siyasette bir delik aramaksa hiç değildir.

    Kadın olmak herşeyden önce, acılı bir doğurucunun gözünde yaş olmaktır.

    ***

    Sizde görüyorsunuz ki, aşırı sıcaklar sadece terletmiyor, aynı zaman da beyin hücrelerini tekletiyormuş.

    Nisa Suresi’nin 3. ayetini, kafasına göre yorumlayarak, ahaliye sözde danışmanlık dersi veren kadınlar, “Elime kime atsam, çok eşli” tarzında, son kullanma tarihi geçmiş fikirlerle de, gaz alıyorlar.

    Ne kadar komik!

    Aynı surenin 34. ayetini de erkekler kafalarına göre yorumlasalardı, tüm kadınlar elinde kafatası ile dolaşırdılar.

    ***

    Nefs şalvarına düşen zihine, beş değil, on beş kadın da getirseniz nafiledir!

    Önce fermuarınızın ritmik cızırtısını koruyacaksınız ki, beyninize kan pompalayan organınız sıkıntıya düşmesin.

    Aşk fıçımızın dibi delik çıktı” diyorsanız eğer, o zaman da aşk diye sarıldığınız o duyguyu gözden geçireceksiniz.

    ***

    İlk eşlerinden aldığı beddualarla, tuzlu fıstıkların koyunlarında cin çarpmışa dönen adamların, psikolojik durumlarını hiç incelendin mi muhterem?

    Cariye koleksiyonu kurmayı becerebilen lakin o cariyeler üzerinde eşit adaleti sağlayamayan insanların, düştüğü rezil durumlara hiç şahit oldun mu?

    Öyle programlarından, üç kadını bir ipte oynatmak kolaydır.

    Yaşadığının zamanı inceleyip, faydalı işler üzerinde zihin egzersizi yapmaktan seni alı koyan şey ne ki?

    İlle de şöhret olacağım diyorsan, mini etek giy muhterem.

    Zira, sana göre erkek; “Baldır aynasında saçlarını tarayan, potansiyel uçkur müptelası” değil mi?

    ***

    Kaslardan oluşan ve genişleyebilen sindirim sisteminin adına biz mide diyoruz muhterem

    Lakin gıdanın haricinde bazen çirkefliklerimizi de orada sindirip, kanımıza karışmasını bekleyebiliyoruz.

    Kadınım yahut erkeğim diye ortalıkta gezinen canlıların, böylesine acınacak bir hale düştüğü günümüzde, görünen o ki bu hassas organa yine çok iş düşecek.

    Ne denilebilir ki artık muhterem?

    Her laçka ağıza, bir rögar kapağı” gerek…

    Çünkü, güzel ülkemin saf insanları, lağım kuyusundainci aramaktannedensevazgeçmiyor…

     

    MUHTEREM KUŞUN ÖTÜYOR ÇIKART ONU…

     

    Canım; ergen sivilcelerin, adrenalin dolu fiziksel ve ruhsal davranışlarını, yerinde görmek istedi…

    Bu sebepten ötürü, önüme çıkan ilk AVM’ye daldım…

    Biiiippppp!

    X-Ray cihazına takılıyoruz.

    Mutfak robotuna pantolon giydirmişler ve kapıya dikmişler…

    -Beyefendi, metal eşyalarınızı lütfen sepete koyun

    Muhterem:

    -Hay..Hay !

    ***

    Tekrar giriş yapıyorum…

    Ve yine o ses…

    Biiiippppp!

    Dayanımıyorum ve pöykürüyorum

    “Boynumda güvercin kolyesi var, ondandır…”

    Mutfak robotu durumdan işkilleniyor…

    -Beyefendi lütfen kuşunuzu çıkartın ve tekrar girin…

    Çıkartıyorum ve ses kesiliyor…

    Nihayet içerdeyim…

    ***

    Bu kadar öttüğüme göre, AVM bombalanmaya değer bir yer olmalı…

    Alt tarafı bir kahve içip, camekanlara salakça yazılan indirim oranlarına bakacaktım.

    İçerde insanların çok öttürüldüğünü duydum da, kapıda bu kadar ötttürüldüklerine, bizzat yaşayarak şahit oldum.

    Söyleseydiniz, başıma metal çorap giyerek gelirdim…

    Zira, Trabzon’da bu kadar ötmek, fazlasıyla kanıma dokunuyor…

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    ergun birinci
    11 Mayıs 2013 Cumartesi 22:46
    Bugünleri de arayacağız!
    Toplumun görsel hafızasına, bilinçaltına ne kaydediliyorsa toplum onu davranış olarak iade ediyor aslında. Diziler, izdivaç proğramları, kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı, ensest ilişkilerin normalmiş gibi gösterildiği bu dönemleri dahi mumla arayacağımız, keşke mini giyselerde böyle yüzümüz kızarmasa diyeceğimiz günleri görmesek bari.
    78.163.110.248
    mehmet (mürekkep okyanusu tayfas
    11 Mayıs 2013 Cumartesi 22:30
    edep
    Toplumda edep haya kalmadı. Akil heyetinede yazi bekliyoruz
    78.163.110.248
    Aysun selim
    10 Mayıs 2013 Cuma 22:05
    harikaa
    mükemmel bir yazıolmuş yaa..katılıyorummmm
    85.105.254.84
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim