• BIST 106.404
  • Altın 146,968
  • Dolar 3,4891
  • Euro 4,1811

    Şike Mücadelesi İle Başkan Değil Emekli Oldu

    Şike Mücadelesi İle Başkan Değil Emekli Oldu
    20.08.2015 17:36
    Trabzonspor'un son kongresinde başkan adayı olan Hakan Kulaçoğlu Kuzey Ekspres Gazetesi'ne özel açıklamalarda bulundu...

     Üç günlük Trabzon ziyaretinizde çeşitli temaslarınız oldu. Bu temaslarınızın Trabzonspor'un geleceğinin şekillenmesi noktasında önemli bir heyecan yarattığını gözlemlemek mümkün. Neden Trabzon'a böyle bir çıkarma yapma ihtiyacı hissettiniz?

    Sezonun açılış maçı için zaten Trabzon'a gelecektim. Bu arada, son iki haftada sosyal medyadan gelen mesajlar sıklaşmaya başladı. Mesajlardaki iki temel konu sorumluluktan kaçmamam ve birliktelik sağlamamız gereğiydi. Durumdan vazife çıkarmak çok da zor olmadı haliyle. Geldim ve bazı önemli görüşmeler yaptım. Buna çıkarma demek çok doğru değil tabii, mütevazı bir çaba benimkisi. Umarım yararlı olur.

    ÇARE İÇİN SOMUT BİR GELİŞME ŞİMDİLİK YOK

    Kimlerle görüştünüz? Mütevazı çabanız sizce amacına ulaştı mı?

    Çabamızın amaca ulaşması için henüz çok erken. Trabzon'a bir el bagajı ile geldim ve içinde sihirli bir değnek yoktu. Görüşmelerde 3 mutabakat seçeneği ve 7 hayati maddeyi değerlendirmeye çalıştım. Umut verici yanı, belli bir bilinci oluşmuş bulmak, problemin teşhisinin doğru yapıldığını görmek. Ancak çare için somut bir gelişme şimdilik yok. Genelde kısa görüşmeler oldu. Ulaşabildiğim her değerimizle görüşmeye çalıştım.

    Trabzon'un SWOT analizlerine baktığımız zaman birçok artısının Trabzonspor'un gölgesinde kaldığını görüyoruz. Bu aslında yıllardır konuşulan ama üzerinde durmanın sakıncalı sayıldığı bir konu. Zira bu soruyu sormak Trabzonspor düşmanlığına kadar gidebiliyor. Burada soruyu değiştirmek mi gerekir acaba? Trabzonspor gibi bir değerin şehrin diğer artılarının önünü açması gerekirken, diğer artıların göz ardı edilip "Nasıl olsa Trabzonspor var" üzerinden bir rahatlığın olduğunu söylemek mümkün mü? Ya da doğru soru nedir ve bu tıkanmışlığın önüne nasıl geçilebilir?

    Trabzon'a özgü olmayan ama en belirgin şekilde Trabzon'da izlenen bir ülke sorunundan söz ediyorsunuz burada. Güneş tutulmasının en iyi izlendiği yer oldu bir anlamda Trabzon. Ülkenin 81 vilayeti yozlaşırken en hızlı ve hacimli yozlaşan Trabzon oldu maalesef. Elbette birçok sosyolojik çözümleme yapılabilir bu sorun için, ancak sorunun önemli bir kısmı "Hizmet getirdik" diyenlerin götürdükleridir aslında. Bu şehrin kültürünü götürdüler, kaçırdılar. Trabzon kenti Trabzonspor'u çıkardı, zira o üretimi yapacak kültürel birikime sahipti. Zamanla kültür bu kent için bir şey ifade etmemeye başladı, çünkü kültür insanların kolayca yönetilmesine, yönlendirilmesine değil, insan gibi yaşamasına yarayan bir şeydi. Yaşaması, gelişmesi değil, yok edilmesi daha faydalı gözüktü belli odaklara. Trabzon insanı önce 'vatanseverlik' adı altında derin güçler tarafından kriminalize edildi, sonra da siyasi iradenin gayretiyle teslimiyetçi ve hizmet bağımlısı yapıldı. Meselâ, Trabzonspor seçimlerinde sonucu para karşılığı verilen oylar belirliyor, diye şikayet ederken, bu kente para karşılığı oy soysuzluğunu kimlerin yerleştirdiğine bir bakmak ve 'mümkünse' hayret etmek gerekir. Trabzonspor artık Trabzon kentinin önünü açamaz, zira insanların bugün Trabzonspor'dan anladığı şey iltimas ve maddi çıkardır. Bu kentin, 'Trabzon ve Trabzonspor Kültürü' diye diye belli odaklar yararına kültür soykırımı yapanları afişe edecek gücü ve cesareti kalmamışsa, "Nasıl olsa Trabzonspor var" cümlesinin "Bir zamanlar Trabzonspor vardı"ya dönüşmesi an meselesi demektir.

    SADECE UZUNGÖL'E BAKARAK YETERİNCE UTANABİLİRİZ

    Trabzon'un kültürel yapısı değiştikçe, doğal olarak şehirde de olumsuz anlamda çok önemli belki de bundan yüzyıllar sonrasını etkileyecek değişiklikler yaşandı. Örnek olarak arama motorlarına Trabzon yazdığımızda ilk karşımıza çıkan Trabzon'un aynası Uzungöl'ü verebiliriz. İçler acısı bir durumla karşı karşıyayız. Hem de geleceğini turizme bağlayan bir şehir olarak. Bugün "yeşil yol" tartışılıyor... Bu bağlamda eskiye özlem artıyor ve artacak gibi de görünüyor...  "Ey gidi eski Trabzon" cümlesini artık daha fazla kuracağıza benziyor. Ben de size sizin "Ey gidi eski Trabzon'ununuzu" sormak istiyorum... Nasıldı eski Trabzon?   

    Trabzon orijinal haliyle cumhuriyetin birkaç Avrupalı kentinden biriydi. Tarihinin getirdiği bir karma kültürdü bunun nedeni. Ancak bu, Avrupa kültürünün önde gelen özelliklerinden biri olan kentin tarihi yapısının korunması güzelliğini Trabzon'a armağan edemedi. Tüm coğrafyada yozlaşma oldu ama en büyük hasar, kaybedecek bir şeyi olanlar da gözlendi. Trabzon'un çok şeyi vardı ve çoğunu kaybetti. Kendi adının T'si bile kalmayan bir kent Türkiye'nin T'si olmakla övünür ve bununla avunur hale geldi. Yetmişlerin Trabzon'u, bırakın kışlığı, üç yazlık sineması bir de sinema kulübü olan bir kentti. Yazarı, ozanı, her alanda önemli sanatçıları vardı. Sonra Trabzonlu yazarların kültür adına ürettiği kitaplar azalırken devlet ilanı için kurulan gazeteler arttı. Tek başına bu bile o kadar çok şey anlatır ki aslında. Uzungöl, Trabzon'un dramını çok iyi anlatan bir tablodur elbette. Sadece oraya bakarak yeterince utanabiliriz. Sonra dönüp Boztepe'ye bakarız. İnsanoğlunun bir tepeden nasıl yerin dibine girebildiğini anlatır orası. Binalar bizim yerimize utanamaz, bizim bizzat utanmamız gerekir. Utanma zahmetine girmemiz gerekir.

    İNSANIN ANAVATANI ÇOCUKLUĞUDUR

    *"Trabzon'da yaşamak isterim çünkü...." "Trabzon'da yaşamak istemem çünkü...." Sizin Trabzon için "Çünkü" leriniz nelerdir?

    Trabzon'da yaşamak isterim, çünkü burası benim memleketim. Çocukluğumun geçtiği yer. İnsanın anavatanı çocukluğudur. Trabzon benim için vazgeçilmezdir. Trabzon'da yaşamak istemem, gibi bir cümle kurmam; çok sayıda neden saymak mümkün olsa da o cümleyi kuramam, mümkün değil.

    TÜRKİYE'NİN ÇİMENTOSU 81 VİLAYET DERSEK HUZUR OLUR

    *Ülke gündemine paralel olarak Trabzon insanının milli hassasiyetlerinin(!) siyasi olarak kullanıldığını ve bunun Trabzon'a zarar verdiğini düşünüyor musunuz? Yoksa siz de "Trabzon bu ülkenin çimentosudur? Trabzon bu ülkenin güvencesidir?" gibi Trabzon'a biçilen misyonun ülke ve Trabzon açısından olumlu sonuçları olduğunu mu düşünüyorsunuz?

    Bunu iki önceki soruda anlatmaya çalıştım. Her kavramın tanımı kişiden kişiye, dönemden döneme değişebilir. Vatanseverlik tanımını yapmak kimsenin patentli ya da noter tasdikli hakkı değil. Türkiye'nin çimentosu seksen bir vilayet olursa ancak huzur bulabiliriz. Bu ülkenin de dünyanın da güvencesi ise insanlık onurudur. Hislerle gerçekleri karıştırırsak bizi her güç kullanır.

    ŞİKE MÜCADELESİ İLE ZORUNLU EMEKLİLİK!

    *Kariyerinde zirve yapmış, tüm birikimleriyle birlikte aslında Trabzon'un da ihtiyacı olan bir isim olmanıza rağmen şuanda emeklilik hayatı yaşıyorsunuz.  Aslında geçtiğimiz seçimlerde Trabzonspor'a başkan adayı olarak bu birikiminizi ekibinizle birlikte Trabzon'a, Trabzonspor üzerinden yansıtmak için büyük bir fedakarlık yaptığınızı söylemek mümkün. Seçimden bu güne Trabzonspor tablosuna baktığımız zaman da Trabzonspor delegesinin yanlış bir tercih yaptığını söylemek için gayet haklı sebepler var. Trabzon'u hangi zihniyet yönetiyor ya da yönlendiriyor sizce? Neler oluyor size göre? Bundan sonraki süreç için endişeli misiniz?

    İki yıl önceki seçim sürecinde "Trabzonspor'un haklarını savunmak sadece bağımsız kişilerin harcıdır, Trabzonspor Başkanı bu kurumun onurunu koruyabilmek için gerekirse emekli memur maaşına razı olacak" demiştim. Başkan olamadım ama emekli oldum. Trabzonspor'un haklarını savunduğum, şike mücadelesini bırakmadığım, "Kupa Cumhurbaşkanı'nda" dediğim için emekli olmak zorunda kaldım. Hiç pişman değilim, aksine çok gururluyum. Trabzonspor bu kirli düzenin içinde kalarak haklarını koruyamaz. Trabzonspor'un haklarını gasp eden Müteahhit Futbolu denilen lanettir. Gelin görün ki Trabzonspor üyeleri ısrarla müteahhit başkan seçmeyi sürdürmektedir. Bu kafanın zamanla Trabzonspor'u yıkıp yerine AVM yapacağından hiç kuşkunuz olmasın!

    BİR KENTİN VEKALETİNİ YÜKLENENLER, İRADELERİNİ BAŞKA BİRİNE TESLİM ETMİŞSE O KENTİN GELECEĞİ KARANLIKTIR

     Şike sürecini, Trabzon lobisinin (Var mı yok mu bu da tartışılabilir) iyi yönetemediğini söylemek saçma olmaz herhalde gelinen noktada... Bunun en büyük sorumluları kim ya da kimlerdir?

    Şike sürecinde haklarımızı alamamamızın bir nedeni her üç siyasi partinin oy avcılığı ise bir diğeri de dönemin iktidar partisi milletvekilleridir. Bir kentin vekaletini yüklenenler, iradelerini başka birine teslim etmişse o kentin geleceği karanlıktır. Oysa insan dediğin sınırlı süre yaşayan bir varlıktır. Bunlara hiç gerek yoktur. Hem, bu kenti ülkenin en korkak ve kaypak şehri haline dönüştürürseniz, burada 150 yıl yaşasanız bile mutlu ve onurlu olamazsınız ki.

    DÜRÜSTLÜK, SAMİMİYET VE LİYAKAT

    *Olayları ve gelişmeleri isimler üzerinden değil de teorik olarak yorumlamanın daha iyi sonuçlar doğuracağını düşünsek de önümüzdeki seçim sürecini göz önünde bulundurduğumuzda isimleri de değerlendirmenin kaçınılmaz olduğunu söyleyebiliriz. Bu bağlamda Trabzonspor'un başkan ve yönetimini, Trabzonspor başkan adaylığına soyunan isimleri değerlendirmenizi isteyeceğim. Herkesin bir reçetesi var... Sizin reçeteniz nedir?

    Trabzonspor'un mevcut başkanını ve yönetimin kalan parçalarını tekrar değerlendirmek istemiyorum. Başkan adaylığını ilan eden ise sadece Celil Hekimoğlu arkadaşımız var. Seçime uzunca bir süre olduğu için bekleyip görmek gerekir. Reçete derseniz, dünyadaki tüm sosyal sorunların reçetesi zaten aynıdır: dürüstlük, samimiyet ve liyakat.

    Siz "Başkan adayı olmayacağım" diyorsunuz ancak yönetimde olup olmayacağınızı merak ediyoruz. Nasıl bir oluşum olursa yönetimde olursunuz? Ya da yönetimlerde bulunur musunuz?

    Başkan adayı değilim. Bir yönetimde görev almam için de o yönetimin mutlaka geniş bir mutabakat yönetimi olması gerekir. Olmayacak duaya amin diyerek camiayı kandıramam.

    Röportaj: Elif Çavuş

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    TS'lu
    21 Ağustos 2015 Cuma 02:18
    02:18
    "Trabzonspor'un haklarını savunmak sadece bağımsız kişilerin harcıdır, Trabzonspor Başkanı bu kurumun onurunu koruyabilmek için gerekirse emekli memur maaşına razı olacak".... Yahu ne güzel bir şey benim dost sohbetinde söylediğim, düşündüğüm şeyleri dillendirmiş. Trabzonspor'un böyle aklı başında insanlara ihtiyacı var. Muharrem Usta da kurumsallık adına ne kadar değerli bir yönetici olduğunu zaten ispat etmiş bir isim. Gönül ister ki iş birliği içinde bu güzel insanlar el birliğiyle Trabzonspor'u daha yükseğe taşısın. Ah 13. sandık ahh! GEL ARALIK GELLLL!....
    78.190.58.242
    Diğer Haberler
  • Burak Yılmaz'dan Büyük Fedakarlık19 Eylül 2017 Salı 09:05
  • Abdülkadir Formayı Kaptı19 Eylül 2017 Salı 09:01
  • Lucescu'dan Yusuf Ve Abdülkadir Yorumu19 Eylül 2017 Salı 03:30
  • Burak Yılmaz İstatistikleri Patlattı19 Eylül 2017 Salı 03:27
  • Ersun Yanal'dan Kucka Kararı!19 Eylül 2017 Salı 03:25
  • Rodallega İle Problemi Var!19 Eylül 2017 Salı 03:24
  • Ersun Yanal: 'Endişeye Gerek Yok'19 Eylül 2017 Salı 03:21
  • Alanyaspor Maçının Biletleri Satışa Çıktı18 Eylül 2017 Pazartesi 14:53
  • Forması Çıkarılan Çocukla İlgili Açıklama Geldi18 Eylül 2017 Pazartesi 14:28
  • Burak Attı Ersun Baktı!18 Eylül 2017 Pazartesi 11:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim