• BIST 108.164
  • Altın 151,464
  • Dolar 3,6587
  • Euro 4,3309

    Şeytani Arşetipler ve “Nötr-Tanrı” Cumhurbaşkanı Arayışı

    27.06.2014 15:40
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Önce hepimizin ağırlıklı olarak hem fikir olduğu genel bir durum tespiti yapalım.

    Dünya ve ülkemiz, yeni bir yüz yıla girerken ciddi ve tehlikeli bir küresel krizle karşı karşıya olduğumuzun acı da olsa hepimiz farkındayız. Geçmiş yüzyılın ya da cumhuriyet tarihinin büyük bir bölümünde davrandığımız gibi hareket edip de kurtulabileceğimizi düşünme ya da sanma lüksüne sahip değiliz. İnsanların neden olduğu karmaşa, yıkım ve şiddete bir son vermek, toplu imha silahlarını, ya da genel anlamda araçlarını ortadan kaldırmak ve yeryüzünde barış, huzur ve güveni sağlamak için yollar bulmak zorunlu hale gelmiştir.

    Aynı derecede önemli olan şey; hava, su ve toprağın endüstriyel tahribatlarla kirletilişine bir son vermek ve ekonomiyi “yenilebilir” enerji kaynaklarına göre yeniden tanzim etmek- yapılandırmak ve açlığı ve sefaleti bir şekilde ortadan kaldırmaktır.

    ***

    Bu acıdan genel durumun ciddi olduğu açıktır ve bu durumu düzeltecek basit yöntemler düşlemek oldukça zor, hatta imkânsız gözüküyor. Çözüm bulmanın zorluğu genellikle şu anki küresel krizin çok “kompleks-yapı” oluşuna, ekonomik, politik, etnik, askeri, psiko-sosyolojik ve başkaca boyutları da olan karmaşık bir sorunlar ağını içerdiğine yorulur. Olası çözümler ise, genel anlamda bu farklı alanlardaki sapkın eğilimlerin düzeltilmesi olarak görülür.

    ***

    Şimdi ise üzerinde çoğumuzun hemfikir olmadığı ve bu ciddi bozulmanın başka önemli bir nedeni de, olaya “bütünsel” halde bakıldığında sorunun endişe verici bir de “metafizik” boyutunun olduğunu görürüz. Böylelikle ülkemiz ve dünyamızda var olan ve birbirine “girift-bağlantılı/iç içe girmiş” sorunların yalnızca maddi nedenlere dayanmadığını fark ederiz.

    Son analizde yerel ve evrensel çaptaki bu sorunlar, “arşetip plan”ın-kendinden sonrakini biçimlendiren, kendi tipinin ideal örneğini oluşturan form ya da modelin- devinimlerinin doğrudan bir yansıması olduğunu da görürüz.

    Bu plandaki güçler ve varlıklar oldukça kutuplaşmıştır ve bu arşetipler, yani kendinden sonrakini biçimlendiren modelin-formun figürleri ya da karakterleri, hem faydalı, hem de zararlı üretimler içerir.

    Yine bu arşetip model veyahut form ilkeler-“iyi, tarafsız ve kötü”- yaratılışın ayrılmaz bir parçasını oluşturur ve evrensel oluşumun vazgeçilmez unsurlarıdırlar. Bu nedenle de bu oluşumun yarısını, yani “kötülüğü” evrensel plandan söküp atmak, kaldırmak mümkün değildir.

    ***

    Ancak, bu içgörürlerin ışığında, mevcut sorunlar ağının çözümü ve gündelik ilişkilerimizde olumsuz unsurların etkisini azaltmak istiyorsak, bunlardan sorumlu arşetipsel güçler için en asgari düzeyde daha az yıkıcı ve daha az tehlikeli kişileri, ifade biçimleri ve uygulamaları bulmalıyız. Bu form ya da model, “iyi-pozitif” güçleri yüceltmemizi sağlayacak ve onlara hayatı tahrip etmek yerine onun niteliğini yükseltecek alternatif çıkış yolları sunacak uygun ortamlar yaratacaktır.

    ***

    O halde varoluşun bir unsuru- yarısı olan “negatif-kötülüğü” tümüyle söküp atmak mümkün değilse, en azından asgariye indirecek ve ülkemizi “insanca” yaşanılabilir bir mekân haline getirmek için yöntemimiz ne olmalıdır?

    ***

    Evrensel “İslam” anlayışına göre arşetip plan-form; kendinden sonrakini biçimlendiren ve ideal bir model-form oluşturan güce tanrı değil, “Allah” diyoruz ve yaratılışın ayrılmaz bir parçası olan “iyilik-tarafsız ve kötülük” gibi unsurların da sahibidir. Aynı şekilde bu kavramların paralelinde yer alan “varlık- boşluk ve yokluk” kavramlarının da.

    Nötr olduğu içindir ki; tarafsızlık kendine has bir özelliktir. Evrensel oluşumun unsurları olan negatif ve pozitif kutupların toplamından “kozmik dengeyi” kuran “tek” bir güç vardır ve tarafsızdır, yani “nötr”dür.

    Ve kendi bir yönü olan “pozitif-iyilik” arşetipinin yeri ise, tanrı panteonu, yani tapınak değil, rahim ve rahman sembollü “cami”dir.

    Bu dengeyi kuran “güç-Allah” dışında hiçbir şey nötr ya da tarafsız olamaz. Nötr gibi görünen şeylerin bile dikkat edildiğinde ve farkına varıldığında çok az da olsa bir sapması vardır.

    ***

    Gel gelelim “şeytani arşetipler”in, yani “kötülüğün-negatifin” formuna ve bu formun figürlerine ve bunların panteonlarına, ya da tapınaklarına…

    Batı’nın yaşam felsefesi; sadece maddi varlığı kabul etmiş, “yokluk- boşluk” ve “sıfır” kavramlarını her zaman reddetmiş ve bu kavramlara karşı mantıksız bir korku taşımıştır. Ve temeli Aristoteles mantığına dayanır. Bundandır ki sürekli çarpışmış, çatışmış ve işgal etmiştir.

    Buna karşın İslam, bu kavramları gerekli buluyor, çünkü “MERKEZ”in atomlar denilen tekil parçacıklardan oluştuğu ve eğer bu parçacıklar oradan oraya dolaşabiliyorlarsa, aralarında bir “boşluk” olması gerektiğini, yoksa birbirlerine yol vermeyerek çarpışacaklarını kabul eder. Bu acıdan İslam’da; “ÇARPIŞMA ya da ÇATIŞMA”lara yer yoktur.

    ***

    Ancak batı dünyası, geride bıraktığımız son yüzyılda, şeytani arşetip-form stratejileri sayesinde İslam’ı, kendi doğal-evrensel dinamiğinden saptırma başarısını göstermiş ve dünya kamuoyu nezdinde şeytanileştirmeye dönük büyük caba sarf etmiştir, halen de devam etmekmtedir.

    Yeryüzünün sadece maddi boyutundan faydalanmak uğruna, dünyanın enerji kaynaklarına sahip bölgeleri işgal etmiş ve bu bölgelerde oluşturdukları “sömürü-oligarşi”lerde kutsal ideolojiler şemsiyesi altında ve bu ideolojileri temsilen kendilerine bağımlı ama kendi ülkelerine karşı “nötr-tarafsız” olan tanrılar ve bunlara ait “panteon-tapınak”lar, ya da “anıt”lar inşa etmiştir.

    ***

    Sevecen, babacan, herkesi kucaklayan ve tarafsız bir cumhurbaşkanı demek, şeytani arşetip-form stratejilere karşı ses çıkarmayan “nötr-tanrı” bir cumhurbaşkanı demektir.

    Ve köşk, “Gül-Erdoğan” ikilisine dek hep bu yönde kullanılmıştır, önce bir “panteon-tapınak” haline getirilmiş, sonra da şeytani arşetip-form stratejilerinin protokollerinde tamamlayıcı bir unsur olarak yerini almıştır.

    ***

    Yukarıda değinmeye çalıştığımız evrensel çaptaki kriz sarmalına Türkiye’yi de katmak ve yeni bir hukuki yapılanmaya dönük hamlelerini durdurmak isteyen şeytani arşetip stratejiler, bu sefer “seküler-laik” prototip uygulamalardan vazgeçip, özünde İslami değerleri barındırmayan ve “arka plan”da kendilerinin de desteğiyle kurulan, bu sömürü stratejilerin mali ve ideolojik kalbi olan “Suudi Monarşizm”in feodal imgeleri haline gelen, batılı modellerin içinde ve baskısı altında kalan ve kendi özgün yollarını yaratmada güçsüz ve yeteneksiz “İslam Teşkilatı Birliği” gibi organizasyonlarda yetiştirdikleri “nötr-tarafsız” şahsiyetleri cumhurbaşkanı yapma kurnazlığına sapmıştır.

    ***

    Peki, bu strateji hayata geçer mi, orijin mecrasından, kaynağından kopartılan dünya medeniyeti ve uygarlığı ile insani birikimler, yeniden kaynağına, “doğu”ya evrilmekte olduğu şu günlerde?

    Ve bu evrilmenin önderliğini üstlenen, “cumhurbaşkanlığı köşkü”nü şeytani arşetiplerin

    panteonu, tapınağı olmaktan çıkaran ve “iyilik-pozitif” arşetip kutbunda yer alan “cami” çıkışlı, yeniden bir “hukuk devleti” kurma adına şeytani arşetiplerle kavgaya and içmiş, “TARAFLI” bir lidere karşı?

    Hiç sanmıyorum.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    abdurahman
    27 Haziran 2014 Cuma 16:26
    16:26
    TARAFLI bir yazı olmuş, ayrıca demokrasilerde insanların sahip olması gereken ilk şey din değil saygıdır. Sırf müslüman diye demokrasi de kimseye hürmet edilemez
    141.255.160.130
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim