• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387

    Sendikacılıkta Andisalay

    07.05.2015 15:36
    Vedat Uzuner / Yazar

    Vedat Uzuner / Yazar

    Sendikal görünümlü bir oluşumun her sene ülke genelinde yaşadığı ‘Mayıs Sendromu’ yine nüksetti.

    Nereden vursam etkili olurum, nasıl olur da binanın bir tuğlasını koparırım diye kara kara düşünen yöneticilerin aklına enteresan alanlar geliyor.

    Eğitim çalışanları için bu güne kadar hiçbir kazanım elde edememiş, erim erim eriyen sendikasını ayakta tutmak için, başka sendikalara üye eğitim çalışanlarına da mesaj vermek amacıyla söylenecek yalanların ardı arkası kesilmiyor.

    Şu yalana ne dersiniz?

    Sendikal görünümlü oluşumun bir yöneticisi öğretmen rotasyonunu kast ederek sendikacılıkla yetişemeyeceğini anladığı Eğitim-Bir-Sen’e kara çalmaya, çamur atmaya çalışıyor. Güya Eğitim-Bir-Sen’li yöneticiler öğretmenlere; ‘Bize üye olursanız rotasyonda iyi yere gidersiniz’ diyormuş.

    Bir sendikacının bunu söyleyeceğine inanan için söylenecek tek şey var:

    Bu adam sendikacılığı bilmiyor.

    Sendikacılığı bilmeyen sendikacılık yapamaz mı?

    Yapar elbette.

    Peki nasıl?

    Ağzı iyi laf yaparsa, konuştuklarının doğru ya da yalan olması önemli değilse, eyyamcılık yapmayı sendikacılık sanıyorsa, il kongreleri öncesi parti genel merkezinden tek adaylı seçim yapın diye talimat geliyorsa bal gibi de sendikacılık yapar.

    Sendikacılığı ‘istemezük’ anlayışıyla yaparsa sendikacılığın alasını yapar.

    Bazıları ya Türkiye’de yaşamıyor, ya da başını hala kumdan çıkaramadı.

    Eğitim-Bir-Sen bu ülkede sendikacılığa sınıf atlatmış, sokaktaki vatandaşın kafasındaki olumsuz sendikal imajın silinmesine de büyük ölçüde katkıda bulunmuştur.

    Sendikalar elbette muhalefet ederler.

    Ancak her yapılana da sendikacıyım diyerek tu kaka demek çok da akıl karı olmasa gerek.

    Mevcut iktidar kim olursa olsun;

    1- Milli Güvenlik derslerinin kaldırılması,

    2- Öğretmenevi aidatının kaldırılması,

    3- Zorunlu İlksan -batağı- üyeliğinin isteğe bağlı hale gelmesi,

    4- Ülkenin dört bir tarafında İmam-Hatip Liseleri açılması,

    5- Mutabakatla sonuçlanan ilk toplu sözleşmede emekli ve çalışana bazılarının hayal bile edemeyeceği kazanımlar elde edilmesi,

    6- Başörtü yasağının toplanan on iki buçuk milyon imza sonrası kaldırılması

    7- Erkek çalışanlar için uygulanan kılık kıyafet dayatmasının fiilen sona erdirilmesi gibi kazanımlar elde edilirken de mi muhalefet edecektik.

    2012 yılında toplu sözleşmenin gecikmesi ve sonuç alınamaması nedeniyle bütün Türkiye’de bordro yakma, faks ve iş bırakma eylemi yaptı Eğitim-Bir-Sen. Kendilerini davet edemedik kusura bakmasınlar. Aslında o dönemlerde peşinde köy köy, bucak bucak dolaşılacak vekil adayı da yoktu. Seçimler de geçmişti çoktan.

    Başörtü yasağının devam ettiği yıllarda kendilerinden yardım isteyen kızlarımıza ‘devlet yasaklıyorsa vardır bir bildiği’ diyen ben miyim Allah aşkına?

    Eğitim-Bir-Sen ülkenin dört bir tarafında kılık kıyafet eylemi başlatırken beyler neyin uğraşı içindeydi?

    Geçmişe dönük eylem kararı alarak genel merkeze çuvallarla giden istifaları durdurma telaşına düşen ben miyim?

    Sözde eylem yaparken okul idarelerine yazı yazarak eylem yapanlar hakkında işlem yapılıp yapılmadığını soran, sözde eylem yaptığı dönemde bile kutsadığı kravatını bir gün dahi çıkaramayan kimdir, kimlerdir?

    Malum sendikal görünümlü oluşumun 2002’deki üye sayısını öğrenmiş olduk. 4688 sayılı prematüre sendika yasası çıkmadan önce üye sayıları kaçtı bu arkadaşların?

    Bir gecede ne kadar üye yapıldığının bilgisi bir yerlerde var mıdır?

    O dönemlerde yaşanan gecelik üye artışlarının siyasi konjonktürle bir ilgisi var mıdır?

    Tonya’da ‘andisalay’ diye bir kavram vardır. Özellikle tarlalar sürüleceği zaman yapılan karşılıklı yardımlaşmanın adıdır.

    Türçemiz’deki karşılığı imecedir diyebiliriz.

    Geçmişte bir sağ bir sol, bir Müslüman bir komünist sendika vardı da komünistlerden yetkiyi almak için malum sendikal görünümlü oluşuma dâhil olmalıydı ‘Müslümanlar’. Şimdi de Eğitim-Bir-Sen’den yetkiyi almak için geçmişin komünistlerinden yardım istemek mübah oldu.

    Beyler siz yetkiyi alıp da ne yapacaksınız?

    Kaç sene yetkili oldunuz, yetkili olduğunuz dönemlerde eğitim çalışanları adına hangi kazanımları elde ettiniz?

    Eğitim-Bir-Sen’in bir dönem önceki Genel Başkanı Sayın Ahmet Gündoğdu’nun milletvekili adaylığını tartışırken Sayın Bircan Akyıldız hakkında neden tek kelime etmiyorsunuz?

    Ataması yapılmayan yüzbinlerce öğretmen için verilen mücadelenin de öncüsüdür Eğitim-Bir-Sen. Bu konuda sizin de hakkınızı teslim ediyoruz ara sıra sendika olduğunuzu hatırladığınız için. Atanamayan kardeşlerimize, meslektaşlarımıza siz de destek verdiniz.

    Keşke sürekli eyyamcılık yapmak yerine mevcut eğitim çalışanlarının haklarını da savunabilseydiniz zamanında.

    Biz, çocukların gözlerinin içine baktığımızda neden nöbet tutmamız gerektiğini bir kere daha anlıyoruz. Biz, kutsal bir görev olduğuna inanarak nöbetimizi tutuyoruz. Yüklediği sorumluluğu da düşünerek ücretlendirilmesini istiyoruz, yıllardır. Bunu almak da toplu sözleşmede bize nasip olacaktır.

    Nöbet tutmamak, üretimden gelen gücü kullanmak değil, desteğimize, güvenimize, rehberliğimize ihtiyacı olan çocukları, gençleri istismar etmektir.

    Bu ülkede öğretmenler ne zamandan beri nöbet tutmaktadır, siz ne zamandan beri eylem yapmaktasınız. Yoksa pişmek üzere olan aştan pay almak mıdır derdiniz?

    Eğitim-Bir-Sen yetmiş bin sözleşmeli öğretmenin kadroya geçirilmesi için 70 bin imza toplarken neredeydiniz?

    Masada yancı olup bedava çay içmeye kalksanız ne ala oyuna da ortak olmaya çalışıyorsunuz, pes doğrusu.

    O yıllarda beşli çete buluşmaları da yoktu, yoksa hamsi kavağa mı çıktı. Sahi şu kavak- kabak hikâyesindeki kavak en ufak bir rüzgârda yaprağı bir o yana bir bu yana dönen cinsten mi?

    Arkadaşlar ‘andisalayınız’ hayırlı olsun, kolay gelsin, Mayıs’tan sonra herkes yerine.

    Ne demişler; ‘su akar yatağını bulur’.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim