• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356

    Selanik Komitesi; "İmro Terör Örgütü’nden Işid’e..."

    14.10.2015 13:48
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Selanik Komitesi;

    İmro Terör Örgütü’nden Işid’e...”

     

    Önce şunu belirteyim:

    Karanlık ve kanlı bir savaş sürüyor; Bu kutsal topraklarda bin yılı aşkın bir zaman diliminde hüküm süren dünya medeniyeti, yüz yılı aşkın bir süredir, hafızalardan resimlerden, şarkılardan, kitaplardan silinmiş, yerine sadece batının uydurma tarihi hâkim kılındı ve “muasır medeniyet” denen yapay ve sapkın bir kültür hedef gösterildi.

    İşte bu “makûs talihi” yenmeye, yıkmaya ve yok etmeye, medeni cesareti, basireti ve inancı olmayanlar, olanın yanında durmayıp sahip çıkmayanlar bu yazıyı okumasın lütfen!

    Bu yazı onlar için yazılmamıştır.”

    ***

    İşte size bir imparatorluğun yok oluşu ve ardından başka bir yok oluşun başlangıcı ile ilgili “gerçek tarih”ten bir yaprak;

    Bir dönemin karanlıklarına ışık tutan ve bu günlere de gönderme yapan acı gerçekler.

    ***

    Selanik Komitesi; Osmanlı İmparatorluğu, Alman İmparatorluğu ve Rus İmparatorluğu’nun yıkılışını organize eden “Loca” sistemli bir yapılanma. Yıkmak istedikleri imparatorluklar içerisinde terör örgütleri ve yönetime muhalif ayrılıkçı askeri birlikler kurup yönetmişlerdir.

    Selanik komitesi olarak bilinen bu yapılanma Roma’dan yönetilmekteydi.

    Bulgar-Makedon terör örgütü “İMRO-İnternal Macedonian Revolutionary Organization”, Jön Türkler, Hırvat Terör Örgütü Ustaşe, Bolşevik Direniş Örgütü, Alman İmparatorluğu’na başkaldırıp Weimar Cumhuriyeti’ni kuran radikal Alman Sosyal Demokrat Hareketi ve İsrail’in kuruluşunu sağlayan Haşomer Silahlı Terör Örgütü, Selanik Komitesi tarafından kurulmuş ve idare edilmişti.

    ***

    Selanik Komitesi ve IMRO Terör Örgütü’nün faaliyetleri, Türk Milletinden 105 yıldır saklanan korkunç bir gerçeğin, tarihin karanlık dehlizlerinden çıkartılmasını ve gerçek karakterlerin bir gölgesi olmaktan kurtarılmasını bekliyor hala.
    Evet, bildiğimiz jön Türkleri ve İttihat ve Terakki'yi de farklı kılıyor bu gerçekler.

    İşe İMRO terör örgütünden başlamak gerek: İMRO, 1893'de Selanik'te bağımsız bir Makedonya kurmak için oluşturulan silahlı terör örgütü olarak kuruldu. Komuta merkezi, Selanik Komitesidir.

    Bu komite, resmi tarihe yanlış bir şekilde Jön Türk Komitesi olarak geçmiştir. İttihat ve Terakki adı ise işgalin başlamasına kısa bir süre kala örtüleme amaçlı konulmuş bir isimdir.

    ***
    İMRO Terör Örgütünün lideri "Dağların Kralı" lakaplı olarak bilinen Yane Sandansky ve yardımcısı Todor Panitsa"dır. Osmanlı'nın Makedonya'daki jandarma gücünü eğitmek için çağırdığı İtalyan subaylar, bu teşkilata İMRO'nun sızmasını sağlamış, Makedon Manastırlarındaki hapishanelerde tutuklu bulunan Sırp, Bulgar ve Arnavut çeteler de serbest bırakılarak bu örgüte dâhil edilmiştir.

    Bu bölgede dağlarda faaliyet gösteren Enver Bey de, Yane Sandonsky ve yardımcısı Todor Panitsa'nın yanında yer almıştır.
    Bu örgütlerin tepesinde, Osmanlı topraklarında devlete düşman tüm isyancı örgütlerin başında Alexander İsrael Parvus bulunuyordu. Bu zat, dünya çapında geniş banka hesapları ağıyla çok güçlü bir servete ve konuma sahipti.
    Ancak burada Alman Yahudi banker Ernest Cassel'in kurmuş olduğu “National Bank Of Turkey" (Türkiye Mili Bankası) adlı bankadan da söz etmek gerekir. Zira Abdülhamit devrildikten ve Osmanlı ele geçirildikten sonra kurulacak rejimin pek çok savaşa girmesi gerekecekti. Bu, Amerika'nın bölgeye yerleşebilmesi için elzemdi. Osmanlı petrol  alanları, bu banka üzerinden Avrupalı petrol şirketlerine aktarılacak ve paylaştırılacaktı. Hatta Venedik'in görünmez hükümdarı Kont Volpi, Libya ve diğer Kuzey Afrika Ülkelerinin zengin ve kaliteli petrol yataklarını da plana dâhil etmişti.

    ***

    Bu gelişmelerin ardından Nisan 1909'da Korfo Adası açıklarında Amerikan Başkanı Theodor Roosevelt önderliğinde Amerikan savaş gemisinde önemli bir toplandı yapılıyor. Toplantıya İngiliz kralı Edward, Rus imparatoriçesi Alexandra, Alman imparatoru II.Wilhelm, İtalyan kralı Victor Emmanuel gibi dünya liderleri katılıyor.
    Burada İstanbul'un işgal edilerek Abdülhamit'in tahtan indirilerek batıya bağlı kukla bir hükümet kurulması için karar alınıyor. Bundan sonra Osmanlı bitmiş, sadece paylaşma kısmı kaldı. O kısmı da bu toplantıya katılan liderlerin ve ülkelerin iç meselesi oldu artık.
    Bu arada Makedon Manastır Askeri İdadisi’nde bir kongre gerçekleştiriliyor. 1908 Kasım ayındaki kongrede Latin harflerinden oluşan yeni alfabeye geçilmesi kararlaştırılıyor. Kongreye İtalyan Carabinieri Jandarma Subayları, Cizvit papazları, Arnavut Başkimi Vakfı'ndan entelektüeller ve tabii Alexander İsrael Parvus, Makedonia Risorta Locası kurucusu Emmanuel Carasso, Talat Paşa, silah tüccarı Basil Zahoroff da katılıyordu.

    ***
    Artık Makedonya'da başlayan faaliyet, merkezini Selanik'e taşımıştı. Alexander İsrael Parvus, "Kuşatma Ordusu" adıyla bir ordu hazırlamıştı. Ve bu ordu; Makedon milliyetçileri, Bulgar gerillalar, Sırp Çetnikler ve Arnavut çetelerden oluşuyordu. Selanik kordon boyunda bir tane açık dükkân kalmamış, herkes bu orduya katılmıştı. Bu ordu, İngiliz subayların danışmanlığında ilerliyordu. Ama işin bütün sorumluluğu Amerika'daydı.
    Bu sırada Akdeniz'deki Amerikan Savaş gemilerinden deniz piyadeleri Adana, Mersin, İskenderun, Hatay ve Lazkiye'ye çıkarma yapıyorlar. Sivil hayatta kendilerine yer bulamayan katiller, hırsızlar, tecavüzcüler Amerikan deniz piyadelerinde yer alıyordu. Bunlar, girdikleri yerlerde her türlü zulüm ve işkenceyi halka reva görüyor, şehirleri yağmalıyor, yakıp yıkıyorlardı.
    Olayları savaş gemisinden takip eden Rosweld, çok mutluydu.
    Kuşatma Ordusu, Çatalca'ya gelip kamp kurmuştu. Abdülhamid'e; "Sultanım, 3. Ordu güçlü bir ordu değil. İstanbul'daki birliklerimiz onları kolaylıkla yerle bir eder" denildiğinde padişah, olayın bütün detayını onlara anlatıyordu:
    "Bu bir Haçlı Ordusu… Şu anda şehrin kapısında bekleyen askerler, İstanbul'u ve Devlet-i Âli Osmaniye'yi ele geçirmek için geldiler"

    ***

    Sultan haklıydı, zira kuşatma Ordusu'nun başında Alexander İsrael Parvus vardı.
    Kuşatma ordusu, adım adım şehrin merkezine doğru ilerliyor, karşı koyan askerleri, sivilleri imha ediyorlardı. Ayrıca denizden de kuşatma yapılmıştı. Gemilerden top atışlarıyla direnen mevziler bertaraf ediliyordu. En çok da medrese öğrencileri direniyordu. Ağır silahlarla medreselere ve sığındıkları camilere saldırıldı ve pek çok öğrenci öldürüldü.
    Yıldız Sarayı'nı gözlemleyen Sandansky, çete liderlerine emir yağdırıyordu. Enver Paşa, Talat Paşa, Mahmut Şevket Paşa ve Parvus, kendi aralarında konuşuyorlardı. Sandanky'nin işi bitirmesini bekliyorlardı. Zira Yıldız Sarayı düşünce onların dönemi başlayacaktı.

    ***
    Bu savaşta Osmanlı Devleti'nin telgraf hatları çökertilmiş, büyük merkezlerle iletişimi kesilmişti. Amerika, ilk defa bu savaşta telsiz ile iletişimi sağlayarak üstünlüğü ele geçirmişti. Kuşatma Ordusu'nun hedefi, dünyanın tüm doğu yarım küresini kendi amaçları doğrultusunda şekillendirmek ve Müslümanları Anadolu'dan sürmekti.
    Sonunda emellerine ulaştılar. İstanbul işgal edildi. Saray ve sultan ele geçirildi. Makedonya'nın "Yeniden Doğuş LocasI”ının kurucusu Emmanuel Carasso, Ermeni Asam Efendi, eski Bahriye Nazırı Arif Hikmet Paşa, Arnavut Esad Toptani Paşa, Padişah Abdulhamid'e görevden azil yazısını getirdiler.

    ***
    Görüntüde Abdulhamid tahttan indirilmiş, yerine Mehmet Reşat Paşa getirilmişti. Aslında Osmanlı imparatorluğu o gün yeryüzünden silinmişti ve parçalara, ulus devletlere ayrılması için biraz zaman ve savaş gerekiyordu.
    Başkomutan Parvus şöyle diyordu: "İstanbul'u fethetmiş olmamız, bu şehre yerleşeceğimiz anlamına gelmiyor. O kadar nüfusa sahip değiliz. Bu imparatorluğu parçalayıp ulus devletler oluşturacağız. Böylece Osmanlı, ulus devletlerle önce Balkanlardan, sonra orta doğudan silinecek."
    "…İşgalimizin boyutları, dünyaya yayılmamalı. Konuyu Jön Türklere bağlayıp meseleyi sadece tahtın el değiştirmiş gibi göstermeliyiz. Yoksa imparatorlukta başlayacak ayaklanmalar nedeniyle rejimi ayakta tutamayız."

    ***
    Buraya kadar konuyu özetlemiş bulunuyoruz. Abdülhamid'in tahttan indiriliş öncesi ve sonrası olayları biz farklı biliyorduk değil mi?

    Ya da bize farklı öğretilmişti.

    Görüldüğü gibi bu olayda Selanik'ten çıkan Harekât Ordusu'nu, İstanbul'daki irtica ayaklanması diye bilinen 31 Mart olayını, Jön Türkleri ve İttihat Terakki Fırkası'nın rolü pek görülmüyor.

    Yoksa bunlar başka bir şey miydi?
    Şunu iyi anlayalım ki Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra gerçekten de önce Balkanlar elimizden çıktı. Orada ulus devletler kuruldu. Sonra Birinci Dünya Savaşı adlı bir tezgâhla Ortadoğu parçalandı. Cetvelle çizilip devletçikler oluşturuldu. Adı Dünya Savaşı idi ama nedense bütün savaş, Osmanlı topraklarında cereyan etmişti.

    ***

    Evet, şimdi ise gelelim bu günlere;

    Daha öncelerine gitmeye gerek yok. Gezi Parkı ve Taksim ısrarı, 17-25 Aralık operasyonları, milli bir istihbarat teşkilatının oluşturulmaması için çıkartılan kurumsal krizler, Abdülhamit benzeri tek hedef olan Erdoğan’ı indirme ya da etkisizleştirme operasyonları, sıcak çatışma ortamını muhafaza etme amacıyla “uluslararası konsorsiyum” şeklinde çalışan güçlerin terör örgütlerini kullanarak gerçekleştirdikleri katliamlar, ve daha ne hin oğlu hinlikler…

    Tüm bu yapılanların altında geçmişin özlemi ve izlerinin olduğunu anlamak için fazlaca bir zekâya sahip olmaya gerek var mı?

    İMRO Terör Örgütü’nün adeta bu günkü versiyonunun “Işid” olduğunu anlamak için çok fazla bir akla mı ihtiyaç var?

    Bunun yanında, İMRO’ya ek olarak yukarıda sıraladığımız terör örgütleri olan; “Hırvat Terör Örgütü Ustaşe, Bolşevik Direniş Örgütü, Radikal Alman Sosyal Demokrat Hareketi (adının ‘sosyal demokrat’ oluşu bizi yanıltmasın; HDP’nin adı da ‘Halkların Demokratik Partisi’ şeklinde kurgulandı), Haşomer Silahlı Terör Örgütü” gibi örgütlerin yerine bu günkü adlarıyla PKK, PYD, PJK, DHKP-C, MLKP-C ve benzer taşeron örgütlerin ikame edildiğini kavramak çok mu zor?

    Y a da dönemin “Jön Türkler” veya “İttihat ve Terakki” yerine bu günkü yerli işbirlikçi muhalefet parti ve örgütlerin nöbeti devraldığını görmek büyük bir marifet mi ister?

    Elbette ki hayır.

    Yeter ki o aklın ve zekânın serpildiği ve geliştiği “zihin tarlası”nda zehirli otlar yeşermemiş olsun.
     

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Hayri YILDIZ
    14 Ekim 2016 Cuma 16:55
    16:55
    Kaleme aldığım yazı, Bekir Turna’nın yazdığı “1909 İstanbul Düştü” adlı kitabının özetidir. Hiç kimse kendi yazdığı kitabı okuyarak mezun olmamıştır her hangi bir okuldan. Oldu mu 1909 Kuzey Bey. Malumlarınız müsaade eder ki, tarihsel gerçekleri, gerçek belgelerden öğrenebiliriz ancak.
    212.156.86.130
    kuzeyli (1909)
    07 Şubat 2016 Pazar 14:48
    14:48
    Burak Turna nın kitabından alıntı yapmışsınız bunu belirtmeliydiniz
    78.181.7.138
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim