• BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687

    Seçim 2015: 'Yan Bilinç Sapmaları'

    09.06.2015 14:46
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Bir baba şaşı olan oğluna: “Oğlum, Sen her şeyi birken iki görüyorsun, değil mi?”, der.

    Oğlu: “Nasıl olur?” diye cevap verdi. “Eğer öyle olsaydı, gökyüzünde iki ay yerine dört ay olması gerekmez miydi?”

    ***

    Önce psiko-patolojik anlamda, duygu bozukluğu nedeniyle aşırı şefkat isteme, kendine güvensizlik, plan yapamama, odaklanamama, saldırgan ve düşmanca tutumlar takınma, kin, aşırı nefret gibi takıntı ve saplantılar içeren kişilikli bir desen üzerinde tanımlanabilecek olan pre-morbit, yani; “hastalıklı, iğrenç şeylere ilgi duyma” şeklindeki belirtilerine değinmek gerekmektedir.

    Başka türlü yorum ve analizlerin bendeniz için pek bir kıymet-i harbiyesi yoktur.

    Nedeni de sadece kafatasından çıkan ses dalgaları ile yetinirsen, sadece zihinsel şaşılığın dışa yansıyan görüntülerinin heykellerini dikmeye kalkarsın.

    Oysaki dış yansımaların nedensel dinamikleri çok daha derin yapılarda gizlidir.

    ***

    Türkiye, mevcut sistemini zaman zaman zorlayarak ve tabana uyumlanarak ümitleri yeşerten bir takım “reformasyon”lara yönelebiliyor. Ama her nedense bu reformasyon, yine sistemin bir takım “özürlü-kötürüm” üniteleri tarafından yasal ya da anayasal argümanlarla bertaraf ediliyor.

    Yani sistemin bu kötürüm üniteleri, beraberlerinde yine kendileri gibi hantal, verimsiz, otokratik ve derin bir devlet kültü üretebilmekteler.

    ***

    Toplumum tabanı ile temsili sistemin tavanı arasını açan “yasal argümanlar”ın, yani kanunların ağırlığı, masumiyeti, kutsallığı, hatta ulviliği maalesef halkımızdan daha değerli.

    Ve yine maalesef, nazari objelerle yüklü tümcelere tıpkı paganik toplumlar gibi tapınıyoruz ve fetişizmin resmi versiyonu, “post kemalizm”in yorumlama biçimine dönüşebilmekte.

    ***

    Bu dinamiklerin işleyişinden anlaşılmaktadır ki; Türkiye’deki derin devlet kültü, ülke anatomisiyle örtüşebilmek için dini, milliyetçi, ya da sol-sosyal demokrat makyajlarına bürünmek zorunda olup, bu eğilimlerle donanımlaşmaya yöneldiği açık seçik görülmektedir.

    İşte bu durum, derin devletin 7 Haziran seçimlerinde uyguladığı temel strateji yöntemini oluşturmuştur.

    ***

    Ulusçu ve milliyetçi yönelimler ise, hemen hemen bütün siyasal oluşumlara göre yorumlanıp, ardışık bir maslahat gibi takdim ediliyor. Çünkü neredeyse bütün partiler milliyetçi olduklarını dillendirmekten kaçınmıyor, fakat hareket edilen model; derin devlet anlayışının milliyetçiliği olduğundan, taban ile örtüşme her seferinde sekteye uğruyor.

    Ancak bu sefer, milliyetçiliği tekel olarak idealize eden partiler olan MHP ve HDP; yine taban ile örtüşebilmek için kendi özgünlükleriyle çelişik olarak anlam kaymalarına mahkum olmaları gerekirken, neden ana muhalefet değil de bu iki parti oylarını artırdı?

    Neden derin devletin şakulü, İzmir’de; MHP:%11, HDP:%11 şeklinde dengeye oturdu?

    ***

    Elbette ki bu durumun müsebbibi ve görevini eksiksiz yerine getiren CHP’dir ve bu yönüyle seçimin galibi kendisidir, ama kuşkusuz halk adına değil.

    Yüzde 25’lerde mıhlanıp kalması ve müfreze partilere geçit vermesi müthiş bir mühendislik kurgusudur.

    Yani; Türkiye’nin dış destekli derin yapısı, kendi merkez partisi olan CHP’nin halka kapalı olan yapısını herhangi bir mobilizasyona uğratmadan olduğu gibi muhafaza etmek suretiyle, bu sefer kendi koruyucuları olan müfreze partilere, MHP ve HDP’ye yatırım yapması, seçim stratejisinin kısmen tuttuğu ve oligarşi’ye bir nefes aldırdığı söylenebilir.

    ***

    Türk solu, Kemalizm’le Stalinizm’in arasında melezleşmiş bir musibet ve ucubet şeklinde gelişmiştir.

    Dolayısıyla ideolojik referanslarını, sosyalizm’in yozlaşmış bir versiyonu olan Stalinizm ve Kemalizm oluşturmuştur. Onun içindir ki, Türkiye’deki sol hiçbir zaman belirgin olarak yerelleşemedi, daima alıntılar ve montajlarla beslendiğinden şabloncu bir solculuktan öteye geçemedi.

    Hep İslamiyet’e karşı bir alternatif olarak şekillenme, ya da Avrupa Faşizm ’in bir toplumsal mühendislik kurgusu olan Kemalizm’den ve derin devlet kültünden göbek bağını kesememe inisiyatifiyle türevlendiği için kemikleşemedi ve asla özgünleşemedi.

    Ve Türk solunun muhatabı ne 1500 yıllık İslami kültür, ne de 5000 yılı aşkın Türk Tarihi olmalıydı.

    90 yıllık yapay ve uyduruk sistem parametreleriyle donatılan oligarşik kurum ve kuramlar ile içi boş ve hoş hamasetle doldurulduğu için havada kalan resmi tarih muhatap alınmalıydı.

    Hatta ve hatta İslami kitleleri dahi daha da aydınlanma dairesine davet edip, sahiplenmeliydi ve bunun yanında “milliyetçilik”le de barışık olmalıydı.

    ***

    Bu olmadı ve bu günkü olası sistem krizinin, yani hem iktidarın, hem de ana muhalefetin puan kaybetmesi, bunun yanında 3. ve 4.partilerin puan kazanması şeklinde üretilen anomalik yapının müsebbibi de kendisidir.

    Bir kere daha söyleyelim; CHP, var olan militeral ve derin devlet yapısının ana rahmi olmak gibi tarihsel vebali de halen taşıdığı, siyasal ve sivil yaşamda yine derin devlet adına ya da namına sivilmiş gibi görünen bir otokrasinin demokratik işleyimler içine çökelebilmesinin derin devlet tarafından güdümlendiğini de ifadelendiriyor.

    Bu anlamda kurtarılmış bir millet temasıyla politika üreten, “kurtarıcı” ümidini militarize ederek, tabanın ezilmişlik ve kurtarılmışlık psişesinden kaynaklanan edilgenliğini kendi sandığına oy olarak dönmesini ve bu anlamda “statiko”nun bu sirkülasyonla devam etmesini örüntüleyerek dayatan ve bununla birlikte yapay bir moderniteye dayanan akıl dışı bir kurumsal yapıyı da ifade ediyor.

    Kuşkusuz çoğunluğu iyi niyetli, ülkesini seven, olabildiği kadar demokrat ve milli duyguları taşıyan CHP’li seçmenlerin dikkatine…

    Bu vebali taşımayın artık!

    ***

    Sonuç;

    Dünya oligarşizmi, yani “vahşi kapitalizm”, dünyanın enerji deposu olan Ortadoğu’nun iki kilit ülkesinden biri olan Mısır’ı kendi adına halletmesi kolay oldu. Şimdi ise bir diğer kilit ülke olan Türkiye pastasını da kaybetmek istemiyor.

    Bunun için de, başta kendine meydan okuyan liderinin canına okumak istiyor.

    Ancak bu o kadar kolay olmayacaktır, belki de hiçbir zaman.

    Her istediğini her zaman yapamazsın, bir gün bir ‘Molla Kasım’ çıkagelir” diyen Kasımpaşalı da pes etmeyecektir.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    ali kemal
    18 Haziran 2015 Perşembe 23:55
    23:55
    sayın kutluay yıldız akp düşmüştür artık bunu tartışmaya bile gerek yok bence. akp için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. başkanlık hevesleri bitti, işid çilere eskisi gibi silah veremeyecekler, rantları azalmaya başlayınca çıkacak gürültülerden bahsetmiyorum bile.
    78.170.112.212
    KUTLUAY YILDIZ
    17 Haziran 2015 Çarşamba 14:31
    14:31
    sayın ali kemal sizin gibi zihniyetlerin geçmişte yaşattığı acılar zorunuza gitmiyor da akp nin DÜŞMEMESİ neden bu kadar zorunuza gidiyor
    78.183.107.119
    ali kemal
    09 Haziran 2015 Salı 23:07
    23:07
    sayın yazar boş konuşmuş. anlaşılan akp nin düşmesi baya zoruna gitmiş
    78.170.112.212
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim