• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033

    Seçim 2014 ve “Denge Analizi”

    04.04.2014 16:03
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Bilinen ve bilinmeyen galaksiler, içinde yaşadığımız dünya ve üzerinde var olan her şey bir denge içinde yaratılmıştır. Yani; “ Her şey bir ölçüye göre yaratıldı.” 

    Ve kozmik yaratılış; “yoktan, hiçlikten (creatio ex nihilo)” yaratıldığına göre, “ayakta durabilmesi için” simetrik olmak durumundadır.

    Yani, varoluşta tezahür eden her şey zıttıyla dengelenir. Bu bütünsel yaklaşım bizi, siyasi kutuplaşmalar dâhil, her türlü kutuplaşmaları, olgular dünyasının yaratılışı için mutlak anlamda gerekli olduğu gerçeğine götürür. 
    Bu itibarla gerek iktisadi ve sosyolojik, gerekse de politik alanda olması gereken kutuplaşmaları, negatif bir olguymuş gibi algılamak ve yorumlamak, bizleri, farklı bakış acılarından mahrum bırakır. 
    ***

    Genel anlamda Denge ise; Bir nesnenin, bir insanın, bir sosyal-iktisadi ve siyasi organizasyonun devrilmeden ayakta durma hâli, muvazene, balans, zihinsel ve duygusal uyum, istikrar, “siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması”, ekonomik hayatın uyumlu düzeni şeklinde tanımlanabilir.

    Sıraladığımız bu doğal sistemlere ya da bütünsel yapıya dışarıdan gelebilecek etkiler sonucu doğal dengeyi oluşturan zincirin halkalarında meydana gelen kopmalar, zincirin tamamını etkileyerek bu dengenin bozulmasına neden olmakta ve böylece toplumsal “otofaji-karmaşa”, yani birbirini bitirme sorunları ortaya çıkabilmektedir.

    ***

    O halde Kararlı Denge; müdahale olmaksızın var olan denge bozulsa bile bir süre sonra yine eski haline dönmesinin beklenmesidir, bunu bizler “U” tipindeki bir “içbükey” tüp içinde var olan bir topa benzetiriz. Tüp hareket edince yeri oynayan top bir süre sonra aynı yere gelmesi durumudur. 

    Kararsız Denge, ise bir “dışbükey” yüzeyde gerçekleştiği için hareketlilik sonrası “müdahale etmeden” dengenin yerine gelememesi halidir.

    ***

    Bu açıdan 2014 seçimleri göstermiştir ki; Türkiye’nin politik ekseninde olması gereken doğal dengenin var olmadığı, zıtların dengesiz dağıtıldığı ve birbirlerinin simetriği olmadığı, “stabil”, yani kararlı bir denge halinin hala oluşmadığı daha da görünür hale gelmiştir.

    ***

    CHP’nin çoğunlukla Türkiye’nin; sosyolojik yapı özellikleri itibariyle dış yaşam tarzı baskısı ya da “dışbükey” bir yüzey üzerinde bulunan güney ve batı kıyı şeridi “kararsız bir denge-instabilite” şeklinde kendini göstermektedir.

    Ne var ki alternatif arayışında biçare kalmış olan muhalefetin, başta CHP’nin durumu, evinin karanlık bodrumunda kaybettiği yüzüğünü arayan adamın haline benziyor.

     ***

    Yüzüğünü kaybeden adama komşusu sorar:

    “Hayırdır komşu ne arıyorsun?”

    Evin bodrumunda yüzüğümü düşürdüm, onu arıyorum.”

    “İyi de komşu; bodrumda kaybettiğin yüzüğü dışarıda nasıl bulacaksın?”

    Ama içerisi karanlık, dışarısı aydınlık!” Diye gülünç bir cevap verir.

    ***

    Evet, CHP’nin bu günkü gülünç haline rağmen alternatifi vardır. Şu anki halini derhal feshedip, yeni bir “içbükey” siyasi oluşumla kendini doğru yerde ararsa, bu gizli potansiyelin salt toplumsal dinamiklerde var olduğunu görme şansını yakalar. Ne var ki mevcut kadrolar, bunu piyasaya sürecek toparlanma sürecine giremeyişindeki inat ve direnme, henüz karanlık bir tünelde ilerlemeye çalışıyor olmasını engelleyemiyor.

    ***

    Bir siyasi organizasyon sekizinci zaferini ilan ederken, bir diğerinin daha da güçsüzleşip zayıflaması, politik düzlemde “asimetrik” bir durum yaratıyor. Bu dengesizlik ya da boşluk, ister istemez “karmaşa” üretecektir ve yaratılan bu karmaşayı, optik bir kaydırmayla “oligarşik kurumsal yapı” kalıntılarının da kullanılmasıyla operasyonel tarzda oluşturulan “İn-formel” müdahalelerle iktidara mal edilmek istenmektedir.

    ***

    Benzer “asimetrik” durum, Güneydoğu Anadolu için de geçerlidir. Uluslar arası “kıta’sal blok” güçlerin Ortadoğu üzerindeki gerek “örtük”, gerekse de “açık-operasyonel” şeklindeki baskıları, feodal yapının da mevcudiyetiyle, bir “dışbükey” yüzeyselinde oluşturulan dış müdahale bölgeye olumsuz şekliyle yansıyor. Tıpkı güney ve batı şeridinde olduğu gibi, nerdeyse bölgenin bütünüyle farklı renge boyanması bir diğer “asimetrik” durumu oluşturuyor.

    ***

    Bu yaklaşımdan, hiç kimse; “Tüm ülke sathı Ak Parti rengine bürünmeli” sonucu çıkarmasın.

    Hiçbir demokratik sistemlerde böyle bir “denge” yoktur.

    Çağdaş yönetimlerde ister cumhuriyet, ister krallık, ya da birleşik krallık şeklinde olsun, sistemin “demokratik” olması; politik eksende bir “simetrik denge” oluşturur.

    Bu da demektir ki; politik zıtlıkların ülke genelinde eşit ağırlıkta ya da birbirlerine alternatif oluşturacak şekilde dağılımları, “merkez denge” terazisini çok az bir farkla “sağa”, “sola” kaydırır.

    ***

    Türkiye’de son 12 yıldır bu merkez dengenin oluşamamasının dinamiği, iktidarı dengeleyecek zıtlığı yaratamayan, toplumsal muhalefet potansiyelini doğru algılayamayan, örgütleyemeyen ve iktidara taşıyamayan muhalefet kanadındadır.

    Bir kez daha pratiği yaşanmış ve anlaşılmıştır ki; CHP ve MHP’nin “seküler milliyetçi” bir siyasette buluşmaları bu sorunu çözmeye yetmedi ve hiçbir zaman da yetmeyecek.

    Çünkü her iki bölgede oluşan “asimetrik” durumun asıl nedeni, mevcut iktidara alternatif bir zıtlık ve “kararlı bir denge”nin yaratılmasına engel olan dış bükey yüzeyde yapılan müdahalenin oluşturduğu “zihinsel işgal”dir.

    ***

    On iki yıl boyunca da bu gerçeği göremeyen ve insanların “algı”sını iyi yönetemeyen ve de bunu sandığa kanalize edemeyen muhalefeti gördük.

    Bazı kimselerin tarlasını, başka bazı kimselerin ekip biçmeye çalıştığını gördük.

    Gizli örgütlerin dümen suyuna girmiş cemaat türü örgütlenen “in-formel” yapıların siyaset dışı yöntemlerle piyasaya sürüldüğünü gördük.

    ***

    Ancak buna karşın; Başbakan Erdoğan’ın, ustaca bir manevra ile “sosyal ağ” ya da bir “network-şebeke” şeklinde sahaya inen tüm bu “in-formel” yapıları “formel” bir dönüştürmeyle sandığa taşıdı ve sonucu hep birlikte gördük.

    Cemaatin de sanıldığı kadar bir oy potansiyelinin olmadığını kanıtlamış oldu. Ve “kolektif aklın” siyaset dışı müdahale ve yöntemlerle, yolsuzluk gibi olayları sıralamaya koyduğunu ve böylelikle tercihini yaptığını gördük.

    ***

    Şehrimizde ise bu “asimetrik” makasın, tamamına yakın Ak Parti lehine açıldığını gördük.

    Ak Partinin 2011 seçimlerinde Anadolu kırsalından Karadeniz’e açtığı gedikler sayesinde, bölge üstünlüğünü bu sefer daha da genişletmesi, şehrimize de olduğu gibi yansımıştır.

    Tahmin edilen Büyükşehir oy bloğunun, Merkez Ortahisar başta olmak üzere tüm ilçelere de aynı oranda yansıdığı sürpriz olmadı. Kaybedilen iki ilçenin de stratejik hatadan kaynakladığı, örneğin;

    Ak Parti İl teşkilatının batı bölgesinden sorumlu başarılı ismi Av. Salih Cora’nın aday tespitindeki önerilerinin dikkate alınmadığı sonucunda bu iki ilçe kaybedilmiştir.

    ***

    Evet değerli okurlar, elbette ki bu dengesizliğin temel nedeni, Türkiye’nin geride bıraktığı yüzyılın ürünü olan "sistem" dinamikleridir.
    Ancak bu "asimetrik" durum, kozmik dengenin ihtişamına ne kadar direnebilir ki?
    Daha doğrusu; rastlantı ve keyfiliğin egemen olduğu "asimetrik" bir yapı, ne zaman düzen ve kuralın hâkim olduğu "simetrik" düzleme kayarsa, o zaman Türkiye "MERKEZ DENGE"ye kavuşacaktır.
    Bunu da önümüzdeki on yılın dinamikleri belirleyecektir.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim