• BIST 106.736
  • Altın 141,343
  • Dolar 3,5258
  • Euro 4,1060

    PKK (Partiya Karkeren Kurdistan)

    20.06.2016 08:49
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Türkçe açılımı; “Kürdistan İşçi Partisi” imiş.

    Şimdi nasıl bir işçi partisiymiş bir bakalım.

    Önce şöyle bir tespitle konuya girelim:

    Günümüzde özellikle “jeo-politik” ve “jeo-stratejik” öneme haiz devletler diğer devletlere göre “güvenliğini” ve “bütünlüğünü” koruma konularında daha “dez-avantajlı” durumdadır. Bu acıdan Türkiye, iç ve dış dinamikleri, jeopolitik değeri ile ve imparatorluk bakiyesi olması sebebi ile hedef ülke konumunda olduğu gerçeği artık tartışılması bile abesle iştigaldir.

    ***

    Danimarka Başbakanı’nın Muğla İlimizde sadece bir çiftçinin yetiştirdiği “pepino” adlı meyveyi her canı çektiğinde özel uçağını gönderip aldırırmış. Ne sorunu olabilir ki Danimarka Başbakanı’nın? Başkenti Kopenhad, istatistiklerde, dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı kent sıralamasında birinci basamağında yer alıyormuş.

    İngiltere’nin kraliyet sofralarında, mevsiminde taze Bursa Şeftalisi eksik olmazmış; dünyanın beşinde yer alan ve dünya ölçekli sorunların gerek meydana gelişlerinde, gerekse de çözümlerinde küresel çapta bir sorumluluk taşımasına rağmen.

    Ne “jeo-politik” bir öneme haizler, ne de “jeo-stratejik”, sadece insani ölçü tanımayan, ahlaken de sınırlı ve sorumlu olmayan bir “sömürü materyalizm”ini işleterek elde ettikleri ülke konformizmini, sınırlarını kendi dışındaki dünyaya kapatarak koruma vahşiliğine sahipler; hepsi o kadar. Tarihsel bütünlük içinde, ne dünya medeniyetine bir katkıları olmuştur, ne de uygarlığına…

    ***

    Her iki kutupta yer alan örnek ülkelerin sorunlarındaki bu denli çapraz ilişkinin şüphesiz tarihi, kültürel, ekonomik ve politik nedenleri vardır. Bir kere Türkiye’nin, yüzyıllar boyunca birlikte yaşamış insanların, hangi amaçlarla ve nedenlerle bir terör sarmalı içine konduğu gerçeği, ne derece sağlıklı bir analizle irdelendi bu ülkede.

    PKK Terör örgütünün hangi dış destekleri aldığını ve dış destekli terör faaliyetlerinin neler olduğunu ne yazık ki şimdiye dek tam olarak ortaya konamadı; sadece yüzeysel ezberlerle yetinildi.

    Hiç şüphe yok ki dış destekli terör ülkemizin sosyal, kültürel, ekonomik, askeri ve siyasi yapısını bozmayı hedefleyen faaliyetler bütünü olmuştur. Amacı ise Türkiye’nin Jeopolitik değerinden kaynaklanan bölgesel avantajını kullanmasını, büyük ve güçlü devlet olmasını önlemek, gelişimini yavaşlatmak, hatta durdurmaktır. Bu ne demektir?

    Ortadoğu-Kafkasya ve Balkanlar üçgeninde kıtasal blok güçlerin simetriğini dengeleyen bir “eksen devlet” olmasını önlemek demektir.

    Bu gerçek üzerine ne yazık ki hala bir ortak konsensüs sağlanamadı bu ülkede.

    ***

    Size ilginç ancak anlaşılır olması yönüyle basit bir örnek sunmak isterim.

    2015 yılı sonbahar aylarındaydı; PKK’ya yakın sosyal medya hesaplarından paylaşılan bir görüntü izleyenleri şok etmişti. Yaklaşık iki dakikalık videoda TSK’ya ait bir AH-1W Süper Kobra helikopterinin, kara birliklerinin hava savunmasında, tek personel tarafından omuzdan atılarak kullanılan Rus yapımı

    MANPADS füzesiyle vurulup düşürüldüğü görüntülenmişti. Kullanıcının oldukça sakin ve profesyonel olduğu gözlenen PKK’lı, Rus Yapımı SA-18 Grouse portatif hava savunma füzesini şarj ederek, yaklaşık 3 kilometre mesafeden yakın hava desteği görevinde olan helikoptere nişan aldığı görüntülendi.

    Peki, Rus yapımı bir füzeyi, gayet sakin ve profesyonel bir tavırla TSK’ya ait bir helikopteri düşürmek için kullanan bu zat, Kürdistan İşçi Partisine kayıtlı bir işçi miydi? Ya da iddia edildiği gibi; halkının ezilmişliğine isyan eden, kimliği, eğitim hakkı elinden alınan, demokratik hak ve özgürlüğü için mücadele eden bir Kürt genci miydi? Yoksa küresel oligarşizmin gizli servislerince özel olarak yetiştirilen suikastçı bir ajan mıydı?

    ***

    Bu soruyu bir Türk Akademisyen olarak kabul edilen, aynı zamanda Prof.Dr. olan CHP İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak’a soracak olursak, ”…yapılanlar PKK’nın işi değil” diyecek.

    Teyidi üç ya da dört gün önce Haber Türk Kanalında yapılan söyleşide mevcut. Anında sosyal medyaya da düşen bu görüntü videosu, nakarat şeklinde tekrarlandı birkaç kez.

    Öte yandan, yöre halkını kandırma, baskı ve korkutma, yıldırma, operasyonel “dış bükey” baskıya maruz kalmış bir halk kitlesi-çünkü bölgenin feodalizmle bezenmiş bir sosyolojik yapısı bu tür operasyonlara müsait ya da açıktır-ve oranı az da olsa izaha muhtaç sorunlu bir sempati toplama yöntemleriyle seçilmişliklerine yasal meşruiyet kazandırarak HDP milletvekili seçilen üyelerin, TBMM çatısı altında:

    Biz sırtımızı PKK’ya, PYD’ye, YPD’ye, PEJAK’a yasladık.” Veyahut da Kendileri dışındaki ülke vatandaşları ve orduyu kastederek; “PKK sizi bir kaşık suda boğar” diyebiliyorlarsa bundan daha açık bir izah tarzı olamaz.

    ***

    Rus yapımı Manpads füzesini, TSK’ya ait bir helikopteri düşürmek için gayet sakin ve soğukkanlı profesyonelliğinde kullanan kişi, PKK, yani Kürdistan İşçi Partisi sempatizanı, eğitimsiz ve deneyimsiz bir Kürt genci olamayacağına göre ve TSK da kendi helikopterini düşürmeyeceğine göre, geriye tek bir olasılık kalıyor; bu olayı o genç adına “vekâleten” ifa edecek kişi, gizli istihbarat örgütlerince özel yetiştirilmiş profesyonel bir suikastçı-provokatörden başkası olamaz. Çok sayıda örnek verilebilir, ancak Tahir Elçi’nin de benzer bir “suikastçı” tarafından öldürüldü ve kurgulanan bir senaryoyla olay polise yamatılmak istendi.

    ***

    Gayet açıktır ki PKK’nın Türkiye’ye karşı yürüttüğü terörist faaliyetlerin bir “proxy war-vekâleten savaş” niteliği taşıdığı ortadadır. Bunun yanı sıra geçmiş döneme bakıldığında, Türkiye’nin doğu ve güneydoğusundaki “sosyo-politik” yapının, vekâleten savaş unsuru olarak kullanılmasının ciddi bir tarihsel arka planı olduğu da görülecektir.

    Nitekim Terörist Şemdin Sakık, PKK’nın; “Bir parça Avrupa, bir parça ABD, bir parça Rus ve bir parça da Ortadoğu istihbarat örgütlerinin malı” haline geldiğini belirtmiş, örgütün kısa sürede çok farklı yönelimler içine girebilmesini de bu odakların güç çatışmasına bağlamıştı. Sakık, örgüte katılımında Erivan Radyosu’nun yaptığı propaganda nitelikli Kürtçe yayınların da etkili olduğunu ifade etmişti. Görüldüğü gibi, olay bu kadar açık ve saflar bu denli net belirlenmiş durumda.

    O halde Türkiye şu anda ne yapıyor?

    Kendi bütünlüğünü korumak ve İç sömürü oligarşik yapılanmasını tasfiye etme mücadelesini veriyor ve bu mücadeleyi verirken Ortadoğu’da, özellikle Irak ve Suriye’de ve kendi ülkesinin bir bölümünde, dünya devleriyle; ABD, AB ve Rusya ile savaşarak yapıyor.”

    ***

    Peki, sürecin şu an ve gelecekteki evrimini etkileyen temel/ana bilgi ne olmuş oluyor?

    PKK’nın ne öyle bir işçi partisi, ne de Kürt halkının meşru ya da “öz bilinç” tercihleriyle destekledikleri bir milis güçtür. PKK, işçi partisi takma adıyla ve dış bükey yapılanması, kandırılmış, korkutulmuş ya da para ile satın alınmış zavallı Kürt gençlerinden bezenmiş, iç bükey merkezinde ise görülmeyen, fark edilmeyen, profesyonel tarzda yetiştirilen ve planlanan katliamların fitilini çeken tetikçiler, suikastçılar ve provakatörler yerleştirilen bir taşeron örgüttür. Ve işlevi, yukarıda da değindiğimiz gibi, dünyada ve bölgesinde jeo-politik ve jeo-stratejik öneme haiz Türkiye’nin “güvenliği” ve “bütünlüğü” her daim tehdit altında olsun. Bundan dolayı da tüm enerjisini “bölünme korkusu”na ve “terörle mücadele”ye harcasın, böylelikle de başını kaldırıp, iki ayağının üstüne sağlam basıp, önünü gören ve küresel oligarşinin müstemlekesinden kurtulan bir ülke olmasın.

    ***

    Buraya kadar her şey tamam; “..bunda anlaşılmayacak ne var?” denilebilir.

    O halde iki örnekteki, CHP ve HDP sözcülerinin izah tarzı bize neyi ifade ediyor?

    Olasılık kuramı, olayların mantıksal analizleriyle ilgilenen matematiksel bir bilim dalıdır ve olasılıklar zincirinde mevcut bir durumun açıklaması, sürecin gelecekteki evrimini etkileyebilecek tüm bilgileri kapsar. O halde söylenenlerin tek bir izah tarzı var, o da şu;

    Biz, bu küresel oyunda T.C. Devletinden yana değiliz, iç sömürü oligarşizminden yanayız ve Türkiye’nin bölgesinde ve devamında dünya dengeleriyle bütünleşmesi, etkin rol üstlenmesi, geçmişinin izlerini taşıması, enerji üretimi, kontrolü ve ticarileştirilmesi gibi konulara kafa yormaması, tıpkı eskisi gibi küresel kapitalizmin mütemmim cüzü ancak olabileceğimizi, onun içindir ki terörün aynen devam etmesi gerekmektedir. Süper güçlerle boy ölçüşecek şekilde Suriye ve Irak konuları, uluslararası ölçekli enerji projeleriyle yeni anayasa, başkanlık sistemi gibi sistemi güçlü kılan konular ‘neyimize gerek!”

    Bu gerekçelerle Ak Parti’ye, özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a; “Otur, oturduğun yerde..” mesajı veriliyor.

    Yapılan siyasetin ve verilmek istenen mesajların başkaca bir anlam ifade etme olasılığı yoktur.

    İster farkına varılsın, ister varılmasın. Yani “bilinçli ya da bilinçdışı…” Ne fark eder?

    ***

    Evet, yıllarca bu köşede yazmışızdır, tekrar edelim; “Küresel oligarşinin Türkiye’deki merkez partisi CHP’dir. Koruyucu-müfreze partileri de HDP ve MHP’dir.” Bu partilerden, Türkiye’nin 1923’de kurulan cumhuriyetinin daha da demokratikleşmesi acısından yeni bir anayasanın yapılması veyahut da ülkeyi daha da güçlü kılacak “sistem tartışmaları”na katkıda bulunmalarını beklemek ne derece mantıklı olur? Değişik bir tanımla böyle bir beklentinin gerçekleşme olasılığı her zaman sıfırdır. Bu gerçek TBMM Pratiğinde yaşanarak tecrübe edinilmiş ve ispatlanmıştır.

    Ayrıca kendilerinden böyle bir beklentinin, kendi varlıklarını inkâr etmelerini istemek anlamını taşır.

    ***

    Tüm bu iddialar ya da tespitler, bir partiye tapma, diğer partileri de yerin dibine batırma koşullanmışlığın verdiği “anomalik” bir tepkiden kaynaklanmıyor şüphesiz; uzun süren bir yapısal bozukluğun sistemik parametrelerinde yaşanmış acı gerçeklerinden tecrübe edinerek kaleme alındığının samimiyeti vardır.

    Ancak MHP bir ayrışma ve arınma sürecine girmiştir. Zor, ancak MHP, ayağındaki oligarşik prangalardan kurtulup, gerçek ya da olması gereken kimliğine kavuşursa, Türkiye’nin hayati önem taşıyan bir aort ana atardamarı daha açılmış olur.

    Ve daha kolay nefes almasına bir katkı sağlanmış olur.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Fırat
    25 Haziran 2016 22:01
    Ilk etapta inanicaktim yazdiklariniza
    Ama baktimki siz israil amerika ya gidincede inanmadim
    31.206.26.102
    ŞEHZADE
    20 Haziran 2016 Pazartesi 13:52
    13:52
    önemli olan MHP nin başına kritik noktalarına seçilecek insani değerleridir.Bu kılı kırk yaran araştırmalarla yapılmalı.Dış güdümlü satılmış Türkiye düşmanları fazlasıyle var.Bunlara asla fırsat verilmemeli.Ozaman bu sistemi bozacak çomak sokacak kimse barınamaz.
    78.181.83.24
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim