• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021

    Pencereye bakanlar ile pencereden bakanlar!

    20.10.2012 16:49
    Hasan Suiçmez / yazar

    Hasan Suiçmez / yazar

    Ne tuhaf değil mi? Başlangıçta sanki aynı kelime tekrar edilmiş gibi görülmektedir. Hâlbuki aralarındaki fark sıcak ile soğuk arasındaki fark kadardır.

     Bazı insanlar vardır hayatı umursamazlar, plan yapmazlar, hiç bir mesele onları ilgilendirmez. Onlar oturdukları odanın içerisinden ancak önlerindeki pencereye bakarlar. Dünyayı da pencerenin arkasında gördükleri alan kadar zanneder, bununla yetinirler. Bu halleri ile mutlu bile sayılırlar. Ancak konuşmaya başladıkları zaman pencereden bakanlar gibi konuşmaya özenirler. Bakıp ta görme zahmetine katlanmadıkları gerçekleri bu sefer kendi bakış mantıklarına göre görmeden görmüş gibi anlatmaya çalışırlar.

    Zihinsel çatışma ve tepkili konuşma bu noktada başlar ve hiçbir sonuç elde edilemeden sürer gider.

                Bu gün toplum olarak bu anlamsız tartışmaların ve zihinsel çatışmaların odağında çırpınıp duruyoruz. Hâlbuki biraz zahmet edip oturduğumuz yerden kalkıp baktığımız pencereden birazda dışarıya bakabilsek ne kadar kolay bir işi ne kadar zorlaştırdığımızı anlar, boşuna geçirdiğimiz zamana çokça üzülürdük.

    Hayatımızın her kesitine hakim olan bu yaklaşım doğruya doğru giden gemimizde bizi yanlışa doğru koşan insan konumunda bırakıyor. Çevremize bir bakalım, topluma, sokağa, statlarımıza, televizyon kanallarına, dizilere, velhasıl yaşantımızı anlamlandıran bütün zemin ve alanlara bakalım bu kör döğüşün inat ve sadakatle devam ettiğini görürüz. Neye inat? Kime sadakat bilinmeden!

    Sevginin sadece konuşulduğu, barışın sadece slogan haline getirildiği ama herkesin kendi isteklerinin elde edilmesine verilen yeni yaklaşımın adının da artık barış olarak ifade edildiğini zorlanmadan anlamış bulunmaktayız.

    Ama şunu unutmamak lazımdır ki; her şeye su katılması belki onu çoğaltır ancak sevgiye su katılması onu ancak sulandırır ve değerini ortadan kaldırır. Sulandırılmış sevgi ile adı barış olup kendi savaş olan söylemlerle toplum nereye kadar ayakta kalabilecek düşünmemiz gerekmez mi?

    Bir bilim adamı bir gün evinde içine birer avuç pirinç tanesi dökerek su doldurduğu iki cam kavanoz hazırlar. Bunlardan birini yatak odasına koyar ve her gece yatmadan önce bildiği bütün iltifatları ve güzel sözlere bu kavanoza söyler ve uyur. Her sabah kalkıp evden çıkarken de, vestiyerin üzerine koyduğu ikinci kavanoza da bildiği bütün olumsuz ve kötü kelimeleri söyleyerek evden çıkar. Bilim adamı sevginin bilimsel etkisini somut olarak gözlemlemenin çalışmasını yapmaktadır.

    Yaptığı işi belli bir süre devam ettirdikten sonra bir de ne görsün! O her gece iltifatlar yaparak güzel kelimeler söylediği cam kavanozun içinde bulunan pirinçler filizlenmiştir.

    Evden çıkarken bildiği bütün olumsuz kelimeleri söylediği cam kavanozun içindeki pirinç taneleri ise küflenerek çürümeye yüz tutmuştur. İşte gerçek sevgi somut olarak varlığını ortaya koymuştu. Güzel kelimeler söylenen pirinç taneleri filizlenmiş, kötü söz söylenen pirinç taneleri ise küflenerek çürümüştü.

    Peki, bizler gerek aile hayatımızda ve gerekse sosyal hayatımızda buna ne kadar dikkat ediyoruz, daha doğrusu hiç dikkat ediyormuyuz?

    Herkes dikkat çekmenin, herkes gündemde olmanın, herkes kendisinden daha çok bahsedilmesinin sanki yüksek lisansını yapmak istiyor. Gazetecilerimiz yaptıkları haberlerin, yazarlarımız yazdıkları yazıların, antrenörlerimiz verdikleri taktiklerin, siyasilerimiz attıkları nutukların en iyi olduğunu söyleyip öyle algılanmasını istiyorlar da, insanların seçme ve beğenme haklarının olduğunu çoğu kez unutuyorlar!

    Olsun bakalım, bir gün bu toplum pencereye bakanlar ile pencereden bakanların farkını fark etmeyi başaracaktır.

     Devletin asıl görevinin bu gelişmeyi çabuklaştırmak olduğu unutulmamalıdır.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim