• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297

    Papa’dan İlginç "Ermeni" Yorumu

    Papa’dan İlginç Ermeni Yorumu
    12.04.2015 13:03
    Katoliklerin dini lideri Papa Francis, 1915 olaylarının 100. yıl dönümü nedeniyle Vatikan’da düzenlenen ayinde, “20. yüzyılın ilk soykırımı Ermenilere yapılmıştır” dedi. 1915 olaylarının 100. yıl dönü...

    Katoliklerin dini lideri Papa Francis, 1915 olaylarının 100. yıl dönümü nedeniyle Vatikan’da düzenlenen ayinde, “20. yüzyılın ilk soykırımı Ermenilere yapılmıştır” dedi.

    1915 olaylarının 100. yıl dönümü nedeniyle bugün Vatikan’da bulunan Aziz Petrus Bazilikası’nda ayin düzenlendi. Ayinde Ermeni cemaatine seslenen Katoliklerin dini lideri Papa Francis, ”Son yüzyılda insanlık üç büyük trajedi yaşamıştır. İlk trajedi olan 20. yüzyılın ilk soykırımı Ermeni toplumuna yapılmıştır” dedi. Papa, diğer büyük trajediler arasında Nazilerin işlediği suçları ve Ruanda, Kamboçya, Burundi ve Bosna’da yaşananların yer aldığını ifade etti.

    Ayine Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Dünya Ermeniler ruhani lideri ve Ermeni Apostolik Kilisesi Katalikoso II. Karekin ve Kilikya Katolikosu I. Aram da katıldı.

    Kaynak: Haber Kaynağı

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    HOLLANDA'DAN SELIME
    14 Nisan 2015 Salı 01:20
    01:20
    Ermenilerin Yalanları!

    Bu günleri de mi görecektik… Her sene ki gibi bu sene de 24 nisanda dünya ve özellikle Avrupa televizyonlarınde sözde “Ermeni Soykırımı”nın kabul edilmesi beni şaşkına çevirdi. Çünkü bu kendilerini tarihçi, profesör, gazeteci ve politikacı olarak kabul eden insanlar acaba bir defa olsun bu sözde “Ermeni Soykırımı”nı araştırmışlar mıdır? Bu sorunun cevabı çok basittir; kesinlikle hayır! Eğer bu insanlar Ermeni Meselesi’ni araştırmış olsaydılar, burada yazdığım gerçekleri öğrenmiş olurlardı.

    1910 Yılından itibaren Ermeni çeteler silahlanıp Türk köylerini basıp, katliam yapmaya kalktılar. Tabi ki Osmanlı ve Türklerin ezeli düşmanları Ruslar, Fransızlar, İngilizler burada Ermenilere büyük yardımda bulundular. Silah olsun, para olsun, bilgi olsun; Ruslar ve Fransızlar, tıpkı İngilizler Arapları kışkırtığı gibi, Ermenileri her konuda destekleyip onları Osmanlı ve Türklere karşı kışkırttılar. Zaten bu sözde “Ermeni Soykırımı”nı ilk olarak kimler kabul etti? Evet, tahmin ettiğiniz gibi; Fransızlar ve Ruslar. Bunun ispatları her Türk konsolosu, elçi ve Türk Tarih kurultayında bulunmaktadır. Bu belgeler bize şunları da gösterir; sırf 1910-1922 yıllarında tam olarak 523.000 katledilmiş Türk var. Bu mahsum Türkleri katleden Ermeni çeteleri Avrupalı ve Amerikalılar tarafından hiç suçlu olarak görünmezler. Tabi ki onlar Türkleri insan olarak görmüyorlar!
    Savaş sırasında hiç kimse isyan istemez, fakat bu Ermeni çeteleri Osmanlıların en zayıf noktalarından faydalanıp Balkan Savaşları’nda (1910-1913) isyan etmeye başladılar. Bu isyan Birinci Dünya Savaşı’nda (1914-1918) ve Kurtuluş Savaşı’nda (1919-1923) devam etmiştir. İsyan eden Ermeniler 1910 yıllarında Osmanlıları arkadan vurarak, Ruslara ve Fransızlara yardımda bulunuyorlardı. Bunun en tanılmış örneği Sarıkamış Seferi’dir, burada Ermeni çeteleri Osmanlı askerlerini besleyen köyleri basıp, köylüleri katletti. Sarıkamış dağlarında aç susuz kalan 90.000 askerimiz soğukta şehit düştüler. Gördünüz gibi Ermeniler bu savaşı zora sokuyordu ve bu yüzden onları Suriye’ye tehcir etme kararı 1915’te verilmiştir. Acaba Avrupalılar da aynısını yapar mıydı?
    Avrupalıların örneklerine bakarsak, gerçeği örenmekteyiz:
    1. On beşinci yüzyılda Papa tarafından ‘İnquisition’ kurulmuştur. Bu İnquisition’un görevi katolizm hıristiyanı olmayan insanları (yani Müslüman, Yahudi ve protestan hıristiyanları) işkence yaparak öldürmekti. Tam yarım milyon insan öldürülmüstür, o zamanlarda Avrupa’nın nüfusu zaten elli milyondu. Kısacası Avrupa’nın nüfusunun yüzde biri öldürülmüştür.
    2. On yedince yüzyılda İspanyalılar Güney Amerika’ya gidip, orada bir katliam yaptılar. Bu İspanyalılar İnka, Aztek, Maya ve Kızılderelileri öldürmek için ‘Konquistadores’ adında bir asker grubu kurdular. Bu Konquistadores’ler bir kaç milyon İnka, Aztek, Maya ve Kızıldereli öldürdü (sayısı tam olarak bilinmiyor). Konquistadores’ler Güney Amerika’yı Hindistan zannediyordu. Bu yüzden Hindistan’daki insanları öldürüp oradan Osmanlı İmparatorluğu’nu arkadan vurmak istiyordu. Şimdi de Türklere ‘barbar ve katil’ diyorlar.
    3. Dünya tarihinde Türklere (yani Selçuklu ve Osmanlılara) karşı tam yedi haçlı sefer vardır. Bu seferlerin yüzünden koskocaman bölgelerin Türk nüfusu yok edilmiştir. Hepsi haçlı seferlilerin tarafından öldürülmüştür. (Şanlı)Urfa’yı haçlılara kaptırdığımızın sebebi de bir Ermeni isyanıydı. Bu Ermenilerin yüzünden Urfa’daki (hıristiyanların Edessa şehri) bütün 250.000 Selçuklu Türkler katledildi. Bir haçlı asker sonradan bunun kitabını yazdı: ‘Urfa’da o kadar çok insan vardı ki, ancak altı günde öldürebildik. Altıncı günün sonunda hepimiz kan içindeydik, şehir merkezde dizimize kadar kanlar içinde yürüyorduk.’ Bu sadece bir örnektir, daha Kudüs’de de çeyrek milyon Selçuklu öldürülmüştür. Toplam beş milyondan fazla Türk öldürüldü.
    4. Almanlar İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudilere bir soykırım yaptılar. Hitler’in SS-akerleri tam olarak altı milyon insan (çoğu Yahudi) öldürdü.
    5. Rusların diktatörü Stalin Rus halkını korkutmak amacıyla her gün kafasına göre yüz kişi seçip onları Sibirya’ya gönderiyordu. Sibirya’dan dönme şanşı yüzde yirmiden bile azdı. Stalin Hitler’in üç katını öldürdü: on sekiz milyon mahsum insan.

    Bunların hepsine rağmen Türkler hiç bir zaman mahsum insanlara karşı katliam veya soykırım yapmamışlardır. Yapamazdılar değil, yapmak istemediler. Ermenilere soykırım yapmak isteyen halk, yapardı, onları başka bir yere sürmezdi.
    Bu Ermeni tehciri Osmanlı İmparatorluğu’nun arşivinde vardır, hatta Talat Paşa’nın günlüğünde bile vardır. Talat Paşa Ermenileri Suriye Çölü’ne süren Paşa idi. Bu Osmanlı arşivinde ve Talat Paşa’nın günlüğüne göre tam olarak 924.158 Ermeni Suriye Çölü’ne sürülmüştür. Tabi Suriye Çölü o zamanlar daha Osmanlı toprağı idi. Fakat Ermeniler nerden iki buçuk ve üç milyon arası Ermeni Suriye Çölü’nde öldürüldü diyebiliyorlar? Bunların ispatı var mı? Hayır yok, o zaman Avrupalılar niye bunlara inaniyor ve Türklere asla güvenmiyorlar? Tarihte hem bize Tanrı bilir kaç katliam ve soykırım yaptılar, hem de suçu şimdi bize atmak istiyorlar. Bu ne rezalet böyle!
    Osmanlı İmparatorluğu’nun 1914’te yapılan nüfus sayısına göre tam olarak ‘1.234.671 Ermeni kökenli Osmanlı vatandaş’ vardır. Biz Türkler o zaman nasıl üç milyon Ermeni öldürdük? Hepsini iki defa mı öldürdük? Öyle olsa bile üç milyona ulaşamazdık. Bir de şimdi ki duruma bakalım; Ermenistan’da üç veya üç buçuk milyon Ermeni var, yurtdışında yaklaşık bir buçuk milyon Ermeni daha var. Ermeniler diyor ki ‘Türkler üç milyon Ermeni öldürdü ve sadece yüz bin Ermeni Türkiye’den kaçarak sağ kaldı’. Bizde bunun hesabını yapalım; yüz bin tane Ermeni doksan yıl içerisinde beş milyona ulaşabilir mi? Yani doksan yılda yüzde beş bin (%5000) ile çoğalabilir mi? Bunu gerçekleştirmek için her Ermeni çifti en az on tane çocuk yapması lazım; küçük ve yaşlı Ermeniler dahil herkesin on tane çocuğu olması lazım. Bu ikinci kuşak çocukların her birinde tekrar en az on tane çocuk olması lazım. Eğer Ermeniler bu işi başarmak için, her halde günlerini yatakta geçerdiler. Siz de anladınız ki bu iş imkansız, yüz bin tane Ermeni doksan yılda yüzde beş bin ile çoğalarak beş milyona ulaşamazlar. İmkansız!
    Başka bir noktaya gelirsek, bir de bunu öğreniriz. Türkiye’de hala yüz binlerce Ermeni var, Ermenilerin başpatriki (yani Ermeni Gregoryan Kilisesi’nin başı) dahil. Bu Ermeni başpatrikin ailesi kaç asır İstanbul’da oturuyor ve hiç bir zaman Türkler tarafından kötülük görmemiştir. Türkiye’de en az yüzlerce Ermeni kilisesi var, bunlar hiç bir zaman kapanmamıştır. Fakat Hitler Yahudileri öldürmek istediğinde ilk önce bütün Yahudi binaları kapattırdı ve Yahudi liderleri tutuklattı. Bakıyoruz ki Türkiye’de böyle birşey hiç olmamıştır. Türkiye’deki Ermeni başpatriki sözde “Ermeni Soykırımı”nı zaten kabul etmiyor, yurtdışındaki Ermeniler bunun üstüne ona tehditler ve hakaretler yağdırdı. Hatta ‘sen artık Türkleşmişsin!’ diye bağran da oldu. Bu ‘Türkleşmişsin’ kelimesini gittikçe daha da çok duyuyoruz. Yurtdışındaki Ermeniler Türkiye’deki sözde “Ermeni Soykırımı”nı kabul etmeyenlere ve Ermeni yalanları desteklemeyenlere Ermenilere ‘siz artık Türkleşmişsiniz’ ve ‘sizi artık Ermeni olarak kabul etmiyoruz’ diyorlar. Sadece ve sadece gerçeği söyledik ve düşündükleri için hakaret ve tehditlere mahruz kaliyorlar. Aslında bu yurtdışındaki Ermeniler Türkiye’ye gelse, İstanbul ve Anadolu’daki yüz binlerce Ermeni kilise ve okuları görürler, tabi görmek isteyenler!

    Son olarak Ermeni çetelerin vahşi işkence ve katliamlarndan bir örnek daha veriyorum. Van’daki Özalp ve Saray ilçeleri 1915’te Ermeni çeteleri tarafından basıldı. Erkekler hemen öldürüldü, fakat kadınlar tecavüze uğradıktan sonra çocuk ve yaşlılar ile camilerde toplandılar. Bu camiler yakıldı ve içindeki insanlar yanarak can verdi. 1920’de bir Alman gazeteci Walter Bachman bu bölgelerde bulunan yanmış, kül olmuş cesetlerin daha doğrusu kemiklerin fotoğraflarını çekmiş ve bu korkunç fotoğraflar Genel-Kurmay Başkanlığı Arşivi’nde saklanmaktadır. Bu bölgede cesetler hariç büyük sayıda merme, kurşun ve silah bulunmuştur, bu bulunanlar hepsi Rus malı çıktı. Demek ki o anda Osmanlı Türklere yenilen Ruslar Ermenileri Türklere düşürmek amacıyla, onlara silah ve para verdi.
    Başka örnek verelim; Maraş’a (o zaman ki Süleymanlı Maraş, şimdi ki KahramanMaraş) bağlı olan Zeytun köyündeki katliamın şahidi olan Hanım Hatun diye bir vatandaşın açıklaması vardır: ‘Ermeni çetelerin lideri bana “çocuklarını öldürmezsin, önce gözünün önünde üç çocuğuna tecavüz ederiz. Daha sonra onları öldürüp sıra sana gelir.” dedi. Bunun üstüne çocuklarımı korumak için onları boğazlayarak öldürmek zorunda kaldım. Ben kendi üç özçocuklarımı boğazlarken, Ermeniler toplanıp, avasları çıktığı kadar güldüler. Sözlerini tutmadılar, benim küçük çocuklarımın cesetlerinin hırslarına geçtiler. Ondan sonra bana da teker teker tecavüz ettiler, dövdüler ve bıçakladılar. Maalesef ölmedim ve bu hatıralarla yaşamak zorundayım.’ Bu korkunç gerçekleri Avrupalılar asla açıklamıyorlar, fakat Zeytun köyündeki tek Türk şahidimiz Hanım Hatun daha çok vahşi ve korkunç olaylar görmüştür: ‘Başka kadınlara da aynısını diyorlardı, onlar çocuklarını öldürmek istemeyince Ermeniler hem kadınlara, hem çocuklarına tecavüz ediyorlardı ve ondan sonra onlara işkence yaparak öldürüyorlardı. Yanımdaki kadın hamileydi ve Ermeniler aralarında tartışmaya başladılar; bebek kız mı, erkek mi? Sonunda kılıçla kadının göbeğini kestiler ve baktılar. Bebek anında öldü, fakat kadın kan kayıp ederek yavaş ve acı şekilde can verdi.’
    Hanım Hatun’un açıklaması Genel-Kurmay Başkanlığı Arşivleri’nde bulunmaktadır, bu olay harıç yüz binlerce açıklama daha vardır. Hepsi Ermeni çetelerin vahşi şiddetini anlatıyor.

    Sıra şimdi Ermenilerin sözde ‘belgelerine’ geldi:
    1. Mavi Kitap. Bu kitap İngiliz tarihçiler Arnold Toynbee ve James Bryce tarafından yazılmıştır. Şimdi bunun ilginç tarafı da var, 1975 yılında vefat eden Arnold Toynbee yetmiş yıllarda Türkiye ve Suriye Çölü’nde araştırma yaptı. Bu araştırmadan sonra Türkiye hükümetinden özür dileyip, Mavi Kitabı ‘palavra’ olarak değerlenmiştir. Ayrıca İngiliz hükümeti kendisine yanlış bilgi verdiğini ve Türkleri kötülemek için kendisine başkı yapıldığını belirtti. Yani tıpkı Amerikanların dünyaya Irak ve Saddam Hüseyin’i kötülümek amacıyla yanlış bilgi verdiği ise (çünkü Irak’ta hiç bir bomba veya tehlikeli maddeler bulunamadı), İngilizler Türklerin hakkında da aynısını yapmıştır. Fakat ne yazık ki Arnold Toynbee’nin açıklaması ve Türklerden özür dilemesi Avrupa’da hiç açıklanmamıştır.
    2. Bir başka İngiliz tarihçi ise Andrew Mango ve bu da İngiliz hükümeti aynı şekilde suçlamaktadır: ‘İngiliz hükümeti Birinci Dünya Savaşı’nda haklı çıkmak için ellinden geleni yapmıştır. Türkleri de bu yüzden kötülemek istemiştir ve aslında hala da kötülemeye devam etmektedir.’ Andrew Mango sözde “Ermeni Soykırımı”nı bağımsız bir araştırmadan sonra kabul etmedi, fakat İngilizler kendi okul ve üniversitelerinde halen gerçekten olmuş gibi anlatıyorlar. Andrew Mango bu tehciri Amerikanların Japon asılı vatandaşlarına yaptığınla mukayese ediyor. Çünkü Amerikanlar İkıncı Dünya Savaşı’nda Pearl Harbour saldırısından sonra binlerce Japon asılı Amerikan vatandaşı batıdan doğuya göndermiştir, sırf batıda Japon askerlere yardımda bulunmamaları için. Sayın Andrew Mango Türklerin aynısını yaptığını söylüyor. Ayrıca Ermeniler ve Ermenileri destekleyenleri pek inandırıcı bulmuyor: ‘Ermeniler her sene ölü sayısını çoğaltiyor, 1918’de Encyclopedia Britannica’ya göre 600.000 Ermeni ölmüştü, 1968’de aynı Encyclopedia Britannica’da 1.500.000 Ermeni öldü yazıldı. Şimdi yirmi birinci yüzyılda üç milyon öldürülmüş Ermeni yazılıyor.’ Bu abartmalar elbette ispatsız yapılıyor, çünkü bu sözde “Ermeni Soykırımı”nın yeri bile belli değil, bırak cesetler ve öldürme kampları bulunsun. Zaten olmayan bir soykırımın cesetleri ve öldürme kampları bulunamaz.
    3. Kazım Karabekir Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğu Ordu Komutanı, 1915’de tehciri kontrol eden başkomutanı idi. Kazım Karabekir Paşa’nın belgelerinde onun emirleri yazmaktadır, bu emirlerin bir çoğu: ‘Ermenilere yeterince doktor ve bebek sütü gönderin. Onlara hiç zarar vermeyen ve zarar verdirmeyin, Ermenileri korumak için elinizden geleni yapın. Ayrıca Ermenilere çadır kurun, orada ikamet ederler.’ Bu yardım amcıyla kurulan çadırlar Birince Dünya Savaşı’nın sonunda Fransız ve İngiliz askerler tarafından işgal edilmiştir. Ermenilerin “öldürme kampları” olarak nitelendirdiği kamplar aslında Türkler tarafından kurulan yardımcı çadır kamplarıydı. Eğer Fransız ve İngiliz askerleri Ermenilerin iftiralarını ispatlıyabilseydi, bunu seve seve yaparlardı. Demek ki böyle “öldürme kampları” diye birşey bulunmamıştır, sadece yardımcı amacıyla kurulan çadır kampları. Şimdi bu kamplarda insanlar öldü mü? Evet öldü, her zaman ki gibi insanlar yaşlılıktan, yorgunluktan ve hastalıklardan ölmüştür. Fakat bunları önlemek için her şey yapılmıştır, yoksa Kazım Karabekir Paşa neden ‘doktor ve bebek sütü gönderin’ emiri versin!
    4. Orta Doğu tarihinde en ünlü, en meşhur ve en tanılmış tarihçiler sözde “Ermeni Soykırımı”nı zaten kabul etmiyorlar. Amerikan tarihçi Profesör Dr. Justin McCarthy bunlardan sadece biridir. Sayın McCarthy’nın araştırmasına göre Ermeniden çok, Türk ölmüştür. Bu Türklerin büyük bir kısma da Ermeni şiddetin sayesinde ölmüstür. Ermenilerden sadece suçlu olanlar idam edildiği, hastalık ve yorgunluktan ölen Ermeni sayısı Türk ölü sayısından çok daha az olduğu sayın Justin McCarthy’nın araştırmasından sonra ortaya çıkmıştır. Ayrıca Justin McCarthy: ‘böyle durumlarda iki seçeneğin vardır, ya bu isyan ve gerilla yapanlar ile çatışacaksın tıpkı Amerikanların Vietnam’da uyguladığı taktik, fakat Amerikanlar sonunda yenildi. Ya da Türklerin yaptığı gibi, isyancıları başka bir yere göndereçeksin ki artık zarar vermesinler, çünkü Suriye Çölü’nde artık kaçacak veya saklanacak yer yoktur.’diyerek, Türk taktikleri taktir etmektedir. ‘Bu bir savaştı, savaşta herşey olabiliyor fakat Türkler yine ellerinden geldiği kadar zarar vermemeği çalıstılar ve o yüzden bu olaylar kesinlikle bir “soykırım” olarak değerlendirilemez’.
    5. Justin McCarthy hariç pek çok tarihçi sözde “Ermeni Soykırımı”nı kabul etmiyor. Maalesef Ermeniler ve ne yazık ki Avrupalılar bu tarihçilerin ispatlarına embargo koydular. Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Türkkaya Ataöv en Prof. Dr. Bernard Lewis gibi usta tarihçilerin yazıları Avrupa’da yasaklanmıştır. Sırf Prof. Ataöv bu konuyla ilgili yetmiş yedi kitap yazmıştır, ama ne yazık ki bütün kitapları Avrupa’da yasaktır hatta hiç basılmamıştır. Aslında bu kitaplar sözde “Ermeni Soykırımı” iftiraları ispatlarla ve resmi belgelerle yalanlamıştır. Osmanlıların tehcir sebeblerini anlatmıştır, fakat maalesef o yetmiş yedi kitabın hiç biri Avrupa’da başıl veya satılmamıştır. Avrupalılar bunu niye yapıyorlar diye sorarsanız; cevabı şu. Avrupa’nın hükümetleri Avrupa halkını bilgisiz ve cahil bırakmak istiyorlar ki Türk düşmanı kalsın. Bir örnek isterseniz, her hangi bir Hollanda, Belçika veya Alman televiziyonu seyredebilirsiniz; orada her zaman söylerler ‘Müslüman Türkler hıristiyan Ermenileri katletti’. Ancak bu bir din meselesi değildi, ama insanları Türk ve Müslüman düşmanı yapmak için böyle anlatıyorlar. Eğer din o kadar önemli ise, niye her hırsız ve katilin dinini televiziyonda söylemiyorlar? Önemli değil ise dini karıştırmasınlar, bu konuda dinin hiç bir alakası yok!
    6. Ermeni iftiracılar elbette kendilerini haklı çıkartmak amacıyla, bir kaç tane sahte belge üretmişlerdir. Bu belgeleri sözde Talat Paşa ‘yazmışmış’ ve İngiliz Ordu Komutanı Allenby bulmuşmuş gibi göstermek istediler. Bu Allenby o belgeleri 1918’de Halep’i feth ettiğinde bulmuşmuş. Oradaki Osmanlı elçi Naim Bey bu belgeleri yanlışlıkla İngiliz ordusuna kaptırmışmış. Bir de 1920’de Paris’te sözde “Osmanlı belgeleri ve soykırım emiri” piyasaya çıktı. Bu belgelerin hepsi Talat Paşa’yı Berlin’de öldüren Ermeni terrörist Aram Arondian’ın Berlin mahkemesinde ispat olarak kulanılmak istendi. Ancak bir bağımsız araştırmadan sonra gerçek orta çıktı ve Berlin mahkemesi bu belgeleri ‘baştan sona kadar yalan ve o bakımdan gerçek resmi belge olarak nitelendirmiyoruz’ diye bir açıklama yapmıştır. Gerçek 1922’de Londra Daily Telegraph’ta ortaya çıktı, bu gazete Ermenilerin sahte belgelerini Allenby tarafından bulunduğunu söylerken, İngiliz Dışişler Bakanlığı Harp Bakanlığı’ndan bu belgeleri istedi. Fakat Harp Bakanlığı bu belgeleri arşivinde bulamayınca, Allenby’ye sordular. Bu sorunun üzerine Allenby ‘ben hiç böyle belge bulmadım ki’ diyence, bu belgelerin aslında sahte Ermeni belge olduğu ortaya çıktı. Sonunda Paris’deki Ermeniler bir kaç belge yapıp bunları İngiliz hükümetine gönderdi. Bu belgeleri kontrol ederken; büyüklüğu, yazısı, grameri ve sözcükleri hiç diğer Osmanlı belgelere benzemeyince, o belgelerin sahte olduğu ispatlanmış oldu. Allahtan İngiliz, Alman ve Amerikanlar bu belgelerin sahte olduğunu ve Osmanlıların böyle bir emiri veya belgesi olmadığını kabul etmiştir.
    7. Başka bir Ermeni yalanı ise, Türklerin Müslüman olmayanlara ve özellikle Ermenilere çok kötü davrandıklarıdır. Bu yalanların amacı tabi sözde “Ermeni Soykırımı”nı daha inandırıcı yapmak, yoksa Türkerin (yani hem Osmanlılar, hem Selçuklular) sekiz yüz elli sene (1071-1915) sonra niye durup durup Ermenileri yok etmek istesinler? O yüzden Ermeniler Türklerin her zaman kendilerine kötü davrandığını söylerler, fakat eğer Hitler dört senede altı milyon Yahudı öldürebildiyse, Türkler sekiz yüz elli senede elbette bir milyon Ermeni öldürebilirdi. Ama bunu yapmak istemediler, şimdi Ermeniler konuyu saptırarak ‘Müslüman Türkler ve hıristiyanlar zaten her zaman düşmandılar, o yüzden Türkler hıristiyan Ermenileri katlettiler’ diyorlar. Böyle yaparak kendilerini hıristiyan Avrupalılara daha inandırıcı göstermek istiyorlar ve sonuçta Ermeniler maalesef amaçlarına ulaşmıştır, çünkü Avrupalılar ne yazık ki Türkleri (ve Müslümanları) ‘korkunç barbar yaratık’ olarak görüyorlar!
    8. Şimdi biz bu sözde “mahsum Ermeniler”e bakarsak, 1921’den itibaren bir çok Türk vatandaş, diplomat ve politikacı korkunç ve vahşi şekilde Ermeniler tarafından öldürüldüğü ortaya çıkmaktadır. Bu iğrenç cinayetleri ‘www.armenie.nl’de görmekteyiz:
    1921
    (15 Mart) Ermeni terrörist Aram Arondian Talat Paşa’yı Berlin’de öldürdü.
    (18 Mart) Misak Torlakyan Azerbaycan Türk Devleti’nin İçişler Bakanı Cevanşir Han’ı İstanbul’da öldürdü.
    (6 Aralık) Sait Halim Paşa Roma’da Ermeni terröristler tarafından öldürüldü.
    1922
    (22 Temmuz) Cemal Paşa Tiflis’te Ermeni terröristler tarafından öldürüldü.
    1973
    (27 Ocak) Ermeni terrörist Migirdic Yanikyan Los Angeles Türk Elçisi Mehmet Baydar ve yardımcısı Bahadir Demir’i öldürdü.
    1975
    (20 Ocak) Ermeni Terrör Örgütü ASALA kurulmuştur.
    (22 Ekim) Viyana Türk Elçisi Danış Tunaligil Ermeni terröristler tarafından öldürüldü.
    (24 Ekim) Paris Türk Elçisi İsmail Erez ve güvenliği Talip Yener Ermeni terröristler tarafından öldürüldü.
    1976
    (16 Şubat) Beyrut Türk Konsolosluğu’nun Birinci Sekreteri Oktay Cerit Ermeni terröristler
    tarafından öldürüldü.
    (28 Mayıs) Zürih Türk Diplomat Bürosu Ermeni terröristler tarafından bombalandı. Ermeni terrörist Noubar Soufoyan tuttuklanıp, on beş sene hapis cezasına çarptırıldı.
    1977
    (29 Mayıs) İstanbul Yeşilköy Havaalanı ve Sirkeci İstastyonu Ermeni terröristler tarafından bombalandı. Dört kişi can verdi, otuz bir kişi yaralandı, bu saldırıya “Aşırı Ermeni Hareket Grubu” (Extreme Armenian Movement Groups) sahip çıktı.
    (9 Haziran) Vatikan Türk Elçisi Taha Carım Ermeni terröristler tarafından öldürüldü.
    1978
    (3 Ocak) Brüksel Türk Konsolosluğu Ermeni terröristler tarafından bombalandı. Bu saldırıya “Yeni Ermeni İsyan Örgütü” (Armenian New Resistance Organisation) sahip çıktı.
    (2 Haziran) Madrid Türk Elçisi Zeki Kunaralp’ın eşi Necla Kunaralp ve eski Elçi Besir Balcioglu Ermeni terröristler tarafından öldürüldü.
    (8 Temmuz) Paris Türk Diplomat Bürosu ve Turizm Bürosu Ermeni terröristler tarafından bombalandı. Bu saldırıya “Ermeni Soykırım Gerçeği Komitesi” (Armenian Genocide Justice Committee) sahip çıktı.
    (6 Ağustos) Cenevre Türk Başkonsolosluğu Ermeni terröristler tarafından bombalandı. Bu saldırıya “Yeni Ermeni İsyan Örgütü” (Armenian New Resistance Organisation) sahip çıktı.
    (17 Aralık) Cenevre’deki Türk Hava Yolları Bürosu Ermeni terröristler tarafından bombalandı. Bu saldırıya ASALA sahip çıktı.
    1979
    (15 Nisan) Yunan hükümeti “ Ermeni İntikam Anıttı”nı (The Monument of Armenian Revenge) inşaat etme kararı vermiştir. Bu anıt Atina’nın Nea Simirna Merkezinde yapılmıştır.
    (22 Ağustos) Cenevre Türk Elçinin yardımcısı Niyazi Adalı Ermeni ASALA terröristler tarafından öldürülmüştür. Bu saldırıda üç kişi daha öldürülmüştür.
    (27 Ağustos) Frankfurt’taki Türk Hava Yolları Bürosu Ermeni terröristler tarafından bombalandı. Bu saldırıya ASALA sahip çıktı.
    (4 Ekim) Kopenhag’taki Türk Hava Yolları Bürosu Ermeni terröristler tarafından bombalandı. Bu saldırıya ASALA sahip çıktı.
    (12 Ekim) Amsterdam Türk Elçisi Özdemir Benler’in oğlu Ahmet Benler Ermeni terröristler tarafından Lahey’de (Den Haag) öldürüldü.
    (22 Aralık) Paris Türk Konsolosluğu’nun Turizm Danışmanı Yilmaz Copan Ermeni terröristler tarafından öldürüldü.
    1980
    (10 Ocak) Tahran’taki Türk Hava Yolları Bürosu Ermeni terröristler tarafından bombalandı. Bu saldırıya ASALA sahip çıktı.
    (6 Şubat) İsvicre Türk Elçisi Doğan Türkmen Bern şehrinde bir Ermeni terröristin silahlı saldırısına uğradı ve yaralandı.
    (10 Mart) Roma’daki Türk Hava Yolları Bürosu Ermeni terröristler tarafından bombalandı. İki İtalyan can verirken, on dört İtalyan yaralandı.
    (8 Nisan) ASALA’nın Sayda Toplantısında Ermenliler Kürtleri ‘kardeş halkı’ olarak kabul etmiştir. ASALA’ya göre Kürtler ve Ermeniler aslında aynı ırktandır.
    (17 Nisan) Vatikan Türk Elçisi Vecdi Türel ve güvenlik komutanı Tahsin Güvenç bir Ermeni terröristin silahlı saldırısına uğradı ve yaralandı.
    (19 Nisan) Marsilya Türk Konsolosluğu Ermeni terröristler tarafından basıldı. Bu saldırıya ASALA sahip çıktı.
    (31 Temmuz) Türk Müfettiş Büro üvesi Galip Özmen ve kızı Neslihan Özmen Ermeni terröristler tarafından öldürüldü.
    (5 Ağustos) Lyon Türk Konsolosluğu Ermeni terröristler tarafından basıldı. Kadir Atılgan, Ramazan Sefer, Kavaş Bozdağ ve Hüseyin Toprak bu saldırıda öldürülmüştür.
    (26 Eylül) Paris Türk Medya Büro üvesi Selçuk Bakkalbaşı Ermeni terröristlerin silahlı saldırısına uğradı ve ağır yaralandı.
    (10 Kasım) Strazburg Türk Konsolosluğu Ermeni terröristler tarafından basıldı. Bu saldırıya ASALA sahip çıktı.
    (17 Aralık) Sidney Türk Elçisi Sarık Arkyan ve güvenliği Engin Saver Ermeni terröristler tarafından öldürüldü.
    1981
    (13 Ocak) Paris Türk Konsolosluğu’nun Mali İsler Memuru Ahmet Erbeyli’nin arabasına Ermeni terröristler tarafından bomba koyulmuştur. Şanş eseri Ahmet Erbeyli hayatını kaybetmedi.
    (4 Mart) Paris Türk Konsolosluğu’nun Mali Müfettişi Resat Moralı ve Türk Diyanet Vakfı’nın imamı Tecelli Arı Ermeni terröristler tarafından öldürüldü.
    (3 Nisan) Kopenhag Türk Konsolosluğu’nun Mali Müfettişi Cavit Demir Ermeni terröristler tarafından vurularak ağır yaralanmıştır.
    (9 Haziran) Cenevre Türk Elçisi’nin Sekreteri Mehmet S. Yerguz Ermeni terröristler tarafından öldürüldü. Bu saldırıya ASALA sahip çıktı.
    (24 Eylül) Cenevre Türk Başkonsolosluğu Ermeni terröristler tarafından basıldı. Bu saldırıda güvenlik komutanı Cemal Özen hayatını kaybetti.
    (3 Ekim) Roma Türk Konsolosluğu’nun İkinci Sekreteri Ermeni terröristin silahlı saldırısına uğradı ve ağır yaralandı.
    (27 Kasım) “Avrupa Ermeni Ögrenciler Birliği” (Armenian Students Union in Europe) ve ”Avrupa Kürt Ögrenciler Toplumu” (Kurdish Students Association in Europe) Londra’da artık beraber çalışacağını açıkladı.
    1982
    (28 Ocak) Los Angeles Başkonsolosluğu Kemal Arikan iki Ermeni terrörist Harry Sasunyan ve Kirkor Saliba’nın silahlı saldırısına uğradı ve yaralandı.
    (8 Nisan) Ottawa Türk Konsolosluğu’nun Tanıtım Danışmanı Kemalettin Kani Güngör Ermeni terröristin silahlı saldırısına uğradı ve yaralandı.
    (5 Mayıs) Boston bölgesinin Türk Konsolos’u Okan Gündüz Ermeni terröristler tarafından öldürüldü.
    (7 Haziran) Lizbon Türk Konsolosluğu’nun Muhasebecisi Erkut Akbay Ermeni terröristler tarafından öldürüldü. Aynı günde Asker Müsteşarı Atilla Altıkat Ottawa’da, Muhasebe Müsteşarı Bora Süelkan Bulgaristan’da ve Lizbon Türk Konsolosluğu’nda görevli memur Yurtsev Mihcioğlu eşi Cahide Mihcioğlu Ermeni terröristin silahlı saldırısına uğradı ve yaralandılar. Ayrıca Kanada Elçisi Coskun Kirca da Ermeni terröristin silahlı saldırısına uğradı ve yaralandı.
    (7 Ağustos) Ankara Esenboğa Havaalanı üç Ermeni terrörist tarafından bombalandı. Üç polis memuru ve dokuz civil hayatını kaybetti. Ayrıca yetmiş sekiz kişi daha yaralandı. Ermeni terrörist Levon Ekmekciyan tuttuklandı.
    (10 Ağustos) Ermeni Artin Penik Esenboğa Havaalanı’ndaki olayı protesto etmek amacıyla kendisini yaktı.
    1983
    (29 Ocak) Levon Ekmekciyan 1982’de Esenboğa Havaalanı’ndaki bombalı saldırıdan suçlu bulundu ve Ankara’da idam edildi. Aynı gün Harut Levonyan ve Rafi Elbekyan Belgrat Türk Konsolosluğu bastı. Bu olayda Türk Konsolosluğu’nun önünden geçen mahsun bir Yugoslav adam hayatını kaybetti. Ayrıca Türk Konsolos yaralandı.
    (15 Haziran) Paris Orly Havaalanı’ndaki Türk Hava Yolları Bürosu Ermeni terröristler tarafından basıldı. Olayda iki Türk, dört Fransız, bir Amerikan ve bir İsveçli hayatını kaybetti, ayrıca atmış kişi yaralandı. Bu saldırıya ASALA sahip çıktı.
    (27 Haziran) Lizbon Türk Konsolosluğu basmak isterken, beş Ermeni terrörist Türk güvenlik güçleri tarafından vuruldu ve öldürüldü.
    1985
    (12 Mart) Ottawa Türk Konsolosluğu üç Ermeni terrörist tarafından basıldı. Konsolos kendisi yaralandı ve bir Kanadalı güvenlik adamı canından oldu.
    1988
    Ermenistan Karabağ'ın Azerbaycan’ın yerine kendilerine bağlanması için harekete geçtiler. Bu olaylarda 1988 yılında yüzden fazla Azeri Türk öldürüldü.
    1991
    (21 Ocak) Ermenistan Türk Devleti Azerbaycan’a saldırdı ve Hacılar şehri işgal edildi. Bu saldırıda iki Azeri Türk ve üç Sovyet askeri hayatını kaybetti. Ayrıca Azeri Türk gazeteci Savatin Askerova öldürüldü.
    (13 Nisan) Ermenistan Karabağ’ı işgal etti, ağır çatışmalarda yüzlerce Azeri Türk şehit düştü. Akşam üstü Ermeniler Karabağ’ı uçak ile bombaladılar. Yüzlerce mahsun Azeri Türk hayatını kaybetti.
    (23 Nisan) Ermenistan Susa’yı işgal etmek isterken, yine uçaklı saldırı oluşturdu. Ermeniler üç Azeri Türk öldürdü, üç evi bombayla yerle bir etti ve üç ev yıktı. Bunun üstüne yakında ki Azeri Türk köyleri de bombaladı.
    (26 Nisan) Dört Azeri Türk Ermeni terrörist tarafından şehit edildi. Ermenistan Azerbaycan bölgeleri işgal etmeye devam etti. “Karabağ Savaşcıları” diye bir terrör örgütü kuruldu, amaçları Azerbaycan’ı ve Azeri Türkleri yok etmektir.
    1992
    (25 Şubat) Ermeni askerler “Karabağ Savaşcıları” terrör örgütüyle Azerbaycan’ın Hocalı kentini işgal etti. Bu saldırıda 613 Azeri Türk hunharca katledildi, ayrıca 487 Azeri Türk ağır yaralandı ve 1275 Azeri Türk ise rehin alındı. Bu şehitlerin bir çoğunun cesetleri yakılmıştır.
    (26 Şubat) Ermeni askerler “Karabağ Savaşcıları” terrör örgütüyle Azerbaycan’ın Hocalı kentini elle geçirdikten sonra binlerce sivil, eli silahsız Azeri Türkü çocuk, kadın, ihtiyar ve genç ayrımı yapmadan katletti. Hocalı’nın resmi nüfusu 25 şubattan önce 7.000 idi, 26 şubattan sonra ise Hocalı’da sağ bir Azeri Türk kalmadı.
    1993
    Azerbaycan'ın 7 şehri Ağdam, Laçın, Kelbecer, Fizuli, Cebarayıl, Zengilan ve Gubadlı Ermeni askerler ve “Karabağ Savaşcıları” terrör örgütü tarafından işgal edildi.
    1994
    Ermenistan Azerbaycan’a zorla ateşkes imzalattı. Bu Ermenistan tarafından başlatılan savaşta 30 bin kadar insan hayatını kaybetti, 1 milyonu aşkın insan göç etmek zorunda kaldı. Ayrıca “Karabağ kaçgınları” olarak bilinen yaklaşık 800 bin mülteci Azeri Türk, halen Azerbaycan’ın güvenli bölgelerinde zor şartlar altında yaşamını sürdürüyor. Daha halen Azerbaycan toprağının yaklaşık yüzde 25’i Ermenistan tarafından işgal altında.

    Bu listedeki ölü sayısını hesaplarsak, 31 bini geçmektedir. Bu şiddet sırf Türk halkına değil, Türk ırkına ve Türkleri tuttan herkese uygulanmaktadır. Yani Azeri Türkler ve Amerikanlara da uygulaniyor. Yeter değilmiş gibi Ermeniler daha hala Türk Devleti Azerbaycan’ın büyük bir bölgesini (Karabağ ve çevresini) işgal etmektedir. Bu işgal sayesinde Azerbaycan iki bölünmüstür, Doğu Azerbaycan’dan Batı Azerbaycan’a gitmek için Azeri Türkler ya Ermenistan’dan geçmeleri lazım (fakat bu Türkler ve Azeri Türkler için yasaktır) veya İran’dan. Şimdi İran da dünyanın en güvenli ülkesi olmadığı için ve bir çok zorluk çıkartığı için, Azeri Türkler ailelerine ziyaret edemiyorlar. Yani kim kime savaş, şiddet ve soykırım işliyor?
    9. Ermenilerin ‘24 nisan’ tarihi bile uydurulmuştur. 1915’te bu tarihte bir soykırım emiri değil, bir idam emiri verilmiştir. O gün ihtilalci örgütü “Ermeni Devrimci (Taşnak) Komitesi”nin tam 235 ihtilatci lideri tuttuklanmıstır, bu Ermeniler işte 1910 yılından itibaren Türk köyleri basıp, Türkleri katlediyordu. Yani Ermenilerin dediği gibi o gün Ermenilere karşı bir soykırım işlenmemiştir, sadece 235 ihtilalci terröristin idamı idi. Ermeniler niye bu günü seçtiler diye sorarsanız, Ermeniler aslında o gün ihtilalci liderlerin tuttuklanmasını anıyorlar. Çünkü Ermeniler ‘keşke o liderlerimiz yakalanmazsaydı da, çok daha fazla Türk öldürebilseydik’ diye düşünüyorlar! Mukayiz edersek; Al-Qaida’nın liderleri yarın yakalanırsa, Arab halkı ‘bize soykırım yaptılar’ diye bağrabilir mi?
    10. Bu noktada okuyanlar şimdi kendilerine şu soruya soruyordur ‘o 924.158 Ermeni ile ne oldu Suriye Çölü’nde?’ Ben şimdi cevabı vereceğim; Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Fransız ve İngiliz ordusu Osmanlı İmparatorluğu’nun Arab bölgelerini işgal etmiştir. Yani Suriye Çölü de bu askerler tarafından işgal edilmiştir, fakat o bölgede hiç Nazi Almanya’daki gibi soykırım kampı, kurbanı, ceseti, iskeleti, katledilmiş insanlar falan filan bulunmamıştır. Ozaman bulunmadı, ondan sonra bulunmadı ve daha halen böyle bir şey bulunmamıştır. Tabi ki olmayan şeyi bulamazsın!
    Eğer Osmanlıların düşmanları İngilizler ve Fransızlar öyle bir şey görseydiler, bunu hemen dünyaya açıklamaz mıydılar? Tıpkı Amerikanların Nazi-Almanya’nın vahşi Yahudi soykırımını hemen açıkladığı gibi. En azından bir tane fotoğraf çekerlerdi, ama dediğim gibi: olmayan bir şeyi bulamazsın!
    Suriye Çölü’ndeki Ermenilerin bir kısmı Fransız ordusunla beraber Fransa’ya dönmüştür, o yüzden şimdi Ermenistan hariç en çok Ermeni Fransa’da dır. Zaten Fransızlar Ermenileri Osmanlılara karşı kışkırtmıştı ve o yüzden Ermeniler, Osmanlıları yenemeyince, Fransa’ya göç etmiştir. Suriye Çölü’ndeki Ermenilerin başka bir kısmı ise İngiliz ordusuyla beraber İngiltere’ye ve ordan Amerikan Birleşik Devletleri’ne göç etmiştir. Bu yüzden Fransa’dan sonra en çok Ermeni Amerika’da dır. Yine başka bir grup Ermeni Rusya’ya göç etmiştir, çünkü neticede Rusya’da onları Osmanlılara karşı kışkırtmıştı. Rusya’daki Ermeniler Ermenistan’ı kurmuştur ve o devlet 1991’de Sovyet Birliği’nin çöküşünden sonra bağımsız olmuştur. Fakat Suriye Çölü’ndeki Ermenilerin bir çoğu Türkiye’ye döndü, Suriye’de kaldı veya Avrupa’ya göç etti. Zaten dünyada Ermenistan, Fransa ve Amerika’dan sonra en çok Ermeni Türkiye’de dir, gördünüz gibi Ermenilerin hemen hemen hepsi sağ salim Birinci Dünya Savaşı’nı atlatmıştır.
    Şimdi ki tarihçiler Fransızlar ve Rusların kışkırttığı, Osmanlılara karşı savaştırdığı ve o arada ölen ihtilalci Ermenilerin sayısını iki yüz bin olarak tahmin ediyorlar. Diğer tarafta Birinci Dünya Savaşı’nda milyonlarca Türk hayatını kaybetmiştir, Ermeniler tarafından ölen Türk sayısı ise altı yüz bini aşıyor. Osmanlıların tehcirinde hastalık, yorgunluk ve yaşlılık nedeni ile ölen Ermeni sayısı elli bin ve yüz bin arasındadır diye tahmin edeliyor.

    Son olarak Avrupa’daki medya, insan, gazeteci ve politikacıları uyarmak istiyorum; Türk halkına karşı bu kadar iftira ve yalan uydurmayın! Türk halkı neler çekmiştir, kaç soykırım yaşamıştır? Çinliler Türklere karsı Çin Seddi yapmıştır ve böylece onları anayurdundan kovmuştur. Türkler Avrupa’ya göç ederken, Bizanslar onları yok etmek istedi fakat yenildi (Malazgırt Zaferi 1071). Bu yenilgiden sonra tüm Avrupa ayaklandı ve Türkleri yok etmek istedi (Haçlı Seferler 1096-1683). Türkler yine galip gelince, intikam olarak Viyana’ya kadar gelmiştir ve feth ettiği her yerde özgürlük, din özgürlüğü ve hürriyet getirmiştir. Bu yüzden Türkler kendileri gibi açık düşünceli protestan hıristiyanlara yardımda bulunmuştur, Hollandalılar bile Türkler’den yardım aldı. Hollandalıların bu konuda tarihi bir ata sözü bile vardır “Papa’yı destekliyeceğime, Türkleri desteklerim daha iyi” (Liever Turks dan Paaps). Hollandalılar bağımsız olmak için Habsburg İmparatorluğu’na karşı isyan etmiştir (Hollanda İsyanı 1566). Bu isyanda Padişah Kanuni Sultan Süleyman Hollandalılara maddi yardımda bulundu, Osmanlılar da zaten Habsburg İmparatorluğu’yla savaşta idi. Buna rağmen Habsburgların İspanya kolu Hollanda’yı işgal etti ve bir savaş başladı: Seksen Senelik Savaş 1566-1648. Bu savaşta Osmanlı Türkler Hollanda’ya asker bile gönderdiler ve Zelanda Zaferi’nde (1599-1604) Habsburgların İspanya koluna büyük bir yenilgi uğratılar. Hollanda İsyan lideri Maurits 1604’te bu bölgeye ‘Turkeye’ adı koymuştur ve o isim hala kulanılır. ‘Turkeye’ kenti Hollanda’nın güneyinde, Zelanda ilindeki Sluis ilçesine bağlıdır.
    Ne yazık ki Hollanda hükümeti bunu tarih kitaplarında yazmaz ve ilk, orta ve yüksek okullarda öğretmez, fakat Türklerin ‘barbar olduğunu’ Hollanda’nın her tarih kitabı yazar. Bu yüzden Hollandalıların hiç biri bunu bilmez ve Türkleri sevmez, politikacılar dahil. Hollanda’da Geert Wilders diye bir milletvekili ‘Türkler barbar, geri zekalı bir halktır’ dedi ve hiç ceza bile yemedi!

    Avrupa’nın üçte biri altı yüz elli sene boyunca Osmanlı toprağı idi, fakat Avrupa’da kaç tane tarihi Osmanlı cami kalmıştır? Tam olarak sıfır, çünkü hıristiyan Avrupalılar Osmanlı toprağını feth ettikten sonra ilk olarak bütün Türkleri katletti ve ikinci olarak bütün camileri yaktı. Bu pis işler daha halen devam ediyor, şu anda Yugoslavya’daki Türk kökenli Boşnak Müslümanlar hıristiyan Sırplar tarafından katlediliyor! Tabi Avrupa buna göz yumuyor, hatta yardım bile ediyor. Sira şimdilik onlara geldi ve sonunda bize de gelecek!

    Benin ailem de bunun bir örneğidir, benim babamın babası (dedem) Selanik göçmenidir. Selanik’te yedi ağabeyisi vardı, fakat Balkan Savaşları’nda (1910-1913) annesi, babası ve yedi ağabeyisi hepsi şehit oldu. Allahtan kendisi daha dokuz yaşında olduğu için Anadolu’ya kaçabildi. Yunanlar Balkan Savaşları’ndan sonra cesetleri bile teslim etmek istemedi, bu kadar ahlaksızlık olmaz!
    Anne tarafıma bakarsak, annemin annesi (anneannem) Deliorman göçmeni, babası orada bir Paşa idi. Balkan Savaşları’nda (1910-1913) Bulgarlar ayaklanınca anneannemin gözünün önünde babasını, önce işkence yaparak, şehit etmiştir. Anneannem sadece yedi yaşında olduğu için saklanabilmiş ve Anadolu’ya kaçabilmiştir.

    Türkler ise her zaman tersini yapmışlardır, bunun bir ispatı İstanbul’daki Aya Sofya‘dır. Avrupa’da hiç bir Osmanlı cami kalmamasına rağmen, dünyanın en büyük kilisesi Türkiye, İstanbul’dadır. Bu kiliseye hiç zarar verilmemiştir ve, tam tersi, çok iyi bakılmıştır. Türkler Aya Sofya’ya bu kadar iyi bakmamış olsa, bu kilise nasıl bin senelik bir kilise olurdu ki? Şu anda Aya Sofya bir müzedir, ama Avrupa’nın neresinde Osmanlı camiler müze yapıldı? Avusturya, Macaristan, İtalya, Romanya, Ukrayna, Gürcistan, Rusya, Bulgaristan, Yunanistan, Hırvatistan, Makedonya, Sırbistan, Karadağ, Moldavya, Slovenya ve Yugoslavya’da hangi cami tamir edelip bir müzeye çevriliyor? Bunun cevabı çok basittir: orada cami kalmadı ki, onlar çoktan yakıldı!
    Avrupalılar Türklere ‘barbar’ diyor, ama birde Avrupa Birliği’nin Türkiye Raporu’nu okusunlar. O raporda “Türkiye’de daha halen yirmi altı azınlık grubu vardır” yazıyor. Tüm Avrupa’da bile yirmi altı azınlık grubu yok, ama açık görüşlü medeniyet Türklerde var!

    Bu Avrupalıların ve Ermenilerin yaptığı şerefsizlik, ahlaksızlık, namusuzluk ve onursuzluktur. İnşallah bunu okuyan herkesi bilinçlendirip, gözlerini açmışımdır. Hiç bir zaman Avrupalı ve Ermenilerin seviyesine düşmeyelim. Türklerin tarihini şeref dolu zaferler ve insanlık dolu tavırlar süsler, bu yoldan devam edersek yüce kahramanımız Gazi Mustafa Kemal Paşa Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni kimse yıkamaz!


    Saygılarımla,
    87.209.89.88
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim