• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111

    Olur Mu Böyle Hasan?

    16.09.2016 18:00
    Vedat Uzuner / Yazar

    Vedat Uzuner / Yazar

    Son zamanlarda yaşanan saldırılar karşısında cevap verip vermeme konusunda tereddüt yaşamaktayız.

    İki nedeni var tereddütümüzün;

    1- Atanın vurma ihtimali yok, nişan almasını bilmiyor, hedef tutturamıyor, çünkü kendinden emin değil ve elleri titriyor. Göz var gez yok, arpacık da tek başına yetmiyor. Zaten daha önce attıklarının da hiçbiri tutmadığından kendi halinde, kimseye zararı yok o kadar da olsun diyorsunuz.

    2- Bu beye cevap vermediğinizde sözüm ona susmak ikrardandır anlayışı gereği saçma sapan bir takım iddiaları kabul etmiş sayılacaksınız. Anlayacağınız klavye eskitmeye, zaman kaybetmeye, mürekkep akıtmaya değmez.

    Ne amaçlıyor o zaman?

    Gazetecilik mi yapıyor?

    Hayır.

    Habercilik mi yapıyor?

    Hayır.

    Ne peki?

    Hiç...

    Çok açık konuşmayalım isterseniz.

    Karakoç, ‘Mona Roza’nın bir yerinde;

    ‘Ulur aya karşı kirli çakallar,

    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa’ der.

    Ay, ışığını saçtıkça kirli çakallar ulumaya, ürkek tavşanlar ulaşılması zor yüksek dağlara bakmaya devam edecekler.

    Bunların diyanetçi düşmanlığı düşman olduğu kişiler şahsında değil de din alerjisinden galiba.

    Bir sendika başkanının ilahiyatçı olması neyin göstergesi olabilir?

    Üyeleri içerisinde ilahiyatçıların olması, bir sendikanın ilahiyatçı yöneticilerinin olması bir eksik midir, ayıp mıdır, handikap mıdır, utanç mıdır utanmaz insan?

    İlahiyatçı olmak sendika başkanı olmaya engel midir?

    İlahiyatçı birinden siyasetçi, sendikacı, gazeteci olmaz mı, olamaz mı?

    Böyle bir yakıştırma ayrıştırma değilse nedir?

    Bu ayrıştırmanın hukuktaki karşılığı seni 5237/216-2: ‘Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi’... yapar ister misin Hasan?

    Hoş, halk seni dikkate almaz, ciddiye de almaz ama yine gereğini yapacaklar çıkabilir, etme Hasan!

    Eğitim-Bir-Sen 1992’de Memur-Sen 1995’de, kurulmuştur. 2001 yılında çıkan 4688 sayılı sendika yasasıyla yasal hüviyet kazanan sendikacılık Eğitim-Bir-Sen’in ilkeli, akademik sendikacılığı sayesinde bir seviye kazanabilmiştir, bilmez misin, bilmiyorsan sormaz mısın, soran dağ aşar, sormayan düz yolda şaşar, şaşırmaktan kaçınmaz mısın Hasan?

    Sendikamızda darbeye zemin hazırlanan beşli çete toplantıları yapılmıyor, genel merkezimizde teröristler tedavi olmuyor diye mi rahatsız oluyorsun?

    15 Temmuz’da yaşanan kanlı ihanet girişimi sonrası Trabzon’da ve Türkiye’de sokağa ilk çıkanların Memur-Senli, Eğitim-Bir-Senli, Diyanet-Senli olmasından mı rahatsız oluyorsun?

    2014 yılında yapılan Eğitim-Bir-Sen kongresinden sonra yaptığınız maksatlı haberlerin kaynağı olduğunu söylediğiniz eski Memur-Sen üyesi şahıs her kimse onu kadroya alıp bir de köşe varin de bu iftiraları kendisi atsın. Günahları da fifti fifti bölüşürsünüz, olmaz mı?

    FETO soruşturması kapsamında açığa alınan kamu çalışanlarının bir kısmı da Memur-Sen ve bağlı sendikalarının üyesidir. Memur-Sen terör örgütüyle bağlantısı olan her kim olursa olsun yanında durmaz. Haksız yere kim işinden, ekmeğinden olursa ona da her türlü hukuki desteği verir. Memur-Sen yöneticilerinin listesiyle kamu çalışanlarının işinden olduğu iddianı ispat edemezsen müfteri olursun, müfteri olmaktan utanmaz mısın Hasan?

    Haber kaynakların yanlış, oturduğun yerden uydurmakla da ancak bu kadar oluyor bir türlü hedefi tutturamıyor, hep ıskalıyorsun.

    Sendikalar atama makamı değil, üyelerinin taleplerini siyasete iletmekle, takip etmekle mükellef bağımsız sivil toplum örgütleridir.

    Bütün demokrasilerde de bu böyledir.

    Yoksa basında farklı mıdır.

    Basın etiği vatandaşın doğru ve tarafsız olarak bilgilendirilmesi, uluslararası, ulusal ve yerel gündemden haberdar edilmesinden sorumlu değil midir?

    Basın sorumlu davranmalı ama sorunlu olmamalıdır.

    Basının ve basın mensuplarının hiçbir siyasi oluşuma, sendikal faaliyete, spora, sanata karşı ön yargısı olamaz. Eleştiri başka şeydir, tahammülsüzlük başka.

    İlkeli, tarafsız, doğru ve dürüst basın emekçileri sizin yüzünüzden töhmet altında kalmaktadır. Yazık değil mi Hasan?

    Dindar olmayabilirsiniz ama dindara kindar olma hakkınız da yoktur.

    Trabzon Fatihi Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfı olan Ayasofya Camisinin sözde bir restorasyon sonrası müzeye nasıl çevrildiğini bilemeyen ve Trabzon’da yaşayan şehrinden habersiz birine biz neyi anlatmaya çalışıyoruz?

    Caminin cami olarak hizmet etmesinden daha doğal bir şey yokken bundan rahatsız olmak neyin göstergesidir.

    Çok lazıımsa yeterli kamu oyunu oluşturun ben de yardım edeyim Trabzon’a yakışan muhteşem bir kilise yapalım. Sonuçta o da ibadethane değil mi?

    Tarık Akan öldü. Ölünün arkasından kötü konuşulmaz. Benim açımdan iyi konuşmak için de bir sebep yok.

    Son zamanlarda bir moda haline gelen ‘Işığın bol olsun, ışıklar içinde uyu’ gibi ifadeler dinimizde, töremizde, geleneğimizde, mahallemizde, semtimizde yok. Bu deli saçmasından vaz geçelim.

    Hem enerji tasarrufu diye diye kıyamet kopar hem de mezarın içine lamba koy. Led olsunlar bari!

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Mustafa
    17 Eylül 2016 11:39
    Haberciligi kulaktan dolma miş. Mış larla yapanlara cevap vermeye belki gerek yok ama bu gibilere cevap vermeyince yazdikca yaziyorlar. Bu acidan cok güzel bir yazı olmuş. Eline emegine yuregine saglik
    5.46.177.28
    İbrahim demirkan
    16 Eylül 2016 18:52
    Güzel bir yazı müstefid oldum
    46.197.144.26
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim