• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443

    Oğuzhan'ın Öfkesi...

    30.04.2016 11:33
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Fırtınanın yarattığı sele kapılmış, seli oluşturan çatlağı kapatacak yerde, suları kaşıkla boşaltmaya çalışan bir insan getirin gözünüzün önüne.

    İşte Türkiye’deki kurumsal yapının özeti bu!

    Son yıllardaki gayretlerin mevcut enformel-biçimselliğini yitirmiş idari-yönetsel yapının, istisnai düzeyde iyileşme belirtileri göstermesine rağmen.

    ***

    Küresel ölçekte oluşan ve yerel anlamda bizi de etki alanına çeken olası kriz dönemlerinde, bir bakıyorsunuz mevcut durumdan kurtulma amaçlı bir yaptırım, bir karar çıkıyor kamu kurum ya da kuruluşlarından, evlere şenlik. Bırakın krizden etkilenmeme, ya da en az hasarlı çıkmayı başarmak, ülkenin başını belaya sokacak yeni krizler üretiyor, hala orta çağ mantığıyla örgütlü olan bu yapılardan.

    Kamu alanındaki kurumlar böyle de, özel alan diye tabir edilen işletme, şirket, kulüp, vakıf, sendika, dernek ve benzeri yapılar daha mı farklı? Hayır, değil elbette.

    ***

    Daha önce de belirtmiştim; “endüstriyel futbol oligarşisi…” başlığı altında.

    Elbette ki Trabzonspor da küresel çaplı endüstriyel futbolun dışında değil, ama gerek idari-yönetsel, gerekse de mali ve finansal yapısıyla, kartelleşmiş bu oligarşik yapının içinde de değil.

    Neden olmadığını/olamadığını bir uzman diliyle olmasa da özetlemeye çalışmıştık, her iki yapısıyla bir türlü profesyonelleşemeyen, yerelinden evrensele sıçrayamayan ve amatör zihniyetten bir türlü kurtulamayan eksiklikleriyle…

    Ve nihayetinde ortaya, yeteneksiz, çapsız ve kendi camiasının saf-temiz duygularını sömüren, kendi takımlarına olan bağlılıklarını istismar eden, kendilerine sürekli umut ve gelecek vaat eden, bunun karşılığında iflasın eşiğinde olan üçüncü sınıf müteahhitleri ile beşinci sınıf atölye, işletme ve benzeri yapılanmaların sahibi konumunda olan esnaf kesiminden seçilen kendilerince özel-imtiyazlı kişileri bir kurtarma operasyonu ile başkan ya da yönetim kurulu üyeliğine getiren, kalibresiz yerel siyasetçileri ise bir üst kulvara taşıma amaçlı organizasyonların içine giren ve bu kirli-paslı yapının içinde sivrilmiş, çeteleşmiş İstanbul dükalığının hışmına uğrayan bir Trabzonspor Kulübü ortaya çıkar.

    ***

    Hal böyle olunca da, “tercih etme” yeteneğini kaybetmiş, başarı ve şampiyonluk “bağımlılığı”na kilitlenmiş Oğuzhan ve benzeri zihinler, tel örgüleri aşarak sahadaki “düşman objeleri” cezalandırma amaçlı patlayan molotof kokteyline dönüşür.

    Beyaz TV’de kendisiyle röportaj yapılan ve “çocuk” kategorisinde kabul edilen 17 yaşındaki Oğuzhan’ın anlatımlarının psiko-dinamiği konusunda hemen hemen hiçbir şey bilinmiyor bu ülkede.

    Burada güçlük yaratan, ya da sorun olan, Oğuzhan’ın doğuştan getirdiği veyahut yaratılışında kendisine bahşedilen “öz yapısı” değildir şüphesiz.

    ***

    O halde geriye kalan veyahut sorunu yaratan şey, kişilik yapısının derinliklerine demir atmış ve sonradan oluşmuş “zırh”ların uygun zaman ve zeminde dürtüldüklerinde, örneğin; adeta birbirini yiyip bitirme anomalisiyle klasikleşmiş ve bu yönüyle “otofajik” bir metafora dönüşmüş olası bir Trabzonspor-Fenerbahçe maçında, bilinç üstüne fışkıran ön yargıların patlak vermesi, elbette ki başta eğitimcilerin, ana-babaların, hekimlerin ve “çevre” içinde iletişimde bulunduğu kişilerin “düşünüş” ve “eyleyiş” biçimlerinden gelmektedir.

    Oğuzhan’la uzaktan yakından ilgisi bulunmayan yanlış kanıların, kararların ve yaptırımların yarattığı dolambaçlı dehlizlerden gelmektedir.

    Gazetelerin, dergilerin ve diğer yayın organlarının dile getirdiği toplumsal ilginin önemi, yarınların umudu gözüyle bakılan çocuklarımıza değil de, politik güç ve çıkar oyunlarına yönelik olmasından gelmektedir.

    Ve biz çoktandır öğrenmiş olmalıydık ki, çocuklarımızın dünyasına bir futbol topu gibi hop diye atlamak yerine, var olan yapay-hastalıklı yapıyı bir köşeye itip, düzgün, sarsılmaz, bu toprakların orijin yapısına uygun sağlıklı bir nesil yetiştiren “Anadolu Pedagijisi”ne yeniden can vermeliydik.

    Başkaca bir olasılık yok zaten ve bunun dışındaki yaptırım ve beklentiler bizi ancak düş ve umut kırıklığına götürdü her seferinde.

    ***

    Tepkisel şiddet içeren bir davranış biçiminin bilinçaltı dinamiklerinin anlaşılması, kendi içindeki davranışın, kökeninin, gelişim seyrinin ve yüklendiği enerjinin anlaşılmasıyla ancak mümkündür.

    Bu yönüyle Oğuzhan kardeşimizin davranış biçiminin aynısı ya da benzerleri, “klinik veri” olarak psiko-analitik literatürde bolca rastlanılmakta ve “sıradan bilgi” düzeyinde değerlendirilmektedir.

    Bir arzu veya ihtiyaç engellendiği zaman hayvanlarda, çocuklarda hatta yetişkinlerde dâhil, saldırgan davranışlar baş gösterir. Bu saldırganca davranış, çoğu kez boşuna da olsa, “engellenen” amaca şiddet yoluyla ulaşmaya, ya da kendince “engelleyen” objeye karşı şiddet uygulamak suretiyle ikaz edilmesine yönelik bir cabadan oluşur.

    ***

    Genel bir anlatımla, günümüze kadar ihtiyaçların ve arzuların engellenmesinin, çoğu kez haksızlıklara maruz kalmanın neredeyse evrensel bir olgu olması nedeniyle, sürekli olarak şiddet ve saldırganlıkların sergilenmesi bu yönüyle şaşırtıcı değildir. Hele birde bu tepkisel davranış, bazı çıkar gruplarınca bilinçli olarak bir adım daha ilerlemiş hale, yani süreklilik arz eden “patolojik” bir düzleme kaydırıldığında, “imrenme” ve “kıskançlık” dürtülerinin yarattığı düşmanlıklar devreye girer ki, şu an yaşanmakta olan dramlar, tam da bu durumu izah etmektedir.

    Yaralanmış, kalbi kırılmış, küçük düşürülmüş egolar üretir bu kaydırmalar, bir türlü anlaşılamayan ve farkına varılmayan farklı dinamiklerin etken olduğu, özelliklede kendi evinde uğradığı her yenilginin ardından.

     

     

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim