• BIST 98.090
  • Altın 145,720
  • Dolar 3,5758
  • Euro 4,0005

    “Nuri Usta”nın atölyesi

    04.12.2012 18:08
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

     

    Medya Trabzon’un geçtiğimiz günlerdeki haber başlıklarından bir tanesi şöyleydi;

                   “Tonya’da küçük alanda büyük işler”

     

                    Sıradan bir haber değildi bu ve sıradan olayların haber olarak değerlendirme şansları da yoktur zaten. Bunun için olayın haber olarak sunulması, nadir gerçekleşen bir olay olması söz konusuydu bence.

     

                   Ve  “önemlilik” yönüyle de çok sayıda kişiyi/kişileri ilgilendirdiği ve onların pratik yaşam koşulları ile ilgili önemli mesajları ihtiva etme özelliğiyle de dikkate değer bir haberdi doğrusu.

                                                                        ***

                   Tonya’da evinin bodrum katında, 10 metrekare alanlı küçük bir atölyesinde günde 100’ e yakın ahşap tabure imal eden Nuri Turan ustanın haberini içerik yönünden de oldukça anlamlı ve yaratıcı buldum.

                   Buldum, çünkü insan beyninde var olan geniş boyutlu “düşünce  sistematikleri”nin küçük boyutlara/mekânlara sıkıştırılmış ve bastırılmış bir psiko-sosyal yapıya örnek güzel bir haber oluşuydu.

                                                                       ***

                   Düşünme, koşullanmaların perdelediği temeldeki gerçekleri bulmaya yarar ve aynı zamanda “zaman ve mekânı” planlamayı da sağlar.

                   Şayet mesleklerini her türlü tutku ve ideolojilerden uzak tuttukları ölçüde, mühendis ve mimarlar neden başarılı olurlar?

                   Çeşitli söylenti ve yaygaraları, matematik ya da geometrik bir süzgeçten geçirip, mantık dışına düşenleri kıyıya ittikleri için…

                   “Herkes öyle diyor”  ya da  “büyüklerimiz ne der? Acaba…”  yahut  “hassasiyetlerimiz müsaade etmez” gibi ölçüler yerine, “aklın ölçüsü”nü kullandıkları için…

                   Referans gösterilen o “herkes”, sıkıntı çektiğinden yakınıp duran “herkes…”dir, aynı zamanda.

                   “Herkes”in her saplantısı ya da hadi fikri diyelim doğruysa eğer,  yine aynı “herkes”in hayattan bu kadar yakınması niye?

                   Bu çelişkili durum düşünüp incelendiğinde, ortaya başka gerçekler de çıkıyor.

                   Sıkıntı ya da çözümsüzlükler,  varılmak istenen yere “kestirme yolu” buluverme yahut zorlukları aşmanın yerine  “kolayı” seçme kargaşasından doğuyor.

                   Bir türlü tükenmeyen onca hırgürün özeti; herkesin bu dünyada kıçını kendince doğru dürüst yerleştirebileceği bir yer araması sonucudur, görüldüğü kadarıyla.

                                                                         ***

                   Elbette “ekmek bulma”, insanlığın en büyük sorunudur.

                   Ancak bu sorunun nasıl aşılacağı, çözüleceği ya da bunu başarmanın yolu nedir, ne değildir? Bir türlü tanımlanamıyor.

                   Belki de bundan ötürü olsa gerek ekmek, somut bir ölçü olduğu için, politikanın gündemine kolay girebiliyor.

                   Örneğin; bir iş adamına göre başarının somut göstergesi kazanılan paradır.

                   Büyüklerimiz için ise başarı, bürokratik bir statüde makam sahibi olmaktır. Bazı kimselere göre gününü gün etme, bir diğer bazı kimselere göre ise elinde yaptırımcı bir güç sahibi olma hali olarak tanımlanabilmektedir.

                   Oysa tüm bu tanımlar Nuri Usta’nın başarılı olma haline uymuyor.

                   O’na göre belki de başarı, sağlığının yerinde olması, dünyanın her yerinde geçerli bir mesleğe sahip olması ve bunun yanında da borcunun hiç ya da ödeyebileceği miktarda olmasıdır.

                    O kadarı da yeter başarılı olmaya.

                    Böylesine bir yaklaşım da, evrensel bir ölçüt sayılabilir “başarı” tanımlamasına.

                                                                       ***

                    Bunun yanında en sağlıklı geçim kaynağı nedir?

                    En sağlıklı geçim kaynağı, kendi mesleğinle teknoloji ve mal üreterek dışarıya satmaktır.

                    Ya bunu kıvıramadığın zaman ne yaparsın?

                    Bunu kıvıramadığın zaman ise yapacağın tek şey çaresiz palavra atmaktır.

                    Böyle bir durumda ise sorun, sadece yönetim-yönetici sorunu değil elbette.

                    “Sorun, bir mesleksizlik sorunudur da aynı zamanda”

                    Yerel ve genel piyasalarda, mesleğinle kendini kanıtlama becerisinden yoksun isen, aç kurtlar sofrasında ya da politik kepçeleri dolduran yaralı tavşana dönüşürsün.

                                                                     ***

                    Çimento fabrikasının yapımına karşı değilim kesinlikle, hele kendi memleketimde.  

                    Ancak, Tonya kendi “çimento”sunu 10 metrekare gibi küçük alanlara hapsetmemeli.

                    Ahşap yapı sektöründe üretim teknolojisi acısından gerekli şartlara ve alt yapıya sahip gibi görülüyor bölgemiz ve özellikle de Tonya.

                     KTÜ Orman Endüstrisi Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Sayın Hülya Kalaycıoğlu’nun davet edildiği “ahşap kulübü”nü  ziyaretlerinde bu tür tasarımlar konu ediliyor mu?

                     Kim bilir? Belki de ediliyordur.

                                                                       ***

                     AB ülkelerinde İtalyan yapımı ahşap mobilya türü ürünlere talep fazladır. Ucuz ve pratikte kullanışlı oluşlarındandır herhalde.

                     Hatta kiracı olup, başka mekânlara taşındıklarında çöpe atarlar ve yenilerini alırlar.

                     Bu minvalde, yöremizde “aile tipi-ya da çok ortaklı-ahşap atölyeleri” şeklindeki tasarımlara sıcak bakılamaz mı?

                     Bir kişi ya da şirketi kazanacağına, Nuri Usta’lar çoğalıp daha çok kazanılsa, fenamı olur?

                     Bilmem ki, ne demeli?

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    cebi_cebi
    15 Aralık 2012 Cumartesi 16:12
    normal olan
    Bir insanın yapabildiği bir şeyi yapması ve bundan kazanç sağlaması ve hayatını sürdürmesi zaten normal olandır. Normal olan şeyler farklıymış gibi görülmeye başladığında korkmak gerekiyor...
    193.110.85.45
    sofistik gurbetci
    11 Aralık 2012 Salı 17:48
    mutlu ölmek
    işinde başarılı bir marangoz, başarılı bir marangoz olarak yaşamını sürdürmeli, işini bırakıp kazandığı parayla başka bir işe yönelip hayatını mahvetmemli. İnsan becerisi ollduğu ve yapabildiği mesleği yaptığı sürece başarılı olur..İnşaat usatsından merket işletmecisi olmaz...
    193.110.85.45
    cemal yıldız
    04 Aralık 2012 Salı 22:27
    aslına uygun olanı sevilir
    Olaya farklı pencereden bakışınız benimde hoşuma gitti. Doğrusu bende Otantik oluşumları çok benimserim. Bilmem belkide insanın doğasında vardır aslına uygun olan şeyleri sever. Şu anda tüm Türkiyede geri dönüşüm projeleri var aslında bu proje ile tüm Türkiye'nin tarihi doğası katlediliyor. Buna dur demenin bir yolu da sizin de üzerinde durduğunuz Nuri Ustaların desteklenmesidir . Desteklenmelidir de.
    188.56.2.243
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim