• BIST 104.918
  • Altın 147,092
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820

    NE ÇABUK GEÇTİ YILLAR!

    18.02.2013 16:24
    Hasan Suiçmez / yazar

    Hasan Suiçmez / yazar

     

    Bazı hayaller bazı gerçeklerden erken olgunlaşır, şaşırıp kalırsınız! Belli bir zaman sonra; hayaller gerçek, gerçekler hayal olur! Tıpkı bu gün toplumsal hafızamızda yaşadıklarımız gibi!

    Bundan yıllar önceydi, rahmetli babamın çalışıp yaşadığı Hollanda ya gitmiştim. Orada tanıştığım bir arkadaşımın ısrarı ile katıldığım bir toplantıda duyduklarım o zamana göre benim için hayal bile değildi.

    Türkiye üzerinde hesapları olanların daha o zaman hangi ihanetleri tezgâhladıklarını bizzat görmüş ama bunun “rüzgâr kayadan ne alır” inancıyla hiçbir öneminin olmadığını düşünmüştüm. Türkiye’nin bütün şehirleri ile ilgili ihtimal ki Hollanda istihbaratının kontrolü altında çalışma büroları kurulmuş ve bu şehirlerden işçi olarak bu ülkeye gelen insanlarımızın bazıları zaaf ve eğilimlerinden yararlanılarak ve de kandırılarak “kültür danışmanı” adı altında bu bürolarda görevlendirilmişti. 

    O zamanki bütün şehirlerimizin havadan çekilmiş fotoğraflarından ve şehir planlarından yararlanılarak yapılan şehirlerimizin maketleri üzerinde ülkemize gönderecekleri “turist kılığındaki” ajanlarını eğiterek onları kolayca ülkemize gönderip; sosyal yapımız, kişisel zaaflarımız, gelenek ve göreneklerimiz ile her türlü alışkanlıklarımız hakkında detaylı ve yeterli bilgiler toplamışlardı.

    Bu çalışmalarda bilgi almak için en çok zorlandıkları bölge ise Karadeniz bölgesi, özellikle de “Doğu Karadeniz bölgesi “olmuştu. Sebebi bölge insanının; hangi kılıkta gelirse gelsin gözünün tutmadığı, değerlerine yabancı bulduğu ve kanının ısınmadığı insanlara hep temkinli bakıp onlarla yakın ilişki kurmak istememesiydi.

    Bu tezgâhı kuranlar bölgemiz için bununda bir yolunu bulmuşlardı. Hepimizin hatırlayacağı “Bohçacılar” dönemini yaşadı bölgemiz.

    Her türlü malzemeyi çok uygun fiyatlarla satan bu insanların içerisine yerleştirildiği söylenen dış kaynaklı ajanların yönlendirdikleri etki ajanları, gittikleri her köyün, mahallenin, şehrin istenilen bütün bilgilerini toplayıp; mal olarak ucuza satıp boşalttıkları bohçalarını, akşama istenilen bilgilerle doldurup ağa babalarına getiriyorlardı. Bohçacıların bu görevi bitince ortadan kayboldular, neden acaba?

    Çünkü görevlerini tamamlamışlardı! Bu bilgilerle analiz edilen bölgemiz üzerinde planlar yapılarak hayata geçiriliyor ve ülkemizin çimentosu olan bölgemiz eski milli ve sosyal duyarlılığından uzaklaştırılıyordu.

    Dikkatleri çekmemek için, Erivan-Moskova merkezli bürolarından organizeler yapılıyordu. Bölgemizde sanayi olmadığı için halkın geçimi büyük oranda tarımsal etkinliklerle sağlanıyordu. Bu etkinlikleri ise büyük oranda bölgemizde kadınlar yürüttüğünden erken yıpranıp yaşlanıyorlardı. Bu tespitten yola çıkan şer odakları; ne kadar manken, balerin, sanatçı varsa bölgemize yığarak, insanımızın kimliğini tahrip ettiler.

    Ellerindeki bilgiler ile her istediklerini, kimsenin ruhu anlamadan çok da güzel yapıyorlardı. Türkiye genelinde bütün bölgelerimiz ile ilgili yaptıkları çalışmalarla her bölge için elde ettikleri bilgileri ayni taktikle kullanarak; toplumumuzu bu günkü duyarsızlığına taşımayı başardılar.

    Bundan sonrası kolaydı ve de öyle olmaktadır. Bundan yıllar önce toplumumuzun savaş sebebi sayacağı bütün dış baskılı ambalajlı uygulamalar, hepimizin gözleri önünde gerçekleştiği halde toplumsal duyarlılığımızı gösteremiyoruz.

    Hatta bu güçler ellerindeki çok yönlü mekanizmalar ile bu duyarlılığı gösterenlere karşı hemen bir koro kurup; ırkçı, kafatasçı, acımasız, gerçekleri bilmemek” yaftasıyla suçlayıp hemen susturuyorlar. Bunun sonucu olarak yapılan birçok uygulamanın yanlış olduğunu biliyoruz ama demokratik ölçüler içerisinde sesimizi çıkarmamayı da vazife olarak görüyoruz.

    1979 yılında Hollanda ya gittiğim zaman bu tezgâhları görmüş ama o zamanki inancım ile bu çalışmalara gülüp geçmiştim. Şimdi ise o ihanet çalışmalarının ülkemizde elde ettiği mevzilere bakıp ta kahroluyorum.  Ne de çabuk geçti yıllar diye içimi tırmalayan ses ile gerektiğinde ; “Türklüğün kalesi olan Karadeniz’imize ve Trabzon’umuza” tuzak kuracak olan kanlı zihniyetlere ve onların ağa babalarına hatırlatmak isteriz ki; Ali Şükrü Bey’in, Topal Osman Ağanın, İpsiz Recep’in ruhları bütün kahramanlıklarıyla bölgemizde yaşıyor!

    Gerektiğinde ;”Bir liman kâhyası Yahya; onlara yeter de artar bile”!

    Kimse boşuna heveslenmesin ve de unutulmasın ki;

    Trabzonluların ve Karadeniz’in; hangi kılıkta olurlarsa olsunlar ve hangi kimlikle gelirlerse gelsinler; “Vatan, Millet, İslam ve İnsanlık ” düşmanlarına karşı olan kinleri, dinleri gibi ebedi kalacaktır!

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim