BAYBURTLU AİLENİN TRABZONSPOR AŞKI

Aksal Yavuz

05 Eylül 2015 Cumartesi 23:49

Yanlarında 12-13 yaşlarında, karakaşlı, kıvırcık saçlı çocukları vardı.

Eşler aynı anda araladı Pendik TS CLUB mağazasının cam kapısını. Sevimli çocuk, kendini dünyaya getiren anne ve babasının ellerinin altından geçerek girdi mağazaya.

Anne, eşinden bir adım öndeydi.

Çocuk içerdeki kalabalığı görünce, ani bir manevrayla annesinin elinden tuttu.

Yüzlerindeki tebessümü klimanın serinliği zannettik önce…

Meğer TS CLUB’a girmenin mutluluğuymuş…

***

Açık havada çalışmaktan teni kırış kırış olan adam, sesini birkaç metre uzaktan duyulacak şekilde yükselterek selam verdi mağazadakilere…

Mağaza sahibi Metin Kaya, ben ve de her yere birlikte gittiğim İrfan Şeker hariç, mağazadaki herkes kafasını aynı şekilde sesin geldiği tarafa döndürdü, pingpong maçı izleyenleri gibi.

( İrfan Şeker, Trabzonspor’un maçı olduğu günler saçlarını bordo-maviye boyatan Trabzonsporlu kardeşimizdir)

Verilen selama söz birliği etmişçesine, koro halinde hep birlikte cevap verilir:

“ Aleyküm selam”

Ardından mağaza sahibi Metin Kaya ve görevli Bilal Yıldız “ Hoş geldiniz” dedi, yazımıza konu olacak bu aileye…

***

Çocuk, uzaklardan gelen bir sesi dinlermiş gibi olduğu yerde hareketsizdi. Neyi alacağına, neye bakacağını, ne yapacağını şaşırmıştı.

Anne “ oğlum, yavrum hangisini istersen, beğenirsen onu al… Rahat ol…” deyip, yanacığını iki yandan okşadı elleriyle. Önüne düşen bir tutam saçını da eşarbının altına itmeyi ihmal etmedi.

***

Çaylar da gelmişti…

Çocuk limonata istemişti…

***

Saçları da sakalı gibi beyazlamaya başlayan adam, bir yandan çayını yudumluyor, diğer yandan soluğunun altından bir şeyler mırıldanıyordu. Yüzü kırışıklılar içindeydi ama enerjik keskin bakan gözleri vardı…

***

Metin Kaya ve İrfan Şeker, kendi aralarında muhabbetin dibine vuruyor, ben ise gözlerimi az sonra hepimize Trabzonsporluluk dersi verecek aileden ayırmıyordum. Ayırmam da mümkün değildi. Trabzonlu olmadıklarını anlamak için kain olmaya gerek yoktu. Zira Trabzonlu olmayıp Trabzonsporlu olanlara müthiş hayranlığı olanlardan biriyim.

***

“ Trabzonlu musunuz?”

“ Hayır”

“ Çocuğunuz mu?”

İçerideki serinliğin tadına çıkararak, sorularıma arka arkaya cevap vermeye başladı.

“ Evet, küçük oğlum. Bayburtluyum... Ailece Trabzonsporluyuz”

Sorularıma kendini, memleketini ve Trabzonspor’u önemseyen tavırla cevap veren renktaşımın vaktinden evvel çürümeye yüz tutmuş dişleri görünüyordu.

***

Anne, oğul yarı fısıltı konuşmalara aldırmadan alış-verişe devam ediyor, çocuk eline aldığı her bordo-mavi ürünü kokluyor ve de öpüyordu…

Hayran olmamak, imrenmemek elde değil, bu nasıl bir aşktır? Bu nasıl bir sevdadır?

***

Ne işle meşgulsünüz?

“ İnşaat işiyle uğraşıyorum. İşçiyim anlayacağın. Elden ayaktan düşüne kadar devam”

Eğilip çalışmaktan nasır tutmuş, sertleşmiş ellerini öpmek istedim, bir ayda kazandığı parayı o gün Trabzonspor için harcamaya gelen adamın. Yaşı-maşı önemli değildi.

Boğazım düğümlendi, genzim yandı.

“ Neden Trabzonspor?” diye sordum.

Duyduklarım karşısında şaşırdım, mutlu oldum ve de gurur duydum:

“ Bugün mutluysam, mutlu bir ailem varsa; onu Trabzonspor’a borçluyum. Ben ekmeğimi taştan çıkarıyorsam, kimseye minnet etmiyorsam Trabzonspor sayesindedir. O bana karakter aşıladı. Çocuklarım da Trabzonsporlu. Çocuklarıma bırakacağım en büyük servet Trabzonsporluluktur. Ölçüm şampiyonluklar değil, karakterdir, adamlıktır, duruştur..!”

***

Alış-veriş bitmişti. Anne ve çocuğun aldıkları tezgâh üstünde bayağı bi yer kaplamıştı.

Metin bey de hesap kitap işini bitirmiş, ürünleri TS CLUB yazan torbalara yerleştirmişti.

Ödemeyi peşin yapan baba, alışverişte çocuğuna yardımcı olan anne ile vedalaşma zamanı gelmişti. Çocuğun yanaklarından makas aldık, sağından-solundan öptük.

Bu defa cam kapıdan en son Trabzonsporlu afacan çocuk çıkmıştı.

Yüzünü mağazaya-hepimize döndü, elleriyle havayı döverek avazı çıktığı kadar bağırdı:

“ Bordo-Mavi… Şampiyon Trabzon…” 

 

Yorumlar