• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
    • KASIMPAŞA
    • 0
    • TRABZONSPOR
    • 0
    • MAÇ ÖNCESİ

    MHP'nin İki Yüzü

    23.08.2015 14:54
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Geride bıraktığımız haftanın gündemine, Devlet Bahçeli'nin; "İç savaş olasılığına karşı 'sıkıyönetim' ilan edilmeli..." anlamında bir yazılı açıklaması damgayı vurdu.

    Ardından da açık seçik ekliyor; “Ak Parti ile HDP’nin oluşturacağı bir koalisyon hükümeti kurulmalı” diye.

    Sayın Bahçeli’nin penceresinden bakıldığında bunun anlamı; Olası böyle bir hükümetin her halükarda başarısız olması kaçınılmaz olacaktır. O halde ardından MHP’nin tek başına olmasa bile, CHP-MHP ortaklı bir hükümetle ancak, Türkiye, muasır medeniyete(!) tekrar evrilebilir.

    Ne var ki bu düşünce, Sayın Bahçeli’nin kurnazca bir stratejisi mi?

    Yoksa Sayın Bahçeli’yi de aşan üst düzey stratejilerin arka bahçesinde kullanılan bahçıvanların sadece görünen iz düşümleri mi?

    Cevap olarak ilki gibi görülüyor. Ancak gerçekten öyle mi acaba?

    ***

    Önce Sayın Bahçeli’nin, algılamada güçlük çekilse bile, “Appearance and Character- dış görünüş karakteri” yönüyle çevreye yansımaları nasıl bir görüntü ile dikkat çekiyor?

    Onca yılların birikiminin izlenimleri şöyle;

    O zoraki dik duruşundan, ödün vermediği çocuksu ciddiyetinden, ‘profesyonelliğini’ simgeleyen koyu renkli giysilerinden başka hiç bir şey taşımayan, bir türlü ezberlenemeyen kerrat cetveli gibi, donmuş kalıplara yapışmış o donuk zihnindeki tutkusal bağımlılıklarından, başı-sonu belli olmayan çıkmaz labirentleri andıran yazılı açıklamalarından, zamanı çürüten manasız koşuşturmalarından, başta MHP'ye gönül ve oy veren vatandaşlar olmak üzere tüm Türkiye halkı bıktı, usandı artık.

    ***

    Türkiye bu günlere gelene dek , “Üst düzey akıl” ile “doğruyu bulma” atılımlarından her zaman yoksun kalmış, buna karşın “kurnazlıklar” daha bir ağır basmıştır.

    Ve ortaya karşılıklı kurnazlıklar tiyatrosunu andıran bir çingene pazarı görüntüsüne dönüşmüştü uzun yıllar koskocaman bu ülke. Veyahut da böyle bir madrabazlık panayırında, ne güven, ne huzur, ne de doğrulara dönük rahatlamalar olur.

    ***

    Hem HDP'nin hayatiyetinden; “bölücü terörizme destek veriyor” gerekçesiyle rahatsız olacaksın-

    Ki sağduyu; "Eh, kendi anti-tezidir" diye bu tavrını makul görmüştür- hem de HDP'ye alan açıp, Türkiye’yi HDP-Ak Parti koalisyonuna zorlayacaksın.

    Bu tutum, elbette ki, bir kişi-örgüt-parti-kurum-organizasyon için akıllıca bir "risk alma" değil, kurnazca kumar oynayıp kazanma tutkusundan ibaret bir görüntü verir.

    ***

    Bahçeli'nin kurnazlığını tanımlayabilmek de ayrı bir sorun.

    Ancak, biraz kafa yorarsak belki bir bulgu, ya da veri yakalayabiliriz; Bu bir kişisel zeminde her halükarda rastlanılabilecek ve yerel siyasette popülizmin ayrılmaz bir parçası olan sıradan bir kurnazlık mıdır acaba?

    Nedir bu kurnazlık gibi görünen, ancak daha derin anlamlı kokuları içeren “cehennem çukuru” stratejilerinin bir parçası mıdır yoksa?

    ***

    Bize göre eğer bu bir tür kurnazlıksa, anlamı; “Doğru olmayanı ‘doğru’ imiş gibi göstererek, kendi çıkarı için, doğrunun peşinde olan aklı yanıltma çabalarıdır” şeklinde bir hükme, bir çıkarıma varabiliriz.

    Ama ne var ki, bu tür kurnazlıklar, belirli bir süreç içinde kendi kendisiyle çelişkilere düşüp iflas etmeye de mahkûmdur.

    O halde, Ortadoğu, Kafkasya ve Balkanlar üçgeninde, küresel güçlere karşı belirleyici bir eksen devlet olma iddiasındaki bir ülkenin kaderi, tutkularıyla kumar oynayan bir kişinin liderliğindeki bir partiye mi bırakılmalı?

    “Elbette ki hayır” demek kolay, ancak; Efendim, bu kurnazlığın anlamı ne o zaman, nasıl tarif edilmeli?

    Yoksa bu kurnazlığın, küresel ölçekli stratejilerin at koşturmak istediği bu bölgede, MHP’nin “kilit parti” konumuna getirilmesinin arka plan bir dinamiği mi var?

    ***

    İşte bu kilit soruya verilecek cevap açacaktır, MHP’nin bu gizemli şifresini.

    O zaman bu partinin organik yapısının, yani; “kurumsal, kuramsal ve kavramsal” yönleriyle bir analizi yapılmalı, pek o kadar kolay olmasa bile.

    Başka türlüsü zaten bu günkü görüntüsünü verecektir ve yüzeysel itiş-kakışlar senfonisini dinlemeye devam edilecektir demektir.

    ***

    MHP, Post-Kemalist, yani Kemalizm sonrası oluşturulan kulvarda, dolaylı ve edilgen sapmalara zaman zaman evrilmişse de, Kemalizm’in “sol” argümanlarla yoğun bir şekilde, kuramsal olarak üretilmesine de olabildiğince engel olmaya, tarihi ve kültürel değerlerle olan arka plan köprüyü de olabildiğince muhafaza edebilmeye çalışmış bir “sivil refleksi” ifade etmiştir genelde.

    Özellikle soğuk savaş dönemlerinde Sovyet Sosyalizmine karşı, derin devleti korumaya daha öncelikli bir anlam yüklemesine uğrayan bu parti, bunun karşılığında ise, derin devlet nezdinde daima üvey evlat muamelesi görmekten de kurtulamamıştır.

    Ayrıca, Devrimci Sol’un izole edilmesinin önemli aşamalarında devletle işbirliği yapan MHP, Sol’un devrimci ve sivil söylemini, özellikle 12 Eylül 1980 sonrası İslami siyasal yapılanmalara terk etmesinin ardından, derin devlet geleneği ile dini gelenek arasında kalan ve halen de devam etmekte olan bir sıkışıklık, bocalama ve kararsızlık süreciyle yüz yüzedir.

    ***

    Ve MHP halen temsil ettiği kitlesel ve kurumsal olarak “radikal” ya da “siyasal İslam” diye adlandırılan oluşumların karşısında iken, kuramsal olarak aynı bilgi kaynağından beslenmesinden kaynaklanan ortak paydalığa karşın; yine aynı tekdüzelikle, kitlesel ve kuramsal olarak onayladığı, ama kurumsal olarak pek sıcak bakmadığı “derin devlet”in varlığıyla yaşadığı ikilemle boğuşmaktadır.

    Bu kararsızlığını ya da kaçışını terk ettiğinde; ya Muhsin Yazıcıoğlu önderliğinde BBP’nin kopuşuna haklılık verebilecek ve ileride devasa bir “Milliyetçi Entegrasyon” oluşumda, orijin-milli anlamda kendisine zemin bulabilecek;

    Ya da kuramlara değil de, kurumlara yöneldiğinde oligarşinin sıradan bir sağ marjinal, ya da klasik anlamda ve şimdiki haliyle; “Kemalist-Muhafazakar-Liberal” görünümlü bir “Müfreze Parti” olma konumundan öteye geçemeyecektir.

    ***

    Bu ikilem dışarıdan bakıldığında bir denge halini ifade ediyor gibi görülse de, aslında bu hal MHP’nin;

    Belirli mihraklar tarafından kullanılabilirliğini ve de yönlendirilebilirliliğini gündeme taşır.”

    Ve bu tespit aynı zamanda, yukarıdaki kilit sorunun da cevabını da teşkil etmekte.

    Yani Bahçeli’nin son manevraları, sıradan bir kurnazlık kumarı değil, dışarıda kurgulanan üst düzey bir stratejinin MHP eliyle bölgeye yansıtılmasından ibarettir.

    Zaten MHP’nin kendinden çok başkaları için didiniyor görünmesinin altında yatan mantık; “Derin devlet tarafından değerli olma ve her zaman için güvenilme gereksiniminin halet-i ruhiyesidir.”

    Fakat elbette ki, bu ikili siyaset üretiminin bir asaletten kaynaklı “asil” bir görev mi, yoksa işlevsel anlamda “ikiyüzlü” bir yapının mevcudiyetini mi ifade ettiğini, bizler değil, tarih cevaplandıracaktır kuşkusuz. Ancak bu vebali ülkücü kadrolara ve gelecek nesillere bırakmak koşuluyla.

    ***

    HDP ile birbirinin zıttı, anti-tezi gibi görülmelerine karşın, normal düzeyde tutulması gereken ülke içi kutuplaşmaları, küresel oligarşinin ulusal güvenlik konseylerinde görevli profesyonel masa şeflerince kaşınmak suretiyle oluşturulan “etki-tepki” mekanizmalarının işletilmesi sayesinde sıcak çatışmalara zemin hazırlanıyor. Bu acıdan dış güçler nezdinde, işlevsel olarak bu iki partinin kendileri acısından her hangi bir farkı yoktur.

    En azından son otuz yılın hasarında, her iki partinin de sorumluluğu ve vebali büyüktür.

    HDP; “Biz sırtımızı terör örgütlerine yaslamışız” deyip safını açık-seçik “düşman”dan yana kullanmıştır.

    Ya MHP ne yapıyor?

    Düşmandan yana tercihini yapan bir partiyi, iktidar ortağı önerisiyle ülke yönetimine taşımak istiyor.

    Yerli “Graham Fuller” rolüne bürünmenin ne anlamı var?

     

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    KUTLUAY YILDIZ
    10 Eylül 2015 Perşembe 19:34
    19:34
    Siz kendinize has bir halksınız galiba sizi sorgulamak kimsenin haddine olmadığına göre
    88.252.148.251
    Nuri Yıldız
    01 Eylül 2015 Salı 00:32
    00:32
    Senaryo ile rollerini yapan en usta sanatçıların, bize doğaçlama bir oyun sergile dediğimiz zaman, sokak sanatçıları seviyesine dönüşürler. Batının yönetim senaryoları ve batı perspektifinden olayları çözümlemeye alışmış “paket proğramlı beyinlerin” çelişkili fikirleri, davranışları bu sebeplere dayanıyor kanaatindeyim. Yazarın gayretli ve anlaşılır bir dille analiz etmeye çalıştığı konu, tam da buna bir örnektir. Yazıya ait bir diğer eleştirir ise, alt düzey bir tek düzelikle yapılan nakaratlı ya da “Paket proğramlı” bir eleştiriden öteye gidemiyor maalesef.
    85.110.252.190
    Oğuzhan Saraç
    23 Ağustos 2015 15:20
    Yazınızdaki Türkiye halkaları cümlesi hastalıklı beyniniz tarafından kaleme alınmış bir yazı olduğunu gayet net gösteriyor.Kaldıki Mhp seçmeninin kimden veya neden bıkıp bıkmadığını sorgulamak haddinize bile değildir
    5.47.229.17
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim