• BIST 109.156
  • Altın 153,325
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053

    Mehmet'in Ağrıları

    16.02.2017 15:32
    Ahmet Rıza Güner / Yazar

    Ahmet Rıza Güner / Yazar

    Askere gitmek için can atıyordu Mehmet. Şubeye gitti. Muayeneye gönderdiler.
    ‘’Oğlum söyle hastalığını’’ dedi annesi. 
    ‘’Olur söylerim anne. Ama hastalığım askerliğime engel değil. Ben sordum öyle dediler. Hastanenin olduğu yerlerde yapabilirsin dediler.’’

    -‘’Bir şikayetin var mı?’’ dedi doktor.
    - ‘’Yok ‘’ dedi.
    Muayene etti , her şey normaldi.
    Tamam , asker olabilirsin dediler.
    ‘’Ne dediler oğlum?’’
    ‘’Biz seni şehir merkezine veriyoruz, hastanenin yanında yapacaksın’’dedi. Oysa ne o kimseye hastalığını söylemişti, ne de kimse ona öyle bir şey demişti.

    Acemi birliğinde ağrıları olmamıştı. Hiçbir problem çıkmadan usta birliğine gönderildi. 
    Yeni yeri Dağlıca idi. Bütün gelen askerleri muayene ederdim. Muayenesi normaldi ve herhangi bir hastalıktan bahsetmemişti Mehmet. Ama iki ay sonra Mehmet’in her zamanki karın ağrıları başlamıştı. Ne kadar saklasa da yüzünden anlaşılıyordu. Revire çıkardılar. Muayene ettim, karında hassasiyet var. Akut batın tablosuna benziyor. Sevk o kadar zor ki; helikopter çağırmak gerek. Ama ağrı bazen hafifliyor. İkircikli bir durum. Fuzuli helikopter kaldırmak doğru değil çünkü riskli. Ama konvoyu beklemek de ayrı bir risk. Ya o arada bir şey olursa. Bu düşüncelerle muayeneyi sürdürüyorum.
    -‘’Karın ağrın her zaman olur mu, ne zamanlar daha sık, bıçak saplanır tarzda mı?.....’’
    -‘’Bazen oluyor komutanım’’.
    Biraz sorguladıktan sonra Ailevi Akdeniz Ateşi teşhisi ile Kolşisin kullandığını öğrendim. 
    -‘’Askere alınırken söylemedin mi?’’ dedim. Sustu .
    Ben 2000 rakımlı dağlarda elimde Kolşisin olmadan nasıl takip edeceğimi düşünürken, o sessizce yere bakıyordu. Ben çaresizliğimi kızgınlığa dönüştürecekken yüzüne bakınca sessiz kalıyordum.
    -‘’Ne yapacağız Mehmet seninle, bu dağ başında? Nasıl dayanacaksın bu ağrılara?’’
    -‘’Dayanırım komutanım.’’ dedi Mehmet.
    Sevk etmem gerekiyordu. Bundan sonrasını Hakkari’de devam etmeliydi. Uygun bir dille bazen kızarak, bazen yumuşak şekilde anlatmaya çalıştım. Hakkari’de karargahta sıcak yerde yapardı askerliğini. Problemi olduğunda hastane vardı, bakımları yapılırdı. Ben elimde bir steteskop ile ne yapabilirdim ki? Ağrı geldiğinde hepsini Ailevi Akdeniz Ateşi deyip ağrı kesici versem, onun da sakıncası vardı. Herhangi bir akut batın durumunda yanlış teşhisten hastayı kaybedebilir, ömür boyu bunun hesabını veremezdim vicdanıma.
    Ben anlattıkça yüzünün şekli değişti Mehmet’in. Anlamıştı sevk edeceğimi. Bir çok kişinin korkarak geldiği Dağlıca’dan gitmemek için elinden geleni yaptı Mehmet. Arkadaşları ne düşünecekti? Kaçtı demesinlerdi sonra. Ben hepsine anlatırım dedim Mehmet’e. Sen çatışmalarda gösterdin nasıl asker olduğunu Mehmet . Orada da askerlik yapacağını söyledim.
    Sevk kağıdına uygun bir dille durumu yazdım. Giderken helalleştik ayrıldık Mehmet ile. O ağladı 18 yaşının verdiği duygu ile, ben 30 yaşın verdiği olgunluk ile sırtımı döndüm. Çok ağladı Mehmet, akıttığından daha fazlası içine aktı. Ben de çok gözyaşı akıttım içime oralarda. Toprağa düşen de oldu, akarken kuruyan da. 

    Sonra günlerden bir gün konvoy ile Mehmet geldi. Öyle bir revire gelişi vardı ki; sanırsın düğüne ya da ailesini görmeye gelmiş. Ben soran bakışlarla bakarken, cebinden bir kağıt çıkardı ve uzattı.
    ‘’Yolladığınız askerin Ailevi Akdeniz Ateşi olduğunun anlaşılması için ilaçsız bir dönem geçirmesi gerektiği, atak olduğunda tekrar Hakkari’ye gönderilmesi…… ‘’ diye bölgenin gerçeklerini bilmeyen bir doktor arkadaşın yazdığı bir yazı.
    Kışın elektrik yok, yollar kapalı. Herhangi bir hasta durumunda ya da operasyonda hasta sevki bazen birkaç günü bulabiliyordu ve Hakkari merkez hastayı benim kucağıma bırakıyordu. Ne söyleyeceğimi, kime kızacağımı şaşırmıştım . Mehmet ise bir an önce arkadaşlarının yanına gidip ben geldim diyebilmek için gözlerimin içine bakıyordu. Benim, ‘’ tamam Mehmet çıkabilirsin’’ demem ile gözden kaybolması bir oldu. Artık gerine gerine ben kaçmadım, sadece tahlil ve muayene için gittim diyecekti. Bakın ; gittim ve geldim, artık aranızdayım. Çekeceği karın ağrıları zerrece aklından geçmiyordu. Ölürse de burada ölmeliydi.
    Sonra Kolşisin getirttik tugaydan ve öylece bitirdik askerliği. Bitirdik derken; onun karın ağrıları çekerken ki yalnızlığımı ve çaresizliğimi anlatmıyorum. Yaptığım küfürleri yazmıyorum. Masaya vurduğum yumrukları söylemiyorum.
    Şimdi bazen işten bunaldığım zamanlarda oraları düşünüp rahatlıyorum. Üzüldüğüm durum ise; Mehmet gibi yiğitleri gördükten sonra askerden kaçanları görmek .

    Gökdelenler, barajlar, yollar.
    Hastaneler , okullar.
    Hepsi gerekli. Ama en başta insan gerekli
    İnsan yanımızın ağır bastığı günlerimiz olsun dostlar.
    Bu devlet bu Mehmetler sayesinde var.
    Kalın sağlıcakla.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim