• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490

    Liseliler Kıyamda

    17.06.2016 19:07
    Vedat Uzuner / Yazar

    Vedat Uzuner / Yazar

    …bugün, komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kağıdı şehri, muzahrafat (pislik) kanalı sokağı, fuhş albümü gazetesi, şaşkına dönmüş ailesi ve daha nesi ve nesi, hasılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve telbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tek başına onlara karşı durabilecek ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik...

    Necip Fazıl Kısakürek

     

    Hz. Muhammed (S.A.V) ‘Ben, kıyamet günü ümmetimin çokluğuyla iftihar edeceğim’ buyurmaktadır.

    Ümmet çok olunca gençlik de haliyle çok olacak ve o gençlik peygamber efendimizin (S.A.V) övgüsüne mazhar olacaktır. Ne büyük bahtiyarlık, layık olana ne mutlu.

     

    Sadece Hazreti Muhammed (S.A.V) değil, bütün peygamberler, yöneticiler yazar ve şairler; dili söz söylemeye muktedir herkes gençliği önemsemiş, gençlikle övünmüş ya da övünmek istemiştir.

     

    Son zamanlarda gençlik üzerine düşünmeyi deneyenler niyetlerine, fikirlerine göre gençliğe yön vermeyi onu belli bir yerde konumlandırmayı istiyor.

    Daha önceki yazılarımda iyi yetiştirilmiş genç nüfusun büyük bir zenginlik olacağını belirtmiş aksi takdirde aynı genç nüfusun ülkenin orta yerine konulmuş bir dinamit olabileceğine dair tespitlerde bulunmaya çalışmıştım.

     

    Başkan Recep Tayyip Erdoğan, dindar bir nesil yetiştirme idealini dile getirdiğinde birçok insanın duygularına tercüman olmuş, birçok eğitimcinin de yüreğine su serpmişti.

    Ne var ki birileri de bundan rahatsızlık duyarak vaveylayı koparmıştı.

     

    Yine son zamanlarda bu vaveylacı grup lise öğrencileri üzerinden bir oyun oynamaya çalışmakta; Gezi kalkışması benzeri bir hareketin alt yapısını oluşturmaya çalışmaktadır. Gezinin finansörleri herhalde burada da devrede.

     

    Öyle anlaşılıyor ki uzun süren bir çalışma var ve bu yaz meyveleri toplamaya çalışacaklar. İşaretler sosyal medyadan verilmeye başlandı çoktan. Liseliler ayakta, liseliler sırtını okul yöneticisine dönmüş vaziyette, liseliler laik ve bilimsel eğitim istiyor, liseliler teslim olmayacak.

     

    Ülkenin doğusunu harabeye ve kan gölüne çevirmiş, batısındaki her karış toprağın; anaların babaların, eşlerin, evlatların, akrabaların gözyaşlarıyla sulanmasına sebep olmuş eli kanlı terör örgütünün kucağına oturarak ‘laik, bilimsel eğitim istiyoruz’ diye bağıran, lise gençliğini kirli emellerini gerçekleştirmek üzere sokağa, isyana davet edenler teslim olmamaktan bahsediyor?

     

    Bulduğu her fırsatta dindarlara ve dini değerlere saldırmayı, sövmeyi adet haline getirmiş sendikal görünümlü oluşum bir okuldaki kitap üzerinden yine kinini kusmuş salyasını akıtmış.

     

    Bizler Ramazan’da şeytanların bağlandığına inanırız.

    Meğer bazı sendikaları da bağlamak gerekiyormuş.

     

    Heyhat elleri kolları bağlanmış zaten.

    Var oldukları günden beri eğitim çalışanları adına bir adım atamamış zevat uzun zamandır kaldırım taşı söküp dükkân camı indirememiş olmanın ezikliğini yaşıyor.

     

    Bu eziklik sadece kendilerine yakın taban üzerinde etki etmeye çalışmakla kalmıyor dindar nesil de saldırılardan nasibini alıyor.

    Oysa dindar nesil devletine bağlıdır, dürüsttür, çalışkandır ve tam da dile getirildiği gibi teslimiyete razı değildir.

     

    Dindar nesil ancak yaratıcısına teslim olur, eli kanlı terör örgütünün eli kirli maşasına değil.

     

    Buradan hareketle Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın dile getirdiği dindar nesil kavramı üzerinde biraz daha durmak gerektiği inancındayım.

     

    Evet dindar nesil yetiştirelim ama bu nesli kiminle yetiştireceğiz?

    Beşikten mezara kadar ilim öğrenmeyi emreden bir medeniyetin varisleri olan bizler dindar neslimizi yetiştirmeye nereden başlayacağız?

     

    Bence gerçekten beşikte başlanmalı.

    Küçüktür, sonra öğrenir anlayışı gençlerimizi kaybedişimizin ilk adımıdır.

     

    Beşikte başlayacak eğitimi verecek ebeveynlerin evlenmeden önce mutlaka bir anne baba eğitimi almaları gerekmektedir.

    Sıkı bir eğitim sonunda verilecek sertifika evliliğin ön şartlarından biri olmalıdır.

     

    Bu memleketi ayağa kaldıracak olan İslâm’la yoğrulmuş kendi değerleriyle barışık genç nüfus olacaktır ve bunun için en büyük görev öğretmenler ve okuldan önce anne babalara düşmektedir.

     

    Tabi ihmal edilmemesi, ciddiyetle üzerinde durulması gereken en önemli konulardan biri de iyi yetiştirilmiş eğitim ordusudur.

     

    Bu günkü gibi iyi test çözdüren, isabetli soru tahmini yaptıran, sadece öğretimi ve sınav başarısını ön plana çıkarmak zorunda bırakılan, bunun dışında da eli kolu bağlı eğitimcilerle geleceğe yön verecek dindar nesli yetiştirmek olsa olsa ham hayal olur.

     

    Öğretmen yetiştirme sistemi öğretmen olacakların seçiminden itibaren baştan sona yenilenmelidir.

    Bu bağlamda öğretmen liselerini kapatmanın doğru olmadıını dile getirmek isterim. Bu okulları kapatmak değil, iyileştirmek, daha işlevsel hale getirmek daha isabetli olacaktı diye düşünüyorum.

     

    İthal eğitim programları ve ithal aile kurumlarıyla gideceğimiz yolun sonu er ya da geç karanlıktır.

     

    Batıdan ya da başka her nerden olursa olsun alacağımız bir yenilik ya da uygulamanın kendi bünyemize uygunluğu mutlaka test edilmeli, rastgele yapılacak tercihlerin sonunun hüsran olacağı bilinmelidir.

     

    Bugün bize medeniyet öğreten, insan hakları dersi veren, bizi soykırımla suçlayan batı ülkelerinin neredeyse tamamının utanılacak soykırım tarihleri vardır.

     

    Bizim tarihimizde asla utanılacak bir sayfamız olmadığı gibi Avrupa’dan alacağımız bir şey de yoktur. Yeter ki kendi değerlerimize sahip çıkalım ve onları yüceltelim.

     

    Avrupa, sanayi ve demokrasi devrimini yaşarken bizim bilim sanayi ve teknoloji olmak üzere birçok alanda geri kaldığımız doğrudur.

    Ancak yapılan çalışmalar ve çalışmaları yapanların akıbetleri de -enteresandır ki- meçhuldür.

    Artık çocuğumuz, gencimiz, orta yaşlımızla hep beraber üzerimizdeki sinmişlik ve ezilmişlik gömleğini çıkarmış olarak geleceğe bakacak bir nüfusa sahibiz.

    Artık kirli emelleri için kirli ellerini çocuklarımızın ve gençlerimizin üzerine uzatanlar elleri boş dönecekler.

    Artık liseliler ayakta,

    Gençlerimiz kıyamda ama dikkat dorukta.

    Şu mübarek Ramazan gününde başta Türkmen Dağı’ndaki kardeşlerimiz olmak üzere bütün müslümanlara ve mazlumlara dua ediyoruz dua bekliyoruz.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim