• BIST 107.229
  • Altın 142,587
  • Dolar 3,5512
  • Euro 4,1287

    Kenan’ın Anısına…

    12.01.2015 12:55
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Yaşadıklarımız alnımıza yazılanlar mı, yani bir alın yazısı mı?

    Yoksa kendi irademizle yaptıklarımızın karşılığı mı?

    Genellikle kaderin insanların karşısına çıkardığı olumsuz veya ilginç anlar; kaderin değiştirilebilir bir şey midir? Veyahut insanlar küçük hamlelerle ona yön verebilirler mi? Gibi sorular takılıyor insan zihnine, her ne kadar kesin hüküm niteliğinde cevapları şimdiye dek verilmemişse bile.

    Ama kesin olan şey, kader denen olgunun, ya da yazgının en belirgin yanı, insana ne zaman ne yaşatacağının belirgin olmamasıdır, ya da önceden tahayyül edilemeyeceğidir.

    ***

    Her neyse, bir evladımızı daha kaybettik daha otuzunda.

    İster kader de, ister alın yazısı veyahut da; “kara talih.”

    O makûs talihe bir kez daha yenildik, bir kez daha kahrolduk, Sevgili Kenan’ın ardından.

    Yüzyıla yakın bir zamandır tedavüle giren ve “laik-cumhuriyet” diye adlandırılan bir sistem, izin vermemiş Kenan’a fizik öğretmenliğini ve İstanbul’un Sultanahmet Semtinde bir polis noktasında “asayişi sağla” diye görevlendirmiş, evine götüreceği bir ekmek parası karşılığında.

    ***

    Başarılı olmamamız için hiçbir neden yokken, her nedense sistem; “hepimize hayallerimizin peşinden gitme fırsatını neden sunmuyor?

    Ya da; “Kendi emeğimizle elde ettiğimiz fırsatı/fırsatları neden elimizden alıyor?

    Ve yetmezmiş gibi; “Neden kendimizi uluslararası av operasyonlarında, büyük avcıların, daha doğrusu ‘et oburların’ oltalarının ucunda yem olarak buluyoruz?”

    ***

    Hangi güçler, hangi mahfiller, hangi hainler Çeçenistan’ı bir iç savaş kaotizmine sürükler ve ardından bu savaşta yakınlarını kaybeden kadınlardan oluşturulan “karadullar çetesi” adında bir örgüt kurar, her biri birer canlı bomba timi ve sloganları ise; “Ya zafer! Ya Cennet!” diye.

    Ve gelir Sultanahmet Meydanı’na, kendi canına da kıyma pahasına, otuz yaşlarında gencecik bir insanın hayatını söndürür, eşini dul, çocuğunu yetim, geri kalanları da altından kalkılamayan bir yasa boğar.

    ***

    Gencecik polislerin eşlerini de kendileri gibi dul bırakma CİNNETİNİ sorgulayacak bilinçten yoksun, dış kontrollü zihinsel kurgulara maruz bırakılan bu insanları kim/kimler bu hale getirir?

    Ayrıca kişilik yapıları, kendi canları pahasına hangi zaferi kazanma ve nasıl bir cennet kurma hipnozuyla şekillendirilir?

    İnsanlık nasıl bu hale gelir, güç, para ve iktidar hırsı uğruna?

    İnsanın havsalası almıyor.

    ***

    Dünya, artık hayvanların insanlara öğüt verdiği bir dünyaya nasıl böyle evrilir?

    Eşref-i Mahlûkat bu yıkıma, yıkımlara, katliamlara, yok etme ve yok olmalara nasıl imza atar, birbirine hasım olan kargalar ve kediler kendi aralarında barış yaptıkları şu zamanda?

    National Geographic Channel’da izleyenleriniz olmuştur mutlaka; karnını doyurmak için yaşam mücadelesi veren karga, bir kedinin ağzına bulduğu yiyeceği bırakıyor.

    ***

    Bunun karşılığında insanlar neler yapıyor?

    Kuzey Afrika petrollerinin yeniden paylaşımı için Tunus’ta, Muhammet Buazizi adında bir vatandaşın, tıpkı “karadullar çetesi”ne benzer bir yöntemle, kendini yakmasıyla oluşturulan ufak bir kıvılcımla, bir yıkım süreci başlar ve adına “Arap Baharı” denilir. En hazini de o ülkenin halkı, kendi liderlerini kendi elleriyle sokaklarda sürükleyerek öldürür.

    Neden? Bu ülkelere bahşedilen dünyanın en kaliteli petrolü için.

    ***

    Daha önceleri Ortadoğu’da Irak’ta başlatılan süreç, bu sefer Suriye’ye sıçratılır ve Türkiye’nin güney sınırı ve Ortadoğu’nun kuzey hinterlandı kan gölüne çevrilir.

    Neden? Ortadoğu petrol ve doğalgazı için.

    ***

    Batı kapitalizmin Kafkasya Bölgesinde Rusya ile girdiği çıkar çatışmaları, Çeçenistan’ı da bir dönem kan gölüne çevirir.

    Neden? Kafkasya’daki petrol ve doğalgaz için.

    ***

    Her iki bölgede de “İslam” ile uzaktan yakından ilgisi olmayan örgütler kurup, etrafa ölüm kusturulur.

    Neden? “İslam ülkeleri ve devletleri ‘teröristtir’, o halde bize de o bölgeleri işgal etme görevi düşer

    şeklinde dünya kamuoyuna bir gerekçe raporu sunmak için.

    ***

    Şerefsiz mahlûkat bunlar, insan kılığında adi/aşağılık yaratıklar.

    Para, güç ve dünyaya hükmetme uğruna insani vasıflarını kaybetmiş, vahşileşmiş sefil canlılar.

    Onlarca, yüzlerce, binlerce Kenan’ı katlettiniz para, hırs ve saltanatınız uğruna.

    Ne zorluklarla, garipliklerle, sıkıntılarla yetiştirildi o Kenan’lar.

    Çok mu gördünüz onlara, bebelerine bir kutu mama almayı, be şerefsiz, haysiyetsiz insan eti yiyen oburlar, doydunuz mu şimdi?

    ***

    Çocuklarımın arkadaşıydı Kenan. Hemşerim ve doğduğumuz kasabada yıllarca mesai arkadaşım olan Sevgili Ahmet Kumaş, o kıt-kanaat ve imkânsızlıklar içinde mucizeyi gerçekleştiren babalardan sadece biriydi.

    Evlat acısını hak edecek bir insan mıydı? Be vicdanı olmayan kan emici vampirler!

    Ama son demlerinizi yaşıyorsunuz artık, içtiğiniz kanda boğulma çırpınışlarınızdır bu alçakça işlediğiniz cinayetler.

    ***

    Şu satırları yazarken bir yandan da izliyorum, televizyon kanalları Paris’te kendi eseriniz olan o katliamın seremonisini yapıyorsunuz utanmadan ve dünyanın en büyük teröristini, Netenyahu’yu kucaklayarak sanki kutluyorsun, öyle değil mi Holland Efendi?

    Kimi kandırıyorsun ulan sapık, Fransız İstihbarat Örgütü’nün izni ya da haberi olmadan o katliam gerçekleşebilir mi hiç?

    Siz öyle kalleş ve alçakça işlenen cinayetlerin profesyonelliğini yaparsınız ancak.

    Katlettiğiniz üç yüz bin Cezayirli vatandaşın kemiklerinin üstüne inşa ettiniz modern Fransa’yı.

    Orada kucaklanacak tek insan Davutoğlu olduğunu sanki bilmiyorsun, öyle değil mi Holland Efendi?

    İsrail’in gizli haber alma örgütü Mossad’ın, en rahat operasyon yapabildiği ülkenin Fransa olduğunu bilmez misin sen Holland Efendi?

    ***

    2 Aralıkta kendi parlamentonuzda, Filistin Hükümetini tanıma konusunda almış olduğunuz benimseme kararı karşılığında Netenyahu’ya “maduru oynama” ve kendisini öne çıkarma fırsatını vererek; “…görevini iyi yaptın koçum!” der anlamında mıydı o kucaklama?

    Ve Işid’e en fazla katılım Fransa’dan olduğunu bilmez misin sen Holland Efendi?

    Bilirsin bilirsin, hem de herkesten daha iyi bilirsin. Sizi insanlık düşmanları, şeytani mahlûkatlar sizi…

    ***

    03.12.2014 tarihli bir yazım yayınlandı bu köşede, Papa’nın Türkiye’yi ziyaretleri vesilesiyle.

    Değinmiştim dilimin döndüğü kadarıyla, Batının sömürge ve yıkıma dayalı stratejilerinin çok “kirli” ve çok “gayri-ahlaki” olduğunu, gizli servislerinin laboratuvarlarında hazırlanan terör ve suç örgütlerini; El Kaide, Işid, Taliban, PKK, PYD gibi… Ve tüm bu örgütler, ülke istihbarat örgütlerinin aklıyla hareket ettiklerini ve Suudi Monarşizm’in finans kaynaklarıyla nasıl ayakta kaldıklarını izah etmeye çalışmıştım.

    Ve âcizane bir uyarım olmuştu; “Aman İstanbul’a dikkat!” diye.

    O yazımın sadece son paragrafı şöyleydi;

    ***

    Şimdi ise Türkiye bir enerji hab’ı konumuna getiriliyor. Sadece Azerbaycan ortaklı TANAP enerji hattına, Rusya doğal gazını Karadeniz’den Türkiye’ye, buradan da Bulgaristan geçişi AB tarafından kapansa bile Yunanistan sınırından AB ülkelerine ticarileştirilmesi sağlayacak proje üzerine de anlaşma sağlanmışa benziyor.

    Bu dinamik yapı, Çin ile başlayan ve tüm Asya’yı içine alacak şekilde Türkiye üzerinden Afrika’ya, ayrıca başta Avrupa Kıtası olmak üzere tüm batı dünyasına yayılan bir doğu kalkınması şekline evriliyor.

    Ve Türkiye’de oluşacak bu merkezi “enerji habı”nın, finans merkezi de ister istemez İstanbul olacak.

    Ancak son günlerde “Işid” ağzıyla verilmek istenen mesajlar dikkat çekiyor.

    Bu vesileyle küçük ağızdan, âcizane büyü bir laf edeceğim; Aman İstanbul’a dikkat!’

    Çünkü İstanbul’un sonu; Ankara’nın, Trabzon’un, Hakkâri’nin, Edirne’nin, velhasıl Türkiye’nin sonu olur.”

    ***

    Nereden bilecektik veyahut bilebilir miydik o uyarının “Kenan’ın Sonu” olarak bize döneceğini?

    Ancak şu gayet açıktı ki; İstanbul’un bu tür provokasyon/kışkırtma ve terörist eylemlere maruz olabileceği gerçeği.

    ***

    Ancak; Büyük acımızın yanında, sorumluluğumuzun da büyük olduğunu belirtmeliyim.

    Şöyle ki; Şehit cenazesi, Havalimanından, belki de eşi görülmemiş bir kalabalık katılımla oluşan araç konvoyu eşliğinde, mahalline intikalini, internet ortamında görselleyen video, çok kişilerce, özellikle il dışında yaşayan vatandaşlarımızca paylaşıldı ve üzüntü-taziye mesajları iletildi.

    Ne yazık ki, ben de, tam da o gün yoğun bir nezle-grip musibetiyle savaşıyordum evimde ve cenaze merasimine katılamadım, ekranlardan izliyor ve takip ediyordum.

    ***

    Bir hemşerimizin face-book hesabında paylaşılan bir yorum, oldukça dikkatimi çekti.

    Aynen, olduğu gibi aktarıyorum;

    Bizim hemşerilerimiz hep heyecanlı, Şehidin arkasında %60 kalabalık, Aynı kalabalık HIRSIZIN arkasında %60 heyecan arıyor!”

    Oldu mu şimdi? Allah aşkına!

    Kendimizi katledenlerin değirmenine su taşımak değil de nedir bu ifade?

    Her ne kadar FARKINDA OLMADAN ya da BİLMEYEREK söylense dahi.

    ***

    Âcizane anladığım o dur ki; “Tarih, bin beş yüz yıllık bir doktrinin dümenine Sayın Davutoğlu’nu getiriyor, bu vizyona sahip ve bu misyonu üstlenen usta lideri Erdoğan’la birlikte. Sadece Türkiye’nin değil tüm insanlığın onurunu kurtarmak için.”

    Yoksa neydi ve ne amacı vardı, İslam’a ve insanlığa karşı yapılan bunca katliam, kıyım, yıkım ve provokasyonların?

    Veyahut da “İslam’ofobi” tuzaklarına mı kanalım?

    Takdir, siz değerli okurların ve tüm kamuoyundur.

    ***

    Ömrünün baharında, şehitler diyarına katılan Kenan’ımıza Allah rahmet eylesin ve ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve meslek camiasına sabır versin.

    Kaybımız ve üzüntümüz büyüktür.

    Hepimizin başı sağ olsun.

     

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    ali sonmez
    17 Kasım 2015 Salı 15:20
    15:20
    --- kader izin vermiyor
    --- canakkale savasi bittiginde turkiye iki muhendis vardi
    --- tamamen yok edemediler bizi yine sukur
    --- elimizde bugun itbari ile kalan deger ler ile dunyanin bir numarasiyiz hic suphesiz
    gorebilene
    1.171.163.10
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim