• BIST 106.711
  • Altın 143,580
  • Dolar 3,5587
  • Euro 4,1404

    Kazlıçeşme'den Çağlayan Adliyesi'ne

    10.10.2015 10:01
    Aydın AKTAŞ / Yazar

    Aydın AKTAŞ / Yazar

    Trabzonspor; ileride sonuçları çok fazla tartışılacak tarihi bir dönemin içine giriyor. İlk şampiyonlukların yaşandığı ve Trabzonspor’un Türk futbolunda varlığını kabul ettirdiği 1970’li yıllar kadar 3 Temmuz 2011 tarihinde başlayan ve şike süreci olarak adlandırılan bu dönem de Trabzonspor’un varlığını devam ettirebilmesi için hayati önem taşıyor. Peki bu durumun kimler ne kadar farkında?

    Evet kimileri farkında değil. Kimileri kulüp değerlerini hiçe sayan bir siyasi taraftarlık tutumuyla, şike sürecinin toz bulutu içerisinde siyasi gündemin arkasına saklanmış durumda. Kurumu ayakta tutacak farkındalıkları ortaya koyması beklenen Trabzonspor kanaat önderlerinin ise bazı korkular ya da kongre hesaplarıyla seslerini çıkarmadıklarını gözlemliyoruz.

    1970’li yıllarda henüz endüstriyelleşmemiş olmasına rağmen İstanbul kulüplerinin tekelinde bulunan Türk futbolunda kendi öz değerleriyle yola çıkıp sayısız başarı elde eden ve bu başkaldırıyla ülkenin futbol anlayışını değiştirip gözlerin Anadoluya çevrilmesini sağlayan Trabzonspor, şimdi endüstriyelleşen ve geniş kitlelere yayılarak popülerleşen günümüz futbolunda kendine yaşam alanı bulmak adına önemli zorluklarla karşı karşıya…

    Siyaset-sermaye-futbol üçgeninde Trabzonspor bir devrim daha gerçekleştirerek endüstriyel futbolu kendi varoluş felsefesine uyarlayabilecek mi? Siyasi baskı ve sermayenin gücü altında ezilen ve inandırıcılığını kaybeden Türk futboluna yeni bir soluk getirebilecek mi? 70’li yıllarda yaptığı devrimin devamı olarak, günümüz futbolunda bu gün ihtiyaç duyulan temiz futbol evrimini gerçekleştirip örnek bir kulüp olabilecek mi?

    Ya da öze dönüş ihtiyacını ve varoluş felsefesini unutarak, endüstriyel futbol dünyasının silik bir oyuncusu mu olacak? Siyaset-sermaye otoritesine boyun eğen ve emekli futbolculardan kurulu sıradan bir Anadolu kulübüne mi dönüşecek Trabzonspor? Bu gibi soruların yanıt bulacağı içinde bulunduğumuz dönem, bu nedenle en az varoluş felsefesinin şekillendirdiği 70’li yıllar kadar hayati önem taşıyor.

    (...) Bir tarafta popülerleşen siyaset-sermaye ilişkisinin şekillendirdiği futboldan güç devşirmeye çalışan Fenerbahçe, diğer tarafta ise haksızlığa karşı başkaldırıyı temel felsefe edinmiş Trabzonspor…

    Ancak Trabzonspor’un genel kuruldaki başkaldırışının sonuç verebilmesi; bu amaçla seçilen başkan ve yönetim kurulunun uygulamalarına bağlı idi. Ne var ki temiz futbol söylemiyle yola çıkan Sayın Hacıosmanoğlu ve yönetimi son yaptığı icraatlar ile bu söylemin dışına çıkmış, hatta son icraatleri ile bu konudaki umutlarımızın tükenmesine neden olmuştur. Sayın Hacıosmanoğlu, evrensel ilkeler gereği bu siyasi gerilim içerisinde kurum olarak taraf olmayı reddetmesi gerekirdi.

    (...) Oysa ki Sayın Hacıosmanoğlu’ndan beklenen; kulübü bundan sonra da varoluşunu sürdürebilmesi için siyasetten uzak bir konuma yerleştirmesi ve futbolu kirleten siyasilere karşı savaş vermesiydi. Bu durumda akıllara şu soru geliyor: Trabzonspor Başkan’ı hangi fayda için siyasi iktidarın yanında yer almayı tercih ediyor? Siyasetin yanında görülmemiş bir şekilde yer almak kulübe ve kendisine ne gibi avantaj sağlayacak? Nereden bakarsanız bakın iki olası yanıt haricinde bu tutumu anlamak mümkün değil.

    Birincisi; Sayın Hacıosmanoğlu siyasi desteği arkasına alarak kulübe borçlanma yoluyla para sokmak ve bu sayede transferler yaparak daha güçlü bir takım yaratmak istiyor. Zaten son günlerde özellikle de müteahhit firmalar tarafından kulüp kasasına havale edildiği söylenen bol sıfırlı rakamlar ve yeni krediler de bunu teyit ediyor. Kulübü borçlanma yoluyla iş yapar hale getirmek günü kurtarmak adına önemli bir kazanç olarak görülebilir. Ancak uzun vadede UEFA Mali Kriterleri çerçevesinde kulüplerin kendi tüzel kişilik gelirlerine uygun ve denk bütçe oluşturarak faaliyet göstermeleri zorunlu hale getirilmiştir. UEFA’nın 2016 yılında kulüplerin önüne borcu kademeli şekilde azaltan bir takvim koyması bekleniyor. Kulübün tüm stratejisini belirleyecek bu mali disiplin sürecinde bu gün atılan yanlış adımların, ileride kulübümüzü UEFA lisansı alamayacak kadar zor durumlara düşüreceğini ön görmek gerekir.

    Diğer taraftan, kulübe siyasi iktidar desteği ile akan para bir şüpheyi daha akıllara getiriyor. Trabzonspor camiasındaki önemli bir kitle, siyasetin fonladığı göz boyayıcı transferler ve şaşalı imza törenleri ile Trabzonspor’a şike sürecinin unutturulmak istendiğini düşünüyor. Siyasetin; tüm ulusal medyada yer alan, UEFA ve CAS’ı eleştiren ve Fenerbahçe’nin ceza almaması gerektiğini içeren açıklamaları karşısında kupayı Trabzon’a getirmeyi namus borcu olarak nitelendiren Sayın Hacıosmanoğlu’nun “bana öyle bir şey söylemedi” demeci karşısında ses çıkmaması, camiadaki akıl tutulmasının bir göstergesidir. Ayrıca Trabzonspor Başkanı’nın siyasetin yanında benzeri görülmemiş bir fotoğraf verme çabası da bu görüşü destekler niteliktedir. Bu bağlamda, Kazlıçeşme mitingi ile başlayıp Avni Aker Stadyumunda imza törenleriyle taçlandırılan sürecin, aslında Trabzonspor’un varoluş temellerinden en önemlisi olan bağımsızlık ilkesine yerleştirilen ve ileride istenildiği an patlatılabilecek bir saatli bombaya dönüşme tehlikesi vardır. Öze dönüş söylemi ile çıkılan yolda siyasi sermayeye yaslanarak kulübü idare etme çabaları ileride borç batağına saplanmış ve bağımsızlığını kaybetmiş bir kulüp yapısı ortaya çıkarabilir. Bu borç batağındaki kulüp de öz değerleri ile denk bütçesini oluşturamaz, kendi finansal imkanlarıyla yarışma kabiliyetini tamamen kaybeder ve kulüp başka bir siyasi sermayenin adayına teslim edilme ortamına sokulmuş olur. Çünkü gücünü kendi değerlerinden almayan her hareket, geleceğini başkalarına teminat vermek durumdadır.

    Temiz futbol söylemleri ve yıldız transferler ile zenginleştirilerek yaratılan yeni siyasi Trabzonspor’luluk kavramı, akılları karışmış birçok samimi Trabzonspor’luyu da arkasına almış sürüklüyor. Trabzonspor’luluk duruşunun içindeki asi ruh, başta bağımsız olmayı ve suçun kendisini ifade etmeyi gerektirir. (...) Fakat uzun vadede Sayın Hacıosmanoğlu’nun sergilediği siyasi taraflılık görüntüsünün şike sürecine yarar sağlayacağını düşünmekten daha zararlı bir yanılgı olamaz. Siyasetin yanında durup arkasından dolanarak, farklı siyasi görüşe sahip taraftarları ötekileştirip kupayı Trabzonspor’a getirme senaryosu mantık dışıdır. (...) oluşturulan siyasi Trabzonsporluluk kavramının yapılan her hamleye kitlesel bir ’evet-deyiş’ alışkanlığı doğurması, süreç içerisinde kulüpte ciddi ayrışmalar yaşanmasına neden olacaktır. 

    Trabzonsporluluk, bu ayrışma tehlikesini en etkin şekilde  ifade etmek kadar, bu durumun yaşanmaması adına da bir şeyler yapmayı, gerektiğinde güçlüye ‘hayır’ diyebilmeyi ve cesur olmayı gerektirir. Umarım ben ve benim gibi düşünenler büyük bir yanılgı içerisindedir. Gönül  ister ki bu karamsar senaryo asla gerçekleşmesin ve Trabzonspor’umuz Türkiye’de temiz futbolun tahsis edilmesini sağlayıp yeni şampiyonluklara kucak açsın...”

    31 Temmuz 2013 tarihinde yazdığım bu yazıyı siz değerli okurlarla tekrar paylaşmak istedim.

    Bugün 10 Eylül 2015. Şike davasında suçlular beraat etti. Siyasi otorite verdiği sözlerin arkasında, görevine devam ediyor. İbrahim Hacıosmanoğlu hala Trabzonspor başkanı. Kulüp artık borç batağında. Yazılacak yeni bir şey, söylenecek farklı bir söz bulamıyorum. Birçok taraftar gibi; gidişatı durduramamaktan kaynaklanan vicdani sorumluluğumuzun acısını yaşıyor, ölen umutlarımıza yas tutuyorum.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    haluk
    10 Ekim 2015 Cumartesi 20:36
    20:36
    müthiş tespitler
    78.187.75.143
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim