• BIST 91.686
  • Altın 211,516
  • Dolar 5,3854
  • Euro 6,1343

    Kabak Yılmaz

    Kabak Yılmaz
    05.04.2014 09:17
    Ali Özbak'ın , "Trabzon Futbolunun Kökleri" kitabının yayınına "Kabak Yılmaz" yazısıyla devam ediyoruz.
    İlgili Haberler

    Yılmaz ŞAHİNKAYA (1937) Zakire – İbrahim ŞAHİNKAYA çiftinin en büyük evlatlarıdır. Ailenin takiben Turgut (1939), Coşkun (1942), Sabahattin (1945), Bülent (1948, bunun ismi Selahattin idi. Lise bitirdikten sonra mahkeme kararı ile Bülent’e dönüştürdü.) Birsen (1952) ve Güngör (1954, Aslı 1956’dır. Okula erken verilmiş olduğu için yaşı büyütülmüş.) İsimli 6 evlatları daha var.

    Yılmaz’ı, Turgut anlatıyor…

    Niçin Kabak Yılmaz?

    Turgut; “Ağabey’im Trabzon Lisesinde okuduğu dönemde Samsunlu bir sınıf arkadaşı varmış. Bu arkadaşı bir gün kafasını usturaya vurarak okula gelmiş. Bunun üzerine, ona ağabeyim Kabak lakabını takmış. Arkadaşının babası memurmuş. Tayin olmuş, gidiyorlarmış. Arkadaşları ile vedalaşırken ağabeyime dönüp, bana taktığın kabak lakabını, ben şimdi sana atfediyorum. Bunun üzerine, o andan itibaren arkadaşları, ağabeyime Kabak Yılmaz diye seslenmeye başlamışlar. Öyle de devam ede gelmiş… Bu nedenle diğer kardeşlerime de zaman zaman Kabak ismiyle hitap edilmiş ve edilmektedir de!”

     

    * * *

    Ağabeyim İdmangücülü idi. İdmangücü takımının hususi (özel) maçlarında da zaman zaman forma giyinmişti. Babam nüfus cüzdanını İdmangücü kulübüne vermişti. Ya da verdirmişti. Ağabeyime lisans çıkarılacaktı. O süreçte ağabeyime nüfus cüzdanı lazım olmuş. Onu, İdmangücü yöneticisi esmer Nihat’tan istemiş. (Bunun lakabı da soyadı imiş. Yani Nihat Esmer) Oda, ağabeyimi azarlar gibi davranmışmış! Buna alınganlık gösteren ağabeyim, bir şekilde babamdan saklayarak, İdmanocağına fiş doldurup imzayı atmış. Bu Trabzon’da sansasyon yaratmıştı. Nasıl olur da çok koyu bir İdmangücülü olan, İbrahim Şahinkaya’nın oğlu, İdmanocağı’na gider diye! Babam onu geri alacaktı! Ama babam çok tutucu da CHP’li idi. O süreçte CHP il başkanı Kamuran URAL (Ocaklı) ona telefon etti. Neler konuşmuşlarsa, ağabeyim İdmanocağı’nda kaldı. Böylece, Güç sevdası ile yüklü olarak büyüyen ağabeyim, derin sevdalı bir İdmanocaklı oldu. Buna en çok sevinen de ben olmuştum. Çünkü ben ve Sabahattin Ocaklı idik, babam ve diğer kardeşlerim ise Güçlü idiler.

    1954 yılında, lisansiyerli olarak İdmanocağı’nda futbol oynamaya başlayan ağabeyim, 1956 yılında Yüksek Öğrenimini tamamlamak için İstanbul’a gitti. Bu süreçte Beşiktaş’a transfer oldu. (Profesyonel mi? Amatör mü? Onu bilemiyorum.) Fakat ağabeyim yüksek öğrenimi için İstanbul’da da kalmamış. O günün koşullarından yararlanarak İngiltere’ye gitmiş. Bunu başarmasında dönemin Beşiktaş kulübü Başkanı, Nuri TOGAY’ın (Çanakkale Demokrat Parti Milletvekili) çok desteği ve katkısı olmuş.

    * * *

    İngiltere de 5 yıl okuyarak, “Endüstri Makine Yüksek Mühendisi” oldu.” Oradan 1962 yılında Amerika’ya geçti. Amerika da branşı ile ilgili ve ekonomik destekli Master yaptı. 1969 yılında ise California üniversitesinde elektrik mühendisliği doktorası yaptı.

    1974–76 yılları arası vatani görevini yapmak üzere yurda döndü. Bu süreçte Sabancı Holding’de görev yaptı. Holdingin bugün ki BİMSA (Bilgi İşlem Merkezi) kurumunu kurdu. Ve o kurumun Genel Müdürü oldu. Ancak, görevi o kurumu yönetmeden ziyada, onun teknik uzmanlık işlevini yürütmekti. Bu süreçte Sabancı Holdingin Genel Koordinatörlük görevini ise 8. Cumhurbaşkanı ve eski Başbakan Turgut ÖZAL yürütüyordu. Yani rahmetli Özel ile de birlikte çalışmışlığı oldu. Ağabeyim, Amerika da amatör olarak Futbolda oynadı.

    Bildiğim kadarı ile Amerika “Foster City Tek Son Jose 1. Amatör kümede şampiyon olan (1980, 81, 82, 85 yıllarında) takımında santrhaf veya libero oynamış.

    Şu an Amerika da yaşayan, emekli bir profesördür. Ama yine de doktora hazırlığı yapan öğrencilere yönelik, çalışmalarını sürdürüyor.

     

    * * *

    Ayrıca Yılmaz ŞAHİNKAYA l968 de Ay’a ilk ayak basan astronotların Apollo–11 uzay aracının ısıtıcı ve soğutucularını yaparak, Trabzonlu bir ilim adamı olarak literatürde ki hak ettiği yeri de almıştır.

    Şahinkayalar; 6 erkek, 1 kız olmak üzere yedi kardeştirler. Turgut hariç diğer 5 erkek kardeş lisansiyerli olarak futbol oynamıştırlar. Bence, tümü de iyi ya da çok iyi düzeyde futbol oynamayı başarmıştırlar. Zaten en küçük ikisi (Bülent-Güngör) tarih yazan Trabzonspor kadrosunun oyuncularıydı. Siz, Bülent’in ismi’nin pek söylenmemesine bakmayınız. O, 1973 de oluşan asıl gövde kadronun kaptanı ve organizasyon yönetmeniydi. Talihsizlik, yolun ortasında sakatlamasıydı. Gençliğinde, Genç Milli olma başarısını göstermiş Trabzonlu oyunculardan da biridir. O süreçte hangi tür olursa olsun, Milli olmak o kadar kolay değildi! Güngör ise bildiğiniz gibi Trabzonspor’un merkezi güçlendirmede oynayan oyuncularının, “Gelmiş-geçmiş” en büyük oyuncusudur.

     

    coskunsahinkaya.jpg

    Coşkun, İdmangücü, Ankaragücü, Trabzonspor forması giymişti. Mükemmel bir oyuncuydu. Trabzonspor’a çok yararlı olduğunu söyleyemem. Zira onun oynadığı dönemde Trabzonspor’da balans ayarı pek yoktu. Vatani görevini yaparken, Ordu Milli takımının temel oyuncularındandı.

    Turgut Şahinkaya, Coşkun ile anlattığı:” Sanıyorum ki 1961 yılı idi. Ben, Sabahattin KUNDUĞOĞLU ve Nihat KARANİS, Coşkun’u Gümüşhane’ye gönderdik. Onu İdmangücün’den kaçırıp, İdmanocağı’na transfer edecektik. Bunu başardık. Ancak, babam duyarak Coşkun’un ‘PTT aracılığı ile’ gönderdiği istifa kâğıdını geriye aldırdı.” Çok üzülmüştüm Coşkun’u İdmanocaklı yapamadığıma!”

    Profesör Doktor Sabahattin ise Trabzon Gençlerbirliği ile İstanbul Süleymaniye kulüplerinde futbol oynadı. O da çok yetenekli bir oyuncuydu. Ancak, tıp öğrenimini öne çıkardığı için futbolu önemseyerek oynamadı! 1996 – 97 arası Trabzonspor’da yöneticilik de yaptı.

    Onu; efsane hoca Ahmet Suat ÖZYAZICI şöyle ifade ediyor; “Gençlerbirliğin’de oynuyordu. Çok müthiş bir stili ve özellikleri vardı. Onu İdmanocağı’na almayı düşündüm. Ve bunu da çok arzuladım. Ancak, o ara Gümüşhane’ye okumaya gitmişti. Niçin gittiğini bilemiyorum? Ama o neden ile onu İdmanocağına alamamıştım. Alamadığım için de gerçekten üzüntü duymuştum. Bence, kendini futbola verebilmiş olsaydı, ülkemizde sayılabilir oyuncular arasına girerdi. Zaten, bu altı kardeşten Turgut hariç diğerleri hep futbol oynadılar. Tümü de iyi özelliklerle donanımlı oyunculardı. Ben, asla birini bırakıp diğerini alırım tercihini yapamam. Yeri geldiğinde bir takıma hepsi ayrı ayrı lüzumluydu. Çünkü takım oyunu için vazgeçilmeyecek özelliklere sahiptiler. O nedenle 1973–74 kadrosunu oluştururken, bandı Bülent’in koluna takmıştım.”

    bulent-sahinkaya.jpg

    Turgut Şahinkaya’ya sordum; Sen niçin futbol oynamadın?

     

    Ben, futbolu oynama bağlamında sevemedim. Öyle oynamayı hiç beceremiyordum diye bir şey de yok! Hatta Ticaret Lisesi okul takımında oynadım. Takım arkadaşlarımdan senin tanıdığın isim olarak Ahmet Suat ÖZYAZICI ile Naci GÜRKÖK’ü söyleyebilirim. Ahmet Suat sağ haf, ben ise sol haf oynardım. Suat, çok hünerli bir oyuncuydu. Sürekli espri yapmak için topu taşır ama golü bana attırırdı. Bunu, Ahmet Suat hocaya sordum. “Doğruladı. Ve ben kimlere gol attırmadım ki, diye söyleyerek o her zaman ki pratik zekâsını yine konuşturmadan da edemedi!”

    * * *

    Turgut ŞAHİNKAYA’ya bir başka soru daha sordum. Siz Hamit ABANOZOĞLU’nu iyi tanırsınız. O, bir gün babana sarılmış ve İbrahim ağabeyciğim izin ver de bir kontrol yapayım ne olur? Bu nasıl bir şeydir ki her ürettiği mükemmel bir futbolcu oluyor. Babamda ona Turgut’u görmüyor musun diye cevap vermiş. Hamit Abanozoğlu, oda okul takımında oynamış.

    Turgut Şahinkaya’ya sordum. Senin bu yapılan espriden haberin var mı?

    Turgut Şahinkaya: “Var var! Ama asıl sırrı ben anlatayım da herkes öğrensin! Babam, çok yetenekli bir futbolcu ve çok derin sevdalı bir İdmangücülü idi. Dedemin ifadesine göre çok iyi futbol oynarmış! Sonra bir ara (Sanıyorum ki ağabeyim doğduktan sonra) futbolu bırakmış. 1937 den önce bir grup arkadaşı ile İdmangücü kulübü ile itilaf yaşamışlar. Bu nedenle onun öncülüğünde İdmangücün’den ayrılarak, Birlikspor kulübünü kurmuşlar. Bu kulüple muhali ligde bir süre devam etmişler. Ama babam bıraktıktan, bir süre sonra Birlikspor, Necmiati spor kulübüne iltihak etmiş. İfade etmek istediğim babamın çok yetenekli bir futbolcu olduğudur. Dolayısıyla, onun var olan bu geni biz evlatlarına yansımıştır. Kardeşlerimin futbolcu olma özelliğinin dayandığı da bu olsa gerek. Yoksa Hamit’in aramaya çalıştığı değil.”

    3.-kabakyilmaz2.jpg

    Kabak Yılmaz’ın bir KALİÇO hikâyesi var!

     

    Bunu da ağabeyim Osman ÖZBAK’a sordum. Bana Kaliço hikâyesini anlatır mısın? Ağabeyim o süreçte İdmanocağı’nın lisansiyer kalecisiydi.

    İdmanocağı, Samsun’a müsabaka oynamak için gitmiş. Bir Maçta B takımı oynamış. Bu takımın kalecisi de Osman ÖZBAK idi. Dolaysıyla, A takım müsabakasını da izlemişti!

    Osman ÖZBAK, “Kaliço fizik yapısı çok güçlü ve belli yeteneklerle donanımlı bir oyuncu idi. Hava hâkimiyetiyse çok mükemmeldi. Karşısında santrhaf oynayan, onu markaj etmede zorlanıyordu… Dolayısıyla ona karşı oynayacak olanlar, kesin bir tedirginlik yaşarlardı! Ama bu Kabak Yılmaz da hiç olmazdı. Zira çok yürekli ve güçlüydü. Mükemmel bir savunma oyuncusuydu. Aynı zamanda da çok zeki biriydi. Bu zekâsını oynadığı futbolun her anına yansıtabiliyordu. O günkü maçta hiç tedirginlik yaşamadan, santrhaf oynamayı arzulayıp ve kabullenmişti. Kaliço’ya hiç top vurdurmamıştı. Maçı Trabzon İdmanocağı 3–0 da kazanmıştı. Bunu nasıl başardığını maç sonrası dönüşte otobüste anlatmıştı. Onunla ilk hava topunda buluştuğumuzda, inişte ayağına çaktırmadan bastım. Ve bunu biri iki defa daha devam ettirince, karşımda uslu ve çok şeye karışmayan bir oyuncu kaldı. İşte başarımın sırrı bu! Gerçekten bu, kafile olarak hem hoşumuza gitmişti, hem de bizi çok güldürmüştü.”

    2.-kabakyilmaz.jpg

    Bu Kabak sülalesini bir de Özkan SÜMER’e sordum.

    SÜMER; “Turgut hariç diğerleri mükemmel oyunculardı. Hepsinin değişik özellikleri vardı. Zaten bunu da kanıtladılar. Ama bir şeyin altını çizmem gerekiyor ki Sabahattin yeteri kadar aşama kaydedemedi. Herhalde öğrenimini önemsedi! Bunda da haklılığı ortada. Zira bugün bir Tıp Profesörü olmuş. Kabak Yılmaz ise İngiltere’ye gittiği için pek tanınmaz. Ama bir savunma oyuncusu olarak; hem fizik ve hem de diğer aranan özellikleri bakımından, eksiksizdi!”

    Nevzat ÖZGÜR(İdmanocağı ve Ankara Havagücü takımlarında oynadı. Mevkii olarak: sağbek, santraf, sağaçık, santrafor oynayabiliyordu)

    Özgür,“Yılmaz, güçlü fiziği ile üstün yeteneklere sahip bir futbolcuydu. Çok zeki bir kişiydi. Futbola olan sevgisi ve bağlılığı da mükemmeldi. İngiltere de okuduğu dönemde futbol gelişmesiyle ilgili kural kitaplarını toplar, tercüme eder ve taşıyıp Sebahattin CANOĞLU’na verirdi. Sabahattin ağabey de bunlardan yararlanarak, bizlere futbolun yeni açılımlarını öğretirdi. Bilebildiğim kadarı ile ilerlemiş yaşına rağmen Amerika’da da birinci amatör küme de futbol oynamaya devam etmişliği var. Kısacası her işini severek ve inanarak yapanlardandır…1.-kabak-yilmaz.jpg

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Münazara…01 Temmuz 2016 Cuma 21:55
  • Reculen Koska!01 Temmuz 2016 Cuma 21:50
  • Birlikte olabilme ve moral desteği!01 Temmuz 2016 Cuma 21:45
  • YIL 1968 ve Mesut Sağlam!01 Temmuz 2016 Cuma 21:40
  • Süha Akçay ve hoca serüvenleri…01 Temmuz 2016 Cuma 21:35
  • 02 Haziran 1980 Genel Kurulu!01 Temmuz 2016 Cuma 21:30
  • FENER MAÇLARI…01 Temmuz 2016 Cuma 21:25
  • Ofsayt ve gol!01 Temmuz 2016 Cuma 21:20
  • TRABZONSPOR'DA “İLK KONGRE” VE SONRASI…01 Temmuz 2016 Cuma 21:15
  • Nitelik ve kulüp başkanlığı!01 Temmuz 2016 Cuma 21:10
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim