• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278

    Işid Operasyonu Ve Türkiye’nin Stratejik Derinliği

    14.06.2014 12:27
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Davutoğlu’nun Ortadoğu analizindeki “ Stratejik Derinliği” ya da mevcut yapının özeti şuydu;

    Bölgede, İdeolojik kökenli ve nitelikte jeo-kültürel kutuplaşmanın varlığı,

    Sonrası doğalgazın de eklenmesiyle petrol eksenli jeo-ekonomik yapılanma,

    Küresel çapta, özellikle enerji rekabetli stratejik ve jeo-politik hat ayrışmaları ve

    İsrail’in denen bir ülkenin kurulmasıyla ortaya çıkan ve gittikçe tırmanan bölge içi “kültürel/siyasi” çatışma alanı.

    ***

    Bu karmaşık yapıyı, çok yönlü ve geniş volümlü bir analizle açıklamaya çalışan bir akademisyenin, sonraki siyasi konumuyla soruna yaklaşımı ve çözüm önerilerini algılayamayan zihinsel yapı, Davutoğlu’nun veyahut Türk dış politikasının her yaptığının yanlış olduğunu söyleyecektir.

    Ve algılama; “Sıfır problem yerine, şimdi bütün komşularımızla problemli hale geldik” şeklindeki aforizmalara kayacaktır.

    Bunun da nedeni, kendisi de son derece dinamik ve parçalanmış bütünsel bir yapının bir parçası ama “nirengi noktası” olduğu ve yine kendisi gibi son derece dinamik ve o bütünsel yapının bir diğer parçalarının kendisi ile konumlarını algılayamama paradoksudur.

    ***

    Batı kolonyalizmi, kendi içindeki beslenme kaynakları dışında var olan zenginlik kaynaklarına sahip ülkeleri/toplumları kendisine bulaşmaması için önce onları düşman ilan eder ve bu yapıların içindeki negatif unsurlara kan verir.

    Yani döveceği insanı, “gerekçesini” hazırlamamak için önce şeytanlaştırır. Sonra da “dini” ve “milliyetçi” unsurları kullanılır hale getirir. Bu marifetleriyle ABD, İngiltere ve Almanya başta olmak üzere batılı gelişmiş ülkelerin istihbarat örgütleri ustadırlar. Ve “Işid-Irak Şam İslam Devleti”, tıpkı El-Kaide ya da benzerleri gibi özünde; “paramiliter-lejyoner” silahlı bir başkaldırma örgütüdür.

    Ve insan kaynağı, Balkanlar ve Kafkasya ülkelerinden devşirme kadroların yanında, ağırlıklı olarak, bu coğrafyada parçalanan, işgal edilen, yoksullaştırılan ve insanlıktan çıkartılan-şeytanlaştırılan bölge nüfusundan oluşur.

    ***

    Uluslar arası siyasi terminolojide “Proxy-War” olarak tanımlanan “vekâlet savaşları”, kıta’sal blok güçlerin kendilerinin değil de, kendileri adına ya da kendi stratejileri doğrultusunda savaşacakları bu gibi örgütleri kullanılarak yaptığı savaşlardır. Örneğin; Suriye’de üç yılı aşkın yaşananlar, bir iç savaş şeklinde dizayn edilen, ancak belirgin blok güçlerin enerji savaşları şeklinde tezahür eden “mikro” çapta bir “dünya savaşı”dır aslında.

    ***

    Musul ve Kerkük, bizatihi “Misak-ı Milli” sınırları içindedir ve “Lozan” yenilgisiyle kaybedilmiştir.

    Şimdi ise son yıllarda Türkiye’nin özellikle Barzani liderliğindeki Kürdistan’la yaptığı ittifak anlaşmalarıyla bu bölgenin enerji arzını kontrolüne almasına karşın yapılan bu operasyonun anlamı; Daha önce bu bölgenin denetimini elinde bulunduran, başkaca bir güç tarafından ticarileşmesini istemeyen, başta ABD ve İngiltere petrol devleri ile bunları takip eden Rusya ve Suudi-Arap Monarşi cephesinin bu paramiliter örgütler aracılığıyla başlattıkları enerji ve Pazar savaşıdır ve bu savaşın başlıca hedefi Türkiye’dir.

    Ve aynı zamanda bu operasyon, Türkiye’nin bu bölgedeki siyasi ve ekonomik merkezlerini hedef alması durumu, başkaca bir izaha yer vermeyecek derecede açık ve net olarak görülmektedir.

    Bunun yanında bu son gelişme, Türkiye’nin bölgedeki “ekonomik-politik” stratejilerine her zaman karşı cephe alan Maliki yönetimli Irak Merkezi Hükümetin de uluslar arası bir müdahale istemesi anlamına da gelmektedir.

    ***

    Ayrıcı bu operasyon, aslında son iki yıldır yapılanların doruk noktasındır da.

    Gezi olayları, MİT’in yeniden “Milli” bir yapıya kavuşturulmasına engel provakasyonlar, “Yargı Oligarşisi” kullanılarak hükümetin “meşru-hukuki” icraatlarını engelleme girişimleri, 17 ve 25 Aralık operasyonları, Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey toplantılarının ifşa edilmesi, “iç Barış Süreci”ne yönelik provakasyonlar ve “Bayrak krizi” gibi iç çatışmaları körüklemeye yönelik eylemler.

    Ve en son, Türkiye’nin Lozan’la kaybettiği K.Irak’taki enerji kaynaklarına, bölge halkının yönetimini de yanına alarak yapıyor olması ve bu yapılanmayı çözüm süreci ile birleştirmek suretiyle hem siyasi hem de ekonomik yeni bir entegrasyona gitmesi, IŞİD operasyonuyla durdurulmak istenmektedir.

    ***

    Türkiye, “Lozan Sendromu”ndan kurtulmalıdır.

    Irak, “De-Facto” olarak 3’e bölünmüştür, bunun da müsebbibi Türkiye değildir.

    Konjonktürel gelişmelerin ya da tarihin size tanıdığı fırsatları değerlendirmelisiniz.

    Elinizde şayet bir “kızıl elma”nız varsa…

    Örneğin; Türkiye, K.Irak’a, Barzani ittifakıyla girmeliydi, aynı şekilde Suriye’ye de…

    Ve uluslararası anlaşmaların Türkiye’ye verdiği bir haktır da aynı zamanda.

    Sonra, yoksul ve özgürlükten yoksun bırakılmış “Doğu” Toplumları için üretilen; “Düşmanımın düşmanı dostumdur” türü uydurma savsatalara da itibar edilmemesi gerekir artık.

    ***

    Görüldüğü kadarıyla Başbakan olaya hâkim gözükmektedir. Trabzon-Rize-Artvin uğraklı Karadeniz gezisini iptal etmemesi bunun bir göstergesidir.

    Sorun iç muhalefettedir, özellikle de “Türk Solu”nda.

    Dün akşamki CNN’in “Tarafsız(!) Bölge”deki muhalefet kanatlı konukları, hükümeti, Musul Büyükelçiliği’nin operasyon öncesi tahliye edilmemesiyle suçlamaları ve adeda bölgeden çekilmesi-terk etmesi şeklindeki eleştirileri oldukça dikkat çekiciydi.

    ***

    Bunun anlamı, diplomaside; “geri çekilme” olsa da, pratikteki gerçek anlamı “kaçma”, ya da “fiyasko” olur ki, daha da açık anlamı; “İkinci Lozan Hezimeti” olurdu.

    Aynı zamanda bu “iç istek”, operasyonu gerçekleştiren “dış istek”le de örtüşüyor maalesef.

    Ancak, “VATANSEVERLİK”le örtüşmez.

    Bu da böyle biline…

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Sezgin Öztürk
    14 Haziran 2014 Cumartesi 14:38
    14:38
    Ülkemizi ucuruma,cikmaz sokaga,batakliga gömen,tam da Lozani felaket sayan bu neo Osmanli zihniyetidir.Isin ilginc tarafi suclu olduklari icin susacaklarina,yavuz hirsiz ev sahibini bastirir misali utanmadan hala muhalefeti suclayabiliyorlar ya pes dogrusu...
    77.119.129.17
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim