• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391

    İki ucu açık kurşun kalem!

    26.11.2015 10:03
    Murat Aydın / Yazar

    Murat Aydın / Yazar

    Küçücük bir sınıftı…

    Arkamızda dört mevsimi tasvir eden resimler,

    Önümüzde eski püskü sıralar ve duvarda da kocaman bir kara tahta…

    ***

    Heyecanla oturduk sıralarımıza…

    Kalem ve defterlerimizi nizami bir şekilde koyduk önümüze…

    Rahmetli annem, sürekli kaybediyorum diye, silgimi ortadan delip, bir iple boynuma asmıştı.

    Onu da boynumdan çıkartıp koydum sıranın üzerine…

    ***

    Derken öğretmenimiz içeri girdi.

    Ayağa kalktık.

    “Günaydın çocuklar” dedi.

    Koro halinde cevap verdik

    ***

    Ders başlayınca öğretmen “Size bir müjdem var” dedi.

    Herkes birbirinin yüzüne bakmaya başladı.

    Bir heyecan sardı sınıfı ki sorma!

    Acaba bu müjde neydi?

    ***

    Çantasını açtı. Nasrettin Hoca ve Keloğlan masallarıyla dolu bir düzine kitap çıkarttı.

    Ve tahtanın önüne gelerek: “-Tahtaya yazacağım şiiri en hızlı şekilde defterine yazıp, yanıma getirene, kitap hediye edeceğim”

    ***

    Heyecanımız daha da arttı.

    Tüm gözler öğretmenin tahtaya yazacağı cümlelere çevrildi.

    ***

    Ben o esnada kurşun kalemime elime aldım ve kalemtıraşımla diğer ucunu da açtım.

    Hani olur da yazarken bir ucu kırılır, hemen çevirip diğer ucunla da yazabileyim diye…

    ***

    Sonrasında öğretmen tahtaya 3 kıtalık bir şiir yazdı.

    Çabucak noktayı koyup, sıramdan fırladığım gibi koştum öğretmenin yanına.

    O kadar çok istiyordum ki o kitaplardan, kalemimi bile sıraya koymaya unuttum.

    ***

    Bir sınıf arkadaşımla hemen hemen aynı anda damladık öğretmenin yanına.

    Sonra diğer arkadaşlar üşüştü başına. Minik bir arbede çıktı. Herkes hikâye kitaplarını kapmanın peşindeydi.

    ***

    O hengâmede nasıl olmuşsa, benim iki ucu da açık olan kalemim, hocanın gözüne denk geldi.

    Tabir-i caizse göz bebeğini teğet geçti. Bir milim daha yana gelse, kör olmaması içten değildi.

    ***

    Canı yanan öğretmenim kafama şaplağı patlattı.

    “Ne yapıyorsun evladım” dedi.

    Yüzüm kızardı.

    Gerisin geri oturdum yerime.

    Acısı dinince, yanına çağırdı.

    İki yanağımdan öpüp, sonra da kitabı tutuşturdu elime…

    ***

    Velhasıl kelam muhterem; Adı Fatma Yazgan’dı.

    İki ucu açık kurşun kalemimle, az kalsın onu kör edecektim.

    Ama şimdiki sistem, onun meslektaşlarını daha kara tahtanın önüne dikmeden, diri diri toprağa gömmeye niyetli…

    Eyvallah!

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim