• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001

    Fatih Terim’in Mimikleri ve “PARA”

    24.06.2016 17:12
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Bir gün fakir bir adam elinde sadece kuru bir ekmekle yürürken bir lokanta görmüş, yanaştıkça burnuna, çok güzel pişirilen yemeklerin kokusu gelmiş. Adam dayanamayıp lokantaya girmiş ve ekmeğini yemeğin buharına tutup tutup yiyormuş.

    Bunu gören aşçı:
    Burada ne yapıyorsun?”
    Yemekler çok güzeldi, bende ekmeğimi yemeğin buharına bandırıp yiyorum.”
    “O zaman parasını ver!”
    Ben bir şey yapmadım ki, sadece ekmeğimi yemeğin buharına tutuyorum.”

    Derken efendim, aralarında bir tartışma başlar.

    Sonunda aşçı:

    O zaman kadıya gideceğiz” der.
    Nihayetinde Kadı’ya varırlar ve aşçı, durumu kadıya izah eder.

    Durumu anlayan Kadı, aşçıya:

    Yaklaş” der. Aşçı da yaklaşır:

    Buyur Kadı Efendi.”

    Kadı bu sefer içi altın dolu bir kese çıkarmış ve aşçıya:

    Kulağını yaklaştır” der.

    Aşçı yaklaştırmış kulağını Kadı’nın kesesine. Kadı, içinden şakır şakır para sesleri duyulacak şekilde sallar da sallar keseyi aşçının kulağına…

    Aşçı sorar: “Kadı Efendi, siz bana vermediniz ki” demiş. Bu söz üzerine Kadı:

    Eeeee, o senin yemeğinin buharını almış, sende paranın sesini alırsın.”

    ***

    Fatih Terim’e bir ‘Kadı’ lazım ona gününü gösterecek, para nasıl kazanılır, nasıl harcanır; “Milli Takım” nedir ve milli takıma teknik direktörlük NEDEN-NİÇİN ve nasıl yapılır? Diye…

    Ve elbette ki “Türk Futbol Federasyonu’na da!

    Terim, TFF ile yapmış olduğu 5+2 yıllık mukavelesi gereği toplam 24,8 milyon Euro kazanacak. Terim'in yıllık maaşı ise 3,5 milyon Euro'ya denk geliyor; yani ortama aylık geliri bir milyon lira. Sözleşmeye göre ilk yılında kovulursa, yani istifaya davet edilse dahi mukavelesi gereği toplam 15 milyon 850 bin euro’su garanti cebinde olacakmış. 
    ***

    Böyle bir rezil sözleşmenin ve bu sözleşmeye bağlı alınan ya da ödenen ücretin, iktisadi anlamda bir karşılığı yoktur ve bilimsel bir tarifi olamaz.

    İşgücü piyasası”, çoğumuzun hayatı boyunca iştirak ettiği, içinde bulunduğu en önemli piyasadır. Bu piyasanın içinde, insanların sundukları ve tamamen yasal olan hizmetler satılır ve bu alınıp satılma, tamamıyla “arz-talep” kanunlarına tabidir.

    Ücret” kavramının bilimsel analizi yapılalı asırlar oldu, çünkü yaptığı iş karşılığı belli bir ücret alan kişi, aldığı ücretin miktarını, hangi iktisadi, sosyal ve psikolojik faktörlerin belirlediğini bilir, daha doğrusu bilmeli.

    Hele böyle milli bir “hassasiyet” taşıyan bir göreve karşı astronomik ölçülerde belirlenen anormal bir ücretin, mahiyeti, ölçüsü, gerekçesi ve arz-talep faktörel ilişkisi kamuoyuna açıklanmalı.

    ***

    Pek tabiidir ki insanların “gelir düzeyleriyle harcamaları” arasında aynı yönlü bir ilişki vardır.

    Aynı şekilde insanların “yetenekleriyle rekabetçi iş gücü piyasalarında hak ettikleri maaş-ücret” arasında da aynı yönlü bir ilişki vardır.

    Bu iki ilişki, insanların ne kadar yetenekli oldukları ile yiyecek-içecek, giyim-kuşam, eğitim-öğretim ve araba gibi benzer ihtiyaçlarını gidermek maksadıyla ne kadar para harcadıkları arasında da aynı yönlü bir ilişki olduğunu ima eder.

    Bu nasıl bir ihtiyaçtır ki, Fatih Terim’in Milli Takım Teknik Direktörlüğü yapması için ille de “altın yemesi” ve “altın içmesi mi ” mı gerekir bu damın? Üfürüğünü bile bedava kimseye koklatmıyor.

    Fransa Kralı 17.Louis’de bile böyle bir imparatorluk lüksü yoktu.

    ***

    Hep birlikte seyrettik, Slovakya, İzlanda, İrlanda, Hırvatistan, Galler gibi çeyrek finale yükselen takımların sade, gösterişsiz, mütevazı görünümlerinin yanında, profesyonel tarzda sağlanan disiplin ile organizasyon bilinciyle gelen başarılarını.

    Örneğini verdiğim hangi ülke milli takımının teknik direktörü, Fatih Terim türü “alt düzey” bir para megalomanıydı? Hiç bir benzerinin olduğunu…

    Üstelik yeteneğinin de ilk turda bir fiyaskoyla neticelendiği görülmesine rağmen.

    ***

    Hırs, kibir, kötülük, acımasızlık gibi özellikler insanların para kazanmasında önemli faktör olabiliyor, fakat karakteri ve yetiştirilme tarzı ne olursa olsun insanların zengin olduktan sonra bu karakter özelliklerini gösterme ihtimali de artıyor.

    Farkındaysanız, para geldikçe Fatih Terim’in mimikleri de değişiyor.

    Sonuçlar şaşırtıcı gelmesin. Son derece doğal bir tepkidir; insanlar zenginleştikçe oturuşu ve mimikleri değişmeye başlar. Önce kollarını ve bacaklarını iyice yayarak daha geniş bir alanı kaplamaya başlar. Sıra kendisine her geldiğinde küstahça gülümser ya da sırıtır. Bir süre sonra ayağını yere yahut rastgele bir nesneye vurarak “psikopatik” kişiliklere has bir tepki gösterir. Her iki durumda da rakibinin yahut muhatap kimselerin artık gözlerinin içine bile bakmaz, ayrı bir dünyadaymış gibi davranır. Zenginleştikçe küstahlaşır, kibirlenir ve mesleğinde daha da başarısız ve kötü örnek olur.

    ***
    Bitmedi, zenginleştikçe zenginleşenlerin etik dışı davranma ve kuralları çiğneme olasılığının daha fazla olduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca kanıtlama, gelir seviyesi yüksek kişilerin mesleklerinde diğer insanlara oranla kopya çekme ve daha fazla hile yapma olasılıklarının üç kat fazla olduğunu ortaya koymuştur.
     Zengin olmak tabi ki insanların anında değişeceği anlamına gelmiyor ancak deneyler zenginlerin kendi çıkarlarını daha çok önemsediğini, empati duygularının azaldığını ve kendilerini kanun ve kuralların üzerinde gördüğünü kanıtlıyor.

    ***

    Sonuç olarak, para, zenginlik ve başarı geldikçe insanlar kendini daha haklı görüyor, her şeyi hakkettiklerini düşünüyor ve “ empati-duygudaşlık” yetenekleri azalıyor. Bunun simetriğinde ise toplumdaki gelir dengesizliği artar; obezite, uyuşturucu kullanımı, şiddet, suç oranı artar. Bununla beraber ekonomik büyüme, güven, ömür beklentisi, eğitim ve sağlıkta kalite düşer.

    Çözümlerden biri olarak da, toplumsal değerlerin bireylere hatırlatılmasından bahsediliyor.

    Peki, bu sonuçların gerçek sebepleri neye dayanıyor? Neden insanlar bu tip davranışlar sergiliyor?

    Başarı, para, unvan geldikçe, kişi kendini bunlarla neden tanımlamaya başlıyor? Artık bir takımın patronu, böylelikle de paranın bir parçası olmak ego için neden o kadar da önemli oluyor?

    ***

    Deneyimler ve deneyler göstermiştir ki,” para-güç-iktidar” gibi hormonal parametrelere bağımlı hale gelen zihin daha haklı olma ve daha üstün olma arzusunun önüne geçemez, kendine olan yapay güven artar ve kendini güçlü bir “erkek-imparator” gibi hisseder.

    Toplumsal değerleri bir şekilde bu kişilere hatırlatsanız bile doğası gereği zihin itiraz edecek ve mesajı görmezden gelecektir…

    Bundan dolayıdır ki, çare olarak kişilerin farkındalık seviyelerini eğitimle artırmak, kişilerin sanal imajlar yerine kendi kimliklerini bulmaları daha uzun vadeli ve kalıcı bir çözüm olacaktır.

    Ancak bu öneriler Sayın Terim için geçerli değil, çünkü durum çok daha “kronik” bir hal almış.

    Gerek zihinsel/ kişisel, gerekse de toplumsal/ kurumsal-TFF anlamda kronikleşmiş-saplantılı bir sömürü oligarşisine dönüşen bu mantık, artık masaya yatırılmalı ve kürsü adil bir Kadı’ya teslim edilmeli.

    Bu Kadı Efendi de Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’dan başkası da olmayacaktır.

    Kamuoyu artık kendisinden bu rezalete bir son verilmesini bekliyor.  

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim