• BIST 84.208
  • Altın 147,417
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596

    Fatih Tekke, Trabzonspor Hayalinden Vazgeçmedi

    Fatih Tekke, Trabzonspor Hayalinden Vazgeçmedi
    08.12.2015 09:33
    UEFA Kupası finaline neden idmansız çıktı? Trabzonspor’dan neden iki kez kovuldu? Galatasaray’a imza atacakken nasıl Beşiktaş’a gitti? FourFourTwo sordu, O yanıtladı…

    Çocukluğunuzda Trabzon’un Sürmene ilçesinden Trabzonspor nasıl görünüyordu?
    Ulaşılmaz bir şey gibiydi. Küçük, yeşil bir radyodan maçları dinlerdik; bazen yayın pat diye kesilirdi. Babamın işi için merkeze taşındıktan sonra arkadaşlarla stadın etrafında dolanmaya başladık. Abilerin yanında yalvar yakar maçlara girmeye çalışırdık. Genelde arkadaşlarım girerdi, ben söylemeye utanırdım. Bazen de maçların sonlarına doğru kapıları açtıklarında içeri koşardık. Bir Altay maçında sahaya çıkan kapıdan gördüğüm manzarayı unutamıyorum. Sanki cennetti!

    Trabzonspor altyapısına nasıl girmiştiniz?
    Dokuz yaşımda amatör kümedeki PTT takımında oynamaya başladım. Trabzonspor’un beni fark etmesi beş yıl aldı. Transfer olacağımı söylediklerinde günlerce uyuyamamıştım. 1990-1994 yılları arasında oradaydım. 16 yaşımda da A takıma yükseldim. Teknik direktörümüz Şenol Güneş’ti. Beni ilk kez Samsunspor maçında oynattı.

    Hangi mevkide oynuyordunuz?
    Orta sahada serbest oyuncuydum. Oynadığım takımlarda taktik olarak “Topu Fatih’e atın” derlerdi, o kadar. Trabzonspor altyapısındayken Özkan Sümer bana “Dünyada senin gibi orta saha oyuncusu iki-üç tane bulunabilir ama forvet olursan eşin olmaz” demişti. Beni forvet olarak oynatmaya başladı. Hâlbuki ben de gol atmayı seven bir adam değilim. Bacak arası, çalım, dripling, asist yapayım derdindeydim.

    FATHTE~4

    Avni Aker’e futbolcu olarak gitmek nasıl bir heyecandı?
    Isınmaya çıktığımda ayaklarım titriyordu. Normalde de rahat bir adamım ama kendimi durduramıyordum! O vaziyette oynamama rağmen dört topum direkten döndü. Sonraki maçlarda da arada bir oynadım. Bir süre iyi gitti ama sonra problemli çocuk oldum.

    Sorun neden çıktı?
    O dönem takım çok iyiydi. Şota, Hami Mandıralı, Hamdi Aslan… Kimi sayayım? Türkiye’nin en iyi forvetleri bizdeydi. Ben de hayatımda hiç öyle uzun süre yedek kalmadığım için kaldıramadım.

    17 yaşındaki bir futbolcu için bu tepki fazla değil mi? Şenol Güneş’e ne dediniz?
    Olsun, fark etmiyor! Şenol hocaya bir şey söyleme şansınız yok. Kadro dışı kaldım. Sonra da bir yıllığına Altay’a kiralandım. Orada işler iyi gittiği için Genç Milli Takım’dan A Milli Takım’a terfi ettim.

    Ayağınızın kırılması, durumunuzu nasıl etkiledi?
    O olayın olduğu maçta Bayern Münih beni ikinci kez izlettiriyordu. Sonraki hafta oynayacağımız Galatasaray maçından sonra imzaları atacaktık. Nasıl etkilendiğimi sen düşün artık! Sekiz ay yürüyemedim. Kiralıktan dönüp Trabzonspor’la yeniden sözleşme imzaladım. Bir sene orada kendimi toparlamaya çalıştım, sezon bitince de kovuldum.

    FATIH YUVADA KALDI

    Gaziantepspor’daki iyi performansınızın kaynağı o kovulma mı?
    Etkisi olabilir. Orada iki yıl boyunca inanılmaz bir performans çıkardım. 15 gol, 15 asistle oynadım; şampiyonluk kovaladık. Sonra devalüasyon oldu. Benden sözleşmemde indirim yapmamı istediler. Kabul ettim, çok büyük fedakârlık yaptım ama yine de kadro dışı bıraktılar çünkü Beşiktaş’a hülle yoluyla transfer olmak istemedim. Tümer ve İlhan’ı o şekilde almadan önce beni almak istemişlerdi ama kabul etmeyip Trabzonspor’a geri döndüm.

    Kovulduğunuz yere nasıl geri döndünüz?
    Ailemle birlikte Ankara’da tatildeyim. Trabzonspor’la mukavelem bitmiş, imza atıp atmayacağım tartışılıyor. Evden ne zaman çıksam bir çocuğun beni gözetlediğini fark ettim. Dokunsam ağlayacak belli. Bir gün dayanamadım, yanıma çağırdım. Adını hiç unutmuyorum: Kabil. Bizim evin yakınlarında bir yerde hamallık yapıyormuş. “Abi, n’olur Trabzonspor’dan gitme” dedi. Bir ağlıyor ama hüngür hüngür! Trabzonspor’la anlaşmamın şartları daha iyi olabilirdi ama sırf onun hatırına fazla kurcalamadan imza attım.

    İkinci başlangıcınız nasıl olmuştu?
    Takım dördüncü haftaya kadar gol atamamıştı, hiç idman yapmadan maça çıktım ve son dakikada oyuna girip gol attım. Üçüncü sezonumda da gol kralı oldum. Her şey yolundaydı yani.

    GAZIANTEPSPORLU FATIH:''GAZIANTEP'TE MUTLUYUM''

    Tribünler size “Fatih Sultan Tekke” diye tezahürat yaparken işler nasıl arabanızın kurşunlanması olayına kadar geldi?
    Sorun Kemal Sunal’ın bir filminde söylediği “her hıyara tuz olma” meselesinden çıktı. Bütün ihaleleri üzerime alıyordum. Kendimi açıklamayı da sevmediğim için her kötü olayın altında kalan ben oldum. Kurşunlanma olayından sonra değil şehirde, Türkiye’de kalmayı bile istemedim. Zenit’in teklifini duyunca da çok ısrar ettim. Hayatımda yaptığım en doğru şeylerden biriydi; orada UEFA Kupası, Süper Kupa ve şampiyonluklar kazandım ama Trabzonspor’da şampiyonluk yaşamayı tercih ederdim.

    Rusya’ya gitmek sizi rahatlattı mı?
    Nereye gittiğimin önemi yoktu. Zenit’ten teklif geldiğinde kulübün nerede olduğunu bile bilmiyordum. Sadece sıkıntıdan kurtulmak istiyordum. Tek başıma hiç dil bilmeden St. Petersburg’a gittim. Dünyanın en güzel şehirlerinden biri ama yine de çok zorluk yaşadım. Otele kapandım, bir tercümanla bir Türk restoranı buldum; üç ay boyunca idman sahası ile oda arasında gidip geldim. Bazen havanın ağırlığı üzerime çöküyordu. Bulutlar hep kafanın üzerinde, arabanın farları hiç kapanmıyor… Normalde yemek seçen bir adamım, yemekleri bir garip olduğu için sadece tereyağı, ekmek, makarna yiyordum.

    unnamed-3

    Yediklerinizi Türkiye’den mi götürüyordunuz?
    Arkadaşlarım gelirken siparişlerimi hurçlarla getiriyordu, onlarla idare ediyordum. Böyle bir profesyonellik yok! Amacım top oynamak değil, kaçmak olduğu için o zaman farkında değildim.

    Buna rağmen nasıl başarılı olabildiniz?
    Sadece bunlar değil, başka şeyler de vardı. Trabzonsporlu yöneticiler arkamdan “Para için gitti” dedi. Doğru olmadığını bile bile yerel gazetelerde böyle haber çıkardılar. “Trabzon benim şehrim, kulüp benim kulübüm” diye düşünürken olanlara çok üzüldüm. Ben o takım için çok mücadele verdim.

    Zenit’te takımın başına Luciano Spalletti geldiğinde ona Mr. Spagetti dediğiniz için aranızın bozulduğu doğru mu?
    Heyecandan Mr. Spagetti dedim, sonra hemen düzelttim ve özür diledim. Bilerek denir mi? “Sen kendini ne sanıyorsun?” derler adama. Öyle bir hocayla dalga geçecek cüreti nereden bulacaksın? Adamı dünya tanıyor, sen kimsin? Bunu “Fatih bu kadar çiğ bir adam” demek için haber yaptılar.

    Milli takımda oynayamamanız için de benzer bir hikâye anlatılıyor. Fatih Terim bir gün koluna kaptanlık bandı takıyor, yardımcısı “Sizi kaptanken izlemek ne güzeldi” diyor. Siz de “Halı sahada mı izledin?” diyorsunuz… Bunun ne kadarı doğru?
    Anlatılan doğru ama oynayamamamın sebebi o değil. Ayağım kırılmadan önce A milli olmuştum, sonra arada bir devam ettim ama pek de tadı yoktu. Mustafa Denizli beyaz ayakkabılara gıcık! Başka biri Kudüs’te “Sinagoga girmeyin” diyor! Milli takım kamplarında kendimi hiç mutlu hissetmiyordum. Kadro açıklanmadan önce “İnşallah çağırmazlar” diye dua ederdim. “İnşallah sakatlanırım!” dediğim bile oldu.

    unnamed-9

    Kendinize beddua edecek kadar ne yaşadınız?
    Hep bir kenarda duruyorduk. O dönemde Anadolu’dan gelen futbolcular adam yerine konmazdı. Yıldıray’la kalırdık. Ersun Yanal, Hakan Şükür’ü tasfiye edince beni çağırdılar. Gol atmaya, takımı sahiplenmeye başladım ama bu sefer de yaş geçti. Kariyerimin tümünü düşününce milli takım konusunda haksızlığa uğradım diyebilirim. Teknik direktörler beni anlamak istemedi. Takımlarında yedek olan oyuncular çağırıldı, UEFA Kupası kazanmama rağmen ben çağırılmadım.

    UEFA Kupası finali de Trabzonspor’daki ilk maçınız kadar heyecanlı mıydı?
    Grup maçlarında çok iyi oynamıştım, goller atmıştım ama bir üst turda hoca beni oynatmamaya başladı. Ne zaman ihtiyacı olsa oyuna aldı ve skoru değiştirdim, yine memnun edemedim. Yarı finalin son dakikasında yerimde oynayan futbolcu kart görünce bana mecbur kaldı. Ben de yatmışım aşağıya! Rusya’da lig bitti diye iki ay boyunca idman filan yok. Öylece finale gittim. Çok iyi oynadım, bir de asist yaptım. UEFA beni “Maçın Adamı” seçti.

    Beşiktaş’a imza atmak hata mıydı?
    Rubin Kazan’da enteresan bir hocamız vardı. Dizimdeki sakatlık için Türkiye’de tedavi oluyordum. Tedavim bitmeden beni çağırdı. Birkaç gün sonra kulübe döndüğümde bana “İstersen gidebilirsin” dedi. Bunu duyduktan sonra kalır mıyım! Menajerlere haber verdim, Galatasaray’la anlaştılar. Türkiye’ye geldim, Florya’ya gideceğiz diye beklerken baktım ters yöne gidiyoruz. “Ne oluyor?” dedim. “Beşiktaş’la anlaştık” dediler. Sorun çıkarmadım çünkü benim için hangisi olduğu önemli değildi.

    FATIH TEKKE MAC (KAYSERI)1

    Orada da Schuster’le sorun yaşadınız. Sebebi neydi?
    Transferimi isteyen o olmadığı için bana bir kere bile selam vermedi. Ben de bir sakatlıktan çıktım, ikincisi başladı derken daha tam olarak düzelmeden beni hiç idmansız maça çıkardı. Hiç beklemediği şekilde oynayınca kadroya girmeye başladım ama fazla uzun sürmedi. Sivasspor maçından sonra soyunma odasında bana döşemeye başladı! Kafasını kafama dayayıp ittirdi. Ben de yakasından tutup itekledim.

    Neye kızdığını öğrenebildiniz mi?
    Rakip stoper gole gitmiş de tutmamışım. Pozisyonun benimle alakası yok! Ben de buna sinirlendim, soyunma odasını birbirine kattım. Ondan sonra hep kadro dışı kaldım.

    Rakip takımlarda görevi sizi tutmak olan savunma oyuncuları olurdu. Hangisine tahammül edemezdiniz?
    Rakip takım hücum yaparken, topsuz alanda biri gelip bana dokundu mu çok sinir olurdum! Topu takip etmeye çalışıyorum ki pozisyon alayım ama adam iki adım ileri geri gitmemi engelliyor! Yoksa vurmaya kırmaya bir şey demezdim. Futbolcular sağ olsun bana hep saygılı davranırlardı. Basın hep kötü olayları kurcalasa da camiadaki insanlar birbirlerini tanıyor. Basına kalsa ben her kulüpte yabani ottum.

    unnamed

    Bir süre sonra siz de kendinizi her şeye yabancı mı hissettiniz? Orduspor’da tüm futbolcular lüks evlerde yaşarken sizin dağ yamacında gecekondu gibi bir eviniz vardı…
    Anlaşırken sobalı küçük bir ev istemiştim. Sobam yansın, kitaplarım olsun, başka kimseye ihtiyacım yok diye düşündüm. Geçmişte üzdüğüm insanlar oldu, beni üzenler de oldu aynı şekilde. Çok yoruldum. Güvensizlik hissettim. Hatalarımı biliyorum ama olması gerekenler bazen bana uymuyor. Çünkü hayattaki asıl mücadelem kendim gibi kalabilme mücadelesi. Lüks yaşam meraklısı değilim.

    Geriye dönüp baktığınızda kendinizi hatalı bulduğunuz en önemli konu hangisi?
    Kariyerim boyunca yeteneğimin en fazla yüzde 50’sini kullandım. Çocukken benim için herkes “Maradona” diyordu, milli maçlardan sonra rakip futbolcular benimle fotoğraf çektirmek istiyordu; topu kaleden alıp diğer kaleye kadar gidiyordum, inanılmaz bir özgüven vardı… Ama cahil bir çocuk olduğum için işin baskı tarafını kaldıramadım. Bir anda vitrine çıkınca duygusal zekam da, fiziksel zekam da yetmedi. Kimsenin desteğini göremediğim için belli bir yere kadar gidebildim.

    Buna rağmen birçok Avrupa takımından teklif almışsınız. Hangileriydi onlar?
    1994 yılında B Genç Milli Takım’la Avrupa şampiyonu olunca Ajax ve Standard Liege istemişti; ondan sonraki dönemde de Liverpool ve Arsenal’den teklif geldi ama kulübümle anlaşamadıkları için gidemedim.

    unnamed-1

    Bu kadar büyük isimlerden bahsedilirken hiç mi gitmek için diretmeniz?

    O dönem eşimle flört ediyorduk, ondan ayrılmak istemiyordum! Bu yüzden ben de çok ısrar etmedim. Belki de kararlarını değiştiremeyeceğimi bildiğim için etmedim, bilmiyorum… Böyle şeyler her kulüpte olabiliyor. Rusya’da oynadığım sırada Fenerbahçe ciddi bir teklifte bulunmuştu. Özel uçakla gelmişlerdi, çok da ısrar ettiler ama kulüp vermedi.

    Teknik direktör olarak yaptığınız işler sizin açınızdan nasıl gitti? Gelecekte ne yapmayı planlıyorsunuz?
    Dünyada bildiğimi düşündüğüm tek iş bu. Yani başka bir planım yok. Bir yıl milli takımlarda yardımcı antrenör olarak çalıştım. Ondan sonra iki ay da Kayseri Erciyesspor’un teknik direktörlüğünü yaptım. Güzel bir tecrübeydi çünkü akla hayale gelmeyecek sorunlarla karşılaştım. Futbolculuğumda Trabzonspor’u şampiyon yapabilmek için kendimden çok harcadım. Yine de vazgeçmiş değilim. Trabzonspor’la kupalar kazanmadan bu işin peşini bırakmayacağım!

    RAMAZAN TUNÇ2

    KANKA SORUSU

    Türkiye’de seni en çok rahatsız eden savunma oyuncusu kimdi?
    RAMAZAN TUNÇ, Gaziantepspor savunmacısı
    Sendin! Gaziantepspor’da kaptanlığımı yaparken elime ayağıma dolaşmadığın için sorun yoktu ama rakip olunca başıma bela oldun. Diyarbakırspor’da oynadığın dönemde üzerimdeki elastik formayı çeke çeke boyum kadar uzatmıştın ya, en çok da ona gıcık olmuştum! Akşam Ömer Çatkıç seni telefonda “Çekici lazım” diye işletince güzel yemiştin ama!

    Röportaj Hilal Gülyurt

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim