• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019

    EĞİTİYORUZ, KAYBEDİYORUZ

    25.05.2016 10:15
    Vedat Uzuner / Yazar

    Vedat Uzuner / Yazar

     

    “Günümüz gençleri öyle umursamaz ki ilerde ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere büyüklere karşı saygılı olmayı öğretmişlerdi. Şimdi gençler kurallara boş veriyorlar çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar.” (Hesiod 8.yy)

    Milli Eğitim Bakanlığı…

    Kocaman, devasa bir yapı…

    Sevk ve idaresi zor…

    Öğretmen, öğrenci, büro çalışanı, yardımcı personel derken birçok ülkeden daha kalabalık bir nüfusa sahip.

    Mili savunma, sağlık ve ekonomi bakanlığından daha önemli, daha stratejik.

    Geleceğe dair hedefleri olan, kadim bir medeniyet geçmişine sahip devletlerin yapacakları en akıllı yatırım genç nesillerin yetiştirilmesi için yapacakları planlamalar olsa gerek.

    Genç nesilleri hakkıyla yetiştirmede atılacak en önemli adım öğretmen yetiştirme politikalarını esaslı bir şekilde gözden geçirmektir.

    Yükseköğretimin alt yapısı olan ortaöğretimde öğrencilerin ilgi alanlarına göre ciddi bir yönlendirmeye tabi olması gerekir.

    Belki o zaman ‘hiç olmazsa öğretmen olsun, bari ataması kolay olur’ sözleriyle tezahür eden çarpık anlayıştan kurtuluruz.

    Yeni neslin öğretmeni kendi alanında derin bilgi birikimine sahip olmasının yanında mensubu olduğu medeniyet değerlerini öğrencilere aktaracak derecede donanımlı da olmalıdır.

    Son yıllarda, eğitimi milli manevi değerlerle donatacak bir yapıya kavuşturma konusunda yapılan çalışmalara rağmen bunun yeterli olmadığını görüyoruz.

    Temelinde ahlak olmayan değerler eğitimiyle sonuç almayı beklemek hayalcilikten öteye geçemez.

    Temelinde İslam dini olmayan ahlak eğitimi de kum üzerine yapılmış şatoya benzer.

    Geçen her gün ahlaki ve kültürel yozlaşma almış başını giderken ve milli manevi değerlerimizin altı oyulurken bir gün bile durmak bize haram aslında.

    4+4+4 eğitim sisteminin uygulamaya konulması,

    Okul ve derslik sayısının şu kadarken bu kadar olması,

    Öğrencilerin büyük çoğunluğunun elinde tablet, sınıfların birçoğunda etkileşimli tahta olması,

    Seçmeli siyer ve Kur’an derslerinin serbestçe okutulabilmesi, çocuklarımızın erken yaşlarda kendilerine gönderilen mesajla buluşması,

    Özellikle bayan öğretmenler ve kız öğrencilerin başında Demokles’in kılıcı gibi duran anlamsız yasakların ortadan kalkması…

    Yukarıdakilere benzer olumlu, güzel, harika o kadar iş, icraat, siyaset, politika olmasına rağmen nasıl olur da yapılanları yeterli görmeme gibi bir körlüğün altına imza atarız?

    Kanun, tüzük, yasa yönetmelik her ne çıkarırsanız çıkarın başarı uygulayıcılar eliyle sağlanır.

    Uygulayıcı olarak il planda öğretmenler görülse bile asıl etkili olanlar tepe noktadaki bürokratlardır.

    Çünkü hükumetlerin politikalarının uygulanmasında sevk ve idareyi, eşgüdümü sağlayacak olanlar onlardır.

    İktidar kendini temsil ettiğine inandığı, kapı ardında bambaşka gündemleri, hedefleri, bakışları, esprileri olan üst düzey bürokratlarla iş görmeye çalışıyor.

    Bu durum senelerdir böyle devam ediyor.

    Kürsüde iktidarın söylemini yansıtan kelimelerden kurulu birkaç hamasi kelam ettiğinizde yeriniz kavi.

    Gerisi teferruat zaten, gün kurtulsun yeter.

    Gençlik elden giderse; gelecek elden gider. Giderse gitsin kimin umurunda?

    Mevcut durumda fiziki alt yapı ne kadar gelişirse gelişsin mucizevi bir ilerleme beklemek imkan dahilinde değil.

    Eğitimde bir yaşı yirmi beş yıl olarak kabul edersek sonuç almak için acele ettiğimiz düşünülebilir.

    Ak Parti hükümetlerinde en çok devredilen koltuk Milli Eğitim Bakanlığına ait.

    Sayın bakanın kartviziti başarılarla dolu ancak Milli Eğitim Bakanlığındaki başarısını büyük ölçüde beraber çalışacağı bürokratlar belirleyecek.

    Ak Parti hükümetlerinde devlette devamlılığın tezahürünü fazlasıyla gördük. Eğitimde durum biraz sıkıntılı olsa da aynı beklentiye sahip olmamak için bir neden yok.

    Temennimiz odur ki eğitimde kangrene dönmüş birtakım sorunlar geçmiş dönemde çözülenler gibi çözüm hanesine yazılarak tarihin tozlu sayfalarında kendine yer bulur.

    İvedilikle çözüm bekleyen bazı sorunları şu şekilde sıralamak mümkün:

    Eğitimin milli bir kimliğe bürünmesi,

    Programların Avrupa’dan tercüme fotokopilerden kurtarılması,

    Ders kitaplarının acilen gözden geçirilmesi,

    Aşırı ders yükünün hafifletilmesi,

    Spor Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve belediyelerle işbirliği yapılarak salon, saha ve tiyatroların gençlerin hizmetine sunulması,

    Gerek öğrenci, gerek öğretmen kılık kıyafeti konusunda sergilenen ketum tutumdan vazgeçilmesi.

    (Yönetmelik, ahlaki ve toplumsal normlardır)

    Mesleki eğitim sanayi işbirliğinin ciddi şekilde sağlanması,

    Okulların her şeyi öğretme iddiasından vaz geçmesi,

    Hala hissedilir derecede varlığını sürdüren bürokratik oligarşinin belinin kırılması,

    İş verimini düşüren gereksiz yazışma ve dosyalamaların ortadan kaldırılması,

    Öğretmenlik kariyer basamakları uygulamasının düzenlenerek yeniden uygulamaya konulması,

    Eğitim çalışanlarının tamamına gerekli iyileştirmelerin yapılması,

    (Eğitime bütçeden fazla pay ayrılmasını kastetmiyorum)

    Okulun kendini çocuklara sevdirmesi.

    Öğretmenlerin ‘Bakanlık bize sahip çıkmıyor’ algısının ortadan kaldırılması

    Ayrıntı içeren daha pek çok sorun ele alınabilir. Yukarıda belki bir kısmı sayılan konuların yanında şu da söylenebilir:

    Eğitim muhatabına dokunabilmeli, eğitimi alan da veren de işini yapmaktan mutluluk duymalı.

    Bunun için eğitim sokağa çıkmalıdır.

    Hastanelere, kahvehanelere, statlara, spor ve tiyatro salonlarına, belediye otobüslerine girmelidir.

    En önemlisi televizyona, bilgisayara, bilgisayar oyunlarına girmelidir.

    Senaryolara katkı sağlamalıdır.

    Genç dimağlara kazınan bilgi ve değerler okul dışı hayatla da pekiştirilmelidir.

    Değerler eğitimini önceliyoruz, programlara, kitaplara değerlere yönelik kazanımlar ekliyoruz ama sonuç olarak üniversite mezunumuz bile bizi biz yapan değerlerden habersiz.

    Anneler günü var, annelere saygı yok.

    Yaşlılar haftası yaşlılara; engelliler haftası engellilere saygı duymamıza vesile olmuyor.

    Her şeyi yapmaya çalışıyoruz, hiçbir sonuç elde edemiyoruz.

    Aynı yöntemlerle farklı sonuçlar almayı bekleme yanılgısından kurtulmanın zamanı geldi diye düşünüyorum.

    Sayısal başarıda yüzde yüzü yakalayıp değerler eğitiminde sınıfta kalırsak nasıl bir karne alacağız?

    Eğitim seviyesi arttıkça kendi değerlerinden, kendi toplumundan uzaklaşan insan profilinden nasıl kurtulacağız? Bildirici akademisyenler rezaletini başka neyle izah edebiliriz?

    Cesur insanlarla, daha cesur, daha kararlı ve daha uzun vadeli adımlar atılması gerekiyor.

    Geçen her gün gecikme ve kayıp hanesine yazılıyor.

    Eğitiyoruz, eğittikçe kaybediyoruz.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Ertuğrul Şen
    26 Mayıs 2016 22:19
    Bir ogrenci olarak katiliyorum.Sosyal aktiviteler cogaltilmali ders kitaplari yenilenmeli ve derslik mevcudu en aza indirilmeli(Kendi okulum ve bildigim baska bir cok okulda).
    5.47.147.175
    Metin Yüksel
    25 Mayıs 2016 Çarşamba 13:08
    13:08
    Biz eğitimi eğitim biiir seene devrettik ya. Niye şikayet ediyorsunuz. Onlar manevi değerleri yüksek ensarcılarla milli manevi değerlerimizi çocuklara verirler. Okulları kuran kursu yaptık. Niye bu kadar şikayet. Artık camilere bile gerek kalmayacak. Aşure günü kutlarız. daha ne istiyorsunuz. Tabletlere lütfen söz yok. Fatih projesini beğenmiyor musunuz? sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı projeyi beğenmemek ne haddinize. Eğitib biiir senin ilkeleriyle çelişmeyin lütfen.
    95.1.186.144
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim