• BIST 94.082
  • Altın 189,854
  • Dolar 4,7932
  • Euro 5,6125

    Çitrakarna Meral!

    30.03.2018 13:51
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Oldukça ilginç bir yazı başlığı karşısında; “Bu da neyin nesi?” diye hemen sayfayı çevirmeyin efendim. Hele bir okuyun ve zihninizin bir köşesine not edin lütfen! Zamanı gelince kimin ak, kimin kara olduğunu ve böylelikle kimin boyunun ölçüsünün alınacağının tespiti için, elinizde kanıtlayıcı bir veri olur en azından.

    ***

    Ülkemiz, özellikle son 10-15 yıl içinde, dağılan ve tekrar nasıl bir araya geleceği pek öngörülemeyen bir dünyada, her yanımız “süper güç” diye adlandırılan büyük ülkelerin kendilerinden küçük ve zayıf (gördükleri) ülkeleri yutmak için (petrol ve doğal gazdan) yaktıkları “ateş çemberi” ile kuşatılmış durumda.

    ***

    Bunun yanında bir de benim bahtı kara ve bağrı yanık, kimsesiz ve öksüz kalmış, cehalet korsanlarının hışmına uğrayan, 8 bin yıllık bir tarihe ve eşsiz güzelliklere sahip bir dünya kenti iken, kendilerini kalburüstü birer üst düzey/donanımlı bilgi sahibi gibi gören 3 üncü sınıf idari ve yönetsel kadroların elinde bir ortaçağ köyüne dönen güzel bir şehrim var. Ve can çekişiyor uzunca bir müddet, kronikleşmiş yapısal sorunları karşısında; en zayıf karakterli güncel “kaygı”lardan, en yoğun derecede etkili “panik” yüklü duygu birikimlerine doğru salınan bir hamak gibi çaresiz.

    ***

    Tüm bu sorunlar yetmezmiş gibi bir de nam’ı diğer Karadeniz Fırtınası Trabzonspor sorunu eklendi o sorunlu ve dengesiz bilançosuna. Her ne denendiyse fiyaskoyla biten değişim stratejileri, her seferinde son tangonun oynanacağı zannedilen kongre beklentisine dönüştü. Bu dönüşümün yarattığı stres ise şehri, üzerini adeta nefes almasını engelleyen ve yüksek düzeyde nem yüklü kara bulutlarla kaplı bir cendereye çevirdi.

    ***

    İşte tam bu şeriat ve ahval içinde bir konuğu vardı şehrimizin, iki hafta önce. Ülkemizi o ateş çemberinden kurtaracak, şehrimizin o makûs talihini yenecek, futbol takımımızın da şampiyon olmasını engelleyen o kara bulutları def edecek yetenekte olduğunu iddia eden ve adının anlamını “benekli kulaklar”dan alan bir hanımefendiydi bu ziyaretçimiz.

    ***

    Biz de sadece dinlemekle yetinmeyip boş durmadık bu arada, bir katkıda bulunmak istedik nakaratları uyumlu, klasik ve alışılagelmiş aforizmalarının anlaşılırlığı acısından.

    Hükümetin beceriksizliği yüzünden biriken ve kronikleşmiş bir hal alan sorunları, benekli kulaklarıyla algılayıp, becerikliliği sayesinde çözeceği ya da çözemeyeceği şeklinde ek bir strese daha girmeden ve bu ‘hâleti ruhiye’den bir an olsun sıyrılıp, masallardan oluşan hakikatler diyarına” götürelim istedik siz değerli okuyucuları; bir hafta sonu, güzel bir öyküyle…

    ***

    Bir zamanlar ormanın bir yerinde Madokata (Latince kedigözlü anlamında) adında bir “aslan” yaşarmış. Onun, bir “karga”, bir “kaplan” ve bir de “çakal”dan oluşan üç hizmetçi “danışmanı” varmış.

    Bu üçlü danışman hizmetli bir gün ormanda dolaşırken, sürüsünden ayrılmış bir “deve” görmüşler ve ona nereden geldiğini sormuşlar.

    Deve de hikâyesini anlatmış; nereden gelip nereye gittiğini, nasıl kaybolduğunu…

    Sonra onu aslanın huzuruna götürürler.

    Aslan da ona, aralarında güvenle kalacağının garantisini vermiş ve kendisine “benekli kulaklar” anlamına gelen “Çitrakarna” adını takmış.

    ***

    Bir gün aslanın canı hiç avlanmak istemez ve üstelik çok şiddetli bir yağmur yağar, bundan dolayı da hizmetli danışman kadro avlanamaz, hiçbir şey yiyemeyip aç kalırlar.

    Bu durum üçlü hizmetlinin canını sıkar ve aralarında şöyle düşünürler:

    Önce çakal fikrini söyler; “Öyle bir ayarlayalım ki, efendimiz şu çitrakarna’yı öldürsün. Bu diken yiyici başka ne işimize yarar ki?”

    Kaplan ise bu öneriye; “Efendimiz ona güvence verdi; artık canını nasıl alabilir ki?”

    Karga hemen atılmış: “Efendimiz biraz etsiz kalsın bak nasıl günah işliyor.”

     ***

    Ve danışman kadro gayet iyi bilir ki;

    Zira açlıktan tükenmiş bir kadın öz oğlundan bile vazgeçer; bir dişi yılan açlıktan perişan olduğunda kendi yumurtasını yer; aç insanın yapamayacağı bir şey var mıdır? Yoksullaşan insan zalimleşir. Yine; ayyaş, boş vermiş, bitkin, öfke içinde veya açgözlü, korkak, hiç gecikmemesi gereken bir iş yapan insan, bir aşık; bunların hiç biri tam ve doğru düşünemez.”

    ***

    Aralarında böyle düşünen hizmetli danışmanlar, en sonra aslana gitmeye karar verirler.

    Aslan sorar: “Yiyecek bir şeyiniz var mı?”

    Üçlü hizmetliden ortak bir cevap: Çalıştık çabaladık ama bir şey bulamadık.”

    Aslan: Şu anda geçim kaynağı olarak neyimiz var?” diye sormuş.

    Karga: Eğer sizden gerekli emir gelmezse, hepimiz ölümün eşiğindeyiz demektir” diye cevap vermiş.

    Aslan: “Benim yiyecekle ilgili vereceğim emir de neymiş bakalım?” diye sormuş.

    Karga eğilip aslanın kulağına fısıldamış; Çitrakarna.”

    Aslan bu öneriye karşı önce yere, sonra kulaklarına dokunarak: Biz ona yaşamını garanti edeceğimize dair söz verdik, bu nasıl mümkün olur?” diye cevap verir.

    ***

    (Şimdi dikkat buyurun!)

    Aslanın bu düşüncesine karşın karga: “Efendimizin onu doğrudan öldürmesine gerek yok. Biz öyle bir tertip yapacağız ki, çitrakarna, o denli bedenini kendisi sunacak size.”

    Aslan bu düşünceye sessiz kalır.

    Bunun üzerine karga hemen bir plan yapar, “çitrakarna” dâhil hepsini yanına alır ve aslanın huzuruna çıkarlar.

    ***

    Önce karga konuşur: “Efendim, çok aramamıza rağmen yiyecek bir şey bulamadık. Siz efendimiz açlıktan perişan olmuşsunuzdur. Lütfen beni yiyin.”

    Aslan yanıt verir: “Dostum, böyle bir şey yapacağıma, ölürüm daha iyi.”

    Çakal da aynı şeyi önermiş, aslan onu da aynı şekilde reddetmiş.

    Sonra kaplan konuşur: “Efendimiz benim etimle yaşasın, efendimize canım feda…”

    Aslan: “Bu da olmaz” diye yanıtlar.

    ***

    Nihayetinde, kendinden emin, başına kötü bir şey gelmeyeceğinden kuşkusu olmayan çitrakarna”, bu asil davranışlara aldanarak kendisinin de bir şeyler söylemesi gerektiğini düşünür ve aslana “kendisini” teklif eder.

    Bunu duyar duymaz aslan yerinden fırlar ve Çitrakarnayı öldürür.

    Ve hep birlikte afiyetle adını benekli kulaklardan alan deveyi yerler.

    ***

    İşte o yüzden, zalim kötünün aldatıcı sözlerini duyunca, cahil iyinin aklı karışır ve o sözlere uyarsa yok olur.

    ***

    Yukarıdaki öyküden de anlaşıldığı gibi ‘ana tema’nın kilit ismi, adını benekli kulaklarından alan, sürüsünden ayrılmış, nereden gelip nereye gideceğini bilmeyen, hangi tuzakların kendisini beklediğini bilmeyecek kadar da saf olan “çitrakarna” değil, ana tema’nın kilit ismi aslanın danışmanlardan en zeki ve akıllısı olan “karga”dır ve çoğu edebi ve bilimsel öğretilere konu olmuş bir figürdür.

    Kuzey Amerika da “Clarke’s Nutcracker” olarak bilinen bir karga türü, kasım ayında yaklaşık olarak 30 bin adet ananas tohumu toplar ve yaklaşık yüz metrekarelik alana gömer. Gelecek sekiz ay boyunca bu ektikleri tohumun tamamına yakınını da çıkartabiliyorlar.

    ***

    Sonuç olarak profesyonel zalimler, işleri gereği akıllı ve zeki kargaları kendilerine danışman olarak seçerler ki; bir nedenle sürüsünden ayrılıp yolunu kaybetmiş ve adının anlamını benekli kulaklarından alan çıtrakarna’ları yutmak için gerekli ön koşulları hazırlasınlar.

    Buna karşı bizim 3 üncü sınıf kasaba kökenli siyasi kadrolar ise, her şeyi bildikleri içindir ki, danışman olarak işleri sadece çantalarını taşıyan ya da telefonlarına cevap vermekle yetinilen yine kasaba kökenli, genellikle de lise mezunu toy delikanlıları seçerler ve böylelikle devam eder; karga ile tilki fabl’ının aldatıcı repliği:

     

    Karga karga gak dedi

    Çık şu dala bak dedi

    Çıktım baktım bu dala

    Bu karga ne “budala!”

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim