• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209

    Çin sarayı basılacak!

    13.07.2012 16:33
    Hasan Suiçmez / yazar

    Hasan Suiçmez / yazar

    Kürşat son bir kez baktı yolun sonuna, ya gelmezlerse, ya vazgeçerlerse, daha da kötüsü ya içlerinden yakalanıp her şeyi anlatan olduysa! 

    Kalbi küt küt atıyordu. Akşamdan beri yağmaya başlayan yağmur hızını arttırmıştı.

     Eğer böyle devam ederse Çin hükümdarı saraydan dışarı çıkamayacak, onu sokaktan kaçırarak kendi hükümdarları olan “Kara Kağanı” esaretten kurtarma planları boşa çıkacaktı. Hatta plan ertelenirse Çinlilerin bir şekilde bunu öğrenmeleri sonucunda esaret altındaki bütün Türklerin kılıçtan geçirilmesi kaçınılmazdı.

    Buluşma noktasında gecenin karanlığını gür cüssesiyle adeta yaran Yamtar ıslık çalarak geldiğini haber verdi. Kürşat bir an daldığı endişe dolu dünyadan geri döndü. Yamtar ve 39 arkadaşı daha önce kararlaştırdıkları gibi, yağmurun bütün şirretliğine rağmen tamzamanında emredilen yerde hazırdı. Töredir bu mazeret kabul olunmazdı.

                    Kısa bir istişare yaptılar. Yağmur artık bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Belli ki Çin hükümdarı bu akşam tedbili kıyafet giyerek halkın arasına karışmak için sokağa çıkmayacaktı. Saraya çok yakın bir yerde nefes nefese komutan Kürşat’ın vereceği karar bekleniyordu.

     Sarayın binlerce şamdandan oluşan yanan parıltılı ışıkları ağaçlıklar arasında saklanmış bekleyen Kürşat ve arkadaşlarının gözlerine vuruyor, nöbetçilerin iki de bir orman tarafa bakıp dönmeleri heyecanlarını kat be kat arttırıyordu.

    Meğer bir önceki akşam yavrusu parıldayan ışıkları merak edip oraya varmaya çalışınca, anne ayı onu kurtarmak için iki Çinli askeri parçalamıştı. Askerler yine gelirmi diye ikide bir bundan dolayı orman tarafa bakıyorlarmış.

                    Kürşat elini kılıcının kabzasına koyarak alnından küçük bir ırmak gibi akan yağmur sularını silip arkadaşlarına döndü.

    Gür ve tok bir sesle; arkadaşlar Çin sarayınıbasacağız! Çin hükümdarını saraydan kaçırıp kendi hakanımızı onunla değiştirerek kurtaracağız, başka çaremiz yoktur.

    Bu kesin bir emirdi. Hiç kimse, Çin sarayının on binlerce muhafız tarafından korunduğunu söylemedi. Hiç kimse bunun imkânsız olduğunu düşünmedi.

     Hiç kimse verilen emre karşı bir an bile bir tereddüt içinde kalmadı. Kazanılan an bu andı. Bu kahramanların hepsi “uçmağa varacaktı”(Cennete) ama kahramanlıkları binlerce yıl sonra bile ruhlarını zorluklara satmış insanları harekete geçirecekti,ne büyük şeref.

                    Kürşat etrafa son bir kez göz attı Herkesin gözü onun vereceği işaretteydi. İkili sıra halinde ormanın içinde gecenin karanlığında bile disiplinlerini bozmamışlardı.

     Çünkü Türkler bilirler ki “özgürlük palavraları” adı altıda disiplinleri bozulursa ruhları da artık satılık olur. Komutan Kürşat işaretini verince 40 kişi birden oktan fırlamış yay gibi saraya saldırdılar. Kullandıkları kılıçların boyu kadar olan Çin askerlerin onlarcasını bir kılıç darbesiyle deviriyor ve hızlı adımlarla hükümdarı bulunduğu makama doğru ilerliyorlardı. Ancak bu ilerleme Çinlilere pahalıya mal oluyorduysa da Kürşat’ta arkadaşlarının yarısına yakınını kaybetmişti.  Bunu fark eden Kürşat yeni bir emirle arkadaşlarının hükümdarın atlarının olduğu yapıya yönelmelerini istedi. Saatlerce süren çatışmalar ve bitiremedikleri muhafız sayıları onları oldukça yormuştu. Hükümdarın atlarına ulaşıp onlara binerek hızlı bir şekilde sarayı terk ettiler. Bildiler ki bu sayıda muhafızla korunan bu saraydan hükümdarı kaçıramayacaklardı.

                    Kalabalık bir Çin ordusunun takibinde sabaha kadar at koşturdular. Sabahın alacakaranlığında Vey ırmağının kenarına ulaştılar. Gece yağan yağmurun azgınlaştırdığı nehri geçmeleri mümkün olmadı. Arkadan gelip yetişen Çin ordusuyla son neferine kadar savaştılar. En son Kürşat ayrıldı fani dünyadan ulvi bir gaye için.

                    Ertesi gün bütün ülkede bu 40 yiğidin yaptığı kahramanlık duyuldu. Esir Türkler bundan moral ve cesaret alarak bir anda ayaklanıp istiklallerini tekrar elde ettiler. Binlercesinin yapamadığı çıkışı 40 kişinin kahramanlığı yaptırmıştı.

                    Ömrünü bu milletin; millî ve manevi değerleri için, ila’yi Kelimetullah için, Kızıl Elma için, Nizam’ı âlem için sermaye yapan Türk Milliyetçilerine sesleniyorum: Müşir Süleyman Paşadan beri tam yüz yıl oldu, Türk Milliyetçiliğinin savunuculuğu yapılıyor ama neden başarılı olunamıyor? Bu son dönemde; misyonerlerin Türk Milliyetçilerinin arasında da cirit attığını tahmin etmek zor değil, âmâ benim dileğim şu:

    Yağmur yağsa da yağmasa da sarayından çıkmayacak olan sanal hükümdara fikri bazda baskın yapacak Kürşat; buluşma noktasında bekliyor, güvendiği ve sözleştiği arkadaşlarının geleceğini sabırla bekleyerek.

     

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Atakan
    26 Temmuz 2012 Perşembe 14:00
    Benny anlamamış !!!
    Benny anlamayacak ne var, yoksa sende sanal hükümdarlar taifesindenmisin. Ama gerçeklerin bir huyu vardır er yada geç sanal ortamı yok ederek açığa çıkarlar.
    188.59.22.196
    ismet aydın
    15 Temmuz 2012 Pazar 00:10
    aynenn
    kürşatlar hazır kıta beklemede
    78.183.101.202
    Benny
    13 Temmuz 2012 Cuma 17:45
    soru ?
    Abi ne içtin sen ? :)
    78.180.137.174
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim