• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490

    Bu Meydan; “Kanlı Meydan!”

    10.10.2015 16:49
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Sivil toplum örgütleri ve sendikaların düzenledikleri; "özgürlük ve barış" mitingine katılan kişilerin, Ankara Tren Garında halay çekerek söyledikleri slogan bu slogan;
    "Bu meydan, kanlı meydan..!"
    Ve gerçekten o meydan, anında kanlı bir meydana dönüştü.
    *** 
    Türkiye'deki "yapay" ya da "uydurulmuş sol", sebep olduğu onca yıkımlara rağmen halen sorun olmaya devam ediyor, bu ülkeye ağır faturalar ödettirerek.
    Ayrı bir yazı ve analiz konusu, ancak bu köşede sıkça ve defalarca yazılmıştır ve yapılmıştır.

    Ne var ki bu SLOGAN, bizleri birbirini etkileyen ve tetikleyen iki farklı psiko-sosyolojik alanın analizine iter;
    Şiddet” ve “özgürlük
    Hangi dinamiklerin sürüklediği ve “şiddet” içeren provokatör etkinliklerin, “boyun eğici ve akıl dışı” yöntemlerle bir “çürüme sendromu”na yol açan “ön yargı koşullanmışlığı” ve bunun akabinde “okşayarak itaat altına alma” şeklinde biçimlenen süreçleri açığa çıkarmadan, yaşamın yapısal, işlevsel bir tarzda gelişmesine ön ayak olacak “özgürlük” ya da “özgür olma” kavramına, yeni bir hız ve ivme kazandırmak pek mümkün görülmüyor.
    **
    “Kutsal İdeolojiler” üzerine inşa edilen “buyurgan sistemler”, “organik” şeyleri “inorganik” şeylere dönüştürerek, sanki canlı insanlar eşyalarmış gibi, yaşama mekanik olarak yaklaşma arzusu tarafından adeda güdülendirilmiş bir toplum yapısı oluşturulur ve bu güdüler “şiddet ve saldırganlık” dürtüleri taşıyan “ANONİM BİR BİLİNÇALTI”nın oluşumuna sebebiyet verirler.

    ***

    Bu anonim bilinç üzerinde oluşan ön bilgilerimiz veyahut ön yargılarımız zaman zaman görmemizi engelliyor. Hakikati görmek pek mümkün olmuyor. Hadiselere hangi bilgi ağının kuşatması altından bakıyoruz?

    Bu kuşatılmışlık görmek istenilene “referans" veriyor.

    Bu görmek değildir başkasının gör dediğini, görmeye çalışmaktır.

    Cumhuriyet Türkiye’sinin özeti budur ve bu bilinçaltı çözülmeden şiddet ve özgürlük kavramlarını ayrıştırıp her birini kendi mecrasında tahlil ve akabinde tedavi etme imkânı bulunmamaktadır.
    ***
    Özgürlükler, "alanlar"da kazanılmaz ya da verilmez.
    Bir alanı, soyut, kullanılabilir bir mekanik “mekân”a çevrilerek kutsallaştırma mühendisliği, o alanı “kaotik” ya da "kanlı" bir arenaya dönüştürür.
    Tıpkı Taksim, Havana, Kremlin, Tahrir, Tiananmen ya da benzerleri gibi.
    Ve bu alanlar “yaşam sevgisi”ni, “ölüm sevgisi”ne dönüştürme potansiyeli taşıyacak şekilde kurgulanmıştır.
    Ve bir bakarsınız bu kurgu, Ankara Garında; "Bu meydan, kanlı meydan!" şeklinde karşımıza çıkar.
    Kim mi kurgulamıştır, bu senaryoları?
    Sofralarından “kuzuları” eksik etmeyen “Kurtlar Sofrası” sahipleri.
    Bunun şaşılacak bir yönü de yok, bilinmeyen bir yönü de.
    Önemli olan, ya da esas sorun, bu alanlardan “koyunlar” aracılığıyla bu sofralara “kuzu servisi” yapılıp yapılmamasındadır.
    Bu da bir “özgürlük “ sorunudur.
    Yani "öz bilinç" sahibi olan “özgür birey” ancak, olup biten bu senaryoların oluşumuna izin vermez.

    Oyun kurgulanmıştı; önceden ikiydi, şimdi ise daha çok kutuplu bir dünya yaratıldı ve “dünya nimetlerinin” bu süper güçler tarafından paylaşılacağı üzerine.
    O zaman, ister istemez, “özgürlüklerin kazanıldığı ya da kaybedildiği” toplumsal yapı dinamiklerine, yasalara, dogmalara, tapulara ve bu oluşumları etkileyen ve tetikleyen süreçlere, en önemlisi de kişilik yapısının ilk oluşum evrelerine yönelmeliyiz ki; alanlarımızda "Bu meydan, kanlı meydan!" şeklinde "yan bilinç" ürünü sloganlar atılmasın ve istemeyerek de olsa, ya da farkında olmadan "kurtlar sofrası"na kuzu taşıyan "koyunlar” olmayalım.
    ***
    Varmak istediğimiz yargı çok yalın ve çarpıcı;
    Gençler örselenmiş, insanlar evlerinde mutsuz. Çünkü içimizdeki yaşamsal örgütlenmeyi "hikâyeler uydurma ötesinde" tanımıyoruz, dolayısıyla dış örgütlenme de aynı olacaktır. 
    Yani “iç- zihinsel karmaşa”, dış dünyaya yansıyacak, dış dünya da bu yansımayı gerektiğinde

    kendi çıkarları adına kullanacaktır.

    Türkiye’nin başı sağ olsun.”

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Bekir Korkmaz
    12 Ekim 2015 Pazartesi 16:21
    16:21
    Bir yazıyı anlamamakta ısrar eden kişinin kafasını yarıp anlamamakta ısrar eden pekmezini akıtmak istiyorum zaman zaman. Tıpkı gerçek adı adı her neyse, Ali Kemal beyefendinin yazıya yapmış olduğu yorum gibi... Ne alakası var, yazıyla, yapılan yorumun.
    78.169.10.124
    ali kemal
    10 Ekim 2015 Cumartesi 21:07
    21:07
    "bu meydan kanlı meydan" 77 1 mayıs katliamı için yazılan bir marştır bilmiyorsan öğren. ölen 86 insan sorumlu değil mi. ışid çiler onu besleyenler türkiyeyi bataklığa sürükleyenler değil dimi. çok yazık. kavram kargaşası yapmaya gerek yok olay gayet net. son yıllarda yüzlerce insanımız öldü ve ülkeyi yönetenleri sıyıramazsınız bu şekilde
    78.191.197.70
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim