• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490

    BÖYLE BİR SEYİRCİ OLAMAZ!

    10.11.2013 10:44
    Hasan Suiçmez / yazar

    Hasan Suiçmez / yazar

    Legia maçını izlemek için Varşova da’yız. Günün yorgunluğu üzerine akşamın soğuğu eklenince; yazlık elbiselerle sanki ülkemizde köyüne gider gibi gelen birçok arkadaşlarımızın keyfi oldukça kaçmıştı! Buna rağmen binlerce km den gelip izleyeceğimiz maçın önemi heyecanlarımızı arttırdıkça üşümek sıkıntımızı unutup alışıyorduk. Ancak takımımızın 1.devre oynadığı olumsuz futbol bütün seyircilerimizi germişti. Bir türlü Legia kalesine ulaşamıyor, denemeye çalışsak bile başarılı olamıyorduk. Soğuk ile birlikte stresin teslim aldığı seyircilerimizin 1.yarı düdüğünün çalmasıyla derin bir nefes aldığını görür gibiyim. “Çıkmayan canda umut vardır” düşüncesiyle ikinci yarı için içimizden temennilerde bulunuyor, dualar ediyorduk. Bu arada soğuğa ve bu gurupta hiç puan alamamalarına aldırış etmeden Legia Varşova takımının taraftarları maçın başından beri hiç durmayan tempoları ve eskimeyen ses tonları ile takımlarını çok ısrarlı bir şekilde destekliyorlardı. Biz maçın heyecanından bunun ancak devre arasında farkına vardık. Nasıl olsa yorulur ve susarlar, hatta bir gol atabilirsek tamamen susarlar diye düşünüyorduk. 2.devre bu düşüncelerimizin yoğunluğu içinde başladı.

    Legia taraftarları ha sustu ha susacak derken seslerini daha da yükseltiyor ve adeta stadı inletiyorlardı. Avrupa’nın muhtelif yerlerinden ve Türkiye den gelen taraftarlarımızın gayretleri ve tempoları boşunaydı. Çünkü bu insanlar hiç durmuyor ve hiç susmuyorlardı. Bunları susturmanın tek yolu olduğunu düşünüyorduk o da takımımızın acilen bir gol atmasıydı. Stat adeta çınlıyordu. Derken ilk golümüz geldi. Artık bu ses ve gürültünün biteceğini zannederek iyi bir maç seyredeceğimizi düşünüyorduk. Ama ne gezer, seyirci buna rağmen artan ses tonu ile takımlarını desteklemeye devam ediyordu. İnanılmaz bir tempo bitmeyen bir ses: “Legia Varşova… Legia Varşova” Artık sinirlenmeye başlamıştık ve için için de hayıflanıyorduk. İçimizden biz aynı durumda Avni Akerde kalsaydık acaba seyircilerimiz böyle bir tempo ile takımlarını desteklemeye devam ederler miydi? diye düşünmeden edemedik!

    Hiç beklemediğimiz bir anda gelen ikinci golümüzden sonra bile durum değişmedi; Legia Varşova… Legia Varşova…90 dakika bitip 3 dakika uzatma verilince hiç olmazsa bu dakikaları artık rahat seyrederiz dedik ama nafile. Bu son üç dakika bile stat inliyordu. Bu bir kültür ve mantık yaklaşımıydı. Bizimkisi ise duygusallık. Bizde başarı varsa alkış var, yoksa tenkit ve nefret sermaye!

    Derken maçı bitiren düdük çaldı. İçimizden derin bir oh çektik. Artık susacaklardı ama ne gezer. Bir üre daha aynı tempoda takımlarını sesli olarak desteklemeye devam ettiler. Sonunda da hepimizi şaşırtacak bir gelişme daha oldu. Legia takımı seyirci tribünlerinin başına giderek sırayla ön gurupta olan seyircileri ile tek tek tokalaştılar. 2-0 mağlup bir takım ve onu 93 dakika hiç durmadan destekleyen taraftarları. Sanki takımları galip gelmiş, sanki takımları Avrupa da oynadığı 5 kupa maçını da kazanmış, sanki takımları grup lideri olmuş ve bir üst tura çıkmayı garantilemiş gibiydi!

    İçimden dedim ki; sevgi kötü günde de, iyi günde de aynı olmalı ki sevgi olduğu anlaşılsın; tıpkı Varşova da olduğu gibi ve maalesef tıpkı bizde olmadığı gibi!  

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim