• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274

    Bir dakika beyler, bu yazıyı okurmusunuz?

    26.07.2012 13:55
    Hasan Suiçmez / yazar

    Hasan Suiçmez / yazar

    Son günlerde Trabzon Medyasında aslında çok önemli bir gelişme olan Trabzon Ayasofya’nın camiye çevrilmesi ile ilgili ilginç tartışmalar yapılmaktadır.

    Bazılarına göre; bu kadar cami varken, cami cemaati de bu kadar azalmışken, bir kiliseyi camiye çevirmenin gereksiz ve doğru olmayan bir yaklaşım olduğu anlatılıyor.

    Bazılarına göre de; müze olarak kalması gelir getirici özelliği olduğu için gereklidir, camiye çevrilmesinden esnafımızın maddi kaybı olur, hatta daha da ileriye gidilerek; mahalli yöneticiler öne çıkarılarak bu duruma karşı gerekirse halkın ayaklanabileceği açıklamaları yaptırılmaktadır.

    Bir başka görüşe göre ise; bu yaklaşım fevkalade güzel bir düşüncedir, asırlık beklentilerimizin gerçekleşmesidir, bu yaklaşım alkışlanmalıdır.

    Trabzon Ayasofya Kilisesi, İstanbul’un Latinler tarafından 1204 yılında işgalinden sonra buradan kaçarak Trabzon da korsan bir devlet kuran ”Kommenos” ailesi tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılmıştır. Fatih’in 1461 yılında Trabzon’u fethi üzerine İslam fıkhı gereği camiye çevrilerek “ vakıf” eser olmuştur.

    Önemli bir tarihi ve dini eser olduğu için: Evliya Çelebi, Pitton, Hamilton, Texier, Şakir Şevket gibi ünlü seyyah, asker ve yazarlarında dikkatini çekerek hakkında eserler yazılmıştır. 1864, 1958, 1962 yılları restorasyonlarından sonra; 1964 yılında müzeye çevrilerek varlığını günümüze kadar devam ettirmiştir. Trabzon merkezli 257 yıllık her nasılsa imparatorluk olarak ilan edilen “Pontus-Korsan devletinin bütün dini ve kültürel özellikleri, Ayasofya kilisesinin mimarisinde figür olarak resmedilmiş durumdadır.

    Olaya bir tarihçi gözü ile bakıldığında sonuç; “bir insanın pencereye bakması ile pencereden bakması” kadar farklılıklar arz edebilmektedir. Bir kere”Edileyi Şeriyye” hükümlerine göre; İslam ordularının fethettiği meskûn mahallerde bulunan en büyük dini yapılar camiye çevrilir ki; Fatih bunun gereğini zaten yerine getirmiştir. “Fetih ve fıkıh” uygulamaları nüfus sayısına, cemaatin azlık ve çokluğuna göre değil, dinimizin yüce hükümleri gereği yapılırdı.

     Buna bakılırsa; 22 milyon km2 kara, 80 milyon km2 deniz sahasına hükmetmiş bir millet olarak; sahip olduğumuz ve hükmettiğimiz coğrafyalarda ki nüfusumuz sayı olarak çok değildir ancak yönetim ve idari nüfuzumuz çok ileri ve etkilidir.

     Kanuni zamanında (1550-1557) yaptırılan muhteşem Süleymaniye camii, I. Ahmet tarafından  (1609-1616) yaptırılan Sultan Ahmet camii, 2.Selim zamanında yapımına başlanıp 1575 de ibadete açılan “dünya mimarlık tarihinin” başyapıtı Edirne’deki Selimiye camii yapıldıkları tarihlerde, yapıldıkları bölgedeki İslam cemaatinin çokluğu ve kalabalıklığından dolayı yapılmamışlardır. Aksine, İslami idealleri olan Osmanlı Türk toplumunun; Allah’ın dinine düşman olanlara karşı bir azamet, yaratıcının azametine karşı ise bir gayret ve bağlılık için yapılmışlardır.

    Bu gün bu camilerdeki cemaatlerin varlığı, özel dini günlerin dışında (Cuma ve Bayram namazları)  camilerin büyüklüğü içinde kaybolur gider. Demek ki, bir yerde cami açmak, ya da kiliseyi Cami’ye çevirmenin sebebi, cemaatinin azlığı ya da çokluğu ile ilgili değil, milletlerin tarihi idealleri ile bağlantılıdır.

    Ekonomik açıdan bakıldığında; gelir getirici özelliğinden dolayı kilise-müze olarak kalmasını isteyenler, ziyaret için gelen turist guruplarının kaç tane esnafımız ile alış-veriş yaptıklarını söyleyebilirler?  Tur şirketlerinin her nasılsa anlaşabildiği belli birkaç yerden alış-veriş yaptırılıp şehri gezmelerine müsaade edilmeden Trabzonumuzdan ayrılan turistlerin şehrin ekonomisine ne katkıları olmaktadır?  Böyle düşünenlerin bir defa da olsa, Trabzon merkezdeki kuyumcular çarşısı esnafı başta olmak üzere (Çünkü turistler öncelikle altın-gümüş eşyalar almaktadır) kunduracılar ve Maraş caddesi ile uzun sokak esnafına  sormalarını isterim k,;Ayasofya için gelen turistler şehirden alış-veriş yapıyorlar mı? Olaylara objektif ve yakından baktığımız zaman pek çok tahminimizin ve ya kanaatimizin doğru olmadığını anlamak görüldüğü gibi çok zor değildir.

    Gelelim Trabzon’daki Ayasofya’nın camiye çevrilmesinin, millet olarak her şeye rağmen hafızamızda yaşattığımız “Nizam’ı Âlem için, İla’yi Kelimetullah Ülküsü”  beklentimiz için bakıldığına ve dolayısı ile bu kararın doğruluğunun alkışlanması gerektiği yaklaşımında bulunanlara.

    Bu açıdan bakıldığında, gerçekten alkışlanacak bir karar ve cesur bir adımdır. Aynı beklentimiz ve asırlık hasretimiz“ İstanbul Ayasofya” içinde geçerlidir. Ancak bu noktada biraz merakımızın oluştuğunu da hoş karşılamanızı isterim. Her çeşitten misyonerlerin binlercesinin, kilise evlerin yüzlercesinin ülkemizi mesken tuttukları son yarım asırda; özellikle Trabzon Ayasofya için seslendirilmiş toplumsal bir beklenti olmamasına rağmen, bu düşünce nereden çıktı diyenlerin merak ve endişelerinin sıcaklığını; bu sıcak yaz günlerinde buzdolabından alınmış bir şişe soğuk su ile söndürmemiz de mümkün görülmüyor!

    Bir tarihçi olarak yanılmak istemem ama bu yaklaşım; herhalde son zamanlarda Trabzon’un her şeyi kabul edilen Trabzonspor ve şike konusunda, şehrin ve bölge insanının büyük bir hayal kırıklığına uğramış olmasının oluşturduğu olumsuz havayı dağıtarak; muhafazakâr kimliğin ve katkısının önemsendiği, bir takım sosyal-kültürel projelerin uygulanmasınıngündeme gelme ihtiyacından kaynaklanabilir.

    Sonuç olarak; bu konuda oluşturulan “Fikir pazarında”ki fikirler ve ”benim malım daha iyidir” diyenlerin, mallarını göstermeye çalıştık.

    Yazı ile ilgili gerçekçi ve objektif yorumlarınız bizlere güç verecektir.

    Takdir ve tercih sizlerin.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    BAHAR TARIM TRABZON
    31 Temmuz 2012 Salı 13:23
    HEDEF KİTLENİZ ERKEKLER Mİ
    YAZINIZA DİYECEK LAF YOK... KATILDIĞIM KONULAR OLDU..KATILMADIKLARIMDA KIZDIĞIM İSE BAŞLIĞI OLDU BİR DAKİKA BEYLER BU YAZIYI OKURMUSUNUZ NEDEN BAYANLAR HANIMLAR İLGİLENMİYORMU SANIYORSUNUZ ŞEHİRLERİMİZ SORNLARIYLA..BEYLER DİYE HİTAB EDİĞİNİZ KESİM MAÇ PEŞİNDE KOŞARKEN KÜLTÜR VE DAYANIŞMA İÇİNDE OLAN BİZ BAYANLAR OLDUK...saDECE beylere hitaben mi yazıyorsunuz siz? o cümlenin mantığı ne dikkat çekti başardınız ama mantığı ne?
    78.183.104.227
    ŞENAY UZUN
    31 Temmuz 2012 Salı 13:15
    YENİ BİR PENCERE
    GERÇEKTEN BAŞKA BİR PENCEREDEN BAKMAMI SAĞLADIIZ ŞÖYLE BİR DÜŞÜNDÜM VE HAK VERDIM OTOBÜS DOLUSU TURISTLERI SADECE MÜZENİN ETRAFINDA GÖREBİLİYORUZ VE ŞEHRE PEKDE KATKILARI OLMUYOR COK DOĞRU...AMA MERAK ETTİĞİM BİRSEY VAR O RESİMLERİ ALCIYLAMI KAPATACAKLAR SAVUNULAN TARİHİ DOKU YALAN MI OLDU
    78.183.104.227
    göktürk
    28 Temmuz 2012 Cumartesi 09:30
    laik devlet
    laik devlet anlayışı herkesin müslüman olmasını sağlayan bir anlayış değildir bizde laik bir devlet olduğumuzu söylediğimize göre yapılması planlanan son derece yanlıştır. ülkeyi yönetenlerin yaşam standartlarını tüm ülkeye yayma, diğerlerini yok sayma politikaları çözümsüzlüğüm odak noktası olmuştur bunun sağ ve sol anlayış olarak ayırmanında bizlere bir faydası yoktur diye düşünüyorum sevgili hocam. Bu ülkede adalet kavramı 3 temmuzda itibaren yok olmuştur çözülecek sorun varsa bunu çözelim
    88.255.176.18
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim