• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624

    Batık Maliyet Etkisi, Yıkımlar ve “Odun Kafalılık”

    09.02.2016 09:00
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    ccc-003.jpg

    Bin 500 yıllık bir dünya medeniyeti nasıl böyle bir çöküntü ve yıkıma uğrar?
    Dünyanın ilk büyük üniversitelerin bulunduğu şehirlerdir bu şehirler; “Şam”, “Erbil”, Musul”, “Bağdat” ve de Diyarbakır!
    Yıkımları kendine bir yaşam tarzı seçen ve kendini bu yolla var eden, hatta ikinci dünya harbinde aynı yıkımları kendi içinde, kendi başkentlerini bombalayarak-tıpkı bu şehirler gibi- bir harabeye çeviren "batı" dünyasını ikide bir suçlamayı bir yana bırakıp şu soruların yanıtları verilmeli bir an önce:

    ***
    Bir toplum, bir sorunla fiilen karşılaşmadan önce her hangi bir nedenden dolayı onu "öngörmede" neden bu kadar başarısız olabiliyor?
    Bir toplum, öngörme yetisinden uzak kalması neticesinde, kendisine fiilen ulaşmış olan bir sorunu, "algılamada", yine, neden bu kadar başarısız olur?
    Bir toplum, yıkımların, gözünü çıkarırcasına geliştiğinde ve böylelikle olayların zoraki olarak ve ağır bedeller ödeyerek algılandıktan sonra dahi, sorunu “çözmeye" çalışmada neden bu kadar başarısız olabilir?
    Ve de bir toplum, kendine bahşedilen çevre zenginlik kaynaklarını yönetmedeki başarısızlığı, kendi çöküşüne yol açmasına, nasıl olur da bu denli izin verir?

    ***
    Öngörü ve algılamada direnme, "yanılgıda" direnmeyi doğurur. Bu da; köhne ve işe yaramaz bir "statiko"yu besler. Bu durumun zihinsel yansımaları, olumlu ya da olumsuz işaretlerden sonuç çıkaramama, çıkarılanları da reddetme ve zihinsel fonksiyonların sekteye uğraması veya "akli durağanlık" olacak, bilinç ise ister istemez; “odun kafalılık" şeklinde biçimlenecektir;¸onca yıllardır psikoloji bilimine olan aşinalığım, başkaca bir tanım bulmaya inanın ki yetmiyor.
    ***

    Rasyonel davranışın tersi, yani herkes için zararlı olan davranış biçimi, sorunları algılamada ya da algılanan sorunları çözme girişimindeki başarısızlıkların bir bölümü “irrasyonel davranış” olarak tanımlanır.

    Peki, ne ilgisi var irrasyonel davranış biçiminin bu yıkımlarla?

    Adı üstünde; yıkımlar, “yıkıcı değerler”in bir yansıması olacaktır; çünkü bu davranış biçimi, genellikle toplumsal değerlerin “değerler çatışması” şekline evrilmesi sonucunda her birimizi bireysel olarak yaraladığında ortaya çıkar.

    Oijininden sapan ve öz değerlerin çatıştırılması sonucu ortaya çıkan bu yıkıcı, ikincil-sapkın değerler, eğer içten bağlı olduğumuz bir değere evrilmişse ve içinde bulunduğumuz bu yıkımları onaylıyorsa, yukarıda değinilen şekliyle, köhne, işe yaramaz, durağan bir yapıyı, “statiko”yu görmezden gelir.

    ***

    Bu durum çok ince bir kurgudur, ve ustalıklı-profesyonelce dizayn edilen bir insan ya da toplum mühendisliğidir.

    Zaten sorun, jeo-kültürel, jeo-politik yönleri de olan “jeo-ekonomik” bir sorundur.

    Çevrenin zenginlik kaynaklarını ele geçirme, sevk ve idare etme ve de enerji koridorlarını kontrol etme savaşlarıdır.

    Bu bağlamda iktisatçılar, psikolojideki irrasyonel düşünce tarzının ekonomik yapı üzerindeki yansımalarını “batık maliyet etkisi” terimini kullanarak açıklamaya çalışırlar; çok yönlü ve çok yüklü yatırım yaptığımız bir sözleşmeyi, bir stratejiyi, bir “yeniden diriliş”i terk etmeye istekli olmak gibi…

    ***

    Evet, o ünlü “üçlü ittifak” bozuldu, dünya oligarşizmi tarafından darmaduman edildi.

    Obama, bir belgesel hazırlıyor şu sıralar; bakir Alaska’nın kurtarılması için.

    Putin ise, Rus oligarkların elinde oynatılan bir kutup ayısına dönüştü.

    Erdoğan hala dimdik ayakta ve başaracak gibi görülüyor; içimizdeki, hatta kendi yandaşlarından olan ve bir zamanlar birini tüm engellemelere rağmen cumhurbaşkanı seçtirdiği, bir diğerini ise tüm mevkilere taşıdığı halde odun kafalılığa evrilen kişilere rağmen.

    ***

    Kıskançlığı doğuran neden, kendimizle başkaları arasındaki oransızlık değil, aksine yakınlıktır.

    Elbette ki bir er generalini değil de çavuşunu ya da onbaşısını kıskanır.

    Ancak bu kıskançlığı bir “statü endişesi” psikolojisine sokup, bir zamanlar altına imza attığın sözleşmeyi, stratejiyi “yok etme endişesine” çevirmek, odun kafalılık değil de nedir?

     

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Mevlana
    09 Şubat 2016 Salı 17:38
    17:38
    Bir cümle yeter sözden anlayana, destan yazsan fark etmez laftan anlamayana...
    88.245.153.197
    Bircan
    09 Şubat 2016 Salı 13:39
    13:39
    Hiçbir şey anlamayanlara tavsiyeler: Kelimeleri ardı ardına dizin, yalnızca kafiye tutturmaya özen gösterin...
    88.245.153.197
    Nurcan
    09 Şubat 2016 10:26
    Yazar ne anlatmak istiyor ben şahsen anlayamadım. Şayet anlayan varsa kendi üslubu ile anlatsın belki o zaman anlariz
    66.249.93.240
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim