• BIST 82.352
  • Altın 148,034
  • Dolar 3,8356
  • Euro 4,0738

    'Başkanlık Sistemi' Üzerine!

    23.02.2011 19:41
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

    Son günlerde başkanlık sistemi üzerine yeniden başlayan tartışmalar,  basınımızın ve kamuoyumuzun gündeminde yer almıştır. Özellikle Başbakan Sn. Recep Tayip Erdoğan’ın Başkanlık sisteminin de tartışılmaya başlanması gereğini açıkladığı bu günlerde, bu sistemin ülkemize de uygulanabilirliği ve ülke koşullarına uygun olup olmadığı da konuşulmaya başlandı.

        Başkanlık sisteminin en başarılı örneği, Amerika Birleşik Devletleri’dir.

        Öncelikle belirtmeliyiz ki,  başkanlık sistemi ülkemizde yeterince ve sağlıklı yöntem ve usullerle tartışılmamış ve özü itibariyle teknik ayrıntıları ve pratikte işleyişi bakımından sistemle ilgili bilinçli bir kamuoyu oluşmamıştır. Bazı dönemlerde, özellikle 1980 den sonra merhum Sn. Turgut Özal döneminde  tartışılmaya başlanmışsa da, kimi çevrelerce (belki de bilinçli ve kasıtlı olarak)  hep siyasi argümanlar ve çarpıtmalar neticesinde sistemin özüne inmeden, hemen her konuda tekrarlanan “ülkemizin koşulları” ve “bir diktatörlük getirir.” gibi normatif içi boş mülahazalarla gündemden kaldırılmaya çalışılmıştır.

        Bir kere başkanlık sistemi sadece devlet başkanının halkoyuyla seçilmesinden ibaret bir sistem değildir. Bazı parlamenter sistemlerde, sistemin özüne aykırı olsa da, cumhurbaşkanının halk tarafından doğrudan seçildiğinin örneklerine rastlayabiliyoruz.  Devlet başkanının sadece halkoyuyla seçilmesi durumu, sistemi “başkanlık sistemi” yapmadığına göre, bu iki sistemi temelde ayıran özellik, yürütme organının biçimi ve rolü ile ilgili olduğu nu görürüz. Başkanlık sisteminde,  yürütme organı ile yasama organının iç içe geçmediği ve her iki organın da ayrı ayrı halkoylamalarıyla seçildiklerini görürüz.

        Pek dikkate alınmayan ve değerlendirilmeyen önemli bir özellik ise, başkanlık sistemindeki devlet başkanını, bazı ülkelerdeki monarşilerde,  sembolik bir devlet başkanı ile karıştırılması hususudur.    

        Parlamenter sisteme kıyasla, başkanlık sistemin avantajları;

        Doğrudan yetki:

        Yürütme organı başkan, yasama organı ise iki meclisli “kongre’dir.

        Başkanın yürütme organının başı olması ve bakanları ataması, yürütme organının yalnızca halka karşı sorumlu olması ve parlamenter sistemlerde, herhangi bir yasama organı tarafından dolaylı yollardan  seçilmiş bir lidere kıyasla daha demokratik olması, başkanlık sisteminin önemli bir avantajı sayılmaktadır.

        Aynı zamanda, devlet başkanı yasa önermez ve teklif etmez. Fakat kongrenin(yasama organının) yaptığı yasaları veto etme hakkına sahiptir. Buna karşılık yasama organının da nitelikli bir çoğunlukla başkanın bu vetosunu iptal edebilme yetkisine sahip olmasıdır.

        Kuvvetler ayrılığı

        Kongre, temsilciler meclisi”ve “senatodan oluşur. Senato her eyaletten seçilen ikişer olmak üzere toplam 102 üyeden oluşur. Temsilciler meclisi ise, eyaletlerin nüfus oranlarına göre seçilen 435 üyeden oluşur.

        Kongre, kişilerin ve federe devletlerin anayasa ile tanınmış hak ve yetkilerine dokunmamak koşuluyla, tekelinde olan yasa yapma gücünü, anayasa sınırları içinde serbestçe kullanabilmektedir. Ve böylelikle kongrenin yasa yapma gücü, daima iki meclisin uzlaşması ile uygulama bulabilmektedir.

        Gerek başkan gerek iki meclisten oluşan kongre ya da yasama organı, halk tarafından doğrudan seçilmektedir.

        Bu sistemde, yürütme organını temsil eden başkan, yasama organına karşı sorumlu değildir. Ve aynı zamanda başkan, yasama organını fesih yetkisi yoktur. Aynı şekilde, yasama organının da güvenoyu uygulaması ile başkanı düşürme yetkisi yoktur. Yani kuvvetler ayrılığından da öte, kuvvetler zıtlığı, ya da iki yasama organının kendi aralarındaki ve başkan ile ilişkilerinde, karşılıklı (check and balance) denge-fren mekanizmasından doğan güçlü bir sistem ortaya çıkmaktadır. Böylelikle her iki birim, yani başkan ile temsilciler meclisi ve senatodan oluşan kongre, birbirini karşılıklı olarak denetleyerek suistimalin ve makamın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur.

        İstikrar ve hızlı karar mekanizması

        Başkanlık sisteminin diğer bir olumlu yönü, sabit bir görev süresi olan devlet başkanı, parlamenter sistemlerde her an değişebilecek bir başbakana kıyasla daha istikrarlı bir ortam oluşması ve devlet başkanının, bakanlarını, meclisten güvenoyu almaksızın kendi iradesi ile seçebilmesidir. Çünkü, bakanların, yasama organı üyesi olma zorunluluğu yoktur. Şayet yasama organından bakan seçildiği vakit, bakan seçilenin yasama organı üyeliği sona erer.

        Bu itibarla, başkan, bakanlarını çeşitli alanlardaki uzmanlardan seçebilir ve daha verimli profesyonel bir kadroyla çalışma şansına sahip olur. Bu şekilde yürütme organının yetkilerinin geniş olması nedeniyle, hükümetlerin hızlı ve etkin karar alma becerisi daha yüksektir.

        Başkanlık sistemini, parlamenter sistemden farklı kılan önemli bir başka özellik ise, parlamenter sistemlerde “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin tam olarak gerçekleşemediğidir. Nedeni ise, parlamenter sistemde , yürütmenin yani hükümetin yasama organına(meclise) karşı sorumlu olması bir tarafa, hükümet üyelerinin ve özellikle yürütmenin başı olan başbakanın, meclisteki çoğunluk partisi veya partilerinin üyeleri olması, yasama ve yürütme organları arasında tam bir “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin oluşmadığını göstermektedir. Bu bağlamda en belirgin özellik, hükümet üyeleri, çoğunlukla yasama organı içinden yani seçilmiş milletvekillerinden seçilmekte ve aynı zamanda, yasama faaliyetlerini yürütmektedirler. Böyle olunca da, tıpkı ülkemizde olduğu gibi yürütme üyeleri yani bakanlar aynı zamanda milletvekili olup, hem yasa yapmakta hem de aynı yasaları uygulayarak yasama ve yürütme işlevlerine sahip olmaktadırlar. Bu durum kuvvetler ayrılığı ilkesi acısından sakıncalı durumlar doğuracaktır. Oysaki başkanlık sisteminde yasama organı üyeleri yani milletvekilleri aynı zamanda bakan olamadıkları gibi, başkan tarafından atanan bakanlar da yasama organı üyesi olamazlar ve bu durumlarda görevlerinin birinden çekilmek zorundadırlar.

        Başkanlık sistemi, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (51 devletli) federasyon yapısı ile sistemin özüne  uygun yapılanan yürütme organının  merkezinin güçlü tutmak amacıyla, başkanlık sistemini oluşturmuştur.

        Sistem çok daha ayrıntılara ve özelliklere sahiptir. Ana hatları itibarıyla sitemin özüne ilişkin bilgiler vermeye çalıştık. Konu ile ilgili görüşümüzü belirterek yazıyı bitirelim.

        Bu sistemin ABD dışında başarılı olmadığını, özellikle Türkiye’de uygulanması halinde, demokrasinin sonu olacağını, diktatörlük getireceğini ve henüz demokrasi bilincinin gelişmediğinden dem vuran bazı çevreler var. İyi bilinmedir ki bu çevreler, eski tip devlet-sermaye bütünleşmesinden beslenen, mevki ve makamlarını kaybetmek istemeyen statik zihniyetli “imtiyazlı” ve “muteber” kişi ve gruplardır.

        Gerçek şudur ki, başkanlık sisteminin ABD dışında uygulanabileceği tek ülke varsa o ülke de Türkiye’dir. Tarihi. Coğrafi. Sosyolojik ve toplumsal yapısı itibarıyla, Türkiye’nin, başkanlık sistemine uygun olmadığına dair mantıksal bir gerekçe bulunamaz kanaatindeyiz.

        Bir an önce tartışılmaya açılmalı ve bilinçli bir kamuoyu oluşturulmalıdır.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim