• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278

    Başbakan Erdoğan ve “Dişi Sivrisinek Mucizesi”

    06.06.2014 16:50
    Hayri YILDIZ / yazar

    Hayri YILDIZ / yazar

     

    Başbakan Erdoğan’ın bu haftaki grup toplantısında, konuşmasının bir bölümünde, politik stratejileri sadece ve sadece kendisini eleştirmek olan karşısındaki “tüm muhalefet” sözcüleri için;

    Yalan söylerken bile yüzleri kızarmaz, çünkü bunlar utanmaz.” şeklinde bir cümle kullandı.

    O anda zihnim her nedense aniden “hatırlama butonu”na bastı ve bir zamanlar sivrisineğin mucizeleriyle ilgili izlediğim belgesel türü bir programın görüntüleri düştü bellek ekranıma.

    Peki, ama neydi bu zihnime takılan; “yüzü kızarmak” ile “utanmak” fiillerinin, “sivrisineğin mucizesi” ile bağlantısı, ne alaka?

    ***

    Başbakan konuşmasını daha bitirmeden, küçük bir dünya turu niyetiyle, internet okyanusunda aradığımı bulmak için bilgisayarın başına geçtim. Önce o belgeselin videosunu buldum ve tekrar izledim, benzer birkaç tanesini daha.

    Merak pencerelerim daha da açıldı ve bulmalıydım; yaşam anılarının lehimlendiği ve bu anıların adeda bir karanlık deposu olan bilinçaltımdan, yeri geldiğinde, “istem dışı” da olsa, bilinç üstü aydınlığına aniden fırlayan o bağlantı sinyalini.

    ***

    Ama nasıl?

    Birbirleriyle ilgisiz gözüken bu iki bilgi parametre için belki de yüzlerce hatta binlerce sayfa bilgi vardı.

    En kolay yolu seçtim kendimce ve google’a; “yüzün kızarması, utanmak ve sivrisinek” yazdım. Çıkan seçeneklerden birinde, siyah-kalın harflerle yazılan bir cümle ilişti gözüme ve hemen sayfayı açtım.

    Evet, Arşimet misali; “Buldum!”, hem Arapça orijini, hem de Türkçe meali yazılan ve Kuran’ın hangi surenin, kaçıncı ayeti olduğunu da belirten ve daha önce, ne zaman ve nerede okuduğumu ya da duyduğumu hatırlayamadığım o cümleyi;

    Şüphesiz Allah bir dişi sivrisineği ve ‘yukarısındaki/üstündeki/fevkindekii’ şeyi misal getirmekten yüzü kızarmaz ve utanmaz.” (Bakara suresi, 26.ayet)

    ***

    Bunu, cuma namazlarında vaaz ya da hatiplerden duyma olasılığım pek yoktu, çünkü Diyanetin “bürokratik” ipoteği pek imkân vermiyordu bu tür ayrıntı ve analizlere. O zaman, belki de daha önce okumuş olduğum, kütüphanemin hangi sırasında saklı, hangi kitabın, kaçıncı sayfasında gizli bir “şifre” olarak duruyordu, kim bilir?

    ***

    Videolardan izlediklerimin bir özeti olarak önce şu mucizeden başlayalım;

    Sivrisineklerin sadece dişilerinin kan emdiğini ve bunu beslenmek için yapmadığını, yumurtaları için gerekli olan proteinlerin, aminoasitlerin ve amonyağın karışımının kanda olduğunu bilmesi ve bununla cezbedilen sivrisineğin insan damarına hassas bir cerrah edasıyla girişi ve kan emişini, karbondioksit ve oktenolü (sinek çekici kimyevi bir madde) daha çok salan, vücudu daha sıcak, nemi yüksek hayvan ve insanları kan tercihine göre seçtiğini, böylelikle damarı bulduğunu ve üremesi için bu çetin süreci çalıştırdığını bilmem kaçımız biliyordur.

    ***

    Daha bitmedi; örneğin kanda bulunabilecek sıtma ve sarıhumma gibi parazitleri önemsemeden kabul edip yayabilen, HIV ve benzeri virüsleri ise asla emmemesi ve yaymaması bizim için bir nimet olduğunu, yine; kan emme esnasında açtıkları kesiğin içine salgıladıkları enzim sayesinde kanın pıhtılaşmasını önlemeleri nasıl ki bir tesadüf eseri olmadığı gibi, iki küme halinde ama yüzlerce gözü, altı bıçağı olan kan emici hortumu, her iki yönde üçer kanadı, kızılötesini gören bir algı sistemi, lokal anestezinin yanında kan analizi yapan ve her kanı tercih etmeyen ve de insanın bağışıklık sistemini güçlendiren özelliklere sahip bir yaratıkla karşı karşıya olduğumuzu yine kaçımız biliyor acaba?

    ***

    Ayrıca; sıcak ve kokulu vücutların sivrisineği daha çok cezbetmesi bize “temiz olun”, ayrıca aşırı baharatlı yiyecekler, sigara ve alkolün yüzdeki ve boyundaki kızarmalara neden olması ve sivrisineğin daha da kolayca bulabileceği şekilde kızaran bölgelerdeki damarların genişleyip daha çok kanla dolarak sivrisineğe kolaylık sağlaması da bize “sağlığınıza dikkat edin” mesajı olarak da algılanabilir mi acaba?.

    Sadece utanan, sıkılan, koşan, heyecanlanan değil, geceleyin yalnız başına karanlık bir odada yatarken korkan çocuk da istem dışı adrenalin salgılayarak kan damarlarını genişletir ve yine küçük sineğimizin iştahını kabartır ve işini kolaylaştırır.

    Buradan da “GEREKSİZ KORKULARINIZDAN ARININ” mesajı alınamaz mı?

    Ancak aradığımız mucize bu değil.

    Peki, nedir dişi sivrisineğin “üstündeki/yukarısındaki/fevkindeki” o şey? Allah’ın misal getirmekten utanmayacağı, ama birilerinin utanacağı!

    ***

    Kim utanır ve neden?

    Allah böyle bir şeyi gündeme getirmekten utanmadığını söylediğine göre başka birileri demek ki bunu gündeme getirmekten utanabilirler. Kimdir onlar? Elbette yarattığı biz insanlar. Peki, utandığımız nasıl belli olur da “işte bak şu kişi utandı” derler? Belirtisi nedir? Elbette yüzümüz kızarır. Peki, hangi şeylerden utanırız? Neden yüzümüz kızarır ve kızarırsa ne olur?

    ***

    Sivrisineğin tam üzerinde, tepesinde, yukarısında, fevkinde bir faaliyet:

     

    Dişi sivrisinek ve onun kan emiyor oluşu, erkek sivrisineklerde kesme bıçakları ve emme hortumu bulunmaması, dişi sivrisinek ve üst kısımdaki kanatlarının oluşturduğu bir ses sirkülasyonunun erkek sivrisineğe ulaşması, bu misalin cinsellik çağrıştırması ve gerçekten de bilimsel olarak cinsel birleşmeye işaret ediyor oluşu, çiftleşmeden bir süre sonra erkek sivrisineğin ölümü, işte bu noktada esas sürecin, yani dişi sivrisineğin döllenen yumurtaları için kan arama sürecinin başlaması ve; Cinsellik çağrıştıran bu misalin ‘Allah’ tarafından verilmesi esnasında Allah’ın, bu örneğin dışında daha da ince nüanslı, ayrıntılı ve ‘TEPESİNDE/YUKARISINDA, FEVKİNDE’ başkaca örnekler vermekten yüzünün kızarmadığı ve utanmadığını özellikle belirtmesi..”

    ***

    Ve de;

    Hz.Peygamberin(S.A.V) 1400 küsur sene önce mikroskobu, hassas ultrason cihazları, ya da ne bileyim yüksek çözünürlüklü ‘slow motion-ağır çekim’ kameraları mı vardı da bu kadar karmaşık şeyleri tespit edip ayeti ona uygun şekilde yazdı.

    Ve işi gücü bırakıp, elinde bir büyüteçle sivrisineklerin cinsel hayatını mı inceledi?

    Eğer her ayette böyle uğraştıysa tüm kitabın ayetlerine nasıl ömür yettirdi?

    İşte gördüğünüz gibi sivrisineğin fevkinde(üstünde/üzerinde) aradığımız şey, kanatları ve o kanatların çırpılmasıyla oluşan ve cinsel çağrışım yapan ses titreşimleriymiş meğer.

    ***

    Ve Kuran’ı orijin diliyle ezber okuyup, büyük ölçüde anlamını da çözümlemiş gözüken bir Başbakanın, bu ayetten haberdar olmaması düşünülemezdi

    Ancak Başbakanın bilmesinden emin olduğum bir diğer şey daha var; İslam’ın ilk dönemlerinde, 8. İle 12.yüzyıl arasında, teologlar, bilginler, âlimler, okur-yazarlar memleketlerini ve ana kavimlerini terk edip, aynı dili-Kuran’ın dilini- konuştukları, Pers, Hint ve Arap kültürlerinin mirasını bir araya getirdikleri, İslam, Hıristiyanlık ve Yahudilik arasında bir yakınlaşma başlatmaya kadar vardıkları Cordoba’ya ve Bağdat’a, Fez’e, ya da Kahire’ye yöneldiklerini; bir yanda Uzakdoğu, Hint Okyanusu ile diğer yanda Orta Afrika ve Akdeniz arasındaki transit tekellere, dönemin büyük yollarını izleyen ticari mübadelelere de bağlı olmakla birlikte, dünyanın ana damarlarına sahip kıt’aları fethetmelerindeki esas şey; aynı zamanda, “İslami mesajın demokratik, eşitlikçi ve kozmopolit eğilimleri” olduğu gerçeğinin de bilincine sahip olmasıdır.

    ***

    Bunun yanında; Bu günkü dünya krizinin asıl nedeninin, iki uygarlığın-ki hiçbirisi bizim uygarlığımız değil- günümüzdeki en olumsuz yanlarını karşı karşıya getirmenin bir ürünü olduğunu, naiflik ve politik gericilik içindeki savunmasız ve kendileri adına uygulanan iktisadi ve araçsal rasyonaliteye teslim olmuş batının karşısına; kültürel altın çağından çok uzakta, kendini toplulukculuk içinde, hatta günümüzdeki siklonun- alçak basınçlı politik stratejilerin oluşturduğu şiddetli “modernite” fırtınaların- gerçek mali ve ideolojik kalbi olan Suudi monarşisinin feodal ve karanlıkçı imgesi içinde donup kalmış, batılı modellerin içinde ve baskısı altında kalan, kendi özgün yollarını yaratmakta güçsüz, yeteneksiz bir İslam’ın çıkarıldığını çok iyi bilmektedir.

    ***

    İbni Sina’nın ve İbni Rüşd’ün eleştirel dehasını genç Müslümanlara anlatacak kitap nerede?

    Sonrasında evrensel ve kalıcı bir öğreti haline gelen Arap matematiğinin zaferinin sahibi El-Harezmî’nin; Tıp, botanik, felsefe, gökbilim, mantık ve musiki alanında eserler yapmış büyük İslam âlimi hekim ve felsefe üstadı olan Farabi’nin kuramlarını anlatacak kitaplar nerede?

    İbni Haldun’un bir benzeri daha olmayan eşsiz tarih felsefesini anlatacak kitap nerede?

    Bir Hafız’ın ya da Ömer Hayyam’ın serbest aşk şiirini anlatacak kitap nerede?

    Bu kitaplar ki onları her okuduklarında, kendilerine düşünme ve seçme özgürlüğünün gereğinin “ruhların açılımı” denilebilecek, başka kültürlerle alışveriş olduğunu söyleyecektir.

    ***

    Kendi kültürüyle kişisel, bireysel özdeşlik kurmak yerine, aidiyetini “modernite’yle” eşleştirme mücadelesinde inatlaşmış genç Müslümanların bu paradoksunu, uygun sözcüklerle kim onlara anlatacaktır?

    Dünyanın her ülkesindeki Müslüman entelektüel elitleri katledenler-liste uzundur- kendileri için esas tehlikenin, bir ölü karşılığında on canlıda intikam ateşi yakan Amerikan ateş gücünden çok burada yattığını gayet iyi bilen kim onlara söyleyecektir?

    Recep Tayyip Erdoğan’ın dışında.

    ***

    Yaşamını, ister yerli olsun ister yabancı, kan emici oligarklara karşı mücadeleye adamış, and içmiş ve kendi deyimiyle “kefeni” giymiş bir başbakana, hiçbir alternatif politik üretim getiremediği halde, seçilmişliğin “kusursuz sorumluluğunu” taşımasına rağmen, kendilerini seçen halkına ihanet edercesine, kimlerin ya da hangi güçlerin dümen suyuna kapıldığının da farkına varamayan, sırf kendini devirme amaçlı politik ahlak dışı karalama, lekeleme, hatta “mahremine” dokunmak suretiyle ve bundan dolayı yüzleri kızarmıyor ve de utanma duygusu yaşamıyorlarsa, bunun nedenini;

    Bu insanların yaşam felsefelerinin saklı bulunduğu karanlık dehlizlerin ‘ÜSTÜNDE/ÜZERİNDE/FEVKİNDE’ aranmalıdır.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim