• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917

    Bak şu karıncanın yaptığına!

    25.07.2012 18:35
    Hasan Suiçmez / yazar

    Hasan Suiçmez / yazar

    Bilinen ancak önemi unutulan bir hikâye ile başlayalım yazımıza

     Nemrut Hz İbrahim’i ölüme mahkûm etmiştir. Genişçe bir meydana yığılan tonlarca odunun üzerine vahşi çığlıklar ve meraklı bakışlar arasında Hz. İbrahim getirilip yerleştirilir. Bu ölüm töreni için meydanda, cehaletin ve kendini beğenmişliğin bütün eksiklikleri tamamlanmış olarak herkes başlangıcı merakla beklemeye

    koyulmuştu. Nemrut’un kendisini çok beğenmişliğin verdiği eda ile sanki her şeye kendisi hâkimdir, her şeyi kendisi halledebilir, her şeye gücü yetermiş gibi son defa anlamsız çığlıkların avaz avaz göğe yükselişleri arasında emrini verir.

    Yakın, ateşi tutuşturun, yok edin !!! Biraz sonra Nemrut’un tacının, tahtının, gücünün “ Ey ateş İbrahim’e

    karşı serin ve esenlik ol ilahi emri ile yerle bir olacağı alana doğru hızla adımlarla koşmakta olan bir karıncanın telaşı görülmeye değerdi. Hedefe

    oldukça yaklaşmış olan karıncayı yangının dehşetinden kaçmaya çalışan arkadaşları görür ve ona seslenirler.”Görmüyor musun bu büyük yangını, Nemrut Hz. İbrahim’i yakıyor, nereye gidiyorsun, sen de yanacaksın” diye ikaz ederler.

    Karınca bir an durur ve cevap verir. “Görüyorum ve bende o yangını söndürmek için su getiriyorum” der. Yangından uzaklaşan karıncaların merakı daha da artar ve birazda alaycı bir tavırla son kez seslenirler: Bu kadarcık su ile bu yangını nasıl söndüreceksin?

    Yangının büyüklüğüne bakıp dehşete düşmeyen karınca son cevabını verir. “Bu su ile bu yangını söndüremeyeceğimi bende biliyorum. Ancak bu olay karşısında hiç olmazsa tarafım belli olsun diye bu gayreti gösteriyorum” der.

    Dünyanın sonunun gelmesine yine insanların yaptığı hataların sebep olacağının çokça konuşulduğu bir dönemdeyiz. Kyota sözleşmesi ile dünyayı

    yönetenler bunun farkına varmış olduklarını ortaya koyarak; atmosfere salınan Sera gazlarının sınırlanması anlaşmasını imzalamışlardır. İnsan yaşamının

    doğal hareketlilikleri neticesinde meydana gelen ve “Sera gazları” olarak nitelenen “karbondioksit, di azot monoksit, metan, su buharı, Kloroflorokarbon” gibi gazların miktarlarının artmasıyla yeryüzüne yakın

    atmosfer tabakaları ve katı yeryüzü sıcaklığının suni olarak artması “Küresel Isınma” olarak adlandırılmaktadır. İklim sistemimizde vazgeçilmez bir öneme

    sahip olan sera gazları güneş ve yer radyasyonunu tutarak atmosferin normalin üzerinde ısınmasına sebep olmaktadır. Bu durum gelecek yakın yıllarda dünya için felaket senaryolarının yazılmasına şimdiden kaynaklık oluşturmaktadır.

    Bu gerçekten yola çıkan bir avuç idealist insan ülkemizde kimsenin

    umurunda olmayan bu tehlikeli gerçekleri milyonlara anlatmak, yaklaşan tehlikeyi “karınca-kararınca” geciktirebilmek, en azından karınca örneğinde olduğu gibi niyetinin ve çabalarının bu amaca hizmet olduğunun anlaşılması için

    KÜREM-DER” oluşumunu gerçekleştirdik.Alışılagelmiş iklim yaşantılarının değişmesi insanların meraklı bakışları arasında tehlike çanlarının kapımızda çalınması olarak algılanmak yerine,

    baharda kar yağar mı? Neden bu kış hiç yağmur yağmadı? Kışın ayva çiçek açar mı? Eskiden buralarda hiç toprak kayması olmazdı! gibi anlamsız sözlerle

    geçiştirilmektedir. Hâlbuki bu insanlar bilmeli ve öğrenmeli ki; evet eskiden bunların hiçbiri olmazdı. Kışın ayva çiçek açmaz, yazın kar yağmazdı. Bu bir özlem değil, büyük bir felaketin ayak sesleridir. İnsanlara bunu anlatmak için belki de dünyada ilk olan böyle bir derneğin kuruluşunda emeği geçenlere ve geçecek olanlara elbette ki teşekkür borcumuz vardır. Kamuoyunun

    aydınlatılmaya ihtiyacı vardır. Bunu en güzel şekilde ve bilimsel olarak ortaya koyan KÜREM- DER yetkililerini hep birlikte alkışlamalıyız

    Dünyanın sanayileşmiş devletlerinin imzaladıkları Kyoto protokolüne rağmen doymak bilmez ve bitmez tükenmez kazanma arzuları yer küremizi ve atmosferimizi yorgun düşürmüştür. Bu anlaşmayı imzalamalarına rağmen daha çok kazanmak için daha çok tahrip etme alışkanlıklarından bu ülkeler

    vazgeçmedikçe sonumuzun ne olabileceğini hepimiz tahmin edebilmekteyiz. Kutuplardaki buzul kütlelerinin erimesi, deniz sularının kabarması, bazı bölgelerde yağışların azalmasına rağmen bazı bölgelerde yağışların inanılmaz artması, mübarek Ramazan günü sıcaktan kaçacak yer aramamız, ne bir kader ve ne de bir tesadüf değildir.

    KÜREM-DER’İN kuruluşunu ve çalışmalarını büyük bir kazanım sayarak bütün yerküre insanlığı olarak ya kendi ellerimizle sonumuzu hızlandırarak getireceğiz, ya da hayatı ve tabiatı kendi doğal yaşantısına döndüreceğiz.

    Unutmayalım, yarın çok geç olabilir.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim