• BIST 97.610
  • Altın 145,173
  • Dolar 3,5733
  • Euro 4,0106

    Ayda bir buçuk milyonluk yani bir buçuk trilyonluk saat satışı!

    08.01.2013 19:33
    Hasan Suiçmez / yazar

    Hasan Suiçmez / yazar

     

    Vay be dile kolay Trabzon da bir ayda satılan saat yaklaşık olarak 1,5 trilyon.

     Neye yarar, ne kadar önemli demiyorum, çünkü belki hemen taşlanırız;

    Üretime katkısı var mı? Kaç kişinin istihdamını sağlıyoruz bu satışla,

    Daha doğrusu satılan bu saatlerden elde edilen trilyonların ne kadarı esnafımızın elinde kalıyor, ne kadarı saat üreten başta İsviçre olmak üzere diğer ülkelere gidiyor?

    Sonuç ürkütücü, çünkü çok az bir miktarı esnafımızın elinde kalıyor.

    Bununla da yetinilmiyor, yedek parça takviyesi de milyarlarca harcama gerektiriyor. Saat hassas bir malzeme ve onu yapan bu hassasiyeti gözeterek yedek parça ve servis standartlarını da oluşturuyor. İnanılmaz bir savurganlık. Bu gün beş liralık saat de zamanı tam ve doğru olarak gösteriyor, on bin dolarlık saatte zamanı doğru olarak gösterebiliyor. O zaman nedir bu aşırı savurganlık!

    Nedeni şudur elbette ki, tüketim toplumu olmamız yönünde yoğun baskı ve propagandalar altındayız. Üretim olmadan tüketim toplumu haline gelmek olsa olsa bizi 1839 ticaret anlaşmasının uşaklığına indirger.

    Sen üretmeyeceksin, ben sana satacağım anlayışı nasıl koskoca Osmanlı yı yerle bir etti ise, şimdi de insanlarımızın kollarındaki 5 bin dolarlık, on bin dolarlık saatler bunun sinyalini veriyor. Sınırlı geliri ve sanayi tesisleri olan, işgücü fazlası diğer illerden geri kalmayan, fındık çay ve birazda mısırdan ibaret tarımsal etkinlikleri ile tanınan ilimiz Trabzon da aylık saat satışı yaklaşık olarak 1,5 milyon yani eski para ile 1,5 trilyon civarındadır.

    Yanlış okumadınız, İnanmayanlar Kuyumcular ve saatçılar odası başkanlığından sorabilirler! Burada yanlış anlaşılmasın, bizim amacımız esnafımızın ticareti değildir. Zaten bu satıştan çok az bir miktar esnafımızın cebinde kalıyor, esas parayı aracı ve üretici firmalar götürüyor.

    Üzerinde durulması gereken olay şudur, gençlerimizi üretime yönlendirmeden, onların lükse ve bedavaya karşı olan ilgilerini tahrik ederek aile hayatlarını zorlamaktayız. Bu saatleri alanların veya almak isteyenlerin çoğu belki de dar gelirli ailelerin çocuklarıdır. İş sadece saatle de kalmıyor. Biz sıradan bir örnek verdik.

    Amacımız tüketim, lüks ve israfa dikkat çekmektir. Farklı olmak isteği ve fark edilmek beklentisi geri kalmış toplumların aşması gereken en önemli engeldir. Ancak bu toplumları kendi üretimleri için pazar olarak gören üretici devletler ve onların doymak bilmeyen şirketlerinin amansız reklamlarına karşı gençliğimizi ve insanımızı koruyacak çalışmaları yapamıyoruz. Parası olan alır diyerek işi öteleyemeyiz. O zaman herkesin parasının olmasını sağlamalıyız, çünkü herkes her şeyi almak istiyor. Bu durum klasik kapitalist ve tüketimekonomisine dayalı bir sömürü sisteminin ülkemizde de acımasızca uygulandığının göstergesidir.

    Sadece saat konusunda mı bu israf, elbette ki hayır; Trabzon’da ticaret yapan büyük AVM’lerin aylık satışlarına ve sattıkları mal çeşitlerine bakılırsa durumun daha da vahim olduğu, anlamsız bir marka hastalığının toplumu sarıp sarmaladığını, çoğu asgari ücretle geçinen ailelerin çocuklarının asla ailelerinin gelirlerine göre yaşamak istemediklerini, büyük bir özenti içerisinde dar gelirli aileleri için ayrı bir sıkıntı oluşturduklarını cümle âlemimiz bilmekteyiz.

    Ne yapmalıyız,  nasıl yapmalıyız diye soruluyorsa cevabı şudur:

    Önce devletimiz bu işe el atmalıdır, serbest piyasa ekonomisi elbette ki kendi kurallarını kendi oluşturur. Ancak bizde toplumumuza “yorganına göre ayağını uzatmasını” öğretip anlatmalıyız veya yorganını da uzatabilmesini öğretip ona bu konuda da yardımcı olmalıyız?

    Haksızmıyım?

     

                   

     

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Aklıselim
    11 Ocak 2013 Cuma 15:26
    Ah şu gözlerini doyurmak isteyen bankalar !!!
    Banka paranı alır senin paranla başkasına kredi verip ondan faiz alır, yani oturduğu yerden para kazanır. Tamam banka bir ihtiyaç ama elde ettikleri oturduğu yerden kazanma karından birazda müşterilerine pay ayırmalıdır. En azından şu basit ücretleri istemeyin be, göz doymaz unutmayın. Sanal karta bile ücret istiyorlar utanmadan, zaten ben senin kartınla alışveriş yapıyorum neyine yetmiyor. Bankalar rantiyeci sistemden olması gereken destekleyici bankacılık sistemine dönmelidir vesselam...
    81.214.70.138
    Aklıselim
    11 Ocak 2013 Cuma 15:22
    Çok doğru
    Toplumumuzda ayağını yorganına göre uzatmayan bir çok insan tanıyorum ve sonuç malum kredi kartlarına yüklenerek üzerine birde faiz ödemek zorunda kalan insanlar. Tabi insanlarda belki imkansızlıktan kendilerine engel olamayıp bu yola giriyorlar. İhtiyaç çok ama faizle para istemekte çok kolay zamanımızda. Bankalarımız sağolsun çok güzel hizmet yapıyorlar !!! Hesaplarına yatırdığımız paramız yetmiyormuş gibi birde yok işletim ücreti, yok kart ücreti, yok ekstre ücreti, ayıptır ayıp...
    81.214.70.138
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim