• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515

    ARİFLERİN FENDİ, ÂLİMLERİ YENDİ!

    21.04.2014 11:21
    Hasan Suiçmez / yazar

    Hasan Suiçmez / yazar

    Osmanlı’nın son üç yüz yılı ile Cumhuriyetin arkada bıraktığımız 91 yılı Türk milleti açısından ilginç analizlerin yapılabileceği uzunca bir tarih sürecidir. Yönetmeye çalıştıkları insanların kendi milletinden olanlarına sürü gözü ile bakanlar ile, kendisine sürü gözü ile bakanları sürünün bile gerisinde görenlerin ilginç bir mücadelesidir bu tarihi dönem!

    Âlimler; 1450 yılında dünyanın kullanmaya başladığı matbaaya sırf işsizlik artmasın diye 1727 de kullanma izni verdi, arifler ise; anlayış, kavrayış ve sezgilerini matbaa olarak kullanıp gönülleri fethettiler,

    Âlimler; kibirlerinden Batılıları insan yerine koymazken; arifler; “Ne olursan ol, yine gel” diyerek önemli olanın insan olmak olduğunu haykırıp yürüdüler,

    Âlimler; İstanbul’u Şam’a, Şam’ı Mekke’ye, Mekke’yi Medine’ye bağlayan tren yolu için 2. Abdülhamit’in üstelik kendi kesesinden yaptığı harcamayı gerekli görmezken, arifler; gönül yollarının demir yolları ile birleştirilmesinin Türk milletinin bu milletin esas misyonu olduğunu biliyorlardı,

    Âlimler, yedi iklim üç kıta derken, arifler; taş yerinde ağırdır diyerek Anadolu’nun manevi duvarlarını örmenin telaşı içerisinde çalışıyorlardı.

    Âlimler; imparatorluk, ümmet birliği, hoşgörü derken; arifler çoktan gönüllerinden kovulduğumuz mutlu azınlıklarla imparatorluğun yürüyemeyeceğini görerek, milli devletin tohumlarını Çanakkale de, Sakarya da, Dumlupınar da,  karasabanla değil, Mehmetçiği toprağa ekerek atmış oluyorlardı.

    Âlimler işgal altındaki İstanbul’dan Anadolu hareketini başlatanları hain ilan etme yarışını sürdürürken, arifler; “Vatan sevgisi imandandır” diyenler için avuçlarını semaya açıyorlardı.

    Âlimler, içi boşaltılmış Türkçülüğü ideoloji olarak pazarlarken, arifler; İslamiyet’le Türklüğün kemikle et gibi ayrılmaz bir bütün olduğunu biliyorlardı.

    Âlimler, tek parti yönetiminin vazgeçilmez olduğunu söyleyip uygularken, arifler; dünya’nın güzelliğinin farklı renklerin toplamı olduğunu görüyorlardı.

    Âlimler darağaçlarında günün ortasında insanların hayatlarının sonlandırılmasının haklı gerekçeleri olduğunu söyleyip savunurken, arifler, bir kişinin hayatına suçsuz olarak kastetmenin cinayet olduğunu söylüyorlardı.

    Âlimler, askere alınan evlatlarımızın gerektiğinde; vatan, din, namus için şehit olabileceğini söyleyip, şehadetleri ardından kışlalara gelen başı bağlı anaları törenlere almayarak, düşmanınkinden daha acı bir kurşunu ana yüreğine sıkarken; arifler; Her gecenin bir sabahı vardır diyerek sabır tespihleriyle binlerce tur atıp ümitlerini kaybetmiyorlardı.

    Âlimler “sokaklar yürümekle aşınmaz” derken, arifler; Ne ekersen onu biçersin diyordu.

    Âlimler adalet adına zulüm yapanları överken, arifler; “mülkün temeli” adalettir, diyordu.

    Âlimler, sadece karşı durarak ilmi temsil ettiklerini sanırken, arifler; “ilim kendin bilmektir” diyerek, insanın kendisini bilmesinin çok önemli olduğunu söylüyorlardı.

    Âlimlerin düşüncelerinde bu gün de bir değişiklik olmazken, arifler;” iman tazeleyip yollarına devam ediyorlar.

    Ne diyelim Ariflerin fendi, Âlimleri yendi; darısı âlimlerin başına!

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Hüseyin sayar
    28 Nisan 2014 Pazartesi 08:21
    08:21
    Hocam eline diline sağlık
    78.163.107.136
    hayati
    21 Nisan 2014 Pazartesi 13:19
    13:19
    bu yazı yazıldı mı yoksa 'yazdırıldı mı'?
    212.174.162.12
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim