• BIST 97.291
  • Altın 144,193
  • Dolar 3,5593
  • Euro 3,9955

    Alın teknolojinizi, verin tahta tekerlekli arabalarımızı!

    06.07.2012 19:16
    Hasan Suiçmez / yazar

    Hasan Suiçmez / yazar

    Teknoloji insanlık kimliğimizi çaldı, götürdü. O güzelim duygular, hasretler, sevgiler, heyecanlar bitti. Espri dediğimiz akıl oyunlarını, fıkra diye anlattığımız felsefi yorumları silip süpürdü. En son tutunduğumuz “gelenek ve göreneklerimizi” de yenileri ile değiştiriyorum diye; değişimin karşı konulmaz cazibesini sermaye olarak kullanıp çöp kutusu olarak kullandığı tarihin derinliklerine atıp üstünü de teknoloji denilen yapay topraklarla kalınca örttü. Azgın sel sularının ortasında her nasılsa ayakta kalan kuru bir ağacın her an kopacakmış gibi duran ince bir dalına tutunmuş gibiyiz. Bir taraftan bu ağacın neden bu kadar kuru olduğuna hayıflanıyoruz, diğer taraftan ise hayat bir şerit gibi geçiyor gözlerimizin önünden. Bir gün bir dalına tutunup hayatımızı kurtarabiliriz diye düşünmeden bu ağacın kuruması için elimizden gelen neyi yapmadık ki diye aklımızdan geçirip, korkularımızı suçlarımızla yargılıyoruz. Annemizin küçük yaramazlıklarımızı bizi adaya kapatıp ödüllendirdiği! günleri arıyoruz. Henüz yaşımız tutmadığı için “Ramazanlarda sahurda” bizi kaldırmaları için yatağın içinde gecenin o saatinde attığımız turları düşünüp gülüyoruz. Birde mahalle arkadaşlarımız vardı. Her biri bizim çocukluk dünyamızın destan kahramanlarıydı. Onlarsız bir hayat düşünemezdik. Şimdiler de ise yakınlarımızla bile bir hayat düşünemediğimiz gibi! Çok ciddi gayretler göstererek etraftan topladığımız tahta parçalarından yaptığımız tahta tekerlekli arabalara 3-4 arkadaş binip yamacın yarısından yarımızın yola serpildiği günleri kimler çaldı hafızamızdan?

                    Tıpkı 1970 ve 1980li yılların Amerikalı ünlü komedyeni  “George Carlın” gibi aklımız sonradan başımıza gelecek herhalde. Kaybettiklerimizi kazandıklarımızla geri alamadıktan sonra neye yarar ki bu akıl. Komedyenler aslında zannedilir ki sadece insanları güldürmek için çalışırlar. Ama karısının ölümünden sonra G.Carlın yazdıklarıyla bizi güldürdüğü kadar düşündürmeyi de başarmış bir sanatçıdır. Sanki ruhu çalınmış insanın bugününü 70 li 80 li yıllarda okumuş ve anlamış gibi.

    Daha yüksek binalarımız ama daha kısa sabrımız var; daha geniş otoyollarımız ama daha dar bakış açılarımız var.

    Daha çok harcıyoruz ama daha az şeye sahibiz, daha fazla satın alıyoruz ama daha az hoşnut kalıyoruz.

    Daha büyük evlerimiz ama daha küçük ailelerimiz, daha çok ev gereçleri ama daha az zamanımız var. Daha çok eğitimimiz ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz ama daha az bilgeliğimiz var.

    Daha çok uzmanımız ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız ama daha az sağlığımız var.

    Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz çok savurganca para harcıyoruz, çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz. Çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz, çok az okuyor, çok fazla televizyon izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz.

    Mal varlığımızı çoğalttık ama değerlerimizi azalttık.

    Çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.

    Geçimimizi sağlamayı öğrendik ama yaşam kurmayı öğrenemedik. Yaşamımıza yıllar kattık ama yıllara yaşamımızı katamadık.

    Aya gidip gelmeyi öğrendik ama komşularımızla karşılaşmak için caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var.

    Daha büyük işler yaptık ama daha iyi işler yapamadık.

    Dış dünyayı fethettik ama iç dünyamızı fethedemedik.

    Havayı temizledik ama ruhumuzu kirlettik, atoma hükmettik ama ön yargılarımıza hükmedemedik.

    Daha çok yazıyoruz ama daha az öğreniyoruz.

    Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz.

    Daha fazla bilgiyi depolamak, daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayar yapıyoruz ama gitgide daha az iletişim kuruyoruz.

    Hızlı hazırlanıp yavaş sindirilen yiyeceklerin çöp fabrikasına döndü midemiz. Sağlığımız bizim değilmiş sanki hiç umurumuzda olmuyor.

     Bu sıralamaya daha fazla dayanamıyor ve burada kesiyoruz yeni bir başlangıç için.

    Bütün bu teknoloji sarmalından kurtulup; biz böyle değildik bize ne oldu sorusunu sorarak, yüksek bir tepenin zirvesine çıkarak avazımız çıktığı kadar bağırmalıyız dünyaya;

     Alın teknolojinizi, verin bizim tahta tekerlekli arabalarımızı…

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
    Mehmet ÖZTÜRK
    07 Temmuz 2012 Cumartesi 18:18
    Hep beraber
    Sayın Hocam aramıza hoş geldin
    188.56.18.152
    Hüseyin TÜYSÜZ
    07 Temmuz 2012 Cumartesi 15:59
    değerini bilene
    Ellerinize sağlık, verimli düşünceleriniz daim olsun hocam.
    88.238.159.168
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim