• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515

    AFETLER VE KARADENİZ

    23.09.2013 09:55
    Nehir Varol / Yazar

    Nehir Varol / Yazar

    Bu yazımı, son yaşanan sel olayları nedeniyle ve kendi uzmanlık alanım da olması sebebiyle, afetler konusuna ayırmak istedim.

    Teknik olarak afet, insanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara neden olan, yaşamı kesintiye uğratarak toplumları etkileyen her türlü doğal, teknolojik veya insan kaynaklı olaylar olarak tanımlanır. Ancak unutulmaması gereken afetlerin doğal bir olay olmadığıdır. Deprem, sel, heyelan gibi doğal olayların ve teknolojik olayların afete dönüşmesi alınmayan önlemlerden ve riskin önlenememesinden kaynaklanır.

    Maalesef, Türkiye jeolojik ve topografik özelliklerinden dolayı önemli can ve mal kayıplarına neden olan afetlerle karşı karşıya kalan ülkelerin başında gelmektedir.   Ülkemizde, yaşanan afetler etkileri bakımından düşünüldüğünde, 1. sırayı deprem alırken, oluş sıklığı göz önünde bulundurulduğunda 1. sırayı sel ve heyelan almaktadır.

    Karadeniz Bölgesinin karşılaştığı afetler genellikle meteorolojik kökenli afetler yani sel ve yağışların tetiklediği heyelan olarak ortaya çıkmaktadır. Doğu Karadeniz’de sel ve heyelan sonucu birçok vatandaşımız hayatlarını kaybetmiştir. Türkiye’de gerçekleşen sel ve heyelanlardan etkilenen yerleşim birimlerinin dağılımına bakıldığında; bunların yaklaşık üçte birinin (1/3’ü) Karadeniz Bölgesinde olduğu görülmektedir. Karadeniz’in iklim özellikleri, coğrafik, topoğrafik yapısı yanında çarpık yapılaşma ve orman örtüsünün zaman zaman tahrip edilmesi bu süreci tetiklemektedir.

    Özellikle aşırı sağanak yağışlar, dere yataklarına yapılmış yerleşimleri etkilemekte, binalar yıkılmakta, alt yapılar, kara yolları hasar görmekte, tarım ve orman alanları kullanılmaz hale gelmektedir.

    Peki durum bu kadar ciddi boyutlarda olduğuna göre ne yapmak gerekmektedir? Riski yönetmeli, afet zararlarını  azaltma projelerine ve faaliyetlerine ağırlık verilmelidir.

    Bilindiği üzere 1999 yılında son yüzyılın en yıkıcı olayları olarak kabul edilen iki büyük deprem yaşadık. 17 Ağustos 1999 ve 12 Kasım 1999 depremlerinde; 18.000’den fazla insanımızı kaybettik. Ekonomik kaybımız ise yaklaşık 15 milyar dolar olmuştur. Bu iki deprem, Türkiye Afet Yönetim Sistemi ve iyileştirme kapasitesinin yeniden gözden geçirilmesi için bir fırsat olmuştur.  Afet Yönetiminde Afet anında yardım ve barınma hizmetlerine odaklanmış, 2000’li yıllara kadar afet yönetimini müdahale olarak algılayan ülkemiz, Risk Yönetimine geçmekte gerçekten geç kalmıştır.

    2009 yılında, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kuruldu. Başkanlık, afetlerle ilgili çalışmaların koordinasyonundan sorumlu, daha çok acil yardım, müdahale ve yeniden yapılanma konularına ağırlık vermekte. Zarar azaltma ve önleme çalışmaları ise genellikle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı gibi Bakanlıklar, STK’lar ve üniversiteler eliyle yürütülmektedir.

    1999 depremlerinden sonra bazı dersler çıkarıldı, geç de olsa risk yönetimine geçiş süreci başladı. Şimdi görüyorum ki; üniversitelerimizde Afet Yönetimi Bölümleri açılmaya başladı. Tabzon’da bulunan Avrasya Üniversitesitesi de Afet Yönetimi programı açan üniversitelerden bir tanesi. Genellikle bu bölümler, Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokullarının ve Fakültelerinin bünyesinde yeralıyor ya da sağlık ve acil durum bazlı ders programlarına sahip. Ancak, geçtiğimiz yıl, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Erkan İbiş ve ekibi, Ankara’ya çok disiplinli bir yaklaşımla eğitim verecek olan, Acil Durum ve Afet Yönetimi Bölümünü kazandırdı. Erkan hocanın bu konuya çok önem verdiğini şahsen biliyorum. Bu gelişmeler gerçekten sevindirici.

    Tabii ki; benim hayalim, ülkemin, FEMA (Federal Emergency Management Agency) örneğinde olduğu gibi, afetler konusunda risk yönetimi yaparak zarar azaltma projeleri geliştiren ve yaptıran bir enstitü yapısında çalışan bir kamu kurumuna da kavuşmasıdır. Farklı afet türlerinde uzmanlaşmış, akademisyenler ve uzmanlar bu kurumda yer almalılardır.

    Afet zararlarının azaltılması ve yerleşimlerin afetlere karşı güvenlikli hale getirilmesi, kararlı bir şekilde sürdürülen, geniş kapsamlı ve toplum tarafından benimsenmiş, bir korunma ve mücadele kültürü ile gerçekleştirilebilecektir. Bu hedef için Bakanlıklar, Yerel Yönetimler, Üniversiteler, meslek odaları ve yurttaşlar olarak üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmek zorundayız.

    Afetlerde risk yönetimini benimsemiş ve teknik detaylara haiz farkındalık seviyesi yüksek yönetici ve uzmanlar yarınlarımıza yön vereceklerdir. Bilinçli yönetici, bilinçli halk ile doğa olaylarını afete dönüşmeden atlatma ya da en azından afet zararlarını azaltma imkanına kavuşacağız. Önleme kültürünün 7’den 70’e benimsendiği, afetsiz bir gelecek dileği ile..

    Güzel bir Söz:

    Akıllı adamlar, kendi hatalarını ve başkalarının hatalarını tekrarlamazlar – Konfüçyüs

    Bir dörtlük:

    ….amatör balıkçının leğeninde iki istavritiz seninle

    ölüme beş kala ölümle canlı telefon bağlantısı kuran!

    dibi senin aşkında gizlenen kırılgan bir aysberg bu tufan….. K.İskender

    Öneri :

    CD : AYSELİM

    Kitap : Küçük İskender – Ali

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim