• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490

    ADİL YÖNETİMİN VERECEĞİ GÜVEN

    22.05.2014 14:09
    Kenan Kuru / köşe yazarı

    Kenan Kuru / köşe yazarı

    Yolsuzlukla ve görevi kötüye kullanmada yapılan mücadelenin tarihsel durumu kanaatimce insanlık tarihi kadar eskidir.

    2300 yıl önce Brehman Devlet Başkanı; yolsuzluğu kırk yolunu saydığını, eski Çin’de önlem için yang-lien adında kamu çalışanlarının maaşlarına ek bir ödeme yapıldığı bilinmektedir.

    ABD’nin siyasi kültürü Avrupa’ya ve Asya’ya göre baskı gruplarının çalışmalarına önem verdiği bilinmektedir.

    İnsanlık tarihine buradan bakıldığında ise ekonomik gelişmişliklerinin olağanlığı ifade edilse de kamu vicdanında fazlaca kabul görmemektedir.

    Yasama ve yürütme sorumluluğu olanın bu noktalara dikkat etmesi kamu vicdanına olan güveni temin edecektir. Yönetim sorumluluğu olanlar, sorumlu bulunduğu noktadaki davranışlarını tabanla birleştirmek zorundadır. Soma’da maden faciasında yaralı olan işçinin “Çizmelerimi çıkarayım da sedye kirlenmesin” ifadesi sanırım bu beklentiyi hak etmektedir.

    Hz. Ömer’in nasıl bir yönetim anlayışını benimsemekte olduğuna tarihi hakikatler ışığında kısaca bakmakta fayda mülahaza ediyorum.

    “Nehrin kenarında kuzunun idarisini kendinde gören sorumluluğu, çocuğunu içi boş tencereyle mutlu etmeye çalışan ana yüreğine bakışını, hazineden aldığı maaşın kendi aile yaşantısında halkıyla farklı mesafenin olması sonucu bu mesafenin kapatılması için maaşını kesilmesi için hazineye talimat vererek düşürülmesini istediği gibi sorumluluk anlayışı hafızalarda yer tutmaktadır.

    Ülkemizde asgari hayat düzeyinin altında maaş alan ve ülkenin beyin gücünü temsil eden kamu çalışanlarını, işçileri, açlık sınırı altında maaş alanları, sabah dükkânının kepengini açıp kapatıncaya kadar siftah yapamayan esnafı, emekliyi, işsizi, yetimi v.b. sizin sadece bir eşyanızın değeriyle anlamınız mümkün olabilir mi?

    Anayasanın 83. Maddesiyle bu iddialara cevap olarak yapılan değerlendirmede ; “…….…… seçimden önce veya sonra bir suç işlendiği öne sürülen bir millet vekili meclis kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklamaz ve yargılanamaz……….. ancak bu halde yetkili makam durumu hemen doğrudan doğruya TBMM’ne bildirmek zorundadır.” Yer alan yasama dokunulmazlığı olması kamu vicdanında iddia edilen konuların adil ve eşit değerlendirilmesi anlayışını ortadan kaldırabilir mi veya adil ve eşit yargılanmaya engel olmamalıdır.

    Bütün bunlarla mücadele etmenin ve ekonomik istikrarı sağlamada mücadele metodunun günümüzdeki mevcut yasalarla nelerin sağlanıp sağlanamadığına bakılarak yeterli görülmemesi değerlendirilme konusu olmalıdır. Uygulamaların yeterli görülmemesi mümkündür, ancak kamu vicdanında ne derece yer bulmaktadır. Demokrasinin kurum ve kuralları istikrar ortaya koyan en önemli özellik olmasının yanında bürokrasinin denetiminin önemi de ortadadır. Bürokrasiyi işletecek olanların bunlarla mücadele yapabilme adına eksik yönlerini ortadan kaldırabilecek ve denetleyecek yöntemleri değerlendirmeleri gerekmektedir. Yoksa en gerçekçi kararlarla önlem alınsa da yaptırımsız kalma ihtimali mücadeleyi etkileyecektir.

    Çünkü ciddi toplumsal deformasyonlara yol açtığından, tarihin her bir döneminde ve dünya coğrafyasının her alanında mücadele yapılmakta dolayısıyla toplumsal çöküntülere yol açan konuların daraltılmasının yapılmasıyla oraya konacak doğru mücadele tespitiyle devleti tahribe yönelen yanlışlara fırsat verilmemesi önemlidir.

    Yapılan yorumlardan Medya Trabzon sorumlu tutulamaz.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Medya Trabzon | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 321 10 75 | Faks : 0462 321 10 74 | Haber Yazılımı: CM Bilişim